Ana içeriğe geç

İngilizce sebzeler

20 sebze. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

Kendini dene: eşleştir

0 / 4

Önce İngilizcesine, sonra Türkçesine dokun.

  • tomato/təˈmeɪtoʊ/

    domates

    Can you buy a kilo of tomatoes at the market?

    Pazardan bir kilo domates alabilir misin?

  • potato/pəˈteɪtoʊ/

    patates

    We need five potatoes for the soup.

    Çorba için beş patatese ihtiyacımız var.

  • onion/ˈʌnjən/

    soğan

    Chop the onion and fry it in a little oil.

    Soğanı doğra ve biraz yağda kızart.

  • carrot/ˈkærət/

    havuç

    I cut two carrots for the soup.

    Çorba için iki havuç doğradım.

  • cucumber/ˈkjuːkʌmbər/

    salatalık, hıyar

    For breakfast, I have cheese, tomatoes and cucumbers.

    Kahvaltıda peynir, domates ve salatalık yerim.

  • aubergine/ˈoʊbərʒiːn/

    patlıcan (İngiliz İngilizcesi)

    My grandmother cooks aubergines with meat and tomatoes.

    Büyükannem patlıcanı et ve domatesle pişirir.

  • zucchini/zuˈkiːni/

    kabak, sakız kabağı (Amerikan İngilizcesi)

    My mother makes zucchini fritters with dill and white cheese.

    Annem dereotu ve beyaz peynirle kabak mücveri yapar.

  • pepper/ˈpɛpər/

    biber (sebze)

    Cut the peppers into small pieces.

    Biberleri küçük parçalara doğra.

  • garlic/ˈɡɑːrlɪk/

    sarımsak

    Add two cloves of garlic to the yogurt.

    Yoğurda iki diş sarımsak ekle.

  • lettuce/ˈletɪs/

    marul

    Wash the lettuce before you make the salad.

    Salatayı yapmadan önce marulu yıka.

  • cabbage/ˈkæbɪdʒ/

    lahana

    My grandmother makes stuffed cabbage in winter.

    Büyükannem kışın lahana sarması yapar.

  • spinach/ˈspɪnɪtʃ/

    ıspanak

    We had spinach with yogurt for dinner.

    Akşam yemeğinde yoğurtlu ıspanak yedik.

  • broccoli/ˈbrɑːkəli/

    brokoli

    My little brother doesn't like broccoli at all.

    Küçük kardeşim brokoliyi hiç sevmez.

  • cauliflower/ˈkɑːliflaʊər/

    karnabahar

    My mother fried some cauliflower and served it with yogurt.

    Annem biraz karnabahar kızarttı ve yoğurtla servis etti.

  • leek/liːk/

    pırasa

    My grandmother cooks leeks with olive oil and rice.

    Büyükannem pırasayı zeytinyağı ve pirinçle pişirir.

  • bean/biːn/

    fasulye

    We often have white beans and rice for lunch.

    Öğle yemeğinde sık sık kuru fasulye pilav yeriz.

  • pea/piː/

    bezelye

    We had rice with peas and carrots for lunch.

    Öğle yemeğinde bezelyeli, havuçlu pilav yedik.

  • corn/kɔːrn/

    mısır

    We bought boiled corn on the beach.

    Sahilde haşlanmış mısır aldık.

  • mushroom/ˈmʌʃruːm/

    mantar (yenen)

    I'd like a pizza with mushrooms and cheese, please.

    Mantarlı ve peynirli bir pizza istiyorum, lütfen.

  • pumpkin/ˈpʌmpkɪn/

    bal kabağı

    My grandmother makes a sweet dessert from pumpkin.

    Büyükannem bal kabağından tatlı yapar.

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler