'Make' ve 'do' İngilizcedeki en sık kullanılan fiillerden ikisidir ve Türkçeye çoğu zaman aynı kelimeyle çevrilir: 'yapmak'. İşte sorun da tam orada: Türkçedeki tek fiil, İngilizcede ikiye bölünür ve hangisinin hangi isimle gittiği çoğunlukla kurala değil kalıba bağlıdır. Genel bir mantık vardır: 'make' yeni bir şey üretmek / yaratmak, 'do' bir eylem / görev gerçekleştirmek demektir. Ama pratikte kelime kalıpları (collocations) bu mantığın dışına çıkan çok sayıda istisna barındırır. 'Make a decision' (karar vermek), 'do the dishes' (bulaşıkları yıkamak), 'make a mistake' (hata yapmak), 'do homework' (ödev yapmak).
Genel mantık: make = üret, do = yap
Temel ayrım şudur: 'make' bir şey yaratır, üretir, ortaya çıkarır; sonucu somut veya soyut bir 'şey'dir. 'Do' ise bir eylem veya görev gerçekleştirir; sonucu bir 'şey' değil, bir 'faaliyet'tir. Bir kek yaparsın ('make a cake') çünkü yoktan yeni bir şey çıkar. Ama bulaşıkları yaparsın ('do the dishes') çünkü burada ortaya bir şey çıkmıyor, sadece mevcut bir işi yerine getiriyorsun. Bir söz verirsin ('make a promise', soyut bir şey üretiyorsun), ama egzersiz yaparsın ('do exercise', faaliyet). Bu mantık çoğu durumda işe yarar; geri kalanı ezberdir.
Yan yana: make ve do kalıpları
Make bir sonuç ortaya çıkarır, do bir faaliyet yürütür. İlki üretim, ikincisi icra. Bu ayrım yetmediğinde, yani hangi fiilin geleceğini mantık söylemiyorsa, kalıba (collocation) bakmak gerekir.
make (üret / yarat)
Sonucu bir şey olan eylemler.
make a cakekek
kek yapmak
make a decision
karar vermek
make a noise
gürültü çıkarmak
make a mistake
hata yapmak
make a phone call
telefon etmek
do (görev / faaliyet)
Bir aktiviteyi yürütmek.
do homework
ev ödevi yapmak
do the dishes
bulaşık yıkamak
do exercise
egzersiz yapmak
do a favour
bir iyilik yapmak
do the shopping
alışveriş yapmak
Make ile yaygın kalıplar
'Make' daha çok üretim, yaratma, neden olma ve karar alma anlamlarında kullanılır. Günlük hayatta en sık geçen kalıplar: yemek (make breakfast, make dinner, make a sandwich), konuşma / ilişkiler (make a promise, make a suggestion, make a complaint, make a comment, make an excuse), duygu (make someone happy, make someone angry), seyahat (make a reservation, make a booking), hata (make a mistake), para (make money), ilerleme (make progress), arkadaşlık (make friends) ve teyit (make sure). 'Make' ayrıca 'sebep olmak' anlamında da kullanılır: 'The film made me cry' (film beni ağlattı), 'She makes me laugh' (o beni güldürür). Bu yapıda 'make + nesne + yalın fiil' sırası vardır.
En yaygın 'make' kalıpları
| Kalıp | Türkçe | Örnek |
|---|---|---|
| make a decision | karar vermek | I made a difficult decision. |
| make a mistake | hata yapmak | Don't make the same mistake. |
| make an effort | çaba göstermek | She made a great effort. |
| make a plan | plan yapmak | Let's make a plan together. |
| make a promise | söz vermek | He made me a promise. |
| make a phone call | telefon etmek | I need to make a call. |
| make a noise | gürültü yapmak | Please don't make any noise. |
| make money | para kazanmak | She makes good money. |
| make breakfast / dinner | kahvaltı / akşam yemeği yapmak | I'll make dinner tonight. |
| make a reservation | rezervasyon yapmak | We made a reservation for 8 pm. |
| make a difference | fark yaratmak | Small things make a difference. |
| make a suggestion | öneride bulunmak | Can I make a suggestion? |
| make sure | emin olmak | Make sure you lock the door. |
| make friends | arkadaş edinmek | She made a lot of friends at school. |
| make progress | ilerleme kaydetmek | You're making good progress. |
Kalıp
make a decision
Türkçe
karar vermek
Örnek
I made a difficult decision.
Kalıp
make a mistake
Türkçe
hata yapmak
Örnek
Don't make the same mistake.
Kalıp
make an effort
Türkçe
çaba göstermek
Örnek
She made a great effort.
Kalıp
make a plan
Türkçe
plan yapmak
Örnek
Let's make a plan together.
Kalıp
make a promise
Türkçe
söz vermek
Örnek
He made me a promise.
Kalıp
make a phone call
Türkçe
telefon etmek
Örnek
I need to make a call.
Kalıp
make a noise
Türkçe
gürültü yapmak
Örnek
Please don't make any noise.
Kalıp
make money
Türkçe
para kazanmak
Örnek
She makes good money.
Kalıp
make breakfast / dinner
Türkçe
kahvaltı / akşam yemeği yapmak
Örnek
I'll make dinner tonight.
Kalıp
make a reservation
Türkçe
rezervasyon yapmak
Örnek
We made a reservation for 8 pm.
Kalıp
make a difference
Türkçe
fark yaratmak
Örnek
Small things make a difference.
Kalıp
make a suggestion
Türkçe
öneride bulunmak
Örnek
Can I make a suggestion?
Kalıp
make sure
Türkçe
emin olmak
Örnek
Make sure you lock the door.
Kalıp
make friends
Türkçe
arkadaş edinmek
Örnek
She made a lot of friends at school.
Kalıp
make progress
Türkçe
ilerleme kaydetmek
Örnek
You're making good progress.
'Make' cümle örnekleri
She made a great impressionizlenim at the interviewmülakat.
Mülakatta harika bir izlenim bıraktı.
Don't make any noise; the babybebek is sleepinguyumak.
Gürültü yapma, bebek uyuyor.
He made a fortuneservet in real estategayrimenkul.
Gayrimenkulde servet kazandı.
The teacher made the lesson interestingilginç.
Öğretmen dersi ilginç hale getirdi.
Can you make me a coffee, please?
Bana bir kahve yapar mısın?
Do ile yaygın kalıplar
'Do' daha çok görev, aktivite ve genel işler için kullanılır. Şu alanlarda karşına çıkar: ev işleri (do the dishes, do the laundry, do the cleaning, do the cooking, do the shopping); iş ve okul (do homework, do a course, do research, do business, do a job); kişisel aktiviteler (do exercise, do sport, do yoga, do your hair); genel görevler (do a favour, do your best, do the right thing, do nothing). 'Do' ayrıca belirsiz / genel eylem için de kullanılır: 'What are you doing?' (ne yapıyorsun?), 'I have a lot to do' (yapacak çok işim var). 'Do' ayrıca soru ve olumsuz cümlelerde yardımcı fiildir; bu bambaşka bir işlevdir, buradaki kalıplarla karıştırma.
En yaygın 'do' kalıpları
| Kalıp | Türkçe | Örnek |
|---|---|---|
| do homework | ödev yapmak | I have to do my homework. |
| do the dishes | bulaşık yıkamak | Who's doing the dishes tonight? |
| do the laundry | çamaşır yıkamak | She does the laundry on Sundays. |
| do the shopping | alışveriş yapmak | We do the shopping on Saturdays. |
| do exercise | egzersiz yapmak | You should do more exercise. |
| do a favour | bir iyilik yapmak | Can you do me a favour? |
| do business | iş yapmak | They do business with China. |
| do a course | kurs almak | I'm doing an English course. |
| do your best | elinden geleni yapmak | Just do your best. |
| do research | araştırma yapmak | She does medical research. |
| do your hair | saçını yapmak | She's doing her hair in the bathroom. |
| do nothing | hiçbir şey yapmamak | I did nothing all day. |
Kalıp
do homework
Türkçe
ödev yapmak
Örnek
I have to do my homework.
Kalıp
do the dishes
Türkçe
bulaşık yıkamak
Örnek
Who's doing the dishes tonight?
Kalıp
do the laundry
Türkçe
çamaşır yıkamak
Örnek
She does the laundry on Sundays.
Kalıp
do the shopping
Türkçe
alışveriş yapmak
Örnek
We do the shopping on Saturdays.
Kalıp
do exercise
Türkçe
egzersiz yapmak
Örnek
You should do more exercise.
Kalıp
do a favour
Türkçe
bir iyilik yapmak
Örnek
Can you do me a favour?
Kalıp
do business
Türkçe
iş yapmak
Örnek
They do business with China.
Kalıp
do a course
Türkçe
kurs almak
Örnek
I'm doing an English course.
Kalıp
do your best
Türkçe
elinden geleni yapmak
Örnek
Just do your best.
Kalıp
do research
Türkçe
araştırma yapmak
Örnek
She does medical research.
Kalıp
do your hair
Türkçe
saçını yapmak
Örnek
She's doing her hair in the bathroom.
Kalıp
do nothing
Türkçe
hiçbir şey yapmamak
Örnek
I did nothing all day.
'Do' cümle örnekleri
Could you do me a favouriyilik?
Bana bir iyilik yapar mısın?
I did all my homework before dinner.
Akşam yemeğinden önce tüm ödevimi yaptım.
She's doing a degreediploma, lisans in lawhukuk.
Hukuk lisansı okuyor.
What do you do for a livinggeçim, yaşam?
Ne iş yaparsın? (geçimini ne ile sağlıyorsun?)
He's doing reallygerçekten well at his new job.
Yeni işinde gerçekten iyi gidiyor.
Zor vakalar: mantık değil kalıp
- make the bed vs do the bedYatak 'make'. 'Make the bed' (yatağı toplamak). Türkçede 'yatağı yapmak' aynı fiil ile gelir ama İngilizcede 'do' değil 'make'.
- do the washing-up vs make the washing-upBulaşıklar 'do'. 'Do the washing-up' veya 'do the dishes'. 'Make' burada yanlış.
- do sport vs make sportSpor 'do' ile gelir: 'do sport', 'do yoga', 'do exercise'. Türkçedeki 'spor yapmak' yüzünden 'make sport' denir ama yanlıştır.
- take an exam, not 'make an exam'İngilizcede sınavı 'take an exam' veya 'sit an exam' (BrE) olarak alırsın; öğretmen ise sınavı hazırlar ('set an exam') ya da yazar ('write an exam'). 'Make an exam' standart İngilizcede yok.
- have a party, not 'make a party'Türkçede 'parti yapmak' deriz ama İngilizcede parti 'have' ya da 'throw' ile gelir: 'We had a party last night'. 'Make a party' yanlıştır.
Hızlı pratik: Make veya do
1 / 4
I need to ___ a decisionkarar by Friday.
Sık yapılan hatalar
Make homework (klasik Türkçe hatası)
Yanlış kullanım: I made my homework last night.
Doğru kullanım: I did my homework last night.
Türkçede 'ödev yapmak' dediğimiz için 'make homework' doğal gelir ama İngilizcede 'homework' her zaman 'do' ile gelir: 'do homework'. Bu, en sık düzeltilen hatalardan biridir.
Do a mistake
Yanlış kullanım: He did a mistake in the test.
Doğru kullanım: He made a mistake in the test.
Hata 'make' ile gelir: 'make a mistake'. Hata bir sonuç ürettiğin için 'make' mantığına uyar. 'Do a mistake' denmez.
Do a phone call
Yanlış kullanım: I need to do a phone call.
Doğru kullanım: I need to make a phone call.
Telefon etmek 'make a call' veya 'make a phone call'. 'Do a call' kalıbı İngilizcede yoktur. Aynı şekilde 'make a complaint' (şikayette bulunmak), 'make an appointment' (randevu almak) de 'make' ile.
Make + nesne + sıfat / fiil
'Make' özel bir yapıda da kullanılır: 'make someone / something + sıfat veya yalın fiil'. Bu yapı 'birini / bir şeyi bir hale getirmek' anlamını verir. 'The film made me sad' (film beni üzdü), 'Loud music makes him tired' (yüksek sesli müzik onu yoruyor). Yalın fiil ile: 'She made me laugh' (beni güldürdü), 'The noise made us stop' (gürültü bizi durdurdu). Dikkat: bu yapıda 'make' sonrası fiil yalın gelir, başına 'to' konmaz. 'She made me to cry' yanlıştır, doğru olan 'She made me cry'.
Make + nesne + yapı
İki yaygın yapı: sıfat ile durum anlatımı, yalın fiil ile sebep-sonuç.
Make + nesne + sıfat
make + someone / something + sıfat
Birini veya bir şeyi belirli bir hale getirmek. Sıfat doğrudan gelir.
The song makes me happymutlu.
Şarkı beni mutlu ediyor.
His attitudetavır made us angrykızgın.
Tavrı bizi kızdırdı.
Exercise makes you healthierdaha sağlıklı.
Egzersiz seni daha sağlıklı yapar.
Make + nesne + yalın fiil
make + someone + fiil (to olmadan)
Birine bir şey yaptırmak, bir eyleme sebep olmak. 'To' kullanılmaz.
The joke made everyone laughgülmek.
Şaka herkesi güldürdü.
My parents made me studyders çalışmak.
Ailem beni ders çalışmaya mecbur etti.
Nothing can make her changedeğiştirmek her mind.
Hiçbir şey onun fikrini değiştiremez.
Hızlı pratik: Make yapıları
1 / 3
The story made me ___.
Özet
- Genel mantık: 'make' üretir / yaratır (make a cake, make a plan); 'do' görev / aktivite gerçekleştirir (do homework, do the dishes).
- Make yaygın kalıpları: make a decision / mistake / effort / plan / promise / phone call / noise / money / breakfast / reservation / difference.
- Do yaygın kalıpları: do homework / the dishes / the laundry / the shopping / exercise / a favour / business / a course / your best / research.
- Zor vakalar kalıpla öğrenilir: 'make the bed', 'do the washing-up', 'make a call', 'take an exam' ('make an exam' değil).
- Make + nesne + sıfat / yalın fiil: 'It makes me happy', 'She made me laugh' ('to' yok).
- Türkçede tek fiil ('yapmak') olduğu için 'make' ve 'do' karıştırılır; şüphede kalınca mantığa değil, yukarıdaki iki kalıp tablosuna bak.