Bir olayı anlatırken bazen geçmişteki bir ana gider ve oradan 'gelecek' olanı konuşursun. Mesela: 'I thought he would come' (onun geleceğini düşünmüştüm). Konuşmanın yapıldığı an geçmişte, ama 'come' eylemi o andan sonraya işaret ediyor. Buna 'future in the past' denir. Üç ana yapı vardır: 'was / were going to' (planlanmış ama gerçekleşmemiş olabilen gelecek), 'would' (dolaylı anlatım veya kronolojik anlatı) ve 'was / were about to' (olmak üzereydi). Bunların yanında programlanmış geleceği anlatan üç kalıp daha vardır: 'was / were due to' (tarifeye bağlı), 'was / were supposed to' (beklenti, çoğu zaman karşılanmamış) ve 'was / were to' (resmî / anlatı dili). Bu yapılar hikâye anlatımında, planları hatırlatmada ve dolaylı anlatımda (reported speech) sık kullanılır. B1'de Reported Speech ve Past Continuous ile birlikte anlamı tamamlanır.
Was / were going to: planlanmış ama gerçekleşmeyen
'Was / were going to + yalın fiil' geçmişteki bir anda bir şeyin yapılması planlandığını söyler. En yaygın kullanımı: plan vardı ama gerçekleşmedi. 'I was going to call you, but I fell asleep' (seni arayacaktım ama uyuyakaldım). Plan yaparken konuşmacı 'will' yerine 'be going to' kullandığı gibi, o 'plan' geçmişe taşınınca 'was / were going to' olur. Gerçekleşip gerçekleşmediği bağlamdan anlaşılır; çoğu zaman gerçekleşmediğini ima eder ama kesin değildir. 'She was going to study medicine, and she did' (tıp okuyacaktı ve okudu) cümlesinde plan gerçekleşmiştir; sonucu belirleyen bağlamdır.
Was / were going to
özne + was / were + going to + fiil (yalın)
- Olumsuz
- özne + wasn't / weren't + going to + fiil
- Soru
- Was / Were + özne + going to + fiil?
Genelde planın gerçekleşmediğini ima eder; bağlam belirleyici.
Was / were going to örnekleri
I was going to callaramak you, but my phone died.
Seni arayacaktım ama telefonumun şarjı bitti.
We were going to travelseyahat etmek to Spainİspanya last summer.
Geçen yaz İspanya'ya seyahat edecektik.
She was going to quitişten ayrılmak her job, but they offered her a raisezam.
İşinden ayrılacaktı ama ona zam teklif ettiler.
They weren't going to come, but they changeddeğiştirmek their minds.
Gelmeyeceklerdi ama fikirlerini değiştirdiler.
What were you going to say?
Ne söyleyecektin?
Would: dolaylı gelecek ve sonradan anlaşılan durum
'Would + yalın fiil' iki ana durumda 'future in the past' olarak kullanılır. Birincisi: dolaylı anlatım (reported speech). Birisi 'I will help you' derse, bunu dolaylı aktarırken 'He said he would help me' dersin. 'Will' geçmişte 'would' olur. İkincisi: bir olayın sonradan olduğunu, hikâyenin geleceğinden bakarak anlatmak. 'He went to universityüniversite, and later he would become a doctor' (üniversiteye gitti, sonradan doktor olacaktı). Bu kullanım biyografilerde, hikâyelerde, kronolojilerde çok yaygındır. Üçüncü bir kullanım: geçmişteki tekrar eden alışkanlıklar. 'Every summer, we would go to the seaside' (her yaz sahile giderdik). Bu A2'deki 'used to' ile çakışır; 'would' burada 'future in the past' değil alışkanlık anlatır.
Would (future in the past)
özne + would + fiil (yalın)
- Olumsuz
- özne + wouldn't + fiil
- Reported speech
- ... said (that) + özne + would + fiil
Dolaylı anlatımda ve kronolojik anlatıda. Alışkanlık anlatan 'would' bu konunun dışındadır.
Would örnekleri
He promised he would finishbitirmek the project by Monday.
Projeyi pazartesiye kadar bitireceğine söz verdi.
She said she would come later.
Daha sonra geleceğini söyledi.
In 2010, a young programmerprogramcı foundedkurmak a small company. It would become one of the biggesten büyük in the worlddünya.
2010'da genç bir programcı küçük bir şirket kurdu. Dünyanın en büyüklerinden biri olacaktı.
They knew they wouldn't arrive on time.
Zamanında varamayacaklarını biliyorlardı.
Was / were about to: tam olmak üzereydi
'Was / were about to + yalın fiil' bir eylemin geçmişte tam gerçekleşmek üzere olduğunu söyler. 'I was about to leave when the phone rang' (tam çıkmak üzereyken telefon çaldı). Genelde araya başka bir olayın girip kestiği ya da son anda değişen planları anlatır. Çok kısa bir zaman aralığını işaret eder: dakikalar, saniyeler. 'Was going to' daha geniş planları (bu hafta sonu, önümüzdeki ay), 'was about to' ise hemen öncesini (birkaç saniye sonrası) anlatır.
Was / were about to
özne + was / were + about to + fiil (yalın)
- Olumsuz
- özne + wasn't / weren't + about to + fiil
- Soru
- Was / Were + özne + about to + fiil?
Çok yakın, hemen olmak üzere olan bir eylem için.
Was / were about to örnekleri
I was about to leave when my boss calledaramak me.
Tam çıkmak üzereydim ki patronum beni aradı.
She was about to cryağlamak, but she held backtutmak her tearsgözyaşları.
Ağlamak üzereydi ama gözyaşlarını tuttu.
We were about to ordersipariş vermek when the waiter disappeared.
Tam sipariş verecektik ki garson ortadan kayboldu.
He wasn't about to give upvazgeçmek so easilykolayca.
Öyle kolayca pes edecek değildi.
Olumsuz 'wasn't / weren't about to' çoğu zaman 'hiç niyeti yoktu, yanaşmıyordu' anlamı taşır; 'birazdan olmayacaktı' demek değildir.
Past continuous ile kararlaştırılmış program
Kararlaştırılmış bir programı geçmişten anlatırken past continuous da kullanılır: 'He was leaving the next morning' (ertesi sabah gidecekti), 'We were meeting her at six' (onunla altıda buluşacaktık). Buradaki -ing o an yapılan işi değil, o andan sonrası için kesinleşmiş planı anlatır; bu yüzden 'was going to' ile yakın anlamlıdır.
Was going to vs would
İki yapı aynı olayı farklı açıdan anlatır: 'was going to' önceden yapılmış planı, 'would' dolaylı anlatımı ya da kronolojik anlatıyı gösterir. 'Was about to' ile karşılaştırma bir sonraki bölümde.
was going to (plan)
Önceden yapılmış plan, genelde gerçekleşmedi.
I was going to study medicine.
Tıp okuyacaktım (plan vardı).
She was going to travelseyahat etmek in July.
Temmuzda seyahat edecekti.
would (dolaylı / kronolojik)
Dolaylı anlatım veya tarihsel anlatı.
He said he would study medicine.
Tıp okuyacağını söyledi.
She would later becomeolmak a famous actress.
Sonradan ünlü bir oyuncu olacaktı.
Was going to vs was about to
İki yapı da geleceği geçmişten anlatır ama zaman mesafesi farklıdır. 'Going to' plan veya niyet (saatler / günler önce), 'about to' hemen öncesi (saniyeler / dakikalar).
was going to (daha geniş zaman)
Plan ya da niyet.
I was going to call you tomorrow.
Seni yarın arayacaktım.
We were going to movetaşınmak to a new city.
Yeni bir şehre taşınacaktık.
was about to (hemen önce)
Saniyeler / dakikalar içindeki olmak üzere.
I was about to call you when you rangaramak, telefon etmek.
Tam seni arayacakken sen aradın.
We were about to leave the house.
Tam evden çıkmak üzereydik.
Yapı özet tablosu
| Yapı | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| was / were going to + V | planlanmış, çoğunlukla gerçekleşmedi | I was going to call you. |
| would + V | dolaylı gelecek / kronolojik anlatı | He said he would come. |
| was / were about to + V | hemen olmak üzereydi | I was about to leave. |
| was / were due to + V | tarifeye bağlı, ilan edilmiş zaman | The train was due to arrive at six. |
| was / were supposed to + V | beklenti / sorumluluk, çoğu zaman karşılanmamış | You were supposed to call me. |
| was / were to + V | resmî / anlatı dili | The new bridge was to open in May. |
Yapı
was / were going to + V
Anlam
planlanmış, çoğunlukla gerçekleşmedi
Örnek
I was going to call you.
Yapı
would + V
Anlam
dolaylı gelecek / kronolojik anlatı
Örnek
He said he would come.
Yapı
was / were about to + V
Anlam
hemen olmak üzereydi
Örnek
I was about to leave.
Yapı
was / were due to + V
Anlam
tarifeye bağlı, ilan edilmiş zaman
Örnek
The train was due to arrive at six.
Yapı
was / were supposed to + V
Anlam
beklenti / sorumluluk, çoğu zaman karşılanmamış
Örnek
You were supposed to call me.
Yapı
was / were to + V
Anlam
resmî / anlatı dili
Örnek
The new bridge was to open in May.
Hızlı pratik: Doğru yapı
1 / 3
I ___ (tam çıkmak üzereydim) leave when it started to rain.
Reported speech ile ilişki
Dolaylı anlatımda (reported speech) geleceği anlatan yapılar da değişir. Doğrudan konuşmadaki 'will' dolaylıda 'would' olur, 'be going to' dolaylıda 'was / were going to' olur. 'I will help you' → 'He said he would help me'. 'I'm going to leave' → 'She said she was going to leave'. Yani reported speech'in gelecek zaman kuralları bu sayfada gördüğün yapılarla tamamen örtüşür. Reported Speech konusunda bu yapıları yeniden kullanacaksın.
Reported speech ile gelecek örnekleri
Direct: 'I will call you.' → Reported: He said he would call me.
Doğrudan: 'Seni arayacağım.' → Dolaylı: Beni arayacağını söyledi.
Direct: 'We're going to move.' → Reported: They said they were going to move.
Doğrudan: 'Taşınacağız.' → Dolaylı: Taşınacaklarını söylediler.
Direct: 'I won't be late.' → Reported: She promised she wouldn't be late.
Doğrudan: 'Geç kalmayacağım.' → Dolaylı: Geç kalmayacağına söz verdi.
Programlanmış gelecek: was due to, was supposed to, was to
Üç ana yapının yanında, geçmişten geleceğe bakarken sık kullanılan üç kalıp daha vardır ve üçü de 'be' fiilinin geçmiş biçimiyle kurulur. 'Was / were due to + yalın fiil' takvime bağlı, ilan edilmiş bir zamanı anlatır: 'The train was due to arrive at six' (tren altıda varacaktı; tarifede öyle yazıyordu). 'Was / were supposed to + yalın fiil' bir beklenti ya da sorumluluk bildirir ve çoğu zaman o beklentinin karşılanmadığını ima eder: 'You were supposed to call me' (beni araman gerekiyordu ama aramadın). 'Was / were to + yalın fiil' ise resmî ya da anlatı diline aittir; planlanmış bir olayı, çoğu zaman kaderi belirlenmiş gibi anlatır: 'The new bridge was to open in May' (yeni köprü mayısta açılacaktı). Üçünde de karar geçmişte alınmıştır; olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini bağlam söyler.
Was / were due to · supposed to · to
özne + was / were + due to / supposed to / to + fiil (yalın)
- Olumsuz
- özne + wasn't / weren't + due to / supposed to + fiil
- Soru
- Was / Were + özne + due to / supposed to + fiil?
'Due to' tarifeye bağlı zaman, 'supposed to' beklenti (çoğu zaman karşılanmamış), 'was to' resmî / anlatı dili.
Programlanmış gelecek örnekleri
The flight was due to landinmek at eleven, but the fog delayed it.
Uçak on birde inecekti ama sis yüzünden gecikti.
You were supposed to watersulamak the plants while I was away.
Ben yokken bitkileri sulaman gerekiyordu.
The young diplomat was to becomeolmak the country's first female ambassadorbüyükelçi.
Genç diplomat ülkenin ilk kadın büyükelçisi olacaktı.
Sık yapılan hatalar
Supposed to sonrası -ing
Yanlış kullanım: She was supposed to calling the office before noon.
Doğru kullanım: She was supposed to call the office before noon.
'Due to', 'supposed to' ve 'was to' kalıplarında 'to' bir infinitive işaretidir; ardından yalın fiil gelir, -ing değil. Aynı kural 'was about to' için de geçerlidir. Bunu 'due to' edat öbeğiyle karıştırma: 'The delay was due to fog' (gecikme sisten kaynaklandı) cümlesindeki 'due to' bir sebep bildirir ve ardından isim gelir.
Was going to yerine will
Yanlış kullanım: I will call you yesterday, but I was busy.
Doğru kullanım: I was going to call you yesterday, but I was busy.
Geçmişteki bir plan için 'will' kullanılmaz; 'will' şu andan geleceğe bakar. Geçmişten geleceğe bakmak için 'was / were going to' gerekir. 'Yesterday' (dün) zaman zarfı da 'will' ile çelişir.
Gerçekleşmeyen plan için would
Yanlış kullanım: I would call you last night, but I forgot.
Doğru kullanım: I was going to call you last night, but I forgot.
Türkçede '-acaktı' ('arayacaktım') geçmişte planlanan bir işi anlatır; İngilizcede bunun karşılığı 'was / were going to'dur: 'I was going to call you, but I forgot.' 'Would' ise aktarılan söz ya da düşüncede kullanılır: 'I said I would call you.' Gerçekleşmeyen bir plan cümlesinde ('..., but I forgot') 'would' kullanılmaz.
Reported speech'te would yerine will
Yanlış kullanım: She said she will come the next day.
Doğru kullanım: She said she would come the next day.
Ana fiil 'said' (past), aktarılan gelecek de artık geçmişte kaldıysa dolaylı anlatımda 'will' geriye kayar: 'would'. 'She said she would come the next day' doğru. Söylenen hâlâ gelecekteyse ('She said she will come tomorrow' aynı gün aktarılıyorsa) 'will' de doğrudur; ama geriye kaydırmak her zaman güvenlidir.
Hızlı pratik: Karışık
1 / 3
He said he ___ be here by 7.
Özet
- Future in the past: geçmişteki bir andan bakarak geleceği anlatmak.
- was / were going to + yalın fiil: plan vardı, çoğunlukla gerçekleşmedi. 'I was going to call you.'
- would + yalın fiil: dolaylı anlatımda 'will' yerine; veya kronolojik anlatıda 'sonradan ... olacaktı'.
- was / were about to + yalın fiil: hemen olmak üzereydi. 'I was about to leave.'
- Reported speech ile örtüşür: will → would, be going to → was / were going to.
- was / were due to (tarifeye bağlı zaman), was / were supposed to (karşılanmamış beklenti) ve was / were to (resmî / anlatı dili) da geçmişten geleceği anlatır: 'The flight was due to land at eleven.'
- was going to geniş planı, was about to çok yakın anı anlatır.
- was about to sonrasında yalın fiil, -ing değil.