occupy ne demek?
occupy, Türkçede (bir yerde) yaşamak, yerleşmek, kullanmak demek. Ayrıca (yer, zaman) kaplamak, almak anlamına gelir.
Kelimelerini kaydetmek için hesabın olsun.
Eklediğin kelimeler vodid'de aralıklı tekrarla geri gelir.
Anlamları
Fiil
(bir yerde) yaşamak, yerleşmek, kullanmak
to live in or use a place, building or area
Archaeologists believe the site was occupied for nearly a thousand years.
Arkeologlar alanın yaklaşık bin yıl boyunca iskân edildiğine inanıyor.
The house was occupied by the same family for four generations.
Evde dört kuşak boyunca aynı aile yaşadı.
Small shops occupied the ground floor of most buildings in the old town.
Eski kentteki binaların çoğunun zemin katını küçük dükkânlar kullanıyordu.
Kalıplar
- occupy a site
- occupy a building
- occupy a house
- continuously occupyied
- first occupyied
Eş anlamlıları: inhabit, live in
Fiil
(yer, zaman) kaplamak, almak
to fill a space or a period of time
The library occupies the whole east wing of the building.
Kütüphane binanın bütün doğu kanadını kaplıyor.
Housework occupied most of their day in the nineteenth century.
On dokuzuncu yüzyılda ev işleri günlerinin çoğunu alıyordu.
Fiil
(bir konumda, görevde) bulunmak
to have a particular position or role
Merchants occupied a high position in the city's society.
Tüccarlar kent toplumunda yüksek bir konumdaydı.
She occupied the post of director for twelve years.
On iki yıl boyunca müdürlük görevinde bulundu.
Fiil
(yer, hacim) kaplamak, doldurmak
to fill or take up a space, area or volume
A gas expands to occupy the entire volume of its container.
Bir gaz, kabının bütün hacmini kaplayacak şekilde genleşir.
The nucleus occupies only a tiny fraction of an atom's volume.
Çekirdek, atom hacminin yalnızca çok küçük bir kısmını kaplar.
The new equipment occupies most of the laboratory floor.
Yeni cihazlar laboratuvar zemininin büyük bölümünü kaplıyor.
Kalıplar
- occupy space
- occupy a volume
- occupy an area
- occupy a position
- occupy the whole
Eş anlamlıları: fill, take up
Türkçedeki 'işgal' karşılığı askerî bağlamdadır; fen metinlerinde 'occupy' çoğunlukla 'yer kaplamak' demektir. 'Occupied' bir koltuk ya da tuvalet için 'dolu' anlamına gelir: 'Is this seat occupied?'
Fiil
(zaman ya da zihin) meşgul etmek, almak
to fill time or keep someone busy
Analyzing the results occupied most of the week.
Sonuçları çözümlemek haftanın büyük bölümünü aldı.
The children were occupied with a puzzle all afternoon.
Çocuklar bütün öğleden sonra bir yapbozla meşguldü.
Kalıplar
- be occupyied with
- occupy someone's time
Bu anlamda çoğu kez edilgen ve 'with' ile gelir: 'be occupied with a task' = bir işle meşgul olmak.
Kendini dene
Boşluğa hangisi gelir?
A gas expands to the entire volume of its container.
Bir gaz, kabının bütün hacmini kaplayacak şekilde genleşir.