Ana içeriğe geç

play ne demek?

play, Türkçede oynamak (oyun, spor) demek. Ayrıca çalmak (müzik aleti, şarkı) anlamına gelir.

/pleɪ/fiilA1

Kelimelerini kaydetmek için hesabın olsun.

Eklediğin kelimeler vodid'de aralıklı tekrarla geri gelir.

Bu kelimeyi bir hafta sonra da hatırlayacak mısın?vodid kelimeleri tam unutmak üzereyken yeniden sorar. Neyi ne zaman tekrar edeceğini o planlar.vodid nasıl çalışır?

Anlamları

Fiil

oynamak (oyun, spor)

to take part in a game or sport; to have fun with toys or games

  • My brother and I play basketball every Saturday.

    Kardeşimle her cumartesi basketbol oynarız.

  • Let's play cards after dinner.

    Akşam yemeğinden sonra iskambil oynayalım.

  • The children are playing in the garden.

    Çocuklar bahçede oynuyor.

Kalıplar

  • play football / basketball
  • play a game
  • play cards
  • play chess
  • play with friends
  • play against someone

Fiil

çalmak (müzik aleti, şarkı)

to make music with an instrument; to make a song or recording be heard

  • Can you play the guitar?

    Gitar çalabilir misin?

  • The radio is playing my favorite song.

    Radyoda en sevdiğim şarkı çalıyor.

Kalıplar

  • play the guitar / piano
  • play the violin
  • play music
  • play a song

Çalgılarla genellikle 'the' kullanılır: 'play the guitar'. Türkçedeki 'çalmak' her zaman 'play' değildir: telefon ve zil için 'ring' ('The phone is ringing'), hırsızlık için 'steal' denir.

İsim

(tiyatro) oyun

a story written to be performed by actors on a stage

  • Our class is putting on a play at the end of the year.

    Sınıfımız yıl sonunda bir oyun sahneleyecek.

  • We saw a funny play at the city theater.

    Şehir tiyatrosunda komik bir oyun izledik.

Kalıplar

  • school play
  • see a play
  • put on a play
  • write a play

Türkçedeki 'oyun' iki kelimeye ayrılır: kuralları olan oyun 'game' ('a board game'), sahnede oynanan oyun 'play'dir ('a school play').

Fiil

rol oynamak, (bir karakteri) canlandırmak

to act the role of a character in a film or on stage; to have a part in something or an effect on it

  • She plays a young doctor in the new series.

    Yeni dizide genç bir doktoru canlandırıyor.

  • Sleep plays an important role in learning.

    Uyku, öğrenmede önemli bir rol oynar.

Kalıplar

  • play a role / part
  • play an important role in something
  • play the lead role
  • play a character

Kendini dene

Boşluğa hangisi gelir?

My brother and I   basketball every Saturday.

Kardeşimle her cumartesi basketbol oynarız.

İlgili kelimeler

Bu kelimenin listeleri

Sözlüğü nasıl hazırlıyoruzHata bildir