Ana içeriğe geç

Advanced Passive

Türkçede: ileri edilgen yapı

be + V3'ün ötesindeki pasif biçimler: get-passive, edatlı ve phrasal pasif, iki nesneli fiiller, infinitive/gerund pasifi, modal perfect pasifi, 'is to be + V3' ve 'needs washing'. Asıl karar biçim değil: faili göstermek mi, gizlemek mi.

İçindekiler (16)
  1. Önce tek soru: faili göstermek istiyor musun?
  2. Hangi biçim, ne zaman
  3. 1) get-passive: sorumluluğu bulanıklaştıran biçim
  4. was fired ⇄ got fired
  5. 2) Edatlı ve phrasal pasif: edat DÜŞMEZ
  6. 3) İki nesneli fiiller: hangisi özne olsun?
  7. 4) Infinitive ve gerund pasifi
  8. Hangi biçim, hangi konumda
  9. 5) Modal perfect pasifi
  10. 6) 'is to be + V3': resmî talimat ve plan
  11. 7) 'needs washing': gerund'la kurulan örtük pasif
  12. 8) Causative: birine bir iş YAPTIRMAK
  13. Pasif ⇄ Causative
  14. 9) Faili yazmak: 'by' ne zaman girer?
  15. Gayrişahsi pasif: 'It cannot be denied that…'
  16. Özet

B1'de 'The letter was sent' kurmayı öğrendin. C1'de beklenen şey başka: pasifi bir kalıp olarak değil, bir KARAR olarak kullanmak. Failin sorumluluğunu bulanıklaştıran 'He got fired', edatı düşmeyen 'The problem was dealt with', resmî talimat kuran 'The form is to be submitted by Friday', 'needs to be washed' yerine geçen 'The car needs washing' — bunların hepsi pasif ama farklı işler görüyor. Pasifin iki yakın komşusu daha var: sürekli onunla karıştırılan causative ve 'by + fail' öbeğini yazıp yazmama kararı.

Önce tek soru: faili göstermek istiyor musun?

Pasif cümle kurmanın tek sebebi var: cümlenin öznesini değiştirmek. Aktif cümlede özne işi yapandır; pasifte özne, işten etkilenendir.

Failin bilinmediği ('My bike was stolen last night') ya da zaten belli olduğu ('She was arrested on Tuesday') durumları B1'de gördün; Passive Voice sayfasında duruyor.

Üçüncüsünde iş değişir: fail bilerek gizlenir. 'Mistakes were made.' Bu cümle İngilizcede kurumsal sorumluluktan kaçmanın klasik biçimidir; bunu pasif sayesinde yapar.

C1'de asıl işine yarayacak olan dördüncüsü: bilgi akışını düzenlemek. İngilizce cümlede bilinen bilgi başa, yeni bilgi sona gider. Konu zaten köprüyse 'The bridge was designed by a Turkish engineer' doğal olandır; konu mühendisse 'A Turkish engineer designed the bridge' doğru kuruluştur. Aynı olay, paragrafın neyi konuşmakta olduğuna göre iki farklı cümle ister.

İleri pasif biçimlerin envanteri

be / get + V3 — ve bunun infinitive, gerund, modal ve participle türevleri

Nötr pasif
be + V3 → The report was reviewed.
get-passive
get + V3 → He got fired.
Edatlı pasif
be + V3 + EDAT → The issue was dealt with.
Infinitive pasifi
to be + V3 → She expects to be told.
Gerund pasifi
being + V3 → He hates being interrupted.
Geçmiş gerund pasifi
having been + V3 → Having been warned, she left.
Modal perfect pasifi
modal + have been + V3 → It must have been stolen.
Resmî talimat
is / are to be + V3 → The form is to be submitted.
Örtük pasif
need / want + V-ing → The car needs washing.

Yalnız GEÇİŞLİ fiiller pasif olur: 'happen', 'occur', 'arrive' nesne almaz, 'The accident was happened' yanlıştır. Ama geçişli olmak da yetmez; durum bildiren 'have', 'resemble', 'lack', 'fit', 'suit', 'cost', 'weigh' fiilleri nesne aldıkları hâlde pasif kurmaz: 'My uncle has a big house' → 'A big house is had by my uncle' denmez. Ölçüt şu: fiil bir EYLEM mi anlatıyor, yoksa bir DURUM mu?

Hangi biçim, ne zaman

Bu dokuz biçim aynı işi görmez. Bir kısmını üslup olarak sen seçersin (be / get), bir kısmını cümledeki konum zorunlu kılar (infinitive, gerund, edattan sonra), 'is to be' ise tonu değil anlamı değiştirir. Tabloda hangisinin nerede durduğu var.

Biçim

be + V3

Örnek

He was dismissed last month.

Nerede kullanılır

Nötr, her yerde, özellikle resmî yazı

Biçim

get + V3

Örnek

He got fired last month.

Nerede kullanılır

Konuşma dili; ani, olumsuz, beklenmedik olay

Biçim

be + V3 + edat

Örnek

The complaint was looked into.

Nerede kullanılır

Phrasal / edatlı fiiller; edat DÜŞMEZ

Biçim

to be + V3

Örnek

She refused to be photographed.

Nerede kullanılır

Infinitive isteyen fiillerden sonra

Biçim

being + V3

Örnek

She resented being questioned.

Nerede kullanılır

Gerund isteyen fiillerden ve edatlardan sonra

Biçim

having been + V3

Örnek

Having been rejected twice, he stopped applying.

Nerede kullanılır

Önceliği vurgulayan resmî/yazılı anlatım

Biçim

modal + have been + V3

Örnek

The file must have been deleted.

Nerede kullanılır

Geçmişe dair çıkarım, eleştiri, pişmanlık

Biçim

is to be + V3

Örnek

Payment is to be made in advance.

Nerede kullanılır

Resmî talimat, yönetmelik, plan

Biçim

need + V-ing

Örnek

The roof needs repairing.

Nerede kullanılır

Konuşma dili; 'needs to be repaired' ile aynı

1) get-passive: sorumluluğu bulanıklaştıran biçim

'get + V3', 'be + V3' ile aynı olayı anlatır ama üç şeyi değiştirir.

Kayıt (register) düşer. Konuşma dilidir. Bir iş e-postasında ya da rapor cümlesinde 'The contract got cancelled' yazarsan tonun kayar; orada 'was cancelled' gerekir.

Olay ani ve genelde olumsuzdur. get-passive'in doğal yoldaşları: fired, sacked, arrested, robbed, injured, caught, fined, divorced, promoted. Bunların içinde tek belirgin olumlu olan 'promoted'tır; o da beklenmedik olduğu için sırada durur. 'The painting got admired for centuries' tuhaftır: uzun süren, durağan bir durum get almaz.

Fail geri plana itilir. 'He was fired by the new manager' failin kim olduğunu düzgünce söyler. 'He got fired' ise olayı öznenin başına gelmiş bir şey gibi anlatır; kimin karar verdiği belirsiz kalır, hatta bazen suç öznenin üstüne kayar ('He got himself fired').

'by + fail' get-passive ile de kullanılabilir ama seyrektir ve cümleyi ağırlaştırır: 'She got bitten by a dog' doğaldır, 'The proposal got rejected by the committee' resmî bir konuyu konuşma diline sokar; orada 'was rejected' seç.

get-passive örnekleri

  • Two of the engineers got when the factory closed.

    Fabrika kapanınca mühendislerden ikisi işten çıkarıldı.

    Ani, olumsuz, konuşma dili. Kimin kararı olduğu söylenmiyor.

  • He got for parking in front of the hospital.

    Hastanenin önüne park ettiği için ceza yedi.

    Türkçedeki 'ceza yedi' tonu tam olarak budur.

  • Our flight got cancelled, so we spent the night at the airport.

    Uçuşumuz iptal edildi, biz de geceyi havalimanında geçirdik.

    Beklenmedik ve baştan aşağı olumsuz bir olay.

  • She got six months after joining the team.

    Ekibe katıldıktan altı ay sonra terfi etti.

    Olumlu ama yine beklenmedik ve ani — get bu yüzden doğal.

  • Don't leave your bag there. You'll get .

    Çantanı oraya bırakma. Soyulursun.

    Uyarı cümlelerinde get-passive çok yaygındır.

was fired ⇄ got fired

İkisi de aynı olayı anlatır ve ikisi de dilbilgisel olarak doğrudur. Seni ayıran şey, cümleyi nerede kullandığındır. Soldaki bir insan kaynakları yazısına, sağdaki bir arkadaş sohbetine aittir.

be + V3 — nötr, resmî

Rapor, e-posta, haber, akademik metin. Fail 'by' ile eklenebilir.

  • Three employees were dismissed following the audit.

    Denetimin ardından üç çalışanın işine son verildi.

  • The proposal was rejected by the committee.

    Öneri komite tarafından reddedildi.

  • The window was broken during the storm.

    Pencere fırtına sırasında kırıldı.

get + V3 — konuşma dili, ani olay

Sohbet, mesaj, anlatı. Fail geri planda; olay öznenin başına gelmiş gibi durur.

  • Three of them got sacked after the audit.

    Denetimden sonra üçü kapı önüne kondu.

  • Our idea got turned down again.

    Fikrimiz yine geri çevrildi.

  • The window got broken during the party.

    Parti sırasında pencere kırıldı.

get-passive'i resmî yazıda kullanmak

✗

Yanlış kullanım: The applicant's request got approved by the board on 14 March.

✓

Doğru kullanım: The applicant's request was approved by the board on 14 March.

get-passive dilbilgisel olarak doğru ama konuşma diline aittir. Resmî bir tutanakta, akademik yazıda ya da kurumsal e-postada tonu düşürür ve metni amatör gösterir. Kural basit: tarih, kurum ve unvan geçen bir cümlede 'was/were + V3' kullan.

2) Edatlı ve phrasal pasif: edat DÜŞMEZ

Bazı fiiller nesnesini doğrudan almaz, bir edat üzerinden alır: 'deal with a problem', 'look into a complaint', 'look up to someone', 'refer to a case', 'account for the loss'. Bu fiilleri pasif yaptığında edat fiile YAPIŞIK kalır ve cümlenin sonunda öksüz durur.

'They dealt with the problem.' → 'The problem was dealt with.'

'Everyone looks up to her.' → 'She is looked up to by everyone.'

Bu, Türkçe konuşanın bu sayfadaki en sık hatası. Sebebi yapısal: Türkçede aynı ilişki fiile değil isme takılan bir ekle kurulur ('sorunla ilgilenildi'). Pasif yapıldığında Türkçede o ek isimle birlikte cümlenin ortasında kalır, İngilizcede ise fiilin arkasında yapayalnız kalır. Gözün ona alışık olmadığı için düşürüyorsun.

Cümle sonu bir edatla bitiyorsa panikleme: bu yapıda doğru olan budur. 'The matter has been seen to.' eksik bir cümle değildir.

Edatlı pasif örnekleri

  • The was looked into by an independent auditor.

    Şikâyet bağımsız bir denetçi tarafından incelendi.

    'look into' → pasifte 'into' kalır.

  • The crisis is being dealt with at ministerial level.

    Kriz bakanlık düzeyinde ele alınıyor.

    Sürerlik + edat: 'is being dealt with'.

  • She is looked up to by everyone in the department.

    Bölümdeki herkes ona saygı duyar.

    İki parçacıklı fiil: ikisi de kalır — 'up to'.

  • The missing funds have never been for.

    Kayıp paranın hesabı hiçbir zaman verilmedi.

    Perfect + edat: 'have been accounted for'.

  • This clause is often referred to as the escape provision.

    Bu madde genelde kaçış hükmü diye anılır.

    'refer to' → 'referred to'; ardından gelen 'as' ayrı bir parçadır.

  • Children must not be left ; they have to be looked after at all times.

    Çocuklar başıboş bırakılmamalı; her an gözetilmeleri gerekir.

    'look after' → 'be looked after'.

Pasifte edatı düşürmek

✗

Yanlış kullanım: The problem was dealt yesterday. / She is looked up by everyone.

✓

Doğru kullanım: The problem was dealt with yesterday. / She is looked up to by everyone.

'deal' tek başına 'ele almak' demez; anlamı veren şey 'deal with' bütünüdür. Pasif cümlede nesne öne geçer ama edat fiilin yanında kalır. Türkçede bu ilişkiyi fiil değil ismin eki taşır ('sorunla ilgilenildi'); edatı fiilin parçası olarak görmediğin için isim öne geçince edatı da düşürüyorsun. Kontrol yöntemi: cümleyi aktif hâline çevir. 'They dealt ___ the problem' boşluğu 'with' istiyorsa, pasifte de 'with' vardır.

3) İki nesneli fiiller: hangisi özne olsun?

'give', 'send', 'offer', 'tell', 'show', 'award', 'promise', 'lend', 'teach' gibi fiiller iki nesne alır: bir kişi, bir şey. 'They gave me a book.' Bu cümlenin İKİ pasifi vardır.

Kişi özne: 'I was given a book.'

Şey özne: 'A book was given to me.'

İkisi de doğru, ama İngilizcede kişi özneli olan çok daha yaygındır, çünkü cümlenin ilgilendiği şey genelde insandır. 'She was offered the job' doğal, 'The job was offered to her' ancak konu iş ise (mesela birden çok adaydan bahsediyorsan) doğaldır.

Dikkat edilecek nokta: şey özne olduğunda kişinin önüne 'to' ya da 'for' girer. 'A book was given to me.' Bu edat aktif cümlede yoktu; pasifte zorunlu hâle gelir. 'to' grubu: give, send, offer, tell, show, award, lend. 'for' grubu: buy, make, cook, find, book. 'They made the winners a cake' → 'A cake was made for the winners.'

Türkçe konuşan için bu yapı ters gelir, çünkü Türkçede 'bana bir kitap verildi' cümlesinde 'ben' özne olamaz. İngilizcede olabilir ve olağan olan da odur.

İki nesneli pasif örnekleri

  • A patient was given a second opinion by the head .

    Bir hastaya başhekim tarafından ikinci bir görüş sunuldu.

    Kişi özne — İngilizcede tercih edilen kuruluş.

  • She was offered the before the interviews had even finished.

    Görüşmeler daha bitmeden ona görev teklif edildi.

    'She was offered' doğal; 'The post was offered to her' konu görevse kullanılır.

  • The prize was awarded to a translator nobody had heard of.

    Ödül, kimsenin duymadığı bir çevirmene verildi.

    Burada konu ödül, bu yüzden şey özne doğal — ve 'to' zorunlu.

  • We were told nothing about the until the day it was announced.

    Birleşme hakkında ilan edildiği güne kadar bize hiçbir şey söylenmedi.

    'tell' pasifinde kişi özne neredeyse her zaman tercih edilir.

4) Infinitive ve gerund pasifi

Pasif yalnız çekimli fiilde olmaz. Bir fiil başka bir fiilin ardından geliyorsa, o ikinci fiil de pasif olabilir.

'to be + V3', infinitive isteyen fiillerden sonra: 'She expects to be told the results today.' 'He refused to be photographed.' 'Deserve, need, refuse, expect, want, hope, agree' bu grupta.

'being + V3', gerund isteyen fiillerden ve TÜM edatlardan sonra: 'He resented being questioned.' 'She avoided being seen.' 'Without being asked, he cleared the table.' 'Avoid, resent, risk, deny, appreciate, imagine, mind, keep' bu grupta; edattan sonra infinitive gelmez.

'having been + V3' eylemin ana fiilden ÖNCE olduğunu vurgular: 'Having been warned twice, he had no excuse.' Resmîdir, konuşmada seyrektir. Sıra zaten belliyse 'being + V3' de aynı işi görür.

Bu üçlü arasındaki seçim üslup meselesi değil, dilbilgisi zorunluluğudur: hangisini kullanacağına önündeki fiil ya da edat karar verir, sen değil.

Aynı ailenin bir üyesi daha var: indirgenmiş pasif participle. 'Once granted, the licence cannot be transferred.' 'When viewed from above, the pattern is obvious.' Burada 'once it has been granted' / 'when it is viewed' kısaltılmıştır. Ayrıntı için Participle Clauses sayfasına bak.

Hangi biçim, hangi konumda

Konum

Infinitive isteyen fiilden sonra

Biçim

to be + V3

Örnek

They deserve to be paid on time.

Konum

Gerund isteyen fiilden sonra

Biçim

being + V3

Örnek

He denied being informed.

Konum

Edattan sonra

Biçim

being + V3

Örnek

She left without being noticed.

Konum

Öncelik vurgulanıyorsa

Biçim

having been + V3

Örnek

Having been rejected, he tried elsewhere.

Konum

İndirgenmiş yan cümle

Biçim

(once / when / if) + V3

Örnek

Once signed, the form is final.

Infinitive / gerund pasifi örnekleri

  • The witnesses refused to be on camera.

    Tanıklar kamera karşısında kendileriyle görüşülmesini reddetti.

    'refuse' infinitive ister → 'to be + V3'.

  • He being questioned about a decision he had not made.

    Vermediği bir karar yüzünden sorgulanmasına içerledi.

    'resent' gerund ister → 'being + V3'.

  • She managed to leave the building without being noticed.

    Binadan fark edilmeden çıkmayı başardı.

    'without' bir edat — edattan sonra infinitive gelmez; olağan biçim 'being + V3'.

  • Having been twice, the appeal went no further.

    İki kez reddedilmiş olduğundan itiraz daha ileri gitmedi.

    Ret, ana olaydan önce oldu — 'having been + V3'.

  • Once , the licence cannot be transferred to another company.

    Bir kez verildikten sonra lisans başka bir şirkete devredilemez.

    'Once it has been granted' kısaltıldı: indirgenmiş pasif participle.

5) Modal perfect pasifi

Geçmişe dair bir çıkarım, eleştiri ya da pişmanlık pasif kurulduğunda dört parça üst üste biner: 'modal + have + been + V3'.

'The laptop must have been stolen while we were at lunch.' (Neredeyse kesin bir çıkarım.)

'The invoice should have been sent last week.' (Gönderilmedi; bu bir eleştiri.)

'It can't have been written by a native speaker.' (İmkânsız gördüğün çıkarım.)

'She might have been told already.' (İhtimal.)

Sıra sabittir ve bozulmaz: modal asla çekimlenmez, 'have' asla 'has' olmaz, 'been' asla düşmez. Türkçe konuşanın buradaki hatası genelde 'been'i atlamaktır: 'must have stolen' de doğru bir cümledir ama AKTİFtir ve anlamı tamamen değişir: 'çalmış olmalı' ≠ 'çalınmış olmalı'.

Modal perfect pasifi örnekleri

  • The keys must have been during the move.

    Anahtarlar taşınma sırasında yanlış bir yere konmuş olmalı.

    Kuvvetli çıkarım.

  • The should have been sent before the deadline.

    Fatura son tarihten önce gönderilmeliydi.

    Gönderilmedi — eleştiri ya da pişmanlık.

  • This report can't have been ; there are errors on every page.

    Bu raporun son okuması yapılmış olamaz; her sayfada hata var.

    İmkânsız gördüğün çıkarım.

  • The residents might have been warned earlier, but nobody kept a record.

    Sakinler daha erken uyarılmış olabilir ama kimse kayıt tutmamış.

    İhtimal; 'been' düşerse anlam 'uyarmış olabilirler'e döner.

'been'i düşürmek: çalmış olmalı ≠ çalınmış olmalı

✗

Yanlış kullanım: My phone must have stolen from the locker.

✓

Doğru kullanım: My phone must have been stolen from the locker.

'must have stolen' dilbilgisel olarak doğru bir cümledir, ama aktiftir ve 'telefonum bir şey çalmış olmalı' der. Pasif için 'been' zorunludur: modal + have + been + V3. Türkçede 'çalınmış olmalı' ile 'çalmış olmalı' arasındaki fark tek bir ekle kurulduğu için İngilizcede de tek bir sözcüğü atlamayı zararsız sanıyorsun; değil, cümlenin öznesi rol değiştiriyor.

6) 'is to be + V3': resmî talimat ve plan

'be to + infinitive' yapısı resmî bir talimat, yönetmelik ya da önceden kararlaştırılmış bir plan bildirir. Pasifi 'is / are / was / were + to be + V3' biçimindedir.

'The form is to be submitted by Friday.' (Bu bir kural, bir istek değil.) 'must be submitted' ile aynı güçtedir ama daha kurumsaldır.

'No equipment is to be removed from the laboratory.' (Tabelalarda, yönetmeliklerde tam olarak bu biçim kullanılır.)

'The delegation was to be met at the airport.' (Geçmişte planlanmış, gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca söylenir.)

Bu yapıyı 'is going to be' ile karıştırma. 'The bridge is going to be repaired' bir tahmin ya da niyettir; 'The bridge is to be repaired' resmî olarak kararlaştırılmış bir programdır ve haber dilinde çok yaygındır.

Ayrıca 'is being + V3' ile de karıştırma: o, ŞU AN sürmekte olan bir işi anlatır. 'The rule is being enforced' (şu an uygulanıyor) ≠ 'The rule is to be enforced' (uygulanacak, karar bu).

'is to be + V3' örnekleri

  • All applications are to be submitted through the online portal.

    Tüm başvurular çevrimiçi portal üzerinden yapılacaktır.

    Yönetmelik dili: kural bildiriyor.

  • Nothing is to be to the press before the hearing.

    Duruşmadan önce basına hiçbir şey açıklanmayacaktır.

    Yasak bildiren resmî talimat.

  • The new terminal is to be opened in the spring.

    Yeni terminal ilkbaharda açılacak.

    Haber dili: resmen kararlaştırılmış plan.

  • The samples were to be collected on Monday, but the lab closed.

    Numuneler pazartesi toplanacaktı ama laboratuvar kapandı.

    Geçmişte planlanmış; gerçekleşmediği ikinci cümlede söyleniyor.

7) 'needs washing': gerund'la kurulan örtük pasif

'need', 'want' (İngiliz İngilizcesinde) ve 'require' fiillerinden sonra gelen '-ing' biçimi PASİF anlam taşır.

'The car needs washing.' = 'The car needs to be washed.' (Araba yıkanmayı gerektiriyor, arabanın kendisi yıkamıyor.)

'The roof wants fixing.' = 'The roof needs to be fixed.' (konuşma dili, İngiliz kullanımı)

'These figures require checking.' = 'These figures need to be checked.'

Bu yapı Türkçe konuşan için ters gelir çünkü '-ing' aktif gibi görünür. Ölçüt basit: öznenin işi yapması mümkün mü? 'The car needs washing': araba yıkayamaz, o hâlde pasif anlam. Karşılaştır: 'She needs to wash the car'; burada özne insan ve iş aktif.

Özne insan olduğunda bu yapı seyrekleşir ve tonu düşer: 'He needs washing' ancak bebekten ya da bakıma muhtaç birinden söz ediyorsan doğaldır; orada da yıkayan başkasıdır. Kendi işini görebilen biri için 'He needs to wash' dersin.

Aynı örtük pasif bazı sıfat + infinitive yapılarında da vardır: 'This text is hard to read' ('to be read' değil). Kalıplaşmış 'The house is to let' (İngiliz kullanımı, 'kiralık') de aynı örtük pasif anlamı taşır ama o 'be to + infinitive' ailesindendir.

need / want + V-ing örnekleri

  • The kitchen needs before the inspector arrives.

    Müfettiş gelmeden önce mutfağın temizlenmesi gerekiyor.

    = 'needs to be cleaned'. Mutfak temizleyemez → pasif anlam.

  • Those want oiling; the door squeaks every time.

    Şu menteşelerin yağlanması lazım; kapı her seferinde gıcırdıyor.

    'want + V-ing' İngiliz konuşma dilinde 'need'in yerine geçer.

  • The still requires proofreading before it goes to print.

    El yazmasının baskıya gitmeden önce hâlâ son okumaya ihtiyacı var.

    = 'needs to be proofread'. Bu fiillerden sonra olağan seçim gerund'dur: 'requires proofreading'.

8) Causative: birine bir iş YAPTIRMAK

'have / get + NESNE + V3' yapısı pasif değildir ama pasif gibi görünür ve C1 sınavlarında ikisi sürekli birlikte sorulur. Aradaki farkı tek bir cümle gösterir.

'She had her flat repainted.' → İşi yaptırdı, kendisi yapmadı. Özne kararın sahibi.

'Her flat was repainted.' → Boyandı; kimin kararıyla olduğu söylenmiyor.

İkinci bir kullanımı daha var ve o gerçekten pasife yakındır: öznenin başına gelen hoş olmayan olay. 'He had his wallet stolen on the metro.' Burada kimse bir şey yaptırmıyor; olay öznenin başına geliyor.

'get' bu yapıda 'have'in konuşma dilindeki karşılığıdır ve biraz daha çaba ima eder: 'I finally got the report signed.'

Ayrıntılı anlatım ve zaman biçimleri için Causative Verbs (have / get / make / let) sayfasına bak; burada bilmen gereken şey, pasif bir cümle kurup kurmadığına karar verirken nesnenin fiilin önünde mi arkasında mı durduğuna bakmandır.

Pasif ⇄ Causative

İki yapı da 'be/have/get + … + V3' içerir. Ayıran şey nesnenin yeridir: causative'de V3'ten ÖNCE bir nesne durur ('had his flat painted'); pasifte yardımcı fiille V3'ün arasına nesne girmez ('his flat was painted'). V3'ten sonra kalan nesne pasifi bozmaz: 'I was given a book'.

Pasif

Özne = eylemden etkilenen. Yardımcı fiille V3 arasında nesne yok.

  • Her flat was repainted last summer.

    Dairesi geçen yaz boyandı.

  • His wallet was stolen on the metro.

    Cüzdanı metroda çalındı.

  • The report was signed on Friday.

    Rapor cuma günü imzalandı.

Causative (have / get sth done)

Özne = kararın sahibi ya da olayın mağduru. Fiilden ÖNCE nesne var.

  • She had her flat repainted last summer.

    Geçen yaz dairesini boyattı.

  • He had his wallet stolen on the metro.

    Metroda cüzdanını çaldırdı.

  • I finally got the report signed.

    Sonunda raporu imzalattım.

9) Faili yazmak: 'by' ne zaman girer?

Pasif cümlelerin çoğunda 'by + fail' YOKTUR. Zaten pasif kurmanın sebebi çoğu zaman faili gizlemektir; sonra onu geri yazmak cümleyi hem uzatır hem amacını bozar.

'by' yalnız fail bilgi taşıyorsa girer:

Fail şaşırtıcı ya da önemliyse: 'The bridge was designed by a nineteen-year-old student.'

Fail cümlenin devamında konu olacaksa: 'The report was written by Dr Aksoy, who later withdrew it.'

Bir eser / buluş sahibiyse: 'Guernica was painted by Picasso.'

Belirsiz faili yazmama kuralını B1'de gördün: 'The road was closed by the authorities' cümlesinde 'by the authorities' hiçbir şey eklemiyor.

Araç bildiriyorsan 'by' değil 'with' kullanılır: 'The door was forced open with a crowbar' (araç) ≠ 'by a burglar' (fail).

by + fail örnekleri

  • The was designed by an engineer who had never built one before.

    Set, daha önce hiç set inşa etmemiş bir mühendis tarafından tasarlandı.

    Fail şaşırtıcı — 'by' bilgi taşıyor.

  • The lock had been forced with a screwdriver, not by a professional.

    Kilit bir tornavidayla zorlanmıştı, profesyonel biri tarafından değil.

    Araç 'with', fail 'by'.

  • The street was closed for three days.

    Sokak üç gün boyunca kapatıldı.

    'by the authorities' bilinçli olarak yok — hiçbir şey eklemezdi.

Yalnız pasif yaşayan biçimler: 'born', 'situated'

✗

Yanlış kullanım: The hotel situates near the port. / They rumour that he resigned.

✓

Doğru kullanım: The hotel is situated near the port. / He is rumoured to have resigned.

Bu ailenin en bilineni 'be born': Türkçede 'doğdum' aktif olduğu için 'I borned in Adana' demek doğal gelir, doğrusu 'I was born in Adana'dır. Aktif 'bear' (bore / borne) doğum anlamında hâlâ kullanılır ama resmî ve edebî kayıtta kalmıştır ('She bore three children'). Asıl işine yarayacak olanlar 'be situated', 'be rumoured to' ve 'be reputed to'; bunlar pratikte yalnız pasif kurulur ('They situate the hotel', 'They rumour that he resigned' denmez). 'be deemed' aktif de kurulur ('The court deemed the evidence inadmissible') ama pasifi çok daha sıktır.

Gayrişahsi pasif: 'It cannot be denied that…'

Akademik ve resmî yazının imzası olan bir başka pasif ailesi: özne yerine 'it' koyup fikri kişisizleştirmek. 'It is widely believed that…', 'It cannot be denied that…', 'It should be noted that…', 'It has been argued that…'

İşlevi 'I think' demeden bir iddia kurmaktır; böylece iddia bir kişiye değil, genel bir kabule bağlanır. Bu, hem güç kazandırır hem sorumluluğu dağıtır; kötüye kullanıldığında da kanıtsız iddiayı sağlam gösterir.

Bu yapının iki kalıbı ve rapor fiilleriyle ilişkisi ayrı bir sayfada anlatılıyor: Passive Reporting. Burada bilmen gereken şey, 'It is said that he left' ile 'He is said to have left' cümlelerinin aynı şeyi söylediği ve ikincisinin daha akıcı olduğudur.

Şimdi sen dene

1 / 8

The allegations were looked ___ by a parliamentary committee.

Karar sırası

  • 1. Önce fiili aktif kurAktifte bir edat gerekiyorsa ('deal with', 'look after'), pasifte de vardır. Edat düşmez.
  • 2. Nesne fiilin önünde mi?'had his flat painted' → causative. 'his flat was painted' → pasif. Ayıran tek şey nesnenin yeri.
  • 3. Kayıt seç: be mi get mi?Rapor, e-posta, akademik metin → 'was'. Sohbet, mesaj, ani ve olumsuz olay → 'got'.
  • 4. Önündeki sözcük biçimi belirlerInfinitive isteyen fiil → 'to be + V3'. Gerund isteyen fiil ya da HERHANGİ bir edat → 'being + V3'.
  • 5. 'been'i sayıp geçModal perfect pasifinde dört parça vardır: modal + have + been + V3. Biri eksikse cümle aktife döner.
  • 6. 'by'ı ancak fail bilgi taşıyorsa yaz'by the authorities', 'by people', 'by someone' hiçbir şey eklemez, sil. Araç için 'with' kullan.

Özet

  • Pasif bir kalıp değil, bir karardır: faili gizlemek, bilinen bilgiyi başa almak ya da konuyu değiştirmek için kurulur.
  • get + V3 konuşma dilidir; ani ve genelde olumsuz olaylarda kullanılır ve faili geri plana iter. Resmî yazıda 'was/were + V3' seç.
  • Edatlı ve phrasal fiillerde edat DÜŞMEZ: 'The problem was dealt with', 'She is looked up to'.
  • İki nesneli fiillerin iki pasifi vardır; İngilizce kişi özneli olanı tercih eder: 'She was offered the job'.
  • Biçimi önündeki sözcük belirler: infinitive isteyen fiil → 'to be + V3'; gerund isteyen fiil ya da edat → 'being + V3'; öncelik vurgusu → 'having been + V3'.
  • Modal perfect pasifi dört parçadan oluşur: modal + have + been + V3. 'been' düşerse cümle aktife döner ve anlam değişir.
  • 'is / are to be + V3' resmî talimat ve karara bağlanmış plan bildirir; 'is being + V3' (şu an sürüyor) ile karıştırma.
  • need / want / require + V-ing pasif anlam taşır: 'The car needs washing' = 'needs to be washed'.
  • 'have / get + nesne + V3' pasif değil causative'dir: nesne fiilin ÖNÜNDE durur.
  • 'by + fail' yalnız fail bilgi taşıyorsa yazılır; araç için 'with' kullanılır.
  • 'be situated', 'be rumoured to' gibi biçimler pratikte yalnız pasif kurulur; 'be born'un aktif karşılığı ise yalnız resmî ve edebî kayıtta yaşar.
  • 'It is said / believed / argued that…' kalıbı iddiayı kişiden koparır ve akademik yazının imzasıdır; ayrıntısı Passive Reporting sayfasında.

İlgili konular

Okuduğun konuyu çöz.

Bu konunun 109 alıştırma seti uygulamada, kolaydan zora.