İngilizce evin bölümleri
30 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.
Kendini dene: eşleştir
0 / 4Önce İngilizcesine, sonra Türkçesine dokun.
Odalar
- room/ruːm/
oda
My room is small but bright.
Odam küçük ama aydınlık.
- kitchen/ˈkɪtʃən/
mutfak
She is cooking in the kitchen.
Mutfakta yemek pişiriyor.
- bathroom/ˈbæθˌruːm/
banyo, tuvalet
The bathroom is upstairs.
Banyo üst katta.
- bedroom/ˈbɛdˌruːm/
yatak odası
My bedroom is at the end of the hall.
Yatak odam koridorun sonunda.
- living room/ˈlɪvɪŋ ruːm/
oturma odası, salon
We watch TV in the living room.
Salonda televizyon izleriz.
- dining room/ˈdaɪnɪŋ ˌruːm/
yemek odası
We have dinner in the dining room on Fridays.
Cuma akşamları yemeği yemek odasında yeriz.
- hall/hɔːl/
salon (toplantı, konser, etkinlik için büyük oda ya da bina)
The school hall was full of parents for the end-of-year show.
Okul salonu yıl sonu gösterisi için velilerle doluydu.
- hallway/ˈhɔːlweɪ/
koridor, hol
There is a mirror in the hallway next to the front door.
Holde, giriş kapısının yanında bir ayna var.
- toilet/ˈtɔɪlət/
tuvalet (oda, İngiliz kullanımı)
Excuse me, where is the toilet?
Affedersiniz, tuvalet nerede?
- attic/ˈætɪk/
tavan arası, çatı katı
We keep our old toys in the attic.
Eski oyuncaklarımızı tavan arasında tutuyoruz.
- basement/ˈbeɪsmənt/
bodrum, bodrum katı
Our washing machine is in the basement.
Çamaşır makinemiz bodrumda.
- cellar/ˈsɛlər/
mahzen, bodrum, kiler
We keep potatoes and onions in the cellar.
Patates ve soğanı mahzende saklıyoruz.
Evin bölümleri
- house/haʊs/
ev (bina, yapı olarak)
They live in a big house.
Büyük bir evde yaşıyorlar.
- apartment/əˈpɑːrtmənt/
daire, apartman dairesi
I live in a small apartment.
Küçük bir dairede yaşıyorum.
- door/dɔːr/
kapı
Please close the door.
Lütfen kapıyı kapat.
- window/ˈwɪndoʊ/
pencere
Please open the window, it's hot.
Lütfen pencereyi aç, çok sıcak.
- wall/wɔːl/
duvar
There is a picture on the wall.
Duvarda bir resim var.
- floor/flɔːr/
yer, zemin
The keys are on the floor.
Anahtarlar yerde.
- ceiling/ˈsiːlɪŋ/
tavan
The old house has very high ceilings.
Eski evin tavanları çok yüksek.
- roof/ruːf/
çatı; (arabada) tavan
There are solar panels on the roof of our school.
Okulumuzun çatısında güneş panelleri var.
- stairs/sterz/
merdiven (binada)
My bedroom is at the top of the stairs.
Yatak odam merdivenin başında.
- upstairs/ˌʌpˈsterz/
üst kata, üst katta, yukarıda
My bedroom is upstairs, next to the bathroom.
Yatak odam yukarıda, banyonun yanında.
- downstairs/ˌdaʊnˈsterz/
alt katta, aşağıda; alt kata, aşağıya
The kitchen is downstairs, next to the living room.
Mutfak alt katta, oturma odasının yanında.
- balcony/ˈbælkəni/
balkon
We often have breakfast on the balcony in summer.
Yazın sık sık balkonda kahvaltı ederiz.
- terrace/ˈterəs/
teras
In summer, we have breakfast on the terrace.
Yazın kahvaltıyı terasta yaparız.
- garden/ˈɡɑːrdən/
bahçe
The children are playing in the garden.
Çocuklar bahçede oynuyor.
- yard/jɑːrd/
bahçe (evin); avlu
The kids are playing in the back yard.
Çocuklar arka bahçede oynuyor.
- garage/ɡəˈrɑːʒ/
garaj
Dad parks the car in the garage every night.
Babam her gece arabayı garaja park ediyor.
- gate/ɡeɪt/
bahçe kapısı; çitteki ya da duvardaki kapı
Please close the gate so the dog doesn't run out.
Köpek dışarı kaçmasın diye lütfen bahçe kapısını kapat.
- entrance/ˈɛntrəns/
giriş, giriş kapısı
Let's meet at the main entrance.
Ana girişte buluşalım.
Öğretmen misin?
Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.