Ana içeriğe geç

break down ne demek?

break down, Türkçede parçalamak, ayrıştırmak; parçalanmak demek. Ayrıca bozulmak (makine); çökmek (ruhsal) anlamına gelir.

/ˌbreɪk ˈdaʊn/fiilB2

Kelimelerini kaydetmek için hesabın olsun.

Eklediğin kelimeler vodid'de aralıklı tekrarla geri gelir.

Bu kelimeyi bir hafta sonra da hatırlayacak mısın?vodid kelimeleri tam unutmak üzereyken yeniden sorar. Neyi ne zaman tekrar edeceğini o planlar.vodid nasıl çalışır?

Anlamları

Fiil

parçalamak, ayrıştırmak; parçalanmak

to separate a substance into smaller parts, or to be separated in this way

  • Enzymes in the stomach break down proteins into smaller pieces.

    Midedeki enzimler proteinleri daha küçük parçalara ayırır.

  • The liver breaks down many substances that the body does not need.

    Karaciğer, vücudun ihtiyaç duymadığı birçok maddeyi parçalar.

  • Some plastics take hundreds of years to break down.

    Bazı plastiklerin parçalanması yüzlerce yıl sürer.

Kalıplar

  • break down food / fat / protein
  • break down something into something
  • break down quickly / slowly
  • be broken down by something

Eş anlamlıları: decompose, digest

Fiil

bozulmak (makine); çökmek (ruhsal)

to stop working, or to lose control of your feelings

  • The ambulance broke down on the way to the hospital.

    Ambulans hastaneye giderken bozuldu.

  • She broke down in tears when she heard the news.

    Haberi duyunca gözyaşlarına boğuldu.

Kalıplar

  • break down in tears
  • the car broke break down

Fiil

parçalanmak, ayrışmak; parçalamak

to separate into smaller parts or simpler substances

  • Enzymes in the stomach break down proteins into smaller molecules.

    Midedeki enzimler proteinleri daha küçük moleküllere parçalar.

  • Dead leaves break down slowly and enrich the soil.

    Ölü yapraklar yavaşça ayrışır ve toprağı zenginleştirir.

  • Let's break the project down into smaller tasks.

    Projeyi daha küçük görevlere bölelim.

Kalıplar

  • break down into something
  • break down food
  • break down proteins
  • break down naturally

Eş anlamlıları: decompose, degrade

Kalıp 'break sth down INTO sth'. Nesne zamir olunca araya girer: 'break it down', 'break down it' değil. İsmi 'breakdown' bitişik yazılır: 'the breakdown of sugar' (şekerin parçalanması).

Fiil

bozulmak, arıza yapmak

to stop working because of a fault

  • Our car broke down on the way to the conference.

    Arabamız konferansa giderken bozuldu.

  • The cooling system broke down during the experiment.

    Soğutma sistemi deney sırasında arızalandı.

Fiil

çökmek, başarısız olmak (görüşme, ilişki); kendini tutamayıp ağlamak

to fail, or to lose control of one's feelings

  • The talks broke down after two days.

    Görüşmeler iki gün sonra çıkmaza girdi.

  • She broke down when she heard the news.

    Haberi duyunca kendini tutamayıp ağladı.

Biçimleri

Yalın hâli
break down
2. hâli
broke down
3. hâli
broken down
-ing hâli
breaking down
He, she, it ile
breaks down

Kendini dene

Boşluğa hangisi gelir?

Enzymes in the stomach   proteins into smaller pieces.

Midedeki enzimler proteinleri daha küçük parçalara ayırır.

İlgili kelimeler

Bu kelimenin listeleri

Sözlüğü nasıl hazırlıyoruzHata bildir