B1 seviyesinde 30 temel phrasal verb öğrendin: turn on, pick up, give up, look after. B2'de bunların üzerine inşa edeceğiz. İleri phrasal verb'lerde üç yeni zorluk alanı var: aynı phrasal verb'ün birden fazla anlamı olması (take off = giysi çıkarmak / uçak kalkmak / başarıyla yayılmak), formal yazıda phrasal verb mü yoksa Latin kökenli tek kelimeli fiil mi tercih edileceği (put off vs postpone) ve iş İngilizcesinde sık karşına çıkan özel phrasal verb'ler (carry out, set up, take over).
B1'den B2'ye: ne değişiyor?
B1'de öğrendiğin yapı kuralları aynı kalır: phrasal verb'ler ayrılabilir, ayrılamaz, geçişsiz veya üç parçalı olabilir; nesne zamir ise ortada zorunlu, edatlardan sonra gerund gelir. B2'de değişen iki şey var: kelime hazinen genişliyor, kullanım incelikleri devreye giriyor.
Üç alana odaklanacağız. Birincisi, alan temelli kelime hazinesi: iş hayatı, sosyal ilişkiler, problem çözme, değişim ve iletişim temalarında sık kullanılan ileri phrasal verb'ler. Her alan kendi özel kalıplarına sahip.
İkincisi, aynı phrasal verb'ün birden fazla anlamı. 'Pick up' bir nesneyi almak, birini arabayla almak, dil öğrenmek, bir kelimeyi kulak dolgunluğuyla kapmak, bir sinyal yakalamak gibi anlamlara gelir. Bağlam anlamı belirler.
Üçüncüsü, formal ve informal dil arasındaki tercih. Akademik ve iş yazısında tek kelimeli Latin kökenli fiiller (postpone, increase, investigate) tercih edilir; günlük konuşmada ve informal yazıda phrasal verb'ler (put off, go up, look into) daha doğal durur. Doğru bağlamda doğru seçim yapmak, B2 düzeyinin bir işaretidir.
Yapı türleri hatırlatıcı
| Tür | Kural | Örnek |
|---|---|---|
| Ayrılabilir | Nesne ortada veya sonda; zamir ORTADA zorunlu | turn on the light / turn it on |
| Ayrılamaz | Nesne hep edattan sonra | look into the incident |
| Geçişsiz | Nesne almaz | show up, grow up, get by |
| Üç parçalı | Çoğu ayrılamaz; nesne sona gider (edattan sonra FİİL gelirse -ing alır) | look forward to, put up with |
Tür
Ayrılabilir
Kural
Nesne ortada veya sonda; zamir ORTADA zorunlu
Örnek
turn on the light / turn it on
Tür
Ayrılamaz
Kural
Nesne hep edattan sonra
Örnek
look into the incident
Tür
Geçişsiz
Kural
Nesne almaz
Örnek
show up, grow up, get by
Tür
Üç parçalı
Kural
Çoğu ayrılamaz; nesne sona gider (edattan sonra FİİL gelirse -ing alır)
Örnek
look forward to, put up with
İş hayatı ve iş İngilizcesi
İş İngilizcesi, phrasal verb'lerin yoğun olarak kullanıldığı alanlardan biridir. Toplantılarda, raporlarda, e-postalarda sık karşına çıkar. Bu grubun özelliği: çoğu ayrılabilir veya üç parçalıdır ve formal yazıda bazen Latin kökenli eşdeğerleriyle değiştirilir.
İş hayatı phrasal verb'leri
sb = somebody (biri), sth = something (bir şey). Nesnenin fiil ile edat ARASINDA yazıldığı fiiller ayrılabilir; edattan sonra yazılanlar ayrılamaz.
| Phrasal verb | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| carry sth out | gerçekleştirmek, uygulamak | We carried out the survey. |
| set sth up | kurmak, başlatmak | They set up a new branch. |
| take sth over | devralmak, yönetimi ele almak | She took over the department. |
| come up with sth | bir fikir bulmak | He came up with a solution. |
| look into sth | incelemek, araştırmak | We'll look into the problem. |
| break sth down | detaylandırmak, ayrıntıya inmek | Let me break down the numbers. |
| bring sth up | konuyu açmak | She brought up the budget issue. |
| call sth off | iptal etmek | The meeting was called off. |
| follow up on sth | takip etmek, devam ettirmek | I'll follow up on your email. |
| sign up for sth | kaydolmak | I signed up for the training. |
Phrasal verb
carry sth out
Anlam
gerçekleştirmek, uygulamak
Örnek
We carried out the survey.
Phrasal verb
set sth up
Anlam
kurmak, başlatmak
Örnek
They set up a new branch.
Phrasal verb
take sth over
Anlam
devralmak, yönetimi ele almak
Örnek
She took over the department.
Phrasal verb
come up with sth
Anlam
bir fikir bulmak
Örnek
He came up with a solution.
Phrasal verb
look into sth
Anlam
incelemek, araştırmak
Örnek
We'll look into the problem.
Phrasal verb
break sth down
Anlam
detaylandırmak, ayrıntıya inmek
Örnek
Let me break down the numbers.
Phrasal verb
bring sth up
Anlam
konuyu açmak
Örnek
She brought up the budget issue.
Phrasal verb
call sth off
Anlam
iptal etmek
Örnek
The meeting was called off.
Phrasal verb
follow up on sth
Anlam
takip etmek, devam ettirmek
Örnek
I'll follow up on your email.
Phrasal verb
sign up for sth
Anlam
kaydolmak
Örnek
I signed up for the training.
İş hayatı örnekleri
The team carried outgerçekleştirdi extensive research before the launch.
Ekip lansmandan önce kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi.
Carry out = conduct (formal).
She came up withbuldu, üretti an innovativeyenilikçi approachyaklaşım.
Yenilikçi bir yaklaşım buldu.
Come up with = devise.
We need to look intoaraştırmak the reason for the delaygecikme.
Gecikmenin nedenini araştırmalıyız.
Look into = investigate.
The acquisitionsatın alma means our company will take overdevralacak three others.
Satın alma, şirketimizin başka üç şirketi devralacağı anlamına geliyor.
Şimdi sen dene: iş phrasal verb'leri
1 / 3
The CEO wants us to ___ the complaintşikayet.
İlişkiler ve sosyal hayat
İnsan ilişkilerini anlatırken phrasal verb'ler günlük konuşmanın temel aracıdır. Arkadaşlıklar, aile ilişkileri, romantik ilişkiler bu alanda geniş bir kelime hazinesi gerektirir. Özellikle romantik ilişkilerde kullanılan phrasal verb'ler formal Latin kökenli karşılıklarından (begin a relationship, end a relationship) çok daha doğal ve yaygındır.
İlişki phrasal verb'leri
| Phrasal verb | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| get on with sb / get along with sb | iyi anlaşmak | I get on with my sister. |
| fall out with sb | biriyle kavga etmek | He fell out with his best friend. |
| make up with sb | barışmak | She finally made up with her sister. |
| break up with sb | ayrılmak (romantik) | She broke up with him. |
| ask sb out | çıkma teklifi etmek | He finally asked her out. |
| bring sb up | çocuk büyütmek | She was brought up in Izmir. |
| look up to sb | saygı duymak, örnek almak | I look up to my grandfather. |
| look down on sb | küçük görmek | He looks down on his colleagues. |
| hang out with sb | vakit geçirmek, takılmak | We hung out with our classmates at the park. |
| fall for sb | birine aşık olmak | She fell for him instantly. |
Phrasal verb
get on with sb / get along with sb
Anlam
iyi anlaşmak
Örnek
I get on with my sister.
Phrasal verb
fall out with sb
Anlam
biriyle kavga etmek
Örnek
He fell out with his best friend.
Phrasal verb
make up with sb
Anlam
barışmak
Örnek
She finally made up with her sister.
Phrasal verb
break up with sb
Anlam
ayrılmak (romantik)
Örnek
She broke up with him.
Phrasal verb
ask sb out
Anlam
çıkma teklifi etmek
Örnek
He finally asked her out.
Phrasal verb
bring sb up
Anlam
çocuk büyütmek
Örnek
She was brought up in Izmir.
Phrasal verb
look up to sb
Anlam
saygı duymak, örnek almak
Örnek
I look up to my grandfather.
Phrasal verb
look down on sb
Anlam
küçük görmek
Örnek
He looks down on his colleagues.
Phrasal verb
hang out with sb
Anlam
vakit geçirmek, takılmak
Örnek
We hung out with our classmates at the park.
Phrasal verb
fall for sb
Anlam
birine aşık olmak
Örnek
She fell for him instantly.
İlişki phrasal verb örnekleri
They fell outkavga etti over a sillyaptalca misunderstandingyanlış anlama.
Aptalca bir yanlış anlama yüzünden kavga ettiler.
Fall out = have an argument.
I look up tosaygı duyuyorum my teacher; she's very inspiringilham verici.
Öğretmenime saygı duyuyorum, çok ilham verici.
After three years together, they broke upayrıldı last month.
Üç yıllık birliktelikten sonra geçen ay ayrıldılar.
She was brought upbüyütüldü by her grandparentsbüyükanne ve büyükbaba.
Büyükanne ve büyükbabası tarafından büyütüldü.
Problem çözme ve anlama
Bir sorunla karşılaştığında, bir şeyi anlamaya çalıştığında veya bir bulmacayı çözdüğünde kullanacağın özel bir phrasal verb grubu var. Çoğu ayrılabilir, bir kısmı üç parçalı. İş İngilizcesinde olduğu kadar günlük konuşmada da sık geçer.
Problem çözme phrasal verb'leri
| Phrasal verb | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| sort sth out | çözmek, düzenlemek | We'll sort out this mess. |
| figure sth out | anlamak, çözmek | I can't figure out the password. |
| work sth out | çözmek, hesaplamak | Let's work out the details. |
| work out | egzersiz yapmak (nesne almaz) | I work out every morning. |
| come across sth | rast gelmek, tesadüfen bulmak | I came across an old photo. |
| get by | idare etmek (nesne almaz) | We're getting by on a tight budget. |
| put up with sth | tahammül etmek | I can't put up with the noise. |
| run into sb | rast gelmek (biri) | I ran into Ahmet at the mall. |
| deal with sth | ilgilenmek, halletmek | She deals with customer complaints. |
| get over sth | atlatmak, aşmak | He got over his illness quickly. |
| get through sth | bitirmek, geçmek | I finally got through the report. |
Phrasal verb
sort sth out
Anlam
çözmek, düzenlemek
Örnek
We'll sort out this mess.
Phrasal verb
figure sth out
Anlam
anlamak, çözmek
Örnek
I can't figure out the password.
Phrasal verb
work sth out
Anlam
çözmek, hesaplamak
Örnek
Let's work out the details.
Phrasal verb
work out
Anlam
egzersiz yapmak (nesne almaz)
Örnek
I work out every morning.
Phrasal verb
come across sth
Anlam
rast gelmek, tesadüfen bulmak
Örnek
I came across an old photo.
Phrasal verb
get by
Anlam
idare etmek (nesne almaz)
Örnek
We're getting by on a tight budget.
Phrasal verb
put up with sth
Anlam
tahammül etmek
Örnek
I can't put up with the noise.
Phrasal verb
run into sb
Anlam
rast gelmek (biri)
Örnek
I ran into Ahmet at the mall.
Phrasal verb
deal with sth
Anlam
ilgilenmek, halletmek
Örnek
She deals with customer complaints.
Phrasal verb
get over sth
Anlam
atlatmak, aşmak
Örnek
He got over his illness quickly.
Phrasal verb
get through sth
Anlam
bitirmek, geçmek
Örnek
I finally got through the report.
Problem çözme örnekleri
I can't figure outçözemiyorum why the printer isn't working.
Yazıcının neden çalışmadığını çözemiyorum.
Figure out = understand.
She's still trying to get overatlatmak the breakupayrılık.
Ayrılığı hâlâ atlatmaya çalışıyor.
Get over = recover from.
I can't put up withtahammül edemiyorum his rudekaba behavior anymore.
Onun kaba davranışlarına artık tahammül edemiyorum.
Put up with = tolerate.
We need to sort outhalletmek this issuesorun before Monday.
Pazartesiden önce bu sorunu halletmemiz gerek.
Şimdi sen dene: problem çözme
1 / 3
She couldn't ___ the math problem.
Aynı phrasal, birden fazla anlam
İleri phrasal verb'lerin zorluklarından biri, aynı phrasal verb'ün birden fazla anlama gelmesidir. Bağlam hangi anlamın kastedildiğini belirler. En sık karşına çıkacak çok anlamlı phrasal verb'leri bilmek, dinleme ve okuma becerilerini ciddi şekilde geliştirir.
'Take off' üç farklı anlamda kullanılır: (1) giysi çıkarmak, 'He took off his coat'; (2) uçak kalkmak, 'The plane takes off at 9'; (3) başarılı olmak, yaygınlaşmak, 'Her business really took off this year'.
'Pick up'ın birden fazla anlamı vardır: (1) yerden almak, 'She picked up the keys'; (2) birini arabayla almak, 'I'll pick you up at 7'; (3) dil / yetenek öğrenmek, 'He picked up Spanish in Madrid'; (4) sinyal yakalamak, 'My phone can't pick up the signal'; (5) canlanmak, artmak, 'Sales are picking up'.
'Get off' de çok anlamlıdır: (1) araçtan inmek, 'I got off the bus'; (2) işten çıkmak, 'I get off at 5'; (3) cezadan ucuz kurtulmak, 'He got off with a warning'.
İlk başta kafa karıştırır; ama yeterince örnek gördükçe doğru anlamı seçmek refleks hâline gelir.
Çok anlamlı phrasal verb örnekleri
The new restaurantrestoran really took off last summer.
Yeni restoran geçen yaz gerçekten tuttu.
Take off = birden tutmak, hızla başarı kazanmak.
Can you pick up some breadekmek on your way home?
Dönerken biraz ekmek alır mısın?
Pick up = yerden / dükkandan almak.
She picked up Italian while travelingseyahat ederken in Rome.
Roma'da seyahat ederken İtalyanca öğrendi.
Pick up = dil öğrenmek.
He got off lightlyucuz kurtuldu; the judge only gave him a fine.
Ucuz kurtuldu; yargıç sadece para cezası verdi.
Get off lightly = ucuz kurtulmak, hafif cezayla kurtulmak.
Şimdi sen dene: çok anlamlılık
1 / 3
Her online shop really ___ after the video went viral.
Formal vs informal: register seçimi
Phrasal verb'lerin büyük kısmı günlük konuşma dilindedir. Akademik yazıda, iş raporlarında, resmi e-postalarda genelde Latin kökenli tek kelimeli eşdeğerler tercih edilir. İkisini bilmek, doğru bağlamda doğru seçim yapmanı sağlar. 'Latin kökenli fiil' dediğimiz şey, İngilizceye Latinceden ve Fransızcadan geçmiş, genelde daha uzun ve tek parçalı fiillerdir: postpone, investigate, increase, determine. Pratik ipucu: fiil uzun ve tek kelimeyse çoğunlukla resmî, kısa fiil + edat ikilisiyse gündelik taraftadır.
Doğru seçim örnekleri: 'The meeting was postponed' (formal, raporda) vs 'The meeting was put off' (informal, sohbette). 'Sales increased' (rapor) vs 'Sales went up' (konuşma). 'We investigated the issue' (resmi) vs 'We looked into the issue' (günlük).
Aynı şekilde ters çevirmek de mümkün: konuşmada 'The process was facilitated by...' demek biraz garip durur; 'The process was helped by...' veya 'X made it easier' daha doğal olur.
Pratik kural: resmi yazı için Latin kökenli fiil, konuşma ve informal yazı için phrasal verb. Ama istisnalar var ve bazı phrasal verb'ler artık tüm bağlamlarda doğal kullanılır (set up, carry out, take over gibi).
Formal vs Informal eşdeğerler
| Phrasal verb (informal) | Latin kökenli (formal) | Anlam |
|---|---|---|
| put sth off | postpone | ertelemek |
| look into sth | investigate | araştırmak |
| find sth out | discover | keşfetmek |
| go up | increase | yükselmek (nesne almaz) |
| go down | decrease | düşmek (nesne almaz) |
| carry sth out (her bağlamda doğal) | conduct / perform | gerçekleştirmek |
| help sb out | assist | yardım etmek |
| make sth up | invent / fabricate | uydurmak |
| turn sth down | reject / decline | reddetmek |
| give sth up | abandon / cease | vazgeçmek |
Phrasal verb (informal)
put sth off
Latin kökenli (formal)
postpone
Anlam
ertelemek
Phrasal verb (informal)
look into sth
Latin kökenli (formal)
investigate
Anlam
araştırmak
Phrasal verb (informal)
find sth out
Latin kökenli (formal)
discover
Anlam
keşfetmek
Phrasal verb (informal)
go up
Latin kökenli (formal)
increase
Anlam
yükselmek (nesne almaz)
Phrasal verb (informal)
go down
Latin kökenli (formal)
decrease
Anlam
düşmek (nesne almaz)
Phrasal verb (informal)
carry sth out (her bağlamda doğal)
Latin kökenli (formal)
conduct / perform
Anlam
gerçekleştirmek
Phrasal verb (informal)
help sb out
Latin kökenli (formal)
assist
Anlam
yardım etmek
Phrasal verb (informal)
make sth up
Latin kökenli (formal)
invent / fabricate
Anlam
uydurmak
Phrasal verb (informal)
turn sth down
Latin kökenli (formal)
reject / decline
Anlam
reddetmek
Phrasal verb (informal)
give sth up
Latin kökenli (formal)
abandon / cease
Anlam
vazgeçmek
Register örnekleri
Formal: The company will conductyürütmek a full investigationsoruşturma.
Şirket tam bir soruşturma yürütecek.
Formal, resmi yazı.
Informal: The company will look into it thoroughlyiyice.
Şirket iyice araştıracak.
Informal, günlük konuşma.
Formal: Sales have declineddüştü by 15%.
Satışlar yüzde 15 düştü.
Informal: Sales have gone down by 15%.
Satışlar yüzde 15 düştü.
Aynı anlam, informal ton.
Şimdi sen dene: register
1 / 3
Resmi bir raporda hangisi daha uygun? 'We ___ the matter.'
Edat değişince anlam değişir
Phrasal verb'lerin bir zorluğu da küçük edat farklarının anlamı tamamen değiştirmesidir. 'Look up', 'look into', 'look after', 'look for', 'look down on', 'look up to': hepsi 'look' fiilinden türüyor ama çok farklı anlamlara geliyor.
Aynı pattern 'get' fiili için de geçerli: 'get up' (kalkmak), 'get off' (inmek), 'get on' (binmek), 'get over' (atlatmak), 'get by' (idare etmek), 'get along with' (iyi anlaşmak), 'get away with' (yırtmak), 'get through' (bitirmek veya ulaşmak). Her edat yeni bir anlam yaratıyor.
'Take' fiili de aynı: 'take off' (çıkarmak/kalkmak), 'take up' (başlamak), 'take over' (devralmak), 'take on' (üstlenmek), 'take in' (anlamak), 'take out' (çıkarmak/götürmek), 'take back' (geri almak), 'take after' (benzemek).
Bu kelime ailelerini gruplar halinde öğrenmek, teker teker ezberlemekten çok daha etkilidir. 'Look' ailesi, 'get' ailesi, 'take' ailesi... Her birinin 6-10 üyesini bir arada çalışarak bağlamları birbirine bağlayabilirsin.
Edat farkları: 'look' ailesi
Look up this word in the dictionarysözlük.
Sözlükten bu kelimeye bak.
Look up = sözlükten aramak.
The police will look into the incidentolay.
Polis olayı araştıracak.
Look into = araştırmak.
He looks after his younger brothererkek kardeş after school.
Okuldan sonra küçük kardeşine bakıyor.
Look after = bakmak (birisine).
I'm looking for my walletcüzdan.
Cüzdanımı arıyorum.
Look for = aramak.
I look up to my older brother.
Ağabeyime saygı duyuyorum.
Look up to = saygı duymak.
Don't look down on people who have less.
İmkânı daha az olan insanları küçük görme.
Look down on = küçük görmek.
Sık yapılan hatalar
Yanlış edat seçmek
Yanlış kullanım: I need to look over this word in the dictionary.
Doğru kullanım: I need to look up this word in the dictionary.
Sözlükten bakmak = 'look up', 'look over' değil. Her phrasal verb'ün doğru edatı vardır ve değiştirilemez. 'Look over' bir metni hızlıca gözden geçirmek anlamına gelir, farklı bir anlam. Edat seçimi phrasal verb'ün anlamını tamamen değiştirir.
Benzer phrasal verb'leri karıştırmak
Yanlış kullanım: He took over his shoes at the door.
Doğru kullanım: He took off his shoes at the door.
Take off = giysi çıkarmak. Take over = devralmak (bir işi, şirketi). İki phrasal verb tamamen farklı anlamlara gelir. 'Take off' ve 'take over' arasındaki fark edattan doğuyor ve bağlam anlamı netleştiriyor.
Resmi yazıda aşırı phrasal verb
Yanlış kullanım: Akademik makale: 'We figured out the solution and went ahead with it.'
Doğru kullanım: Akademik makale: 'We identified the solution and proceeded with it.'
Akademik ve resmi yazıda gündelik phrasal verb yerine Latin kökenli eşdeğer tercih edilir. 'Figure out' → 'identify / determine', 'go ahead with' → 'proceed with'. Gündelik phrasal verb'ler konuşma dili etkisi yaratır ve formal yazının tonunu düşürür (carry out, point out gibi yerleşik olanlar akademik yazıda da kullanılır).
Üç parçalı phrasal verb: nesne sona gider
Sayfanın başındaki yapı tablosunda bir satırla geçmişti; şimdi ayrıntısına iniyoruz, çünkü B2'de en çok hata bu grupta yapılıyor. Yapı: fiil + zarf + edat. ('Get to grips with' yapı olarak fiil + isim öbeği + edattır; ama davranışı aynıdır: ayrılmaz, nesne sona gider.)
Birinci kural: üç parça bitişik durur, nesne en sona gider. İki parçalı ayrılabilir fiillerden gelen alışkanlık burada tuzaktır. 'Turn the light on' ve 'turn it on' doğrudur çünkü 'turn on' ayrılabilir. Ama 'put up with' üç parçalıdır: 'put up with the noise' ✓, 'put the noise up with' ✗. Zamir bile araya giremez: 'put up with it' ✓, 'put it up with' ✗.
İkinci kural: sondaki edattan sonra fiil gelecekse -ing alır: 'I look forward to hearing from you', 'She's not looking forward to moving house'. Sondaki 'to' bir edattır, infinitive işareti değil; aynı davranışı 'conducive to', 'tantamount to' gibi sıfat + edat çiftlerinde de görürsün.
Son bir not: bu fiillerin çoğunun tek sözcüklü resmî bir eşdeğeri vardır (put up with → tolerate, come up against → encounter, run out of → exhaust). Register bölümündeki tercih burada da geçerli.
Üç parçalı yapının iki kuralı
ÖZNE + fiil + zarf + edat + NESNE (araya hiçbir şey girmez)
- Nesne isim
- I can't put up with the noise. ✓ / put the noise up with ✗
- Nesne zamir
- I can't put up with it. ✓ / put it up with ✗
- Nesne fiil
- I look forward to hearing from you. (to = edat → -ing)
İki parçalı 'turn on' ayrılabilir; bu sayfadaki üç parçalıların hepsi (put up with, come up against, look forward to…) ayrılamaz: nesne sona gider. Küçük bir grup ise tersine nesneyi ZORUNLU olarak ortada ister: talk sb out of sth, take sb up on sth, let sb in on sth: 'I talked him out of it' ✓, 'I talked out of him it' ✗. Bu grubu kalıbıyla (sb/sth ile birlikte) öğren.
Üç parçalı phrasal verb'ler
| Phrasal verb | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| get to grips with sth | hâkim olmaya başlamak, altından kalkmak (BrE; AmE: come to grips with) | She's getting to grips with the new tooling. |
| come up against sth | (engelle) karşılaşmak | We came up against fierce opposition. |
| look forward to sth | dört gözle beklemek | I look forward to hearing from you. |
| put up with sth | tahammül etmek | I can't put up with the noise. |
| face up to sth | (hoş olmayan gerçekle) yüzleşmek | He had to face up to the cost. |
| run out of sth | -i tüketmek, -i bitirmek | We ran out of time before the vote. |
| catch up on sth | birikmişi tamamlamak | I need to catch up on my reading. |
| get away with sth | yanına kâr kalmak | He got away with cheating in the exam. |
| live up to sth | (beklentiyi) karşılamak | The sequel didn't live up to the hype. |
| stand up for sb/sth | savunmak, arka çıkmak | She stood up for her colleague. |
Phrasal verb
get to grips with sth
Anlam
hâkim olmaya başlamak, altından kalkmak (BrE; AmE: come to grips with)
Örnek
She's getting to grips with the new tooling.
Phrasal verb
come up against sth
Anlam
(engelle) karşılaşmak
Örnek
We came up against fierce opposition.
Phrasal verb
look forward to sth
Anlam
dört gözle beklemek
Örnek
I look forward to hearing from you.
Phrasal verb
put up with sth
Anlam
tahammül etmek
Örnek
I can't put up with the noise.
Phrasal verb
face up to sth
Anlam
(hoş olmayan gerçekle) yüzleşmek
Örnek
He had to face up to the cost.
Phrasal verb
run out of sth
Anlam
-i tüketmek, -i bitirmek
Örnek
We ran out of time before the vote.
Phrasal verb
catch up on sth
Anlam
birikmişi tamamlamak
Örnek
I need to catch up on my reading.
Phrasal verb
get away with sth
Anlam
yanına kâr kalmak
Örnek
He got away with cheating in the exam.
Phrasal verb
live up to sth
Anlam
(beklentiyi) karşılamak
Örnek
The sequel didn't live up to the hype.
Phrasal verb
stand up for sb/sth
Anlam
savunmak, arka çıkmak
Örnek
She stood up for her colleague.
Üç parçalı örnekleri
Pınar is finally getting to grips with the new complianceuyum tooling.
Pınar yeni uyum araçlarına nihayet hâkim olmaya başlıyor.
Nesne ('the new tooling') üç parçanın da arkasında.
The team came up against an unexpectedbeklenmedik obstacleengel in week two.
Ekip ikinci haftada beklenmedik bir engelle karşılaştı.
Come up against = encounter (resmî eşdeğer).
I look forward to hearingduymak from you at your earliest convenienceuygunluk.
En kısa sürede sizden haber almayı dört gözle bekliyorum.
Resmî e-posta kalıbı. 'to hear' DEĞİL — 'to' burada edat.
The sequeldevam filmi never quite lived up to the expectationsbeklentiler of the first film.
Devam filmi ilk filmin beklentilerini hiçbir zaman tam karşılayamadı.
Üç parçalı fiili ayırmak
Yanlış kullanım: I can't put the noise up with. / She stood her colleague up for.
Doğru kullanım: I can't put up with the noise. / She stood up for her colleague.
'Turn it on' alışkanlığı buraya taşınıyor: iki parçalı ayrılabilir fiillerde nesneyi ortaya koymak doğru, hatta zamirde zorunlu. Ama bu sayfadaki üç parçalı fiillerde zarf ile edat bitişiktir ve nesne mutlaka en sona gider; zamir bile araya giremez ('put up with it' ✓). Pratik test: kalıpta nesne ortada yazmıyorsa (put up with sth, stand up for sb) ayırmayı hiç düşünme.
İleri phrasal verb öğrenme stratejisi
- Fiil aileleriLook, get, take, put, go gibi fiillerin edat varyasyonlarını grup olarak çalış.
- Tema odaklıİş, ilişkiler, problem çözme gibi temalara göre grupla.
- Eşdeğer öğrenRegister seçimi yapabilmek için phrasal verb'lerin Latin kökenli eşdeğerlerini de öğren.
- Çok anlamlılıkTake off, pick up, get off gibi çok anlamlı fiillerde anlamı bağlam belirler.
- Otantik materyalPodcast, film, dizi ve haber izlemek, phrasal verb'leri doğal bağlamda duymanın en iyi yoludur.
Özet
- B2 phrasal verb'leri alan temelli gruplar halinde öğrenilir: iş, ilişkiler, problem çözme.
- Aynı phrasal verb birden fazla anlama gelebilir; bağlam seçimi belirler (take off, pick up, get off).
- Formal yazıda Latin kökenli fiil (postpone, investigate), informal dilde phrasal verb (put off, look into).
- Edat seçimi anlamı kökten değiştirir. Look up ≠ look into ≠ look after ≠ look for.
- Fiil aileleri halinde öğrenmek (look, get, take) teker teker ezberlemekten daha etkilidir.
- Otantik dinleme materyali phrasal verb'leri doğal bağlamda duymanın en iyi yoludur.
- Üç parçalı phrasal verb'lerin çoğu (put up with, get to grips with, come up against) ayrılmaz; nesne hep en sona gider, zamir bile araya girmez. Nesneyi ortada isteyen küçük bir grup ayrıdır: talk sb out of, take sb up on.
- 'Look forward to' gibi 'to' ile biten üç parçalı fiillerde sondaki 'to' edattır → ardından gelen fiil -ing alır: 'I look forward to hearing from you'.