Ana içeriğe geç

İngilizce sık kullanılan fiiller

171 fiil. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

  • ask/æsk/

    sormak

  • be/biː/

    olmak (özellik, kimlik veya durum bildirir)

  • begin/bɪˈɡɪn/

    başlamak, başlatmak

  • bring/brɪŋ/

    getirmek, yanında getirmek

  • change/tʃeɪndʒ/

    değişmek; değiştirmek

  • close/kloʊz/

    kapatmak, kapanmak

  • come/kʌm/

    gelmek (konuşmacıya/dinleyene doğru hareket etmek)

  • cook/kʊk/

    aşçı (yemek yapan kişi)

  • do/duː/

    yapmak (bir eylemi gerçekleştirmek)

  • drink/drɪŋk/

    içmek (sıvı)

  • drive/draɪv/

    (araba) sürmek, kullanmak

  • eat/iːt/

    yemek (gıda tüketmek)

  • fall/fɔːl/

    sonbahar (mevsim, ABD)

  • feel/fiːl/

    hissetmek, kendini (iyi/kötü) hissetmek

  • find/faɪnd/

    bulmak

  • finish/ˈfɪnɪʃ/

    bitirmek, bitmek

  • fly/flaɪ/

    uçakla seyahat etmek

  • forget/fərˈɡɛt/

    unutmak

  • get/gɛt/

    almak, edinmek (bir şeyi elde etmek)

  • give/ɡɪv/

    vermek

  • go/goʊ/

    gitmek (bir yerden başka bir yere)

  • have/hæv/

    sahip olmak (mülkiyet, ilişki, özellik)

  • hear/hɪr/

    duymak, işitmek

  • help/hɛlp/

    yardım etmek

  • know/noʊ/

    bilmek (bir bilgiye sahip olmak)

  • learn/lɜːrn/

    öğrenmek (bilgi/beceri kazanmak)

  • leave/liːv/

    ayrılmak, çıkmak (bir yerden)

  • like/laɪk/

    sevmek, hoşlanmak

  • live/lɪv/

    oturmak, yaşamak (bir yerde)

  • look/lʊk/

    bakmak

  • look like/ˈlʊk laɪk/

    (görünüşçe) benzemek

  • make/meɪk/

    yapmak, üretmek, hazırlamak (bir şey ortaya çıkarmak)

  • meet/miːt/

    (ilk kez) tanışmak

  • move/muːv/

    hareket etmek; kımıldamak; yerini değiştirmek

  • need/niːd/

    ihtiyaç duymak, gerekmek

  • open/ˈoʊpən/

    açmak, açılmak

  • put/pʊt/

    koymak, yerleştirmek

  • put on/pʊt ɑːn/

    giymek (giyme eylemi), takmak

  • read/riːd/

    okumak

  • remember/rɪˈmembər/

    hatırlamak

  • ride/raɪd/

    (bisiklet, at, motosiklet) binmek, sürmek

  • say/seɪ/

    bir şey söylemek (sözlü veya yazılı ifade)

  • see/siː/

    görmek (göz ile algılamak)

  • show/ʃoʊ/

    göstermek

  • sit/sɪt/

    oturmak (sandalye, yer vb.)

  • stand/stænd/

    ayakta durmak; ayağa kalkmak

  • start/stɑːrt/

    başlamak, başlatmak

  • stay/steɪ/

    kalmak (bir yerde konaklamak)

  • stop/stɑːp/

    durmak, durdurmak

  • study/ˈstʌdi/

    ders çalışmak, öğrenim görmek

  • take/teɪk/

    almak (eline almak, götürmek)

  • take off/teɪk ɑːf/

    (giysi) çıkarmak

  • tell/tɛl/

    birine bir şey anlatmak / söylemek (kişi + bilgi)

  • think/θɪŋk/

    düşünmek, sanmak (bir görüşte olmak)

  • try/traɪ/

    çalışmak, uğraşmak (bir şeyi yapmaya)

  • use/juːz/

    kullanmak

  • wait/weɪt/

    beklemek

  • want/wɑːnt/

    istemek (bir şey arzu etmek)

  • wear/wɛr/

    giymek (üzerinde olmak), takmak

  • work/wɜːrk/

    çalışmak (iş yapmak)

  • write/raɪt/

    yazmak

  • act/ækt/

    davranmak; harekete geçmek

  • add/æd/

    eklemek, katmak

  • be able to/bi ˈeɪbəl tu/

    -ebilmek, yapabilmek

  • become/bɪˈkʌm/

    olmak, hâline gelmek

  • build/bɪld/

    inşa etmek, yapmak, kurmak

  • burn/bɜːrn/

    yakmak; yanmak (yemek)

  • carry/ˈkæri/

    taşımak, (yanında) taşımak

  • catch/kætʃ/

    yakalamak, tutmak

  • check/tʃɛk/

    kontrol etmek, bakmak

  • choose/tʃuːz/

    seçmek, seçim yapmak

  • complete/kəmˈpliːt/

    tamamlamak, bitirmek

  • continue/kənˈtɪnjuː/

    devam etmek, sürmek

  • count/kaʊnt/

    saymak

  • create/kriˈeɪt/

    yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek

  • cut/kʌt/

    kesmek, doğramak

  • die/daɪ/

    ölmek; (bitki) kurumak

  • enter/ˈɛntər/

    girmek (bir yere)

  • explore/ɪkˈsplɔːr/

    keşfetmek, gezip tanımak

  • fill/fɪl/

    doldurmak, dolmak

  • find out/faɪnd ˈaʊt/

    öğrenmek, ortaya çıkarmak (bir bilgiyi)

  • fix/fɪks/

    tamir etmek, onarmak

  • follow/ˈfɑːloʊ/

    takip etmek, peşinden gitmek

  • guess/ɡes/

    tahmin etmek

  • happen/ˈhæpən/

    olmak, meydana gelmek

  • hide/haɪd/

    saklanmak, gizlenmek

  • hit/hɪt/

    vurmak (topa, hedefe)

  • hold/hoʊld/

    tutmak (elde)

  • keep/kiːp/

    saklamak, tutmak, elinde tutmak

  • knock/nɑːk/

    (kapıyı, pencereyi) çalmak, vurmak

  • lend/lɛnd/

    ödünç vermek, borç vermek

  • let/lɛt/

    izin vermek, bırakmak

  • lie/laɪ/

    uzanmak, yatmak

  • lose/luːz/

    kaybetmek (eşya), yitirmek

  • miss/mɪs/

    kaçırmak (otobüs, fırsat, ders vb.)

  • mix/mɪks/

    karıştırmak, katmak

  • organize/ˈɔːrɡənaɪz/

    düzenlemek, organize etmek (etkinlik)

  • own/oʊn/

    sahip olmak, -in sahibi olmak

  • pick/pɪk/

    seçmek

  • pick up/pɪk ˈʌp/

    telefonu açmak, cevap vermek

  • prepare/prɪˈpɛr/

    hazırlamak, hazırlanmak

  • protect/prəˈtɛkt/

    korumak

  • pull/pʊl/

    çekmek

  • push/pʊʃ/

    itmek; (düğmeye) basmak

  • receive/rɪˈsiːv/

    almak (gönderilen bir şeyi), eline geçmek

  • search/sɜːrtʃ/

    aramak, araştırmak

  • set/sɛt/

    kurmak, ayarlamak (alarm, saat)

  • shake/ʃeɪk/

    sallamak, çalkalamak

  • shut/ʃʌt/

    kapatmak; kapanmak

  • take care of/ˌteɪk ˈker əv/

    bakmak, ilgilenmek

  • throw/θroʊ/

    atmak, fırlatmak

  • touch/tʌtʃ/

    dokunmak, ellemek

  • allow/əˈlaʊ/

    izin vermek

  • appear/əˈpɪr/

    ortaya çıkmak, görünmek, belirmek

  • arrange/əˈreɪndʒ/

    ayarlamak, düzenlemek, organize etmek

  • attack/əˈtæk/

    saldırmak

  • avoid/əˈvɔɪd/

    kaçınmak, uzak durmak

  • belong/bɪˈlɔːŋ/

    ait olmak, birine ait olmak

  • bother/ˈbɑːðər/

    rahatsız etmek, canını sıkmak

  • contain/kənˈteɪn/

    içermek, içinde bulundurmak

  • control/kənˈtroʊl/

    kontrol altında tutmak, yönetmek, hâkim olmak

  • cover/ˈkʌvər/

    örtmek, kapatmak, kaplamak

  • dig/dɪɡ/

    kazmak

  • disappear/ˌdɪsəˈpɪr/

    kaybolmak, gözden kaybolmak, yok olmak

  • display/dɪˈspleɪ/

    sergilemek, göstermek

  • drop/drɑːp/

    düşürmek, elinden kaçırmak; düşmek

  • exist/ɪɡˈzɪst/

    var olmak, mevcut olmak

  • fold/foʊld/

    katlamak

  • gather/ˈɡæðər/

    toplanmak, bir araya gelmek; toplamak

  • grab/ɡræb/

    kapmak, hızla tutmak, yakalamak

  • handle/ˈhændəl/

    sap, kulp, tutamak; kapı kolu

  • hunt/hʌnt/

    avlamak, avlanmak

  • include/ɪnˈkluːd/

    içermek, kapsamak

  • load/loʊd/

    yüklemek, doldurmak

  • pretend/prɪˈtɛnd/

    -mış gibi yapmak, numara yapmak

  • provide/prəˈvaɪd/

    sağlamak, temin etmek, vermek

  • remain/rɪˈmeɪn/

    (aynı) kalmak, olmaya devam etmek

  • remove/rɪˈmuːv/

    çıkarmak, kaldırmak, gidermek

  • reopen/riˈoʊpən/

    yeniden açmak, yeniden açılmak

  • repair/rɪˈpɛr/

    tamir etmek, onarmak

  • rescue/ˈreskjuː/

    kurtarmak (tehlikeden)

  • run out/rʌn ˈaʊt/

    tükenmek, bitmek

  • seem/siːm/

    görünmek, gibi görünmek, gibi gelmek

  • sort/sɔːrt/

    ayırmak, gruplamak, sınıflandırmak

  • split/splɪt/

    bölüşmek, paylaşmak (para, iş)

  • spread/spred/

    yayılmak, yaymak

  • steal/stiːl/

    çalmak

  • swap/swɑːp/

    değiş tokuş etmek, takas etmek, yer değiştirmek

  • threaten/ˈθretən/

    tehdit etmek, tehlikeye sokmak

  • abandon/əˈbændən/

    vazgeçmek, bırakmak (plan, fikir)

  • absorb/əbˈzɔːrb/

    emmek, çekmek (sıvı, ısı)

  • assemble/əˈsɛmbəl/

    kurmak, monte etmek, birleştirmek

  • bury/ˈbɛri/

    gömmek, toprağa gömmek

  • buzz/bʌz/

    vızıldamak, vızıltı çıkarmak

  • capture/ˈkæptʃər/

    yansıtmak, yakalamak (bir duyguyu, anı)

  • dare/der/

    cesaret etmek, cüret etmek

  • drag/dræɡ/

    sürüklemek, sürümek

  • encounter/ɪnˈkaʊntər/

    karşılaşmak (sorunla, zorlukla)

  • expose/ɪkˈspoʊz/

    maruz bırakmak, açık bırakmak

  • glance/ɡlæns/

    göz atmak, şöyle bir bakmak

  • grip/ɡrɪp/

    sıkıca tutmak, kavramak

  • maintain/meɪnˈteɪn/

    sürdürmek, korumak (bir düzeyi, ilişkiyi)

  • rub/rʌb/

    ovmak, ovuşturmak, sürtmek

  • seek/siːk/

    aramak, peşinde olmak; (yardım, tavsiye) istemek

  • snap/snæp/

    çat diye kırılmak, kopmak; kırmak

  • squeeze/skwiːz/

    sıkmak

  • tend/tend/

    eğiliminde olmak, genellikle … yapmak (tend to)

  • tighten/ˈtaɪtən/

    sıkmak, sıkılaştırmak; gerginleştirmek

  • trap/træp/

    tuzak, kapan

  • vanish/ˈvænɪʃ/

    kaybolmak, gözden kaybolmak, yok olmak

  • discard/dɪˈskɑːrd/

    atmak, elden çıkarmak (artık işe yaramayan şeyi)

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler