contemporary ne demek?
contemporary, Türkçede çağdaş, günümüze ait demek. Ayrıca (geçmişte) aynı dönemde yaşamış, döneme ait anlamına gelir.
Kelimelerini kaydetmek için hesabın olsun.
Eklediğin kelimeler vodid'de aralıklı tekrarla geri gelir.
Anlamları
Sıfat
çağdaş, günümüze ait
belonging to the present time; modern
In contemporary practice, prints are often signed in pencil and numbered by the artist.
Günümüz uygulamasında baskılar çoğu zaman sanatçı tarafından kurşun kalemle imzalanır ve numaralanır.
The gallery mixes classical paintings with works of contemporary art.
Galeri klasik resimleri çağdaş sanat eserleriyle bir arada sergiliyor.
She enjoys contemporary dance more than ballet.
Çağdaş dansı baleden daha çok seviyor.
Kalıplar
- contemporary art
- contemporary society
- contemporary literature
- contemporary music
- contemporary debates
- contemporary issues
Eş anlamlıları: modern, current, present-day
Zıt anlamlıları: historical, classical
Sıfat
(geçmişte) aynı dönemde yaşamış, döneme ait
existing or happening at the same time as something else in the past
Contemporary accounts describe the market as crowded and noisy.
Döneme ait anlatımlar pazarı kalabalık ve gürültülü olarak betimler.
Historians compared the diary with contemporary newspapers.
Tarihçiler günlüğü aynı dönemin gazeteleriyle karşılaştırdı.
Kalıplar
- contemporary accounts
- contemporary sources
- contemporary with something
İsim
çağdaş, aynı dönemde yaşamış kişi
a person who lived at the same time as another person
The poet was admired by many of his contemporaries.
Şair, çağdaşlarının çoğu tarafından takdir edilirdi.
Her contemporaries saw her methods as unusual.
Çağdaşları onun yöntemlerini alışılmadık bulurdu.
Kalıplar
- his/her contemporaryies
Kendini dene
Boşluğa hangisi gelir?
In practice, prints are often signed in pencil and numbered by the artist.
Günümüz uygulamasında baskılar çoğu zaman sanatçı tarafından kurşun kalemle imzalanır ve numaralanır.