Phrasal verb (deyimsel fiil), İngilizcenin en karakteristik yapılarından biridir. Tek başına 'look' bakmak, 'up' yukarı anlamına gelir; ama 'look up' birleştiğinde 'bir şeyi aramak / sözlükten bakmak' anlamını kazanır. 'Turn' çevirmek, 'on' üzerinde demek; ama 'turn on' açmak (televizyon, ışık) anlamına dönüşür. Tek tek kelimelerin toplamından değil, birleşimlerinden yeni anlamlar doğar. Türkçe konuşan biri için asıl zorluk şu: kelime kelime çevirdiğinde anlam çıkmaz. Bu yüzden phrasal verb'leri bütün olarak, birer ifade gibi öğrenmen gerekir. Bir de yapısal bir ayrım var: bazıları nesneyi araya alabilir ('turn the TV on'), bazıları alamaz ('look after the children').
Phrasal verb nedir?
Phrasal verb, bir fiil (verb) ve bir edat veya zarf (particle) birleşiminden oluşan yapıdır. İki parça birlikte, tek kelimenin veremeyeceği bir anlam taşır. Bu yeni anlam çoğu zaman kelimelerin birebir çevirisiyle tahmin edilemez.
Örneğin 'give up' birleşiminde 'give' vermek, 'up' yukarı demek, ama 'give up' vazgeçmek anlamındadır. 'Break down' birleşiminde 'break' kırmak, 'down' aşağı demek, ama 'break down' bozulmak (araba, makine) veya sinir krizi geçirmek anlamını taşır. Bu yüzden phrasal verb'ler birer kelime gibi ezberlenir.
İngilizce konuşanlar resmi yazıda tek kelimelik Latin kökenli fiilleri tercih eder ('postpone', 'increase'), ama günlük konuşmada phrasal verb'leri kullanır ('put off', 'go up'). Konuşma becerisi için phrasal verb bilmek bu nedenle zorunludur. Film, dizi, podcast, gündelik sohbet: hepsi phrasal verb ile doludur.
Temel yapı
Verb + particle (adverb veya preposition)
Particle genelde yön veya konum bildiren küçük bir kelimedir: up, down, in, out, on, off, away, back, over, through, around. Fiille birleşerek tek bir anlam oluşturur; ayrılabilir yapılarda araya nesne girebilir (aşağıdaki ayrılabilirlik bölümüne bak).
Phrasal verb: temel örnekler
Please turn onaçmak the lights.
Lütfen ışıkları aç.
turn + on = açmak.
I'll pick upalmak the kids from school.
Çocukları okuldan alırım.
pick + up = almak, toplamak.
She gave upvazgeçmek smoking last year.
Geçen yıl sigarayı bıraktı.
give + up = vazgeçmek, bırakmak.
Our car broke downbozulmak on the highway.
Arabamız otobanda bozuldu.
break + down = bozulmak.
Sık kullanılan 30 phrasal verb
B1 seviyesinde bilmen gereken temel phrasal verb'ler aşağıdaki tabloda. Bunları ezberleyip örneklerle pekiştirdiğinde konuşma becerin belirgin biçimde gelişir. Tablodaki 30 fiilin hepsi günlük konuşmada, filmde ve dizide sürekli karşına çıkar.
En sık 30 phrasal verb
| Phrasal verb | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| turn on | açmak | Turn on the TV. |
| turn off | kapatmak | Turn off the lights. |
| put on | giymek | Put on your coat. |
| take off | çıkarmak (giysi) / kalkmak (uçak) | Take off your shoes. |
| pick up | almak, toplamak | Can you pick up some bread? |
| drop off | bırakmak (birini bir yere) | I'll drop you off at work. |
| get up | yataktan kalkmak | I get up at 7. |
| sit down | oturmak | Please sit down. |
| stand up | ayağa kalkmak | Stand up, please. |
| wake up | uyanmak | I woke up early today. |
| give up | vazgeçmek, bırakmak | Don't give up! |
| find out | öğrenmek, keşfetmek | I found out the truth. |
| look for | aramak | I'm looking for my keys. |
| look after | bakmak (birine/bir şeye) | She looks after her sister. |
| look up | sözlükten aramak | Look up this word. |
| run out of | tükenmek | We ran out of milk. |
| figure out | çözmek, anlamak | I can't figure out this problem. |
| work out | spor yapmak / çözmek | I work out at the gym. |
| hang out | takılmak, vakit geçirmek | We hung out at the park. |
| show up | ortaya çıkmak, gelmek | He didn't show up. |
| grow up | büyümek | I grew up in Ankara. |
| break down | bozulmak (makine) | The car broke down. |
| come back | geri gelmek | She'll come back soon. |
| go back | geri dönmek | I want to go back home. |
| go out | dışarı çıkmak | Let's go out tonight. |
| come in | içeri girmek | Please come in. |
| get along with | iyi anlaşmak | I get along with my boss. |
| set up | kurmak | We set up a new company. |
| check in | giriş yapmak | Check in at the hotel. |
| check out | çıkış yapmak / bakmak | Check out this website. |
Phrasal verb
turn on
Anlam
açmak
Örnek
Turn on the TV.
Phrasal verb
turn off
Anlam
kapatmak
Örnek
Turn off the lights.
Phrasal verb
put on
Anlam
giymek
Örnek
Put on your coat.
Phrasal verb
take off
Anlam
çıkarmak (giysi) / kalkmak (uçak)
Örnek
Take off your shoes.
Phrasal verb
pick up
Anlam
almak, toplamak
Örnek
Can you pick up some bread?
Phrasal verb
drop off
Anlam
bırakmak (birini bir yere)
Örnek
I'll drop you off at work.
Phrasal verb
get up
Anlam
yataktan kalkmak
Örnek
I get up at 7.
Phrasal verb
sit down
Anlam
oturmak
Örnek
Please sit down.
Phrasal verb
stand up
Anlam
ayağa kalkmak
Örnek
Stand up, please.
Phrasal verb
wake up
Anlam
uyanmak
Örnek
I woke up early today.
Phrasal verb
give up
Anlam
vazgeçmek, bırakmak
Örnek
Don't give up!
Phrasal verb
find out
Anlam
öğrenmek, keşfetmek
Örnek
I found out the truth.
Phrasal verb
look for
Anlam
aramak
Örnek
I'm looking for my keys.
Phrasal verb
look after
Anlam
bakmak (birine/bir şeye)
Örnek
She looks after her sister.
Phrasal verb
look up
Anlam
sözlükten aramak
Örnek
Look up this word.
Phrasal verb
run out of
Anlam
tükenmek
Örnek
We ran out of milk.
Phrasal verb
figure out
Anlam
çözmek, anlamak
Örnek
I can't figure out this problem.
Phrasal verb
work out
Anlam
spor yapmak / çözmek
Örnek
I work out at the gym.
Phrasal verb
hang out
Anlam
takılmak, vakit geçirmek
Örnek
We hung out at the park.
Phrasal verb
show up
Anlam
ortaya çıkmak, gelmek
Örnek
He didn't show up.
Phrasal verb
grow up
Anlam
büyümek
Örnek
I grew up in Ankara.
Phrasal verb
break down
Anlam
bozulmak (makine)
Örnek
The car broke down.
Phrasal verb
come back
Anlam
geri gelmek
Örnek
She'll come back soon.
Phrasal verb
go back
Anlam
geri dönmek
Örnek
I want to go back home.
Phrasal verb
go out
Anlam
dışarı çıkmak
Örnek
Let's go out tonight.
Phrasal verb
come in
Anlam
içeri girmek
Örnek
Please come in.
Phrasal verb
get along with
Anlam
iyi anlaşmak
Örnek
I get along with my boss.
Phrasal verb
set up
Anlam
kurmak
Örnek
We set up a new company.
Phrasal verb
check in
Anlam
giriş yapmak
Örnek
Check in at the hotel.
Phrasal verb
check out
Anlam
çıkış yapmak / bakmak
Örnek
Check out this website.
Üç kategori: ayrılabilirlik meselesi
Phrasal verb'ler arasındaki en önemli yapısal ayrım 'ayrılabilirlik' meselesidir. Üç kategori var ve her biri farklı kurallara uyar.
Birincisi, ayrılabilir (separable) phrasal verb'ler. Nesne fiil ile edat arasına girebilir veya edattan sonra gelebilir. 'Turn on the TV' veya 'turn the TV on', ikisi de doğru. 'Pick up the kids' veya 'pick the kids up', ikisi de doğru.
İkincisi, ayrılamaz (inseparable) phrasal verb'ler. Nesne her zaman edattan sonra gelir, araya giremez. 'Look after the children' doğru, 'look the children after' yanlıştır. 'Get along with my boss' doğru, 'get my boss along with' yanlıştır.
Üçüncüsü, geçişsiz (intransitive) phrasal verb'ler. Nesne almazlar; fiil ve edat bir arada kalır, araya bir şey girmez. 'The car broke down' cümlesinde nesne yok; dolayısıyla ayrılabilirlik sorusu da doğmaz. 'He showed up late' cümlesinde de nesne yok. 'I grew up in Istanbul' cümlesinde 'in Istanbul' yer zarfı, nesne değil.
Üç kategori: ayrılabilirlik
| Kategori | Kural | Örnek |
|---|---|---|
| Ayrılabilir (separable) | Nesne ortada veya sonda olabilir | Turn on the TV / Turn the TV on. |
| Ayrılamaz (inseparable) | Nesne her zaman edattan sonra | Look after the kids. |
| Geçişsiz (intransitive) | Nesne almaz; fiil + edat birlikte | The car broke down. |
Kategori
Ayrılabilir (separable)
Kural
Nesne ortada veya sonda olabilir
Örnek
Turn on the TV / Turn the TV on.
Kategori
Ayrılamaz (inseparable)
Kural
Nesne her zaman edattan sonra
Örnek
Look after the kids.
Kategori
Geçişsiz (intransitive)
Kural
Nesne almaz; fiil + edat birlikte
Örnek
The car broke down.
Ayrılabilir (separable) örnekleri
Can you pick up the package?
Paketi alabilir misin?
Nesne ('the package') edattan sonra.
Can you pick the package up?
Paketi alabilir misin?
Aynı anlam; nesne fiil ile edat arasında.
I turned off the ovenfırın before leaving.
Çıkmadan önce fırını kapattım.
Please put your shoes on.
Ayakkabılarını giy lütfen.
Put + on ayrılabilir.
Ayrılamaz (inseparable) örnekleri
She looks after her elderlyyaşlı mother.
Yaşlı annesine bakıyor.
'Look her mother after' yanlış olur.
He gets along with everyone at work.
İşte herkesle iyi anlaşıyor.
We ran out of coffeekahve yesterday.
Dün kahvemiz tükendi.
Üç parçalı bir phrasal verb (run + out + of); ayrıntısını aşağıda göreceksin. Ayrılamaz.
Her mother is ill, so she looks after her every weekend.
Annesi hasta, o yüzden her hafta sonu ona bakıyor.
Ayrılamazlarda zamir bile araya giremez: 'looks her after' yanlış.
Geçişsiz (intransitive) örnekleri
The washing machine broke down this morning.
Çamaşır makinesi bu sabah bozuldu.
Nesne yok.
She finally showed up at 10 pm.
Sonunda akşam 10'da geldi.
Ahmet grew up in a small village.
Ahmet küçük bir köyde büyüdü.
Şimdi sen dene: anlam
1 / 3
She ___ her parents at the airport.
Kritik kural: nesne zamir ise ARA konumda zorunlu
Ayrılabilir phrasal verb'lerde bir istisna var: nesne bir zamir ise (it, him, her, them, me, us, you) her zaman fiil ile edat arasına girer. Edattan sonra gelemez.
'Turn on the TV' doğru, 'turn the TV on' da doğru. Ama 'turn it on' doğrudur; 'turn on it' yanlıştır. Zamir olduğunda seçenek yok, sadece ara konum.
'Pick up the kids' doğru, 'pick the kids up' da doğru. 'Pick them up' doğru; 'pick up them' yanlış.
Türk öğrencilerin en sık yaptığı hatalardan biri bu. Zamirin yeri refleks hâline gelene kadar her cümlede önce zamiri, sonra edatı yerleştir.
Nesne zamir: ara konum zorunlu
I need the book. Can you pick it up?
Kitaba ihtiyacım var. Alabilir misin?
'Pick up it' yanlış olurdu.
The lights are on. Please turn them off.
Işıklar açık. Lütfen kapat.
'Turn off them' yanlış.
Here's your jacket. Put it on, it's cold outside.
İşte ceketin. Giy, dışarısı soğuk.
I didn't know the word, so I looked it up.
Kelimeyi bilmiyordum, sözlükten baktım.
'Looked up it' yanlış olurdu.
Şimdi sen dene: nesne yerleşimi
1 / 4
A: Did you get the package? B: Yes, I ___.
Üç parçalı phrasal verb'ler
Bazı phrasal verb'ler iki değil üç parçadan oluşur: fiil + zarf + edat. Bunlar ayrılamaz; nesne her zaman en sona gelir. 'Look forward to', 'get along with', 'run out of', 'come up with', 'get away with', 'put up with' bu gruba girer.
'I'm looking forward to the trip' cümlesinde 'look forward to' üç parça, nesne sonda. 'She came up with a brilliant idea' cümlesinde 'come up with' bir fikir bulmak demek. 'We're running out of time' cümlesinde 'run out of' tükenmek.
İki not var. Birincisi: 'look forward to' gibi 'to' ile biten üç parçalı fiillerde bu 'to' bir edattır; arkasına gerund (V-ing) gelir, infinitive değil. 'Looking forward to seeing you' doğrudur; 'looking forward to see you' yanlıştır. İkincisi: bu yapılar genelde deyimsel anlama sahiptir, kelime kelime çevirmek zordur. Bu altı yapıyı örnek cümleleriyle birlikte ezberle.
Üç parçalı phrasal verb örnekleri
I'm looking forward to meetingtanışmak you.
Seninle tanışmayı dört gözle bekliyorum.
Look forward to + V-ing.
She doesn't get along with her boss.
Patronuyla iyi anlaşmıyor.
We came up with a new solutionçözüm.
Yeni bir çözüm bulduk.
I can't put up with this noisegürültü anymore.
Bu gürültüye daha fazla dayanamam.
Put up with = tahammül etmek.
Aynı phrasal verb, farklı anlamlar
Bazı phrasal verb'ler birden fazla anlama gelir ve bağlam hangi anlamın kullanıldığını belirler. 'Take off' hem 'çıkarmak' (giysi) hem 'havalanmak' (uçak) anlamına gelir. 'Pick up' hem 'yerden almak' hem 'birini (arabayla) alıp götürmek' hem 'yeni bir dil öğrenmek' anlamlarını taşır. 'Look up' hem sözlükten aramak hem de gerçekten yukarı bakmak anlamına gelebilir.
Bu çok anlamlılık başta kafa karıştırabilir ama pratik ettikçe bağlam kendiliğinden yön gösterir. Aşağıdaki örnekler aynı phrasal verb'ün farklı kullanımlarını gösteriyor.
Çok anlamlı phrasal verb örnekleri
He took off his jacket when he came in.
İçeri girince ceketini çıkardı.
take off = çıkarmak.
The plane takes off at 9 am.
Uçak sabah 9'da kalkar.
take off = kalkmak.
She picked up a coinmadeni para from the floor.
Yerden bir madeni para aldı.
pick up = yerden almak.
He picked up Spanishİspanyolca while living in Madrid.
Madrid'de yaşarken İspanyolca öğrendi.
pick up = dil öğrenmek.
Şimdi sen dene: karışık
1 / 3
We have to ___ at the office early tomorrow.
Sık yapılan hatalar
Zamiri edat arkasına koymak
Yanlış kullanım: Please turn on it.
Doğru kullanım: Please turn it on.
Ayrılabilir phrasal verb'lerde zamir (it, him, her, them, me, us) her zaman fiil ile edat arasına gelir, edattan sonra değil. 'Turn on it', 'pick up it', 'try on it' gibi yapılar yanlıştır. Zamir ortada zorunludur.
Ayrılamaz phrasal verb'ü ayırmak
Yanlış kullanım: She looks the children after.
Doğru kullanım: She looks after the children.
'Look after' ayrılamaz phrasal verb'dür. Nesne (the children) her zaman edattan (after) sonra gelir, araya giremez. Aynı kural 'get along with', 'run out of', 'look for' gibi ayrılamaz phrasal verb'ler için de geçerlidir.
'to' edatından sonra infinitive kullanmak
Yanlış kullanım: I'm looking forward to see you. (görmek için infinitive kullanmak)
Doğru kullanım: I'm looking forward to seeing you.
'Look forward to' yapısındaki 'to' bir edattır, infinitive işareti değil. Edattan sonra her zaman gerund (V-ing) gelir. 'Looking forward to seeing you' doğru. Aynı kural 'get used to doing', 'be used to doing' için de geçerlidir.
Edatı büsbütün atmak
Yanlış kullanım: She looks her sister. (edat düşmüş)
Doğru kullanım: She looks after her sister.
Türkçede 'kardeşine bakıyor', 'anahtarlarımı arıyorum' derken ilişkiyi hâl eki taşır (-e, -ı). İngilizcede bu işi edat yapar: 'look' bakmak, 'look after' birine bakmak, 'look for' aramak. Edatı düşürürsen ya cümle bozulur ya anlam değişir: 'I'm looking my keys' değil 'I'm looking for my keys'.
Phrasal verb öğrenme ipuçları
- Bütün olarak öğrenPhrasal verb'leri tek bir kelimeymiş gibi ezberle. 'Give up' senin için tek bir birimdir: 'vazgeçmek'.
- Örnekle pekiştirHer phrasal verb için 2-3 örnek cümle hazırla. Anlam bağlam içinde oturur.
- Zamiri unutmaAyrılabilirlerde 'turn it on' gibi zamir ortada. Bu refleksi kur.
- Grup halinde çalış'Take' fiili ile 10 phrasal verb, 'get' ile 10 phrasal verb gibi gruplara ayır.
- Dizilerden faydalanİngilizce diziler ve filmler phrasal verb'lerle doludur. Altyazıyla izlemek pratiği hızlandırır.
Özet
- Phrasal verb = fiil + edat/zarf. Yeni, genelde deyimsel anlam taşır.
- Üç kategori: ayrılabilir (turn on), ayrılamaz (look after), geçişsiz (break down).
- Ayrılabilirlerde nesne ortada veya sonda olabilir; ama zamir (it, them) ORTADA zorunludur. Ayrılamazlarda zamir de edattan sonra gelir: 'look after them'.
- Üç parçalı phrasal verb (look forward to, get along with) ayrılamaz; 'look forward to' gibi 'to' ile bitenlerde bu 'to' bir edattır, arkasına V-ing gelir.
- Aynı phrasal verb birden fazla anlama gelebilir; bağlam anlamı belirler.
- Kelime kelime çevirmek yerine bütün olarak ezberle.