Ana içeriğe geç

İngilizce sayılar

32 sayı, 12 sıra sayısı ve 5 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

Kendini dene: eşleştir

0 / 4

Önce İngilizcesine, sonra Türkçesine dokun.

0'dan 10'a

  • zero/ˈzɪroʊ/

    sıfır

    The temperature fell below zero last night.

    Dün gece sıcaklık sıfırın altına düştü.

  • one/wʌn/

    bir (sayı)

    I have one brother and two sisters.

    Bir erkek kardeşim ve iki kız kardeşim var.

  • two/tuː/

    iki

    I have two brothers.

    İki erkek kardeşim var.

  • three/θriː/

    üç

    I have three sisters.

    Üç kız kardeşim var.

  • four/fɔːr/

    dört

    A year has four seasons.

    Bir yılın dört mevsimi vardır.

  • five/faɪv/

    beş

    I have five cousins in Ankara.

    Ankara'da beş kuzenim var.

  • six/sɪks/

    altı

    The museum closes at six.

    Müze altıda kapanıyor.

  • seven/ˈsɛvən/

    yedi

    A week has seven days.

    Bir haftada yedi gün vardır.

  • eight/eɪt/

    sekiz

    There are eight people in my English class.

    İngilizce sınıfımda sekiz kişi var.

  • nine/naɪn/

    dokuz

    My first lesson starts at nine.

    İlk dersim dokuzda başlıyor.

  • ten/tɛn/

    on

    The shop opens at ten on Sundays.

    Dükkân pazar günleri onda açılıyor.

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

11'den 20'ye

  • eleven/ɪˈlɛvən/

    on bir

    The film starts at eleven tonight.

    Film bu gece on birde başlıyor.

  • twelve/twɛlv/

    on iki

    A year has twelve months.

    Bir yılda on iki ay vardır.

  • thirteen/ˌθɜːrˈtiːn/

    on üç

    My brother will be thirteen in June.

    Kardeşim haziranda on üç yaşında olacak.

  • fourteen/ˌfɔːrˈtiːn/

    on dört

    My cousin is fourteen and loves basketball.

    Kuzenim on dört yaşında ve basketbolu çok seviyor.

  • fifteen/ˌfɪfˈtiːn/

    on beş (sayı, yaş)

    My cousin is fifteen and goes to high school.

    Kuzenim on beş yaşında ve liseye gidiyor.

  • sixteen/ˌsɪksˈtiːn/

    on altı

    My cousin is sixteen and very good at chess.

    Kuzenim on altı yaşında ve satrançta çok iyi.

  • seventeen/ˌsevənˈtiːn/

    on yedi

    When my mother was seventeen, she won a poetry prize.

    Annem on yedi yaşındayken bir şiir ödülü kazandı.

  • eighteen/ˌeɪˈtiːn/

    on sekiz

    My brother is eighteen, so he can drive now.

    Ağabeyim on sekiz yaşında, yani artık araba kullanabiliyor.

  • nineteen/ˌnaɪnˈtiːn/

    on dokuz

    My sister is nineteen and studies at a university in Ankara.

    Ablam on dokuz yaşında ve Ankara'da bir üniversitede okuyor.

  • twenty/ˈtwɛnti/

    yirmi

    The bus takes twenty minutes.

    Otobüs yirmi dakika sürüyor.

Onlar ve büyük sayılar

  • thirty/ˈθɜːrti/

    otuz

    April has thirty days.

    Nisan otuz gündür.

  • forty/ˈfɔːrti/

    kırk

    The lesson lasts forty minutes.

    Ders kırk dakika sürüyor.

  • fifty/ˈfɪfti/

    elli

    This book has fifty pages.

    Bu kitap elli sayfa.

  • sixty/ˈsɪksti/

    altmış

    An hour has sixty minutes.

    Bir saatte altmış dakika vardır.

  • seventy/ˈsevənti/

    yetmiş

    My grandfather turned seventy last week.

    Dedem geçen hafta yetmiş yaşına girdi.

  • eighty/ˈeɪti/

    seksen

    My great-grandmother will be eighty next month.

    Büyük ninem gelecek ay seksen yaşında olacak.

  • ninety/ˈnaɪnti/

    doksan

    A football match lasts ninety minutes.

    Bir futbol maçı doksan dakika sürer.

  • hundred/ˈhʌndrəd/

    yüz (sayı)

    The book has more than three hundred pages.

    Kitap üç yüz sayfadan fazla.

  • thousand/ˈθaʊzənd/

    bin; binlerce (çoğulda)

    Thousands of people visit the old town every summer.

    Her yaz binlerce kişi eski şehri ziyaret ediyor.

  • million/ˈmɪljən/

    milyon

    Istanbul is home to more than fifteen million people.

    İstanbul'da on beş milyondan fazla insan yaşıyor.

  • billion/ˈbɪljən/

    milyar

    About eight billion people live on Earth.

    Dünyada yaklaşık sekiz milyar insan yaşıyor.

Sıra sayıları

  • first/fɜːrst/

    birinci, ilk

    This is my first visit to Izmir.

    Bu, İzmir'e ilk ziyaretim.

  • second/ˈsɛkənd/

    ikinci

    February is the second month of the year.

    Şubat yılın ikinci ayıdır.

  • third/θɜːrd/

    üçüncü

    Wednesday is the third day of the week here.

    Burada çarşamba haftanın üçüncü günüdür.

  • fourth/fɔːrθ/

    dördüncü

    Thursday is the fourth day of the week.

    Perşembe haftanın dördüncü günüdür.

  • fifth/fɪfθ/

    beşinci

    My sister is in fifth grade.

    Kız kardeşim beşinci sınıfta.

  • sixth/sɪksθ/

    altıncı

    Today is the sixth day of our vacation.

    Bugün tatilimizin altıncı günü.

  • seventh/ˈsevənθ/

    yedinci

    July is the seventh month of the year.

    Temmuz yılın yedinci ayıdır.

  • eighth/eɪtθ/

    sekizinci

    My cousin is in eighth grade this year.

    Kuzenim bu yıl sekizinci sınıfta.

  • ninth/naɪnθ/

    dokuzuncu

    I'm starting ninth grade in September.

    Eylülde dokuzuncu sınıfa başlıyorum.

  • tenth/tenθ/

    onuncu

    Our team scored in the tenth minute.

    Takımımız onuncu dakikada gol attı.

  • twelfth/twelfθ/

    on ikinci

    December is the twelfth month of the year.

    Aralık yılın on ikinci ayıdır.

  • twentieth/ˈtwentiəθ/

    yirminci

    Many great inventions were made in the twentieth century.

    Yirminci yüzyılda pek çok büyük icat yapıldı.

Kesir ve miktar

  • half/hæf/

    yarı, yarım

    Half of my friends live in Istanbul.

    Arkadaşlarımın yarısı İstanbul'da yaşıyor.

  • quarter/ˈkwɔːrtər/

    çeyrek (saat)

    The train leaves at a quarter past nine.

    Tren dokuzu çeyrek geçe kalkıyor.

  • dozen/ˈdʌzən/

    düzine (on iki tane)

    I bought a dozen eggs at the market.

    Pazardan bir düzine yumurta aldım.

  • number/ˈnʌmbər/

    sayı, rakam

    Seven is my lucky number.

    Yedi benim şanslı sayım.

  • count/kaʊnt/

    saymak

    My little sister can count to a hundred.

    Küçük kız kardeşim yüze kadar sayabiliyor.

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler