Second Conditional, gerçekliğin bir adım dışına çıktığın, hayal kurduğun yerdir. 'Milyoner olsam ne yapardım?', 'Uçabilsem nereye giderdim?', 'Senin yerinde olsam ne yapardım?' gibi sorular hep bu yapı ile kurulur. First Conditional'da koşul gerçekleşebilir, Second Conditional'da ise gerçekleşmesi pek mümkün değildir ya da şu an gerçek değildir. Bu nüans yapıyı da belirler: geçmiş zaman formu kullanılır ama anlam geçmiş değildir, hayal dünyasıdır.
Ne zaman kullanılır?
Second Conditional üç temel durumda kullanılır. İlki, şu an gerçek olmayan hayalî durumlar. 'If I were a bird, I would fly' dediğinde kuş değilsin, olman da mümkün değil; tamamen hayal. Ya da 'If I had a million dollars' dediğinde gerçek bir milyonun yok.
İkincisi, düşük olasılıklı gelecek. Bir şeyin olması çok zor ama imkânsız da değil. 'If I won the lottery, I would travel the world' dediğinde kazanma ihtimalin çok düşük ama kazanabilirsin teorik olarak. Bu yapıdaki 'would' o olasılığın uzaklığını anlatır.
Üçüncüsü, nazik tavsiye ve öneri. 'If I were you, I would apologize' cümlesi 'senin yerinde olsam özür dilerdim' anlamında kullanılır ve birine tavsiye vermenin en nazik yollarından biridir. Bu kullanım özellikle iş İngilizcesinde ve resmî ortamlarda çok sık karşına çıkar.
Temel yapı
If + Past Simple, would + V (base)
If tarafında Past Simple ama anlam geçmiş değil: 'If I had more time' = 'daha fazla zamanım olsa (şu an)'. Formal dilde 'to be' fiilinin tüm şahıslarda 'were' olması bir stil tercihidir: 'If I were you' en ünlü örnektir. Günlük İngilizcede 'was' da kabul edilir ama 'were' kulağa daha doğru gelir. 'can' fiili if tarafında 'could' olur — bu da Past Simple sayılır: 'If I could fly, I would go to Japan.' Ana cümlede 'would' yerine 'could' (yapabilirdim) ya da 'might' (belki) de gelebilir: 'If I had more time, I could learn Japanese.'
Olumlu, olumsuz, soru
Second Conditional'ın üç formu, Past Simple ile 'would + V' yapısının birleşiminden çıkar. If tarafında Past Simple'ın olumsuzluk ve soru kuralları geçerlidir; ana cümlede ise 'would' devreye girer.
Olumlu
If + özne + V2, özne + would + V (base)
If tarafı Past Simple, yani fiilin ikinci hâli (V2): düzenli fiillerde -ed (worked), düzensizlerde ayrı bir biçim (went, had). Ana cümle 'would' + yalın fiil. Would günlük kullanımda 'I'd, she'd, they'd' olarak kısaltılır. Sıra değişebilir, anlam değişmez: 'If I knew the answer, I'd help you.' = 'I'd help you if I knew the answer.' If tarafı başta ise araya virgül konur, sonda ise konmaz.
If I had more time, I would learn Japanese.
Daha fazla zamanım olsa Japonca öğrenirdim.
Koşul hayalî ('had more time'), sonuç 'would' ile kurulur ('would learn').
If she lived closer, we'd see her more often.
Daha yakında yaşasa onu daha sık görürdük.
I'd help you if I knew the answer.
Cevabı bilsem sana yardım ederdim.
Olumsuz
If + özne + didn't + V, özne + wouldn't + V
Olumsuzluk if tarafında ('eğer yapmasam'), ana cümlede ('yapmazdım'), ya da ikisinde birden olabilir. Kısaltma: would not → wouldn't.
If I didn't have to work, I would travel more.
Çalışmak zorunda olmasam daha çok gezerdim.
She wouldn't acceptkabul etmek if you offeredteklif etmek her the job.
İşi teklif etsen kabul etmezdi.
If we didn't live in the city, we'd be less stressed.
Şehirde yaşamasak daha az stresli olurduk.
Soru
What would you do if + özne + V2? / Would + özne + V + if + özne + V2?
Hayalî sorular genelde 'What would you do if…?' yapısı ile kurulur. Ana cümle soru formunda, if tarafı bildirim cümlesi formatında kalır.
What would you do if you won the lotterypiyango?
Piyango kazansan ne yapardın?
Would you move abroad if you had the chance?
Fırsatın olsa yurt dışına taşınır mıydın?
Where would you live if you could choose any city?
Herhangi bir şehri seçebilsen nerede yaşardın?
Şimdi sen dene: temel yapı
1 / 3
If I ___ more money, I would buy a new car.
were: tüm şahıslarda formal stil
İngilizcede 'to be' fiilinin Past Simple formu 'I was / he was / she was / it was / you were / we were / they were'tür. Ama Second Conditional'da formal kullanım farklıdır: tüm şahıslarda 'were' tercih edilir. 'If I were rich', 'If he were here', 'If it were possible'. Bu kullanım resmî yazıda, öğretici metinlerde ve özellikle tavsiye cümlelerinde standarttır.
Günlük konuşmada 'If I was rich' de duyulur ve günümüzde kabul edilir, ama 'were' daha geleneksel ve doğru sayılır. Sınavda ve resmî yazıda her zaman 'were' kullan.
En ünlü örneği 'If I were you' kalıbıdır; bu kalıpta 'was' neredeyse hiç duyulmaz.
were kullanımı
If I were you, I would apologize.
Senin yerinde olsam özür dilerdim.
Klasik tavsiye kalıbı.
If he were more patient, he'd be a better teacher.
Daha sabırlı olsa daha iyi bir öğretmen olurdu.
If it were possible, I would do it.
Mümkün olsaydı yapardım.
Second Conditional vs First Conditional
Bu iki yapı arasındaki fark, tek kelimeyle olasılıktır. First Conditional 'gerçekleşebilir, mantıklı bir olasılık' anlatır: 'If it rains tomorrow, we'll stay home' (yağmur yağma ihtimali var). Second Conditional ise 'olması pek mümkün değil veya hayal' der: 'If I had a dragon, I'd fly to space' (ejderhan yok, olamaz da).
Bazı cümleler her iki şekilde de kurulabilir ama anlam değişir. 'If I get a raise, I'll buy a car' = zam alma ihtimalim var, arabayı da alacağım. 'If I got a raise, I'd buy a car' = zam alma ihtimalim düşük, ama alsam araba alırdım. İkinci versiyon genelde düşük olasılık ya da uzak bir ihtimal anlatır.
First vs Second Conditional
İki koşul yapısı, iki farklı olasılık seviyesi. Sol sütun gerçekçi gelecek, sağ sütun uzak veya imkânsız ihtimaller.
First Conditional
Gerçekçi gelecek. Olma ihtimali var.
If I have time, I'll call you.
Vaktim olursa seni ararım.
If it rains, we'll cancel.
Yağmur yağarsa iptal ederiz.
If she passes the test, she'll celebrate.
Sınavı geçerse kutlar.
Second Conditional
Hayalî veya düşük olasılık.
If I had time, I'd travel more.
Vaktim olsa daha çok gezerdim.
If I were rich, I'd buy that house.
Zengin olsam o evi alırdım.
If she spoke Chinese, she'd get the job.
Çince bilse işi alırdı.
Şimdi sen dene: First mi, Second mi?
1 / 3
If I ___ wings, I ___ fly to Paris now.
Sık yapılan hatalar
If tarafında 'would' kullanmak
Yanlış kullanım: If I would have time, I would help you.
Doğru kullanım: If I had time, I would help you.
Second Conditional'da 'would' sadece ana cümlede kullanılır. If tarafı Past Simple olmalı. Bu hata yaygındır çünkü Türkçede koşul iki tarafta birden işaretlenir ('vaktim olsaydı, yardım ederdim') ve öğrenci 'would'u da iki tarafa birden koymaya çalışır.
Ana cümlede 'will' ile 'would'u karıştırmak
Yanlış kullanım: If I had time tomorrow, I will call you.
Doğru kullanım: If I had time tomorrow, I would call you.
İki cümlecik aynı yapıya ait olmalı: if tarafında Past Simple kullandıysan ana cümlede 'will' değil 'would' gelir. Not: 'tomorrow' ile hem First hem Second Conditional kurulabilir; fark dilbilgisi değil olasılıktır. 'If I have time tomorrow, I will call you' vaktinin olmasını muhtemel gösterir, 'If I had time tomorrow, I would call you' ise 'muhtemelen olmayacak' der.
If tarafında 'will' kullanmak
Yanlış kullanım: If I will see her, I would tell her.
Doğru kullanım: If I saw her, I would tell her.
Second Conditional'da if tarafında 'will' değil, Past Simple kullanılır. 'Will' yalnızca First Conditional'ın ana cümlesine gelir.
Özet
- Yapı: If + Past Simple, would + V (base). Past Simple geçmiş değil, hayalî şimdiyi anlatır.
- Kullanım: hayalî durumlar, düşük olasılıklı gelecek, nazik tavsiye ('If I were you').
- Formal stil: 'to be' fiili tüm şahıslarda 'were' alır. 'If I were', 'If he were'.
- If tarafında 'would' yasak. 'If I would have time' yanlış; doğrusu 'If I had time'.
- First vs Second ayrımı: gerçekçi olasılık (First) vs hayal ya da uzak ihtimal (Second).