Emir kipi (imperative), birine bir şeyi yapmasını ya da yapmamasını söylemek için kullanılan cümle yapısıdır. Yol tarifi verirken, talimat okurken, uyarı yaparken, rica ederken ve davet ederken sürekli karşına çıkar. İngilizcede imperative, dilbilgisi açısından en sade yapılardan biridir: özne yoktur, fiil yalın (base) halinde kullanılır. 'Open the door', 'Don't be late', 'Please sit down': hepsi imperative. Ton, söyleyiş biçimine ve 'please' gibi yumuşatıcılara bağlıdır; yapının kendisi kaba değildir. Bu yapıyı öğrendiğinde günlük komutları ve yol tariflerini hem anlarsın hem de kendin kurarsın.
Imperative yapısı
Imperative üç temel biçimde karşına çıkar: olumlu (bir şey yap), olumsuz (bir şey yapma) ve 'let's' (hadi birlikte yapalım). Hiçbirinde özne yazılmaz; muhatap zaten 'you' olarak kabul edilir.
Olumlu
Fiil (yalın) + ...
Özne yok, sadece fiilin yalın hâli ve gerekli nesne. 'You' ima edilir ama yazılmaz.
Open the window.
Pencereyi aç.
Come here.
Buraya gel.
Beolmak carefuldikkatli.
Dikkatli ol.
Listen to me.
Beni dinle.
Olumsuz
Don't + fiil (yalın) + ...
Olumsuz imperative'de 'do not' (kısaltması 'don't') kullanılır, sonra fiilin yalın hâli. 'To be' fiili için de aynı: 'Don't be late'.
Don't open the door.
Kapıyı açma.
Don't worryendişelenmek.
Endişelenme.
Don't be rudekaba.
Kaba olma.
Don't forgetunutmak your keys.
Anahtarlarını unutma.
Let's (birlikte)
Let's + fiil (yalın) / Let's not + fiil (yalın)
Konuşmacı ve dinleyici birlikte bir şey yapacaksa 'let's' kullanılır ('let us' kısaltması). Olumsuzu 'let's not'.
Let's go to the cinema.
Hadi sinemaya gidelim.
Let's have lunchöğle yemeği.
Hadi öğle yemeği yiyelim.
Let's not arguetartışmak.
Hadi tartışmayalım.
Tek biçim: 'aç', 'açın', 'açınız' hepsi 'Open'
Türkçede emir kipinin kişiye ve resmiyete göre üç biçimi var: 'aç', 'açın', 'açınız'. İngilizcede tek biçim vardır; üçünün karşılığı da 'Open'. Tek kişiye de kalabalığa da aynı cümleyi kurarsın. Resmiyeti fiil değil, 'please' ve ses tonu taşır: 'Open the window.' hem 'Pencereyi aç.' hem 'Pencereyi açın.' demektir.
Özne yok, ama 'you' ima edilir
Türkçede 'Sen pencereyi aç' dersen 'sen' yazılabilir, İngilizcede ise imperative'de özne yazılmaz. 'You open the window' bir imperative değil, bildirim cümlesidir ('Sen pencereyi açarsın' — geniş zaman). Vurgulamak için nadiren 'You sit here, and you go there' gibi kullanılır, ama standart imperative her zaman öznesizdir.
Kullanım alanları
Imperative pek çok günlük durumda doğal olarak kullanılır. Yol tarifi: 'Turn left at the cornerköşe', 'Go straight', 'Stop at the traffic lighttrafik ışığı'. Talimat ve tarif: 'Add two eggs' (iki yumurta ekle), 'Mix well' (iyice karıştır), 'Bake for 20 minutes' (20 dakika pişir). Uyarı: 'Watch out!' (dikkat et!), 'Be careful', 'Don't touch that'. Rica (özellikle 'please' ile): 'Please sit down', 'Please wait a moment'. Davet: 'Come in' (içeri gel), 'Have a seat' (buyur otur), 'Help yourself' (buyur, kendin al). Tabela ve kamu mesajları: 'Push', 'Pull', 'Keep off the grass' (çimlere basmayın), 'Do not enter'. Tavsiye: 'Try the pastamakarna, it's deliciousçok lezzetli', 'Don't drink cold water'.
Günlük imperative örnekleri
Turn left at the bankbanka.
Bankanın yanından sola dön.
Yol tarifi.
Please speak slowlyyavaşça.
Lütfen yavaş konuş.
Nazik rica.
Don't runkoşmak in the hallwaykoridor.
Koridorda koşma.
Uyarı, kural.
Enjoytadını çıkarmak your meal.
Afiyet olsun.
Kalıp ifade.
Let's meet at 7.
7'de buluşalım.
Birlikte önerisi.
Take care.
Kendine iyi bak.
Veda kalıbı.
Ton ve kibarlık
Imperative kendi başına ne kaba ne kibar; tonunu çevresindeki kelimeler ve söylenişin belirler. 'Sit down' kulağa sert gelir; 'Please sit down' ise doğal ve kibar gelir. 'Please' cümlenin başına veya sonuna gelebilir: 'Please help me', 'Help me, please'. Daha yumuşak bir yol, imperative'i 'could you' ya da 'would you' ile soru formuna çevirmektir: 'Could you open the window?' cümlesi imperative'den daha kibar algılanır. Ama A1'de standart yol: imperative + please. Ayrıca 'just' kelimesi isteği hafifletir: 'Just wait a moment' (bir saniye bekle).
Imperative vs soru formu
Aynı isteği iki farklı tonda iletebilirsin. Imperative hızlı ve direkt, soru formu kibar ve mesafeli. Bağlama göre seçim değişir: resmi ortamlarda soru formu, tanıdık ortamlarda imperative + please yaygındır.
Imperative
Direkt talep, çoğu zaman 'please' ile yumuşatılır.
Close the door, please.
Lütfen kapıyı kapat.
Pass me the salttuz.
Tuzu bana uzat.
Wait here.
Burada bekle.
Soru formu
Could you / would you ile daha kibar ve mesafeli.
Could you close the door, please?
Lütfen kapıyı kapatır mısın?
Could you pass me the salt?
Tuzu uzatır mısın?
Would you wait here?
Burada bekler misin?
Hızlı pratik: Olumlu / olumsuz imperative
1 / 3
___ quietsessiz, the baby is asleep.
'To be' imperative'de de yalın
- Olumlu: Be + sıfat'Be quiet', 'Be careful', 'Be patient', 'Be ready'. 'Are' veya 'am' kullanılmaz, sadece 'be'.
- Olumsuz: Don't be + sıfat'Don't be late', 'Don't be silly', 'Don't be afraid'. 'Don't are' yanlıştır; 'to be' olumsuz emirde de 'be' olarak kalır.
Sık yapılan hatalar
Özne ekleme
Yanlış kullanım: You open the window.
Doğru kullanım: Open the window.
Imperative'de özne yazılmaz. 'You open the window' Türkçeye 'Sen pencereyi açarsın' diye çevrilir (geniş zaman bildirimi), komut olmaz. Türkçede 'Sen aç' doğal ama İngilizcede komutta 'you' atlanır. Sadece vurgu için nadiren eklenir.
Olumsuzda 'no' kullanma
Yanlış kullanım: No speak loudly.
Doğru kullanım: Don't speak loudly.
İngilizce olumsuz imperative 'don't' ile yapılır, 'no' ile değil. 'No' bir tabelada veya başlıkta olabilir ('No smoking', 'No entry') ama tam cümlede 'don't + fiil' kullanılır. 'No smoking' emir cümlesinin kısaltması değil, 'no + -ing' biçiminde ayrı bir tabela kalıbıdır; anlamı 'Don't smoke' ile aynıdır.
Sıfattan önce 'be'yi atlamak
Yanlış kullanım: Don't late.
Doğru kullanım: Don't be late.
'Late' bir sıfat; sıfatla imperative kurarken 'to be' gerekir. Olumsuzunda da 'be' düşmez: 'Don't be late', 'Don't be angry', 'Don't be rude'. Sıfattan önce başka bir fiil yoksa 'be' koymayı unutma.
Tabelalar ve yazılı talimatlar
Sokakta, dükkanda, kamu binalarında gördüğün tabelaların çoğu imperative biçiminde. Bazıları tek kelimeden oluşur (Push, Pull, Stop, Wait, Enter); bazıları da yasak bildiren kısa kalıplarla yazılır (No smoking, No parking, No entry, Do not disturb). Yemek tarifleri ve kullanım kılavuzları da imperative temelinde yazılır: 'Wash the vegetablessebzeler. Cut into smallküçük pieces. Boil for ten minutes.' Bu yüzden imperative'i tanımak, tabelaları ve kullanım kılavuzlarını okurken işini kolaylaştırır.
Tabela ve talimat örnekleri
Push.
İtiniz.
Pull.
Çekiniz.
Do not enter.
Girilmez.
Keep off the grassçim.
Çimlere basmayın.
Fastenbağlamak your seatbeltemniyet kemeri.
Emniyet kemerinizi bağlayın.
Handletutmak, elle kullanmak with care.
Dikkatlice taşıyın.
Hızlı pratik: Doğru biçim
1 / 3
Don't ___ afraidkorkmuş of the dog, it's friendlycana yakın.
Özet
- Imperative birine bir şey yapmasını veya yapmamasını söyleyen cümle yapısı. Özne yazılmaz; fiil yalın hâlinde gelir.
- Olumlu: 'Open the door'. Olumsuz: 'Don't open the door'. Birlikte: 'Let's open the door' / 'Let's not open the door'.
- 'To be' imperative'de 'be' olarak kalır: 'Be careful', 'Don't be late'.
- Kullanım: yol tarifi, talimat, uyarı, rica, davet, tabela, tavsiye.
- Kibarlaştırmak için 'please' eklenir veya soru formuna ('could you ...') çevrilir.
- Yaygın hatalar: özne eklemek ('you open'), olumsuzda 'no' kullanmak ('no speak'), sıfatla 'be'yi atlamak ('don't late').