Ana içeriğe geç

channel ne demek?

channel, Türkçede kanal, yol, araç (iletişim) demek. Ayrıca su yolu, kanal, boğaz anlamına gelir.

/ˈtʃænəl/isimB2

Kelimelerini kaydetmek için hesabın olsun.

Eklediğin kelimeler vodid'de aralıklı tekrarla geri gelir.

Bu kelimeyi bir hafta sonra da hatırlayacak mısın?vodid kelimeleri tam unutmak üzereyken yeniden sorar. Neyi ne zaman tekrar edeceğini o planlar.vodid nasıl çalışır?

Anlamları

İsim

kanal, yol, araç (iletişim)

a way or system through which information, money or ideas are passed

  • In the past, letters and newspapers were the main channels of public communication.

    Geçmişte mektuplar ve gazeteler kamusal iletişimin başlıca kanallarıydı.

  • Complaints should be made through the proper official channels.

    Şikâyetler uygun resmî kanallar aracılığıyla yapılmalı.

  • We switched to another channel to watch the news.

    Haberleri izlemek için başka bir kanala geçtik.

Kalıplar

  • through official channels
  • channel of communication
  • TV channel
  • change the channel
  • distribution channel
  • open a channel

Eş anlamlıları: means, medium, route

İsim

su yolu, kanal, boğaz

a passage of water, often a narrow sea or the deeper part of a river

  • Early traders followed a narrow channel between the islands.

    Eski tüccarlar adalar arasındaki dar bir su yolunu izledi.

  • Engineers dug a deeper channel so that larger ships could reach the port.

    Mühendisler büyük gemilerin limana ulaşabilmesi için daha derin bir su yolu kazdı.

Kalıplar

  • narrow channel
  • shipping channel

Fiil

yönlendirmek, aktarmak

to direct money, energy or effort towards a particular purpose

  • The government channeled more funds into primary education.

    Hükümet ilköğretime daha fazla kaynak aktardı.

  • She channeled her energy into her research.

    Enerjisini araştırmasına yöneltti.

Kalıplar

  • channel something into something
  • channel funds

İsim

kanal, (nehir) yatağı, oluk

a long, narrow passage through which water or another fluid flows

  • During the flood, the river cut a new channel through the soft soil.

    Taşkın sırasında nehir yumuşak topraktan yeni bir yatak açtı.

  • Ancient channels on Mars suggest that liquid water once flowed there.

    Mars'taki eski kanallar orada bir zamanlar sıvı suyun aktığını düşündürüyor.

  • Farmers dug a channel to carry water from the stream to the fields.

    Çiftçiler dereden tarlalara su taşımak için bir kanal kazdı.

Kalıplar

  • river channel
  • narrow channel
  • cut / carve a channel
  • drainage channel
  • deep channel
  • shipping channel

Eş anlamlıları: passage, course

Doğal ya da açık su yolu ve deniz geçidi 'channel'dır; insan yapımı ulaşım için kazılan su yolu çoğu zaman 'canal' olur ('the Suez Canal'). Türkçedeki tek 'kanal' iki kelimeye karşılık gelir.

İsim

(televizyon, radyo, iletişim) kanal

a television or radio station, or a way of sending information

  • The data is sent over two separate radio channels.

    Veri iki ayrı radyo kanalı üzerinden gönderilir.

  • This channel shows science documentaries every evening.

    Bu kanal her akşam bilim belgeselleri gösteriyor.

Kalıplar

  • TV channel
  • change the channel
  • communication channel
  • data channel

Kendini dene

Boşluğa hangisi gelir?

We switched to another   to watch the news.

Haberleri izlemek için başka bir kanala geçtik.

İlgili kelimeler

Bu kelimenin listeleri

Sözlüğü nasıl hazırlıyoruzHata bildir