'The board caved in to pressure it had spent two years denying.' 'The ministry rowed back on its own guidance within a week.' 'The contractor's timeline simply did not hold water.' Bu üç cümlede bilmediğin fiil yok: 'cave', 'row', 'hold'. Zorluk fiilde değil, arkasına takılan kuyrukta ve nesnenin o kuyruğun neresine oturduğunda. C1'de karşına çıkan yapı üç katmanlıdır: fiil + zarf + edat biçimindeki üç parçalı fiiller ('clamp down on', 'own up to'), fiilin anlamdan türetilemeyen tek edatı ('hinge on', 'attest to') ve fiili, adı, artikeli birlikte donmuş kolokasyonlar ('take stock', 'strike a chord with'). Üçünün ortak yanı şudur: parçalardan biri değişirse cümle bozulur, sözcükler tek tek doğru olsa bile. Sıfat + edat çiftlerinin temelini B2'deki Dependent Prepositions dersinde kurdun; burada onun C1 katmanını göreceksin.
Kuyruk üç ayrı şey olabilir
'Turn down' ile 'come up against' sayfada benzer görünür ama bambaşka davranırlar. Farkı yaratan şey kuyruğun ne olduğudur.
Zarf kuyruğu (ayrılabilir): 'write off', 'turn down', 'pick out'. İkinci sözcük edat değil zarftır ve ad nesne iki yere de gelebilir: 'wrote off the invoice' de doğrudur, 'wrote the invoice off' de.
Edat kuyruğu (ayrılamaz): 'hinge on', 'abide by', 'refrain from', 'amount to'. İkinci sözcük edattır, nesnesini kendisi taşır ve nesne asla araya girmez. 'The result hinges on one signature' doğrudur; 'hinges one signature on' diye bir kuruluş yoktur.
Zarf + edat kuyruğu (üç parçalı): 'clamp down on', 'own up to', 'cash in on'. Fiil önce bir zarf, sonra bir edat alır; üçü tek sözcük gibi davranır ve nesne kuyruğun tamamının arkasına gider.
Ayrım ezber gerektirmez, ölçülür. Nesne zamirse ('it', 'them') zarf kuyruğu onu araya almak zorundadır: 'wrote it off'. Edat kuyruğu almaz: 'hinges on it'. İkinci ölçüm, 'largely' gibi bir zarfı kuyruğun içine sokmaktır: 'hinges largely on one witness' doğaldır, 'wrote largely off' olmaz.
Kuyruk ve nesnenin yeri
fiil + kuyruk + NESNE
- Zarf kuyruğu (ayrılabilir)
- fiil + NESNE + zarf / fiil + zarf + NESNE; zamir nesne ZORUNLU ortada
- Edat kuyruğu (ayrılamaz)
- fiil + edat + NESNE; zamir de edatın arkasında kalır
- Üç parçalı (ayrılamaz)
- fiil + zarf + edat + NESNE; kuyruk hiç bölünmez
Kuyruğun sonundaki edattan sonra fiil gelecekse -ing alır: 'got round to answering'.
Zamir nesne nereye gider?
Nesne 'it' olsaydı nereye koyardın? Cevap kuyruğun türünü söyler.
Zarf kuyruğu: zamir ORTADA
Zamir nesne fiil ile zarfın arasına girmek zorundadır.
The treasurer wrote it off at the end of the year.
The committee turned it down without a vote.
From the balcony Ayla picked them out at once.
Edat ve üç parçalı kuyruk: zamir ARKADA
Nesne kuyruğun tamamının arkasındadır; zamir olması bunu değiştirmez.
The whole timetable hinges on it.
The residents pushed back against it for months.
He never owned up to it.
Üç parçalı fiiller: kuyruk bölünmez
sb = somebody, sth = something. Nesne her satırda kuyruğun arkasındadır.
| Fiil | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| clamp down on sth | sıkı denetim getirip bastırmak | The council clamped down on illegal parking. |
| cash in on sth | bir durumdan çıkar sağlamak | Two firms cashed in on the shortage. |
| own up to sth | hatayı açıkça üstlenmek | She owned up to the error at once. |
| cave in to sth | direnci çöküp boyun eğmek | The panel caved in to the sponsors. |
| push back against sth | dayatmaya direnç göstermek | Staff pushed back against the new rota. |
| speak out against sth | açıkça karşı çıkmak | Only two members spoke out against it. |
| row back on sth | verilen sözden geri adım atmak | The office rowed back on its promise. |
| get round to sth | geciken işe nihayet sıra getirmek | He got round to filing the claim in May. |
| put sth down to sth | belli bir nedene bağlamak | The auditor put the gap down to rounding. |
| do away with sth | tamamen kaldırmak | The new team did away with paper forms. |
Fiil
clamp down on sth
Anlam
sıkı denetim getirip bastırmak
Örnek
The council clamped down on illegal parking.
Fiil
cash in on sth
Anlam
bir durumdan çıkar sağlamak
Örnek
Two firms cashed in on the shortage.
Fiil
own up to sth
Anlam
hatayı açıkça üstlenmek
Örnek
She owned up to the error at once.
Fiil
cave in to sth
Anlam
direnci çöküp boyun eğmek
Örnek
The panel caved in to the sponsors.
Fiil
push back against sth
Anlam
dayatmaya direnç göstermek
Örnek
Staff pushed back against the new rota.
Fiil
speak out against sth
Anlam
açıkça karşı çıkmak
Örnek
Only two members spoke out against it.
Fiil
row back on sth
Anlam
verilen sözden geri adım atmak
Örnek
The office rowed back on its promise.
Fiil
get round to sth
Anlam
geciken işe nihayet sıra getirmek
Örnek
He got round to filing the claim in May.
Fiil
put sth down to sth
Anlam
belli bir nedene bağlamak
Örnek
The auditor put the gap down to rounding.
Fiil
do away with sth
Anlam
tamamen kaldırmak
Örnek
The new team did away with paper forms.
Üç parçalı fiiller cümle içinde
The inspectoratedenetim kurumu clamped down on workshops that had never been registered.
Denetim kurumu hiç kayıt yaptırmamış atölyelere sıkı denetim getirdi.
'Clamped the workshops down on' diye bir sıra yoktur.
It took Baran a fortnight to own up to the discrepancytutarsızlık in the figures.
Baran'ın rakamlardaki tutarsızlığı kabul etmesi iki hafta sürdü.
'Own up to' hatayı kabul etmektir; 'own' fiilinin sahiplik anlamıyla bağı yoktur.
Deniz only got round to proofreadingson okuma yapmak the chapter in August.
Deniz bölümün son okumasına ancak ağustosta sıra getirebildi.
Sondaki 'to' edattır, mastar işareti değil. Ardından gelen fiil -ing alır.
The clerk turned the file over to the independent panelbağımsız kurul the same afternoon.
Kâtip dosyayı aynı öğleden sonra bağımsız kurula devretti.
İki yuvalı yapı: devredilen şey 'over'ın yanında, devredilen merci 'to'nun arkasında.
If the tender collapses, the cooperative can fall back on its own reservesrezervler.
İhale çökerse kooperatif kendi rezervlerine başvurabilir.
İki yuvalı fiiller: hangi nesne nereye ait?
Bazı fiiller aynı anda iki tümleç taşır: biri zarf kuyruğunun içinde, biri edatın arkasında. 'Turn sth over to sb' bunun en net örneğidir. Devredilen şey fiille 'over' arasına ya da 'over'ın hemen arkasına gider, devredilen merci 'to'nun arkasında durur: 'turned the file over to the panel' ya da 'turned over the file to the panel'. Nesne zamire dönüşünce serbestlik biter, tek doğru sıra kalır: 'turned it over to the panel'.
'Put sth down to sth' de iki yuvalıdır: 'The auditor put the gap down to an undocumented rule'. Sınav sorusu bu parçaları karıştırıp önüne koyar; doğru sırayı yuvaları sayarak bulursun.
Zamiri zarfın arkasına atmak
Yanlış kullanım: The committee turned down it without a vote.
Doğru kullanım: The committee turned it down without a vote.
Ayrılabilir fiilde ad nesne iki yere de gelebilir ('turned down the proposal' ya da 'turned the proposal down'), ama zamir nesne yalnız ortaya gelir. Türkçede nesne hep fiilden önce durduğu için bu ayrım sezgiye takılmaz. Üstelik 'owned up to it' gibi ayrılamaz yapılarda zamir gerçekten arkaya gittiğinden öğrenci aynı sırayı ayrılabilir fiile de taşır. Ölçüt tektir: kuyruk tek sözcükse ve o sözcük zarfsa, 'it', 'them', 'him' araya girmek zorundadır.
Zarf mı, edat mı? İki ölçüm
Zamir testi: 'it' araya giriyorsa ZARF, giremiyorsa EDAT
- Araya zarf sıkıştırma testi
- 'hinges largely on X' doğal → 'on' edat / 'wrote largely off' bozuk → 'off' zarf
- Soru testi
- 'What does it hinge on?' doğal → edat kuyruğu; nesne hep arkada
İki ölçüm de aynı sonucu verir. Kuyruğu ezberlemek yerine bir kez ölç, sonra fiili doğru sınıfa yaz.
Fiil + edat: eş anlamdan türetilemez
Kuyruk tek edattan ibaret olduğunda fiil ile edat arasındaki bağ tarihseldir. 'Hinge' menteşe demektir ama 'hinge on' kalıbında menteşe yoktur; 'abide' eskimiş bir 'kalmak' fiilidir, 'abide by' ise 'uymak' anlamı verir. Edatı anlamdan çıkaramazsın, çifti tek madde olarak kaydedersin.
Bu küme resmî yazının belkemiğidir: rapor, tutanak, hakem yorumu ve hukuk metni bu fiillerle yazılır. Register & Formality dersinde phrasal fiili tek sözcüklü karşılığına çevirmeyi çalışmıştın; buradaki fiiller o listenin öbür ucudur, çünkü zaten resmî kayıttadırlar ve gündelik karşılıkları phrasal biçimdedir: 'abide by' yerine 'stick to', 'refrain from' yerine 'keep from', 'pertain to' yerine 'be about'.
Sezgiyle bulunamayan başlıcaları: 'allow for', 'amount to', 'attest to', 'chafe at', 'dawn on', 'emanate from', 'guard against', 'hark back to', 'hedge against', 'hint at', 'latch onto', 'opt for', 'press for', 'scoff at', 'settle for'.
Edatı kaydederken arkasına neyin geldiğini de yaz: 'hedge against a fall' cümlesinde 'against'in arkasındaki şey korunulan tehlikedir, korunma aracı değil. Edat rol dağıtır.
Tek edatlı fiiller cümle içinde
Whether the second phase goes ahead hinges on a single clausemadde, hüküm.
İkinci aşamanın başlayıp başlamayacağı tek bir hükme bağlı.
'Hinge on' resmî 'depend on' karşılığıdır; 'upon' da doğrudur.
Halfway through the meeting it dawned on Selin that nobody had read the appendixek.
Toplantının ortasında Selin'in aklına dank etti: eki kimse okumamıştı.
Farkına varan kişi 'on' edatının arkasındadır.
The timetabletakvim allows for two weeks of delay at the customs stage.
Takvim gümrük aşamasında iki haftalık gecikmeyi hesaba katıyor.
'Allow for' hesaba katmaktır; 'allow' tek başına izin vermektir.
Every subcontractortaşeron must abide by the safety code, whatever the deadline.
Teslim tarihi ne olursa olsun her taşeron güvenlik yönergesine uymak zorunda.
The reviewers scoffed at a claimiddia that rested on eleven interviews.
Hakemler on bir görüşmeye dayanan bir iddiayı alaya aldı.
Küçümseme ve rahatsızlık bildiren fiiller 'at' alır: scoff at, chafe at, take umbrage at.
Türkçedeki eki İngilizce edata çevirmek
Yanlış kullanım: We discussed about the proposal and then answered to the reviewers' questions.
Doğru kullanım: We discussed the proposal and then answered the reviewers' questions.
Türkçede 'öneri hakkında tartışmak' ve 'soruya cevap vermek' dersin; ikisinde de bir ilgeç ya da ek vardır. İngilizcede 'discuss' ve 'answer' nesnesini doğrudan alır, araya edat girmez. Aynı tuzak 'enter to the room' ve toplantıya katılmak anlamında 'attend to the meeting' biçimlerini üretir. Ters yön de bir o kadar sıktır: Türkçede doğrudan nesne alan 'beklemek' ve 'dinlemek' İngilizcede edat ister ('wait for the decision', 'listen to the recording'). İki liste de ezberlenir, sezgi yön göstermez.
Artikel ve ad kalıbın parçasıdır
'Take stock' artikelsizdir, 'strike a chord' 'a' ister, 'pave the way' 'the' ile gelir. Üçü de sabittir; artikeli değiştirmek kalıbı bozar, oysa tek tek sözcüklerin hepsi doğrudur.
Aynı katılık ada da uzanır. 'Cast a shadow over' kalıbındaki ad 'shadow'dur; 'shade' fiziksel gölgeliktir ve bu kalıbı kurmaz. 'Hold water' bir iddianın tutarlı olmasıdır, 'hold the water' bir kovadan söz eder. Kalıbı deftere fiil + ad diye değil, artikeliyle birlikte tam biçimde yaz.
Hafif fiil seçimi de kalıbın parçasıdır ve B2'de gördüğün make/do ayrımı C1'de adın sayılabilirliğiyle birleşir. 'Progress' sayılamaz: 'make progress' doğrudur, 'make a progress' ve 'progresses' yanlıştır; 'research', 'harm' ve 'evidence' aynı sınıftadır. 'Take place', 'do harm', 'have an effect on' ve 'take responsibility for' kalıplarının fiilleri de değiştirilemez. Türkçede dördü de 'yapmak', 'almak' ya da 'olmak' ile kurulduğu için karışmaları olağandır; fiili adla aynı satıra yazmak bunu bitirir.
Kalıpta artikel
Sütun başlığı ezberin biçimini gösteriyor. Aynı satırdaki kalıplar anlamca ilgili değildir; sütun içinde okunur.
| Artikel yok | 'a / an' ile | 'the' ile |
|---|---|---|
| take stock (of) | strike a chord with | pave the way for |
| bear in mind | cast a shadow over | turn the tide |
| take place | come to a head | get the hang of |
| hold water | hit a wall | lay the groundwork for |
| lose track of | reach an impasse | break the deadlock |
| put paid to | have a bearing on | have the final say |
Artikel yok
take stock (of)
'a / an' ile
strike a chord with
'the' ile
pave the way for
Artikel yok
bear in mind
'a / an' ile
cast a shadow over
'the' ile
turn the tide
Artikel yok
take place
'a / an' ile
come to a head
'the' ile
get the hang of
Artikel yok
hold water
'a / an' ile
hit a wall
'the' ile
lay the groundwork for
Artikel yok
lose track of
'a / an' ile
reach an impasse
'the' ile
break the deadlock
Artikel yok
put paid to
'a / an' ile
have a bearing on
'the' ile
have the final say
Kalıbın adını ya da artikelini değiştirmek
Yanlış kullanım: The delay cast a shade over the festival, so the trustees decided to take a stock.
Doğru kullanım: The delay cast a shadow over the festival, so the trustees decided to take stock.
İki hata da aynı yerden gelir: kalıbın içindeki sözcükler eşanlamlısıyla ya da artikelle oynanabilir sanılır. 'Shade' ile 'shadow' Türkçede tek sözcüğe, gölgeye karşılık gelir; İngilizcede kalıbı yalnız 'shadow' kurar. 'Take stock' artikel almaz, çünkü buradaki 'stock' sayılabilir bir nesne değil, durum değerlendirmesinin kendisidir. Kalıbı kaydederken artikeli de yaz.
Şimdi sen dene: kuyruk ve nesne
1 / 4
Hangi cümle doğru?
Sıfat ve ortaçtan türeyen sıfat + edat
B2'de yirmi sıfat + edat çifti ezberledin ve boşluğu cümlenin anlamına değil, solundaki sözcüğe bakarak doldurma refleksini kurdun. C1'de bu kümeye iki katman eklenir.
Birincisi ortaçtan türeyen sıfatlardır: 'beset by', 'riddled with', 'grounded in', 'steeped in', 'rooted in', 'predicated on'. Pasif bir fiilden geldikleri için edatları da o fiilden kalır: 'beset by delays' bir failden söz eder, 'riddled with errors' bir dolulukla, 'grounded in fieldwork' bir dayanakla.
İkincisi aynı sıfatın iki edatla iki ayrı anlam vermesidir. 'Accountable for' sorumluluğun konusunu işaret eder, 'accountable to' sorumlu olunan mercii. 'Anxious about' kaygıyı, 'anxious for' isteği anlatır; 'good at' beceriyi, 'good for' faydayı, 'good with' insanla ya da aletle geçinmeyi. Burada edat ezber değil anlam ayrımıdır; seçimin cümlenin ne dediğini değiştirir.
Sezgiyle bulunamayan çiftler: 'adept at', 'amenable to', 'averse to', 'beholden to', 'germane to', 'aghast at', 'wary of', 'prone to', 'distinct from', 'short on', 'on a par with'.
Sıfat + edat cümle içinde
The second draft is riddled with small factual slipshatalar.
İkinci taslak küçük olgu hatalarıyla dolu.
Ortaçtan türeyen sıfat; edat 'riddle' fiilinin pasifinden kalır.
The argument is grounded in two decades of fieldworksaha çalışması on the same coast.
Sav, aynı kıyıda yapılmış yirmi yıllık saha çalışmasına dayandırılmış.
'Grounded in' bir dayanağı gösterir. 'Grounded on' yaygın değildir.
The unit is accountable to a board that meets twice a year.
Birim, yılda iki kez toplanan bir kurula karşı sorumlu.
Sorumlu olunan merci 'to' ile gelir; sorumluluğun konusu 'for' ile: 'accountable for the spending'.
Half the questions from the floor were not germane to the motionönerge under discussion.
Salondan gelen soruların yarısı görüşülen önergeyle ilgili değildi.
'Germane to' konuyla doğrudan ilgili demektir.
Bade's estimate turned out to be on a par with the auditor's own figure.
Bade'nin tahmini denetçinin kendi rakamıyla aynı düzeyde çıktı.
Kalıp artikeliyle donmuştur: 'on a par with'.
Deftere nasıl yazılır?
- Fiili kuyruğuyla birlikte kaydet'Clamp' değil 'clamp down on sth' yaz. Yanına sınıfını da ekle: zarf kuyruğu mu, edat kuyruğu mu, üç parçalı mı. Sınıf nesnenin yerini tek başına söyler.
- Edatın arkasına neyin geldiğini yaz'Hedge against' değil 'hedge against a risk' (tehlike), 'put sth down to' değil 'put sth down to a cause' (neden). Rolü kaydetmezsen kalıbı yanlış nesneyle kurarsın.
- Artikeli kalıbın parçası say'Strike a chord', 'take stock', 'pave the way'. Artikeli düşürmek ya da eklemek kalıbı bozar, sözcüklerin hepsi doğru olsa bile.
Şimdi sen dene: kolokasyon ve sıfat + edat
1 / 4
After eighteen months of steady growth, the founders paused to take ___ of where the company stood.
Özet
- Kuyruğun türü nesnenin yerini belirler: zarf kuyruğu ayrılır, edat kuyruğu ve üç parçalı kuyruk ayrılmaz.
- Zamir nesne ayrılabilir fiilde ZORUNLU ortadadır ('wrote it off'), ayrılamazda kuyruğun arkasındadır ('hinges on it').
- Ayrımı ezberleme, ölç: nesneyi 'it' yap ya da araya 'largely' sıkıştırmayı dene.
- Üç parçalı fiilin sonundaki edattan sonra fiil gelirse -ing alır: 'got round to filing'.
- 'Turn sth over to sb' ve 'put sth down to sth' iki yuvalıdır: bir nesne zarfın, bir tümleç edatın arkasında.
- Tek edatlı fiillerde eş anlamdan türetilemez: hinge on, abide by, refrain from, pertain to, allow for, amount to.
- Türkçedeki ek İngilizce edatı öngörmez: 'discuss the proposal' edatsız, 'wait for the decision' edatlıdır.
- Artikel kalıbın parçasıdır: 'take stock', 'strike a chord with', 'pave the way for'; adı da eşanlamlısıyla değiştiremezsin.