dull ne demek?
dull, Türkçede sıkıcı, tekdüze demek. Ayrıca donuk, mat; kör (bıçak); hafif ama süren (ağrı) anlamına gelir.
Kelimelerini kaydetmek için hesabın olsun.
Eklediğin kelimeler vodid'de aralıklı tekrarla geri gelir.
Anlamları
Sıfat
sıkıcı, tekdüze
not interesting or exciting
The film was so dull that I fell asleep.
Film o kadar sıkıcıydı ki uyuyakaldım.
Life in a small town can feel dull in winter.
Küçük bir kasabada hayat kışın tekdüze gelebilir.
He gave a long and dull speech about rules.
Kurallar hakkında uzun ve sıkıcı bir konuşma yaptı.
Kalıplar
- a dull day
- a dull job
- dull and boring
- a dull moment
- never a dull moment
Eş anlamlıları: boring, tedious
Zıt anlamlıları: exciting, interesting
Sıfat
donuk, mat; kör (bıçak); hafif ama süren (ağrı)
not bright or sharp
The sky was grey and dull all morning.
Gökyüzü bütün sabah gri ve kapalıydı.
I have a dull pain in my back.
Sırtımda hafif ama sürekli bir ağrı var.
Kalıplar
- dull colour
- dull pain
- dull knife
Zıt anlamlıları: bright, sharp
'Dull pain' sızı gibi süren ağrıdır; ani ve keskin ağrıya 'sharp pain' denir.
Kendini dene
Boşluğa hangisi gelir?
The film was so that I fell asleep.
Film o kadar sıkıcıydı ki uyuyakaldım.