İngilizcede kelimeleri tek tek doğru bilmek yetmez; hangi kelimenin hangisiyle birlikte gittiğini de bilmen gerekir. 'Make a decision' doğru, 'do a decision' yanlıştır; ikisi de gramatik görünür ama yalnız biri doğal İngilizcedir. İşte bu alışılmış kelime eşleşmelerine collocation denir. Bir adım ötesinde, anlamı kelimelerin toplamından çıkarılamayan sabit kalıplar vardır: 'break the ice' (buzları eritmek) gerçek bir buzdan söz etmez. Bunlara da idiom denir. B2 seviyesinde akıcı bir İngilizce, büyük ölçüde bu iki yapıyı tanımaya ve doğru kullanmaya dayanır.
Collocation nedir?
Collocation, ana dili İngilizce olanların alışkanlıkla birlikte kullandığı kelime gruplarıdır. Gramer kuralı yoktur; sadece 'kulağa doğru gelen' eşleşmelerdir. 'Heavy rain' (şiddetli yağmur) deriz, 'strong rain' demeyiz; ama 'strong coffee' (sert kahve) deriz, 'heavy coffee' demeyiz. İkisi de mantıklı görünür, fakat yalnız biri doğaldır.
Ana dili İngilizce olanlar cümleyi tek tek kelimelerden değil, hazır 'parça'lardan kurar. Bu yüzden collocation'ları tek kelimeler olarak değil, blok olarak öğrenmek çok daha verimlidir: 'make a decision' bir bütün olarak ezberlenir.
Collocation türleri
Collocation'lar farklı kelime türlerinin birleşiminden oluşur. En sık karşılaşılanlar:
• Fiil + isim: make a mistake, take a photo, have a break, do homework • Sıfat + isim: heavy traffic, strong accent, deep sleep, bitter disappointment • Zarf + sıfat: deeply sorry, highly likely, fully aware, perfectly clear • Fiil + zarf: whisper softly, drive carefully, apologise sincerely • İsim + isim: a round of applause, a piece of advice, a sense of humour
Yaygın collocation örnekleri
We need to make a decision before Friday.
Cumadan önce bir karar vermemiz gerekiyor.
'make a decision' — 'do a decision' DEĞİL.
Heavy rain is expected across the region tonight.
Bu gece bölge genelinde şiddetli yağmur bekleniyor.
Yağmur için 'heavy'; 'strong rain' doğal değildir.
I'm afraid she has a strong accentbelirgin aksan that's hard to follow.
Korkarım, anlaması zor olan belirgin bir aksanı var.
Aksan için hem 'strong' hem 'heavy' doğaldır (strong/heavy accent); yanlış olan 'big accent' gibi eşleşmelerdir.
Thank you — I'm deeply grateful for your help.
Teşekkürler — yardımın için derinden minnettarım.
Zarf + sıfat: 'deeply grateful', 'highly likely', 'fully aware'.
Could you do me a favour and post this letter?
Bana bir iyilik yapıp bu mektubu postalar mısın?
'do a favour' — burada 'do' doğru; 'make a favour' yanlış.
Klasik tuzak: make vs do
En çok hata yapılan collocation çifti budur. Genel kural: MAKE = bir şey üretmek/ortaya çıkarmak; DO = bir eylemi/işi gerçekleştirmek. Ama istisnalar olduğu için en güvenlisi yaygın olanları blok olarak ezberlemektir.
| MAKE (üret/ortaya çıkar) | DO (eylem/iş yap) |
|---|---|
| make a decision | do homework |
| make a mistake | do the dishes / housework |
| make progress | do business |
| make an effort | do research |
| make a noise | do a favour |
| make money | do your best |
| make a plan | do exercise / a course |
MAKE (üret/ortaya çıkar)
make a decision
DO (eylem/iş yap)
do homework
MAKE (üret/ortaya çıkar)
make a mistake
DO (eylem/iş yap)
do the dishes / housework
MAKE (üret/ortaya çıkar)
make progress
DO (eylem/iş yap)
do business
MAKE (üret/ortaya çıkar)
make an effort
DO (eylem/iş yap)
do research
MAKE (üret/ortaya çıkar)
make a noise
DO (eylem/iş yap)
do a favour
MAKE (üret/ortaya çıkar)
make money
DO (eylem/iş yap)
do your best
MAKE (üret/ortaya çıkar)
make a plan
DO (eylem/iş yap)
do exercise / a course
Diğer üçlü: have / take / give
Türkçede 'yapmak' ya da 'almak' ile kurulan pek çok ifade İngilizcede have, take veya give ister; bunlar da blok olarak öğrenilir.
| HAVE | TAKE | GIVE |
|---|---|---|
| have a break | take a photo | give a hand |
| have a look | take a seat | give a speech |
| have a shower | take a risk | give advice |
| have fun | take notes | give an example |
HAVE
have a break
TAKE
take a photo
GIVE
give a hand
HAVE
have a look
TAKE
take a seat
GIVE
give a speech
HAVE
have a shower
TAKE
take a risk
GIVE
give advice
HAVE
have fun
TAKE
take notes
GIVE
give an example
Idiom nedir?
Idiom, anlamı içindeki kelimelerden çıkarılamayan sabit bir kalıptır. 'It's a piece of cake' cümlesi pastadan söz etmez; 'çok kolay' demektir. Idiom'ların iki kritik özelliği vardır: (1) Anlam mecazidir, kelime kelime çevrilmez. (2) Biçim büyük ölçüde sabittir: kelimelerini keyfî olarak değiştiremez, tekil-çoğulunu bozamazsın. 'Spill the beans' (sırrı açık etmek) kalıbını 'spill the bean' yapamazsın. Ama kalıpta iki yer serbesttir: fiil cümleye göre çekilir ('It costs an arm and a leg' / 'It cost an arm and a leg') ve 'someone / someone's' yazan boşluk kişiye göre doldurulur ('pull my leg', 'pull her leg'; 'the ball is in their court').
Idiom'lar konuşma dilinde, gazete başlıklarında ve gündelik yazışmada çok yaygındır. B2'de hedef hepsini üretmek değil; karşına çıkanı doğru anlamak ve birkaç yaygın olanı rahatça kullanmaktır.
Yaygın idiom örnekleri
Let's play a game first to break the ice.
Önce buzları eritmek için bir oyun oynayalım.
break the ice = tanışmanın/ortamın gerginliğini gidermek.
Don't worry, the exam was a piece of cake.
Merak etme, sınav çok kolaydı.
a piece of cake = çok kolay bir şey.
I'm feeling a bit under the weather today.
Bugün kendimi biraz keyifsiz/hasta hissediyorum.
under the weather = hafif rahatsız/hasta.
We've made our offer — now the ball is in their court.
Teklifimizi yaptık — artık karar onlarda.
the ball is in someone's court = karar/sıra artık onda.
Stop pulling my leg — did you really win?
Benimle dalga geçmeyi bırak — gerçekten kazandın mı?
pull someone's leg = (şakayla) birini işletmek.
Collocation mı, idiom mu?
İkisi de 'birlikte giden kelimeler'dir, ama farkları anlamın şeffaflığındadır. Collocation'ın anlamı genelde şeffaftır (kelimelerden anlaşılır); idiom'un anlamı mecazidir.
Collocation (anlam şeffaf)
Kelimelerin gerçek anlamından çıkarılır; eşleşmenin kendisi yalnızca alışkanlıktır.
make a decision
karar vermek (anlam açık)
heavy traffic
yoğun trafik (anlam açık)
take a photo
fotoğraf çekmek (anlam açık)
Idiom (anlam mecazi)
Kelimelerden çıkarılamaz; kalıbı bütün olarak öğrenmek gerekir.
cost an arm and a leg
çok pahalı olmak (kol-bacak yok)
once in a blue moon
çok nadiren (ay mavi değil)
let the cat out of the bag
sırrı açık etmek (kedi yok)
Günlük hayatta sık geçen idiom'lar
| Idiom | Anlam | Örnek kullanım |
|---|---|---|
| hit the books | sıkı ders çalışmak | I have to hit the books this weekend. |
| cost an arm and a leg | çok pahalı olmak | That car cost an arm and a leg. |
| once in a blue moon | çok nadiren | We meet once in a blue moon. |
| bite the bullet | zor bir şeye katlanmak/göğüs germek | I bit the bullet and called him. |
| on the same page | aynı fikirde/uyumlu olmak | Let's make sure we're on the same page. |
| call it a day | (işi) bugünlük bitirmek | It's late — let's call it a day. |
Idiom
hit the books
Anlam
sıkı ders çalışmak
Örnek kullanım
I have to hit the books this weekend.
Idiom
cost an arm and a leg
Anlam
çok pahalı olmak
Örnek kullanım
That car cost an arm and a leg.
Idiom
once in a blue moon
Anlam
çok nadiren
Örnek kullanım
We meet once in a blue moon.
Idiom
bite the bullet
Anlam
zor bir şeye katlanmak/göğüs germek
Örnek kullanım
I bit the bullet and called him.
Idiom
on the same page
Anlam
aynı fikirde/uyumlu olmak
Örnek kullanım
Let's make sure we're on the same page.
Idiom
call it a day
Anlam
(işi) bugünlük bitirmek
Örnek kullanım
It's late — let's call it a day.
Collocation ve idiom nasıl öğrenilir?
- Blok olarak öğrenTek kelime ('decision') yerine bütün kalıbı ('make a decision') ezberle; beyin onu hazır parça olarak çağırır.
- Bağlamda fark etDizi izlerken, podcast dinlerken, makale okurken birlikte giden kelimeleri ve idiom'ları işaretle; bağlamda öğrenilen kalıp, izole liste ezberinden çok daha kalıcıdır.
- Kelime kelime çevirmeÖzellikle idiom'larda Türkçeden birebir çeviri neredeyse her zaman yanlış sonuç verir; kalıbı bir bütün olarak öğren.
- Az ama doğru kullanBildiğin birkaç idiom'u doğru yerde kullanmak, çok sayıda idiom'u yanlış kullanmaktan iyidir. Idiom'lar çoğunlukla konuşma dilinin ve gündelik yazışmanın kalıplarıdır; akademik yazıda ve sınav kompozisyonunda düz, açık ifade tercih edilir.
Sık yapılan hatalar
do / make karışması
Yanlış kullanım: I did a mistake in the report.
Doğru kullanım: I made a mistake in the report.
'Mistake' MAKE ile gider: make a mistake. Genel kural: bir şey üretiyorsan (mistake, decision, plan, progress) make; bir işi/eylemi yapıyorsan (homework, the dishes, research) do.
Idiom'un kelimelerini değiştirmek
Yanlış kullanım: This phone broke my arm and my leg. (= çok pahalıydı demek isterken)
Doğru kullanım: This phone cost an arm and a leg.
Idiom sabit bir kalıptır; kelimeleri değiştiremez ve birebir çeviremezsin. 'Cost an arm and a leg' = çok pahalı; gerçek bir kol/bacak söz konusu değildir.
Yanlış sıfat + isim eşleşmesi
Yanlış kullanım: There was strong rain all afternoon.
Doğru kullanım: There was heavy rain all afternoon.
'Heavy' miktar ve yığılma bildiren isimlerle gider: heavy rain, heavy snow, heavy traffic, heavy smoke. 'Strong' ise güç ya da yoğunluk bildirenlerle: strong wind, strong coffee, strong smell. Rüzgâr da şiddetlidir ama 'heavy wind' denmez; sınır mantıkla değil alışkanlıkla çizilir, bu yüzden eşleşmeyi kalıp olarak öğren.
Şimdi sen dene
1 / 7
We hope to ___ progress on the project next month.
Özet
- Collocation = alışkanlıkla birlikte giden kelimeler (make a decision, heavy rain); anlam şeffaftır, eşleşme öğrenilir.
- Idiom = anlamı mecazi, biçimi sabit kalıp (break the ice, piece of cake); kelime kelime çevrilmez.
- make = üret/ortaya çıkar (mistake, decision, progress); do = eylem/iş yap (homework, research, a favour).
- Sıfat eşleşmeleri keyfîdir: heavy rain/traffic ama strong coffee/wind.
- En verimli yöntem: tek kelime değil, bütün kalıbı blok olarak öğrenmek; bağlamda fark etmek.