Ana içeriğe geç

İngilizce okul eşyaları

26 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

Kendini dene: eşleştir

0 / 4

Önce İngilizcesine, sonra Türkçesine dokun.

Okul eşyaları

  • book/bʊk/

    kitap

    I'm reading a good book.

    İyi bir kitap okuyorum.

  • notebook/ˈnoʊtˌbʊk/

    defter

    I wrote the new words in my notebook.

    Yeni kelimeleri defterime yazdım.

  • pen/pɛn/

    tükenmez kalem, dolma kalem

    Can I borrow your pen?

    Kalemini ödünç alabilir miyim?

  • pencil/ˈpɛnsəl/

    kurşun kalem

    I need a pencil for the test.

    Sınav için kurşun kaleme ihtiyacım var.

  • rubber/ˈrʌbər/

    silgi (İngiliz kullanımı)

    Can I borrow your rubber, please?

    Silgini ödünç alabilir miyim, lütfen?

  • sharpener/ˈʃɑːrpənər/

    kalemtıraş; bileyici

    The tip of my pencil broke. Do you have a sharpener?

    Kalemimin ucu kırıldı. Kalemtıraşın var mı?

  • pencil case/ˈpensəl keɪs/

    kalem kutusu, kalemlik

    My pencil case is in my bag.

    Kalem kutum çantamda.

  • schoolbag/ˈskuːlbæɡ/

    okul çantası

    My schoolbag is very heavy today.

    Okul çantam bugün çok ağır.

  • backpack/ˈbækpæk/

    sırt çantası

    I carry my books in a blue backpack.

    Kitaplarımı mavi bir sırt çantasında taşırım.

  • scissors/ˈsɪzərz/

    makas

    Cut the paper with your scissors.

    Kâğıdı makasınla kes.

  • glue/ɡluː/

    yapıştırıcı, tutkal

    We need some glue for our art project.

    Sanat projemiz için biraz yapıştırıcıya ihtiyacımız var.

  • crayon/ˈkreɪɑːn/

    pastel boya, mum boya

    The children are drawing a house with crayons.

    Çocuklar pastel boyalarla bir ev çiziyor.

  • marker/ˈmɑːrkər/

    keçeli kalem, kalın uçlu kalem

    The teacher writes with a blue marker.

    Öğretmen mavi bir keçeli kalemle yazıyor.

  • calculator/ˈkælkjəleɪtər/

    hesap makinesi

    You can't use a calculator in this math test.

    Bu matematik sınavında hesap makinesi kullanamazsın.

  • folder/ˈfoʊldər/

    dosya, klasör (kâğıtlar için)

    Put your worksheets in this folder.

    Çalışma kâğıtlarını bu dosyaya koy.

  • dictionary/ˈdɪkʃəˌnɛri/

    sözlük

    Look up the word in the dictionary.

    Kelimeye sözlükten bak.

  • paper/ˈpeɪpər/

    kağıt (malzeme)

    Can I have a piece of paper?

    Bir parça kağıt alabilir miyim?

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Sınıfta

  • board/bɔːrd/

    tahta, yazı tahtası; pano

    The teacher wrote the new words on the board.

    Öğretmen yeni kelimeleri tahtaya yazdı.

  • desk/desk/

    çalışma masası, sıra (okulda)

    My books are on my desk.

    Kitaplarım masamın üstünde.

  • classroom/ˈklæsruːm/

    sınıf, derslik

    Our classroom is on the second floor.

    Sınıfımız ikinci katta.

  • timetable/ˈtaɪmteɪbəl/

    ders programı, çizelge

    Look at the timetable to see our next lesson.

    Bir sonraki dersimizi görmek için ders programına bak.

  • homework/ˈhoʊmˌwɜːrk/

    ev ödevi

    I have a lot of homework tonight.

    Bu akşam çok ödevim var.

  • lesson/ˈlɛsən/

    ders (tek bir öğretim oturumu)

    I have an English lesson on Mondays.

    Pazartesileri İngilizce dersim var.

  • exam/ɛɡˈzæm/

    sınav (büyük/resmi)

    I'm studying for my final exam.

    Final sınavım için çalışıyorum.

  • quiz/kwɪz/

    kısa sınav, quiz

    We have a vocabulary quiz every Monday.

    Her pazartesi kelime sınavımız var.

  • bell/bel/

    zil, çan

    The bell rings at nine o'clock.

    Zil saat dokuzda çalıyor.

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler