İngilizce günlük rutinler
32 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.
Sabah ve akşam
- wake up/weɪk ʌp/
uyanmak (uyku halinden çıkmak)
I wake up at 7 every morning.
Her sabah 7'de uyanırım.
- get up/ɡɛt ʌp/
kalkmak (yataktan çıkmak, ayağa kalkmak)
I get up at half past seven.
Yedi buçukta kalkıyorum.
- get dressed/ɡɛt drɛst/
giyinmek (kıyafet giymek)
I get dressed quickly on weekdays.
Hafta içi hızlıca giyiniyorum.
- brush/brʌʃ/
fırçalamak (diş veya saç)
I brush my teeth twice a day.
Günde iki kez dişlerimi fırçalarım.
- comb/koʊm/
tarak
I always keep a small comb in my bag.
Çantamda her zaman küçük bir tarak taşırım.
- shower/ˈʃaʊər/
duş almak
I shower every morning before work.
Her sabah işe gitmeden önce duş alırım.
- wash/wɑːʃ/
yıkamak
Wash your hands before dinner.
Akşam yemeğinden önce ellerini yıka.
- breakfast/ˈbrɛkfəst/
kahvaltı
I have breakfast at 8 every morning.
Her sabah 8'de kahvaltı yaparım.
- lunch/lʌntʃ/
öğle yemeği
Let's have lunch together tomorrow.
Yarın birlikte öğle yemeği yiyelim.
- dinner/ˈdɪnər/
akşam yemeği
We're having dinner at 7 tonight.
Bu akşam 7'de yemek yiyoruz.
- make the bed/ˌmeɪk ðə ˈbed/
yatağı toplamak
I make the bed every morning.
Her sabah yatağı toplarım.
- set the table/ˌset ðə ˈteɪbəl/
sofrayı kurmak
Can you help me set the table?
Sofrayı kurmama yardım eder misin?
- sleep/sliːp/
uyumak (uyku halinde olmak)
I sleep for eight hours every night.
Her gece sekiz saat uyurum.
- nap/næp/
şekerleme, kısa uyku
My grandfather takes a nap after lunch every day.
Dedem her gün öğle yemeğinden sonra şekerleme yapar.
- relax/rɪˈlæks/
dinlenmek, rahatlamak
I relax at home in the evenings.
Akşamları evde dinlenirim.
Ev işleri
- clean/kliːn/
temizlemek (kirden arındırmak)
I clean the house on Saturdays.
Evi cumartesi günleri temizlerim.
- tidy up/ˌtaɪdi ˈʌp/
toplamak, düzenlemek
Please tidy up your room before dinner.
Lütfen akşam yemeğinden önce odanı topla.
- cook/kʊk/
aşçı (yemek yapan kişi)
My mother is a great cook.
Annem harika bir aşçı / yemek yapar.
- iron/ˈaɪərn/
ütü
Be careful, the iron is still hot.
Dikkat et, ütü hâlâ sıcak.
- laundry/ˈlɔːndri/
çamaşır (yıkanacak ya da yıkanmış)
I do the laundry every Sunday.
Her pazar çamaşır yıkarım.
- sweep/swiːp/
süpürmek (süpürgeyle)
Can you sweep the kitchen floor after dinner?
Akşam yemeğinden sonra mutfağın yerini süpürebilir misin?
- wipe/waɪp/
silmek (bezle, elle)
Please wipe the table after you eat.
Lütfen yemekten sonra masayı sil.
- chore/tʃɔːr/
ev işi, günlük iş; angarya
We share the household chores in our family.
Ailemizde ev işlerini paylaşıyoruz.
- errand/ˈerənd/
ayak işi, dışarıda halledilen küçük iş
On Saturdays, my mom and I run errands in town.
Cumartesileri annemle şehirde ayak işlerimizi hallederiz.
Gün içinde
- routine/ruːˈtiːn/
rutin, alışkanlık (düzenli yapılan şeyler bütünü)
I have a morning routine that I follow every day.
Her gün uyguladığım bir sabah rutinim var.
- habit/ˈhæbɪt/
alışkanlık
Reading before bed is a good habit.
Yatmadan önce kitap okumak iyi bir alışkanlıktır.
- commute/kəˈmjuːt/
işe veya okula düzenli olarak gidip gelmek (ulaşım)
I commute to work by train.
İşe trenle gidip geliyorum.
- exercise/ˈɛksərˌsaɪz/
egzersiz yapmak, spor yapmak
I exercise three times a week.
Haftada üç kez egzersiz yaparım.
- go for a walk/ˌɡoʊ fər ə ˈwɔːk/
yürüyüşe çıkmak
Let's go for a walk after lunch.
Öğle yemeğinden sonra yürüyüşe çıkalım.
- watch/wɑːtʃ/
kol saati
He checked his watch, it was already noon.
Saatine baktı, öğle olmuştu bile.
- schedule/ˈskɛdʒuːl/
program, takvim; tarife
My schedule is very busy this week.
Bu hafta programım çok yoğun.
- appointment/əˈpɔɪntmənt/
randevu (profesyonel, doktor, diş hekimi vb.)
I made an appointment with the doctor for Thursday.
Perşembe için doktorla randevu aldım.
Öğretmen misin?
Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.