Ana içeriğe geç

Participle Clauses

Türkçede: ortaç yapıları

İki cümleyi birleştirmek için -ing, V3 (past participle) veya perfect participle ile oluşturulan kısa yan cümleler. Relative clause'u, neden-sonuç veya zaman ifadesini tek ifadeye indirger.

İçindekiler (16)
  1. Neden participle clause?
  2. 1) Present participle (-ing): aktif; eş zamanlı, sebep veya sonuç
  3. 2) Past participle (V3): pasif, tamamlanmış eylem
  4. Present vs past participle
  5. 3) Perfect participle (having + V3): önceden tamamlanmış
  6. Olumsuzluk: 'not' nereye girer?
  7. Formların özeti
  8. Yan cümle kısaltma: hangi bağlacı görüyorsun?
  9. Bağlacı yerinde bırakmak: 'Once completed', 'Although criticised'
  10. Absolute clause: participle'ın KENDİ öznesi olduğunda
  11. Öznesiz participle ⇄ absolute clause
  12. Sık yapılan hatalar
  13. Donmuş kalıplar: 'Generally speaking', 'Judging by'
  14. Donmuş kalıplar
  15. Sık yapılan hatalar
  16. Özet

Participle clause (sıfat-fiil yan cümlesi) İngilizce yazıyı kısaltma ve akıcı hale getirmenin en güçlü araçlarından biridir. İki cümleyi tek bir cümleye indirmeye yarar: 'The man who is standing there is my brother' → 'The man standing there is my brother'. Yan cümleyi -ing, V3 (-ed) veya having + V3 formuyla kısaltırsın. B2 seviyesinde akademik yazıyı, haber metnini ve roman cümlelerini anlamak için bu yapıyı tanımak şarttır; kendin kurabilmek ise büyük avantajdır. Üç temel form vardır: present participle (-ing), past participle (-ed / V3) ve perfect participle (having + V3). Her biri farklı zaman ve anlam ilişkisi kurar. Üçünün ötesinde, C1'de sık karşına çıkan ileri biçimler de var: olumsuz perfect pasif ('Not having been informed'), bağlacı korunan indirgeme ('Once completed'), kendi öznesi olan absolute clause ('The chairman being unwell') ve 'generally speaking' gibi donmuş kalıplar.

Neden participle clause?

Yazıda aynı özneye sahip iki cümleyi art arda yazmak tekrarlı durur: 'Maria sat down. Maria opened her book'. Daha akıcı: 'Sitting down, Maria opened her book'. Participle clause tekrar eden özneyi siler, yan cümleyi tek bir ifadeye indirger. Avantajları: daha kısa cümle, daha akıcı ritim, resmi ve edebi üslup. Dezavantajı: yanlış kullanımda öznesi belirsiz bir yapı doğar; buna 'dangling participle' denir ve cümlenin anlamı bozulur. Bu yüzden B2 seviyesinde form + anlam + özne uyumu üçünü birlikte öğrenmek gerekir.

1) Present participle (-ing): aktif; eş zamanlı, sebep veya sonuç

Present participle (fiilin -ing hali) şu işleri görür. Birincisi: aktif bir eylemin eş zamanlı gerçekleştiğini anlatır, zamanda paralel olur. 'Walking home, I saw an accident' (Eve yürürken bir kaza gördüm). İki eylem aynı anda. İkincisi: neden-sonuç ilişkisini kısaca anlatır. 'Feeling tired, she went to bed early' (Yorgun hissettiği için erken yattı). 'Because she felt tired' cümlesinin kısa hali. Ana eylemden hemen önce tamamlanan kısa bir eylemi de anlatır: 'Sitting down, Maria opened her book' (önce oturdu, hemen ardından kitabını açtı). İki eylem arasında belirgin bir aralık varsa ya da sıralamayı vurgulamak istiyorsan perfect participle kullanılır. Ana cümleden SONRA gelip sonucu ya da eşlik eden eylemi de anlatır: 'The fire spread quickly, destroying most of the building' (Yangın hızla yayıldı ve binanın çoğunu yok etti). Haber ve rapor dilinin en sık kalıbıdır. Ayrıca relative clause kısaltması olarak da kullanılır: 'The man sitting on the bench' = 'The man who is sitting on the bench'. Present participle kural olarak aktif anlam taşır: özne eylemi kendisi yapar. Tek istisna 'being + V3' kalıbıdır; orada -ing'li biçim pasif anlam verir: 'Being followed by the police, he drove faster'.

Present participle

V-ing ..., + ana cümle (ya da isim + V-ing ...)

Eş zamanlı eylem
V-ing, + ana cümle
Sebep
V-ing, + ana cümle (= Because ...)
Relative clause kısaltma
isim + V-ing + ... (= who / which is V-ing)
Sonuç / eşlik eden eylem
Ana cümle, + V-ing ... (= and this ...)

Aktif anlam taşır; pasif gerekiyorsa 'being + V3' kullanılır.

Present participle örnekleri

  • through the park, I saw an old friend.

    Parkta koşarken eski bir arkadaşımı gördüm.

    Eş zamanlı eylem.

  • Not knowing the answer, he stayed .

    Cevabı bilmediği için sessiz kaldı.

    Sebep: Because he didn't know...

  • The coming from the was .

    Motordan gelen gürültü şüpheliydi.

    Relative clause kısaltma: that was coming.

  • Looking out the window, she the first .

    Pencereden bakarken ilk kar tanelerini fark etti.

  • Being the of three, she always .

    Üç kardeşin en büyüğü olduğundan hep sorumluluk hissetti.

  • The fire spread quickly, most of the building.

    Yangın hızla yayıldı ve binanın çoğunu yok etti.

    Sonuç bildiren participle: ana cümleden sonra gelir.

2) Past participle (V3): pasif, tamamlanmış eylem

Past participle (fiilin V3 hali: broken, seen, written) pasif anlam taşır: özne eylemi yapmaz, eyleme maruz kalır. 'Written in 1950, the book still feels modern' (1950'de yazılan kitap bugün de modern duruyor). 'The book that was written in 1950' cümlesinin kısa hali. Past participle sıklıkla relative clause kısaltması olarak kullanılır: 'The houses built in this area are expensive' = 'The houses which were built'. Ayrıca bir pasif durumu anlatır: 'Shocked by the news, she couldn't speak' (Haberden şoka uğradığı için konuşamadı). Düzensiz fiilleri iyi bilmek gerekir: break → broken, choose → chosen, steal → stolen.

Past participle

V3 ..., + ana cümle (pasif anlam)

Pasif relative
isim + V3 + ... (= who / which was V3)
Pasif sebep
V3, + ana cümle (= Because özne was V3)

Pasif anlam: özne eyleme maruz kalıyor.

Past participle örnekleri

  • in 1920, the is now a .

    1920'de inşa edilen tiyatro şimdi bir simge yapı.

    The theatre which was built in 1920.

  • in plain English, the book is to everyone.

    Sade İngilizce ile yazıldığı için kitabı herkes anlayabilir.

  • Shocked by the , she into tears.

    Haberden şoka uğrayınca gözyaşlarına boğuldu.

  • The sent yesterday should arrive tomorrow.

    Dün gönderilen mektup yarın ulaşır.

  • Surrounded by , the village feels .

    Dağlarla çevrili olduğu için köy huzur veriyor.

Present vs past participle

Aynı fiille iki farklı form farklı anlama gelir: present participle aktif (eylemi yapan), past participle pasif (eyleme maruz kalan).

Present participle (-ing)

Aktif: özne eylemi yapıyor.

  • The woman the baby is my .

    Bebeği taşıyan kadın komşum (kadın taşıyor).

  • The dog next door is annoying.

    Yandaki havlayan köpek sinir bozucu.

Past participle (V3)

Pasif: özne eyleme maruz kalıyor.

  • The baby by the woman is .

    Kadının taşıdığı bebek uyuyor (bebek taşınıyor).

  • The dog by the noise hid under the bed.

    Gürültüden korkutulan köpek yatağın altına saklandı (köpek korkutuldu).

3) Perfect participle (having + V3): önceden tamamlanmış

Perfect participle 'having + V3' formuyla kurulur ve ana cümleden önce tamamlanmış aktif bir eylemi anlatır. 'Having finished her work, she went home' (İşini bitirdikten sonra eve gitti). 'After she had finished' cümlesinin kısa hali. Pasif hali 'having been + V3': 'Having been warned, he was careful' (Uyarıldığı için dikkatli oldu). Perfect participle iki olay arasındaki sıralı ilişkiyi net gösterir: önce X, sonra Y. Zaman bağlacını (after, when) ya da sebep bağlacını (because, as) görünmez kılar ama anlamı korur. Özellikle akademik yazıda zamansal sıralamayı kısaca anlatmak için yaygındır.

Perfect participle

Having + V3 ..., + ana cümle

Aktif
Having + V3 + ..., + ana cümle
Pasif
Having been + V3 + ..., + ana cümle

Önce gerçekleşmiş bir eylemi gösterir; ana cümle sonradan olur.

Perfect participle örnekleri

  • Having the report, he the office.

    Raporu bitirdikten sonra ofisten ayrıldı.

    After he had finished...

  • Having lived in for ten years, she speaks Japanese.

    Japonya'da on yıl yaşamış olduğu için akıcı Japonca konuşur.

  • Having been the , he to forgive her.

    Gerçeği öğrendikten sonra onu affetmeye karar verdi.

    Pasif perfect.

  • Having all night, she was in the morning.

    Bütün gece çalıştığı için sabah bitkindi.

Olumsuzluk: 'not' nereye girer?

Participle clause'un olumsuzu yardımcı fiille kurulmaz; tek bir sözcük yeter: 'not', participle öbeğinin en başına gelir. 'Not knowing the address, he called a taxi.'

Önemli olan şu: öbek uzasa da 'not' başta kalır, araya girmez. Perfect biçimde 'Not having finished the report, she stayed late'; perfect pasif biçimde 'Not having been informed, she missed the deadline'. Sıra hep aynıdır: not → having → been → V3.

Türkçe konuşanı burada iki refleks yanıltır. Birincisi Türkçede olumsuzluk fiilin İÇİNE girer ('bil-me-diği için', 'haber ver-il-me-diği için'); bu sezgi 'Having not been informed' yazdırır, oysa standart biçim 'Not having been informed'tır. İkincisi 'didn't' refleksidir: participle clause'da çekimli fiil yoktur, dolayısıyla yardımcı fiil de yoktur — 'Didn't knowing' diye bir şey kurulamaz.

Anlam farkına da dikkat et: 'Not having been informed' = kendisine haber VERİLMEDİĞİ için (pasif). 'Not having informed anyone' = kendisi kimseye haber VERMEDİĞİ için (aktif). Aynı olayın iki farklı tarafı.

Olumsuz participle

not + participle öbeği (yardımcı fiil YOK)

Aktif, eş zamanlı
Not + V-ing, + ana cümle
Durum / pasif
Not being + V3 / sıfat / isim, + ana cümle
Perfect aktif
Not having + V3, + ana cümle
Perfect pasif
Not having been + V3, + ana cümle

'not' hep en başta: 'not having been', 'having not been' değil.

Olumsuz participle örnekleri

  • Not having been of the change, she the deadline.

    Değişiklikten haberdar edilmediği için son teslim tarihini kaçırdı.

    Olumsuz + perfect + pasif: not → having → been → V3.

  • Not having been , the department to sign the plan.

    Görüşü alınmadığı için birim planı imzalamayı reddetti.

  • Not having read the carefully, he the penalty .

    Sözleşmeyi dikkatlice okumadığı için ceza maddesini gözden kaçırdı.

    Perfect aktif: okumayan kişinin kendisi.

  • Not being a , he could not vote.

    Üye olmadığı için oy kullanamadı.

    Durum bildiren 'being' — perfect gerekmez, olay eş zamanlı.

  • Not to , I waited outside.

    Bölmek istemediğim için dışarıda bekledim.

'Having not been' sırası

✗

Yanlış kullanım: Having not been informed, she missed the deadline.

✓

Doğru kullanım: Not having been informed, she missed the deadline.

Türkçede olumsuzluk fiilin içine yerleşir ('haber verilmediği için'), o yüzden 'not'u da 'having' ile 'been' arasına sokmak doğal gelir. İngilizcede 'not' normalde bütün participle öbeğinin önünde durur: 'Not having been informed'. ('Having not been' de duyulur, ama standart ve güvenli sıra budur.) Kısa biçimde de aynı: 'Not knowing', 'knowing not' değil.

Formların özeti

Form

Present participle

Yapı

V-ing

Anlam

Aktif; eş zamanlı / sebep / sonuç

Örnek

Walking home, I saw him.

Form

Past participle

Yapı

V3

Anlam

Pasif, tamamlanmış / sebep

Örnek

Built in 1920, it's famous.

Form

Perfect participle (aktif)

Yapı

Having + V3

Anlam

Önce tamamlanmış aktif eylem

Örnek

Having finished, she left.

Form

Perfect participle (pasif)

Yapı

Having been + V3

Anlam

Önce tamamlanmış pasif olay

Örnek

Having been told, he knew.

Form

Olumsuz

Yapı

Not + (having / having been) + ...

Anlam

Yukarıdakilerin olumsuzu

Örnek

Not having been informed, she left.

Form

Bağlaçlı indirgeme

Yapı

bağlaç + V-ing (aktif) / V3 (pasif)

Anlam

İlişki bağlaçla netleşir

Örnek

Once completed, it must be signed.

Form

Absolute clause

Yapı

İsim + being / V-ing / V3

Anlam

Participle'ın KENDİ öznesi var

Örnek

Weather permitting, we start at dawn.

Yan cümle kısaltma: hangi bağlacı görüyorsun?

Participle clause çoğu zaman şu bağlaçlarla başlayan yan cümleleri kısaltır: because, as, since (sebep), after, when, while, once, until (zaman), if, unless (koşul), although, though (zıtlık), who, which, that (relative). Bağlacı tamamen silersen özne ortak kalmalı; iki cümlede aynı özne varsa kısaltma güvenlidir. 'Because she was tired, she went to bed' → 'Being tired, she went to bed' (aynı özne: she).

Özne değişiyorsa çıplak participle iş görmez: 'Because it was raining, we stayed home' cümlesini 'Raining, we stayed home' diye kısaltamazsın (it vs we). Üç çıkışın var: bağlacı ve yan cümleyi olduğu gibi koru ('As it was raining, we stayed home'); bağlacı participle'ın önünde bırak (bir sonraki bölüm); ya da participle'ın öznesini açıkça yaz: 'It being rainy, we stayed home'. Sonuncusu ayrı bir yapıdır ve adı vardır: 'absolute clause'. Dangling participle tuzağının hemen ardından geliyor; oraya gelmeden 'farklı özne = her zaman hata' diye not alma.

Bağlaç kısaltma örnekleri

  • After finishing breakfast, she went to work.

    Kahvaltıyı bitirdikten sonra işe gitti.

    After she finished → after finishing. Genelde present participle.

  • While waiting for the bus, I read the news.

    Otobüsü beklerken haberleri okudum.

    While I was waiting → while waiting.

  • Having been warned about the , they were careful.

    Tehlike hakkında uyarıldıktan sonra dikkatli oldular.

    After they had been warned.

Bağlacı yerinde bırakmak: 'Once completed', 'Although criticised'

Yan cümleyi kısaltırken bağlacı silmek zorunda değilsin; bırakabilirsin. Neden bırakasın? Çünkü çıplak participle çoğu zaman birden fazla ilişkiye açıktır. 'Completed, the form must be signed' cümlesi zaman mı bildiriyor, sebep mi, koşul mu? Belli değil. Bağlaç kalınca ilişki tek anlama iner: 'Once completed, the form must be signed' (tamamlanır tamamlanmaz).

Yapı basit: bağlaç + participle. Arada özne de 'to be' de yoktur. 'Once it is completed' → 'Once completed'. 'Although it was criticised' → 'Although criticised'. 'While she was researching' → 'While researching'. Bu kısaltma yalnız iki cümlenin öznesi ortakken yapılır; bağlacı bırakmak dangling kuralını askıya almaz.

Koşul kısaltması bu kalıbın en yaygın hâlidir ve orada bağlaç tamamen de düşebilir: 'If it is used properly, this thermos keeps coffee hot' → 'Used properly, this thermos keeps coffee hot'. Kullanım kılavuzu, ürün metni, ilaç prospektüsü ve sözleşme dilinde standarttır: 'Taken with food, the tablets cause less discomfort.' / 'Unless stated otherwise, all prices include VAT.' Bu yüzden bu yapıyı okurken 'eylemi kim yapıyor?' değil, 'hangi bağlaç DÜŞTÜ?' diye sor.

Bağlacı korunan indirgeme

bağlaç + V-ing (aktif) ya da V3 (pasif)

Zaman
When / While / Until + V-ing (aktif); Once / When / While / Until + V3 (pasif)
Koşul
If / Unless + V3 — ya da bağlaçsız: V3, + ana cümle
Zıtlık
Although / Though / While + V3 ya da V-ing

Düşen şey özne + 'to be'dir; bağlaç kalır. 'Once it is signed' → 'Once signed'.

Bağlacı korunan indirgeme örnekleri

  • Once , the form must be signed by both .

    Tamamlandıktan sonra form iki tarafça da imzalanmalıdır.

    Once it is completed → Once completed.

  • Although in the press, the policy in force.

    Basında eleştirilmesine rağmen politika yürürlükte kaldı.

    Although it was criticised → Although criticised.

  • If with food, the tablets cause less .

    Yemekle birlikte alınırsa haplar daha az rahatsızlık verir.

    Koşul, bağlaç korunmuş.

  • Used properly, this keeps coffee hot for twelve hours.

    Doğru kullanıldığında bu termos kahveyi on iki saat sıcak tutar.

    Bağlaç düştü: If it is used properly → Used properly.

  • Unless otherwise, all prices VAT.

    Aksi belirtilmedikçe tüm fiyatlara KDV dâhildir.

    Sözleşme ve fiyat listelerinin kalıbı.

  • While the file, the noticed a missing signature.

    Dosyayı incelerken denetçi eksik bir imza fark etti.

    While she was reviewing → While reviewing. Özne ortak.

Hızlı pratik: Form seçimi

1 / 3

___ tired, I went to bed early.

Dangling participle tuzağı

Participle clause'un öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Farklıysa cümle yanlış kurulur ve 'dangling participle' denir. 'Walking down the street, a car hit me' yanlış, çünkü 'walking' yapan kişiyim ama ana cümlenin öznesi 'a car' (araba yürümüyor!). Doğru: 'While I was walking down the street, a car hit me' veya 'Walking down the street, I was hit by a car'. Ana kural şu: yazmadan önce kendine 'Bu eylemi kim yapıyor?' diye sor. Ana cümlenin öznesi değilse participle clause kullanma.

Dangling participle: yanlış özne

✗

Yanlış kullanım: Running to catch the bus, the rain started.

✓

Doğru kullanım: Running to catch the bus, I got caught in the rain.

Türkçede 'Otobüse yetişmek için koşarken yağmur başladı' kusursuz bir cümledir: -ken yan cümlesinin öznesi ana cümleninkinden farklı olabilir. İngilizce bunu kabul etmez; hata tam olarak buradan doğar. 'Running' eylemini yapan kim? Yağmur değil, konuşan kişi. Ama cümlede ana özne 'the rain' çıkmış. Participle ana cümlenin öznesine bağlanmalı. Doğrusunda ana cümlenin öznesi 'I' olduğu için mantık düzeliyor.

Absolute clause: participle'ın KENDİ öznesi olduğunda

Şimdi az önceki kurala aykırı görünen ama onu bozmayan bir yapı: 'absolute clause' (nominative absolute). Burada participle'ın kendi öznesi vardır ve bu özne ana cümlenin öznesinden FARKLIDIR:

'The chairman being unwell, the meeting was postponed.' Burada 'being' eylemini yapan 'the chairman'; ana cümlenin öznesiyse 'the meeting'. İki özne farklı; cümle yine de kurallıdır.

Çelişki gibi duruyor; değil. Dangling yasağı özne YAZILMADIĞINDA geçerlidir: participle'ın önünde bir özne yoksa okuyucunun bağlayacağı tek şey ana cümlenin öznesidir, o yüzden ikisi aynı olmak zorundadır. Absolute'ta özne açıkça yazılıdır, bağlanacak bir boşluk kalmaz, kural devreye girmez. Tek cümleyle: özneyi YAZDIYSAN farklı olabilir; YAZMADIYSAN aynı olmak zorunda.

Absolute clause bir sebep, koşul ya da eşlik eden durum bildirir. Resmî yazıda, raporda, akademik ve hukuki metinde yaygındır; günlük konuşmada seyrektir. Üç biçimi vardır: isim + being (durum), isim + V-ing (aktif eylem), isim + V3 (pasif). Perfect ve olumsuz biçimler de kurulabilir: 'Every argument having been rejected, she withdrew the appeal.' Ayrıca 'with' ile açılan yumuşatılmış hâli konuşmada da doğaldır: 'With the deadline approaching, the team worked late.'

'Being' çoğu zaman yazılır ama düşebilir: 'The meeting (being) over, we left.'

Absolute clause

İSİM / ZAMİR + being / V-ing / V3, + ana cümle

Durum / sebep
İsim + being + sıfat / isim / V3, + ana cümle
Aktif eylem
İsim + V-ing, + ana cümle
Pasif
İsim + V3, + ana cümle
Perfect
İsim + having (been) + V3, + ana cümle
'with' ile
With + isim + V-ing / V3, + ana cümle

Özne participle'ın hemen ÖNÜNDEDİR ve ana cümlenin öznesinden farklı olabilir; dangling değildir.

Absolute clause örnekleri

  • The being , the meeting was .

    Başkan rahatsız olduğu için toplantı ertelendi.

    Participle'ın öznesi 'the chairman', ana cümleninki 'the meeting'. Farklı — ve doğru.

  • Weather , we will start at .

    Hava izin verirse şafakta başlayacağız.

    Koşul bildiren absolute: 'if the weather permits'. Kalıplaşmıştır.

  • All factors , the plan is .

    Bütün etmenler göz önüne alındığında plan sağlam.

    İsim + V3: pasif absolute. 'All things considered' de aynı kalıp.

  • The funds being , the project was .

    Fonlar yetersiz olduğu için proje durduruldu.

  • Every having been , she the .

    Bütün gerekçeler reddedildiği için itirazını geri çekti.

    Perfect pasif absolute: isim + having been + V3.

  • With the , the team worked through the night.

    Son teslim tarihi yaklaştığı için ekip gece boyunca çalıştı.

    'with' hâli konuşmada da doğal.

Öznesiz participle ⇄ absolute clause

İkisi de cümle başında bir participle öbeğiyle açılır. Fark tek bir yerde: participle'ın önünde bir özne yazılı mı? Yanıt 'hayır' ise ana cümlenin öznesi eylemi yapan olmak zorundadır; 'evet' ise böyle bir zorunluluk yoktur.

Özne yazılmamış

Ana cümlenin öznesiyle AYNI olmak zorunda.

  • Being unwell, the chairman postponed the meeting.

    Rahatsız olduğu için başkan toplantıyı erteledi.

    'being' → the chairman. Özne ortak.

  • Once completed, the form must be signed.

    Tamamlandıktan sonra form imzalanmalıdır.

    Tamamlanan da imzalanan da 'the form'.

Özne yazılmış (absolute)

Ana cümlenin öznesinden FARKLI olabilir.

  • The chairman being unwell, the meeting was postponed.

    Başkan rahatsız olduğu için toplantı ertelendi.

    Rahatsız olan başkan, ertelenen toplantı.

  • The form completed, the moved on to the next .

    Form tamamlanınca memur sıradaki başvurana geçti.

    Tamamlanan form, geçen memur.

Sık yapılan hatalar

  • Absolute kurarken özneyi yazmamak

    Yanlış kullanım: Being unwell, the meeting was postponed.

    Doğru kullanım: The chairman being unwell, the meeting was postponed.

    Anlatmak istediğin 'başkan rahatsızdı'. Ama 'being'in önüne özne yazmayınca okuyucu onu ana cümlenin öznesine bağlar ve rahatsız olan toplantı olur. Absolute yapı dangling kuralının istisnası değil, çözümüdür: özneyi participle'ın önüne yaz, o zaman iki özne farklı olabilir.

  • İki cümleyi virgülle bağlamak (absolute yerine)

    Yanlış kullanım: The chairman was unwell, the meeting was postponed.

    Doğru kullanım: The chairman being unwell, the meeting was postponed. / As the chairman was unwell, the meeting was postponed.

    Türkçede 'Başkan rahatsız olduğu için toplantı ertelendi' tek cümledir; iki özneyi bağlamak için ayrıca bir sözcük gerekmez, ek yeter. İngilizcede iki çekimli cümle virgülle birleşmez. İki çıkışın var: bağlaç koy ('as', 'because'), ya da fiili participle'a indir ('was' → 'being'). İndirirken özneyi SİLME, absolute yapıyı kuran şey öznenin yazılı kalmasıdır.

Donmuş kalıplar: 'Generally speaking', 'Judging by'

Bir avuç participle ifadesi artık hiçbir özneye bağlanmaz; kalıplaşmıştır ve cümlenin tamamını niteler. 'Generally speaking, prices rise in the spring' cümlesinde konuşan 'prices' değildir, ama cümle kusursuzdur, çünkü 'generally speaking' bir yorum zarfıdır, çözümlenecek bir participle değil. Bunlara dangling kuralı işlemez.

Liste kapalıdır: kendi başına yeni kalıp uyduramazsın. 'Walking home, the rain started' hâlâ hatalıdır; 'Generally speaking, the rain started earlier this year' değildir. Fark, ikincisinin sözlükte bir birim olarak bulunmasıdır.

En sık geçenler: 'strictly / broadly / generally / roughly speaking', 'judging by / judging from', 'considering (that)', 'granted (that)', 'provided (that)', 'providing (that)', 'assuming (that)', 'supposing (that)', 'given', 'barring', 'failing', 'based on'. 'Provided/assuming that' koşul kurar ('provided that the funds arrive' = 'if the funds arrive'); 'granted/considering that' bir gerçeği kabul edip ondan sonuç çıkarır; 'judging by' kanıttan çıkarım yapar; 'barring' bir olasılığı hesabın dışında bırakır ('barring delays' = gecikme olmazsa) ve 'failing that' ilk seçenek tutmadığında devreye giren yedeği gösterir.

Küçük bir uyarı: 'Based on' bu listenin tartışmalı üyesidir. 'Based on the survey, demand is falling' resmî yazıda çok yaygındır ama titiz editörler onu dangling sayar ve 'On the basis of the survey' ya da 'Judging by the survey' ister. Sınavda karşına doğru cevap olarak çıkabilir; kendi yazında riskli bulursan alternatifini kullan.

Donmuş kalıplar

Bunlar özne aramaz; cümlenin tamamına bir çerçeve çizer.

Kalıp

Strictly speaking

Anlamı

Tam doğrusunu söylemek gerekirse

Örnek

Strictly speaking, a tomato is a fruit.

Kalıp

Broadly / Generally speaking

Anlamı

Genel olarak

Örnek

Generally speaking, the scheme works.

Kalıp

Judging by / from

Anlamı

…-e bakılırsa

Örnek

Judging by the queue, the film is popular.

Kalıp

Considering (that)

Anlamı

…-i düşünürsek

Örnek

Considering the budget, the result is impressive.

Kalıp

Granted (that)

Anlamı

Kabul, öyle — ama

Örnek

Granted that the data are old, the trend is clear.

Kalıp

Provided / Providing (that)

Anlamı

…şartıyla

Örnek

Provided that funding continues, the trial will run.

Kalıp

Assuming (that)

Anlamı

…varsayarsak

Örnek

Assuming the flight is on time, we land at six.

Kalıp

Supposing (that)

Anlamı

…diyelim ki / …olursa

Örnek

Supposing the train is late, what do we do?

Kalıp

Given

Anlamı

…göz önüne alındığında

Örnek

Given the delays, the launch was moved.

Kalıp

Barring

Anlamı

…olmazsa / …hariç

Örnek

Barring bad weather, the ferry leaves at six.

Kalıp

Failing that

Anlamı

O olmazsa

Örnek

Failing that, we will meet online.

Kalıp

Based on

Anlamı

…-e dayanarak (tartışmalı)

Örnek

Based on the survey, demand is falling.

Donmuş kalıp örnekleri

  • Strictly speaking, the was Friday, not Monday.

    Tam doğrusunu söylemek gerekirse son tarih pazartesi değil cumaydı.

    Konuşan 'the deadline' değil; kalıp özne aramaz.

  • Judging by the outside, the is a success.

    Dışarıdaki kuyruğa bakılırsa sergi başarılı.

    Kanıttan çıkarım.

  • Provided that the continues, the will run for three more years.

    Fon devam ettiği sürece çalışma üç yıl daha sürecek.

    = if the funding continues.

  • Granted that the are two years old, the is still clear.

    Rakamların iki yıllık olduğu doğru, yine de eğilim belli.

    Önce kabul et, sonra itirazını sürdür.

Sık yapılan hatalar

  • Aktif yerine pasif (veya tersi)

    Yanlış kullanım: Writing in a hurry, the letter had many mistakes.

    Doğru kullanım: Written in a hurry, the letter had many mistakes.

    Mektup yazıyor mu (aktif), yoksa yazılıyor mu (pasif)? Mektup yazmaz, yazılır. Bu yüzden past participle 'Written' gerekir. Present participle 'Writing' kullanırsan mektubun yazdığını ima edersin; bu da mantıksız olur.

  • Having + V3 yerine sadece V3

    Yanlış kullanım: Finished his work, he went home.

    Doğru kullanım: Having finished his work, he went home.

    'Finished' past participle, pasif anlam taşır ama burada işi bitiren 'he' aktif. Ana cümleden önce tamamlanmış aktif bir eylem için perfect participle 'Having finished' gerekir. Past participle 'finished' kullanmak özneyi pasif kılardı.

Ek pratik: Karma participle

1 / 3

___ about the , I was .

Hızlı pratik: İleri yapılar

1 / 4

___ , the race was .

Karar sırası

  • 1. Participle'ın önünde özne var mı?Varsa absolute clause kuruyorsun; ana cümlenin öznesinden farklı olması serbest ('The funds being insufficient, ...'). Yoksa eylemi yapan ana cümlenin öznesi olmak zorunda.
  • 2. Kalıplaşmış mı?'Generally speaking', 'judging by', 'provided that', 'given', 'considering' listedeyse özne aramaz; dangling denetimi bunlara işlemez. Liste kapalıdır, yenisini uydurma.
  • 3. Aktif mi pasif mi?Özne eylemi yapıyorsa -ing, eyleme maruz kalıyorsa V3. 'The letter writing' değil 'the letter written'.
  • 4. Önce mi oldu, aynı anda mı?Ana cümleden önce bittiyse having + V3 (pasifse having been + V3); eş zamanlıysa yalın -ing / V3 yeter.
  • 5. Olumsuzsa 'not' en başa'Not knowing', 'Not having finished', 'Not having been informed'. Araya asla girmez.
  • 6. İlişki belirsiz kalıyorsa bağlacı bırak'Completed, the form...' bulanık; 'Once completed, the form...' nettir. 'If / unless / although / while' de aynı şekilde kalabilir.

Özet

  • Participle clause iki cümleyi birleştirerek kısaltır; yan cümlenin öznesini siler.
  • Present participle (-ing): aktif, eş zamanlı veya sebep. 'Feeling tired, she went to bed'. Sonuç bildirirken ana cümleden sonra gelir: 'The fire spread quickly, destroying most of the building'.
  • Past participle (V3): pasif, tamamlanmış eylem. 'Built in 1920, the theatre is famous'.
  • Perfect participle (having + V3): önce tamamlanmış aktif eylem. 'Having finished, she left'. Pasif: 'having been + V3'.
  • Relative clause kısaltır (who/which is + V-ing / V3), zaman / sebep bağlaçlarını gizler.
  • Kritik kural, tam hâliyle: participle'ın önünde ÖZNE YOKSA eylemi yapan ana cümlenin öznesidir. Uymuyorsa 'dangling participle' hatasıdır.
  • Olumsuzda 'not' bütün öbeğin en başındadır: 'Not knowing', 'Not having finished', 'Not having been informed' — 'having not been' değil.
  • Bağlacı silmek zorunlu değil: 'Once completed', 'If taken with food', 'Although criticised'. Koşulda bağlaç tamamen de düşebilir: 'Used properly, this thermos ...'.
  • Absolute clause: participle'ın kendi öznesi yazılıysa ana cümlenin öznesinden farklı olabilir: 'The chairman being unwell, the meeting was postponed'.
  • Dangling yasağı yalnız özne yazılmadığında işler; 'Weather permitting', 'All factors considered' de aynı kalıptır.
  • Donmuş kalıplar (generally / strictly speaking, judging by, provided that, given, considering, granted that) hiçbir özneye bağlanmaz; dangling denetiminin dışındadır.

İlgili konular

Okuduğun konuyu çöz.

Bu konunun 218 alıştırma seti uygulamada, kolaydan zora.