Ana içeriğe geç

İngilizce meyveler

18 meyve. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

Kendini dene: eşleştir

0 / 4

Önce İngilizcesine, sonra Türkçesine dokun.

  • apple/ˈæpəl/

    elma

    I eat an apple every morning before school.

    Her sabah okuldan önce bir elma yerim.

  • orange/ˈɔːrɪndʒ/

    turuncu

    The sunset was orange and pink.

    Gün batımı turuncu ve pembeydi.

  • banana/bəˈnænə/

    muz

    I eat a banana every morning with my breakfast.

    Her sabah kahvaltımla birlikte bir muz yerim.

  • grape/ɡreɪp/

    üzüm (tanesi)

    I like grapes more than apples.

    Üzümü elmadan daha çok severim.

  • pear/per/

    armut

    Would you like an apple or a pear?

    Elma mı istersin, armut mu?

  • strawberry/ˈstrɔːberi/

    çilek

    We picked strawberries at my aunt's farm.

    Teyzemin çiftliğinde çilek topladık.

  • watermelon/ˈwɔːtərmelən/

    karpuz

    In summer, we eat cold watermelon after dinner.

    Yazın akşam yemeğinden sonra soğuk karpuz yeriz.

  • melon/ˈmelən/

    kavun

    This melon smells very sweet.

    Bu kavun çok tatlı kokuyor.

  • cherry/ˈtʃeri/

    kiraz

    We picked cherries from the tree in our garden.

    Bahçemizdeki ağaçtan kiraz topladık.

  • peach/piːtʃ/

    şeftali

    I bought a kilo of peaches at the market.

    Pazardan bir kilo şeftali aldım.

  • apricot/ˈæprɪkɑːt/

    kayısı

    Malatya is famous for its sweet apricots.

    Malatya tatlı kayısılarıyla ünlüdür.

  • plum/plʌm/

    erik

    In spring, we eat sour green plums with salt.

    İlkbaharda ekşi yeşil erikleri tuzla yeriz.

  • fig/fɪɡ/

    incir

    In August, we pick figs from my grandfather's tree.

    Ağustosta dedemin ağacından incir toplarız.

  • kiwi/ˈkiːwiː/

    kivi (meyve)

    Cut the kiwi in half and eat it with a spoon.

    Kiviyi ikiye kes ve kaşıkla ye.

  • lemon/ˈlɛmən/

    limon

    Add some lemon to the fish.

    Balığa biraz limon ekle.

  • pineapple/ˈpaɪnæpəl/

    ananas

    Would you like a glass of pineapple juice?

    Bir bardak ananas suyu ister misin?

  • tangerine/ˌtændʒəˈriːn/

    mandalina

    I always have a tangerine in my bag in winter.

    Kışın çantamda hep bir mandalina olur.

  • pomegranate/ˈpɑːmɪɡrænɪt/

    nar

    My father opened a pomegranate and gave us the seeds in a bowl.

    Babam bir nar açtı ve tanelerini bir kâsede bize verdi.

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler