İngilizce hava durumu
32 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.
Kendini dene: eşleştir
0 / 4Önce İngilizcesine, sonra Türkçesine dokun.
Hava
- weather/ˈwɛðər/
hava (durum)
What's the weather like today?
Bugün hava nasıl?
- sun/sʌn/
güneş (gök cismi)
The sun rises in the east.
Güneş doğudan doğar.
- sunny/ˈsʌni/
güneşli (hava)
It is sunny today.
Bugün hava güneşli.
- cloud/klaʊd/
bulut
There are no clouds in the sky.
Gökyüzünde hiç bulut yok.
- cloudy/ˈklaʊdi/
bulutlu (hava)
It is cloudy today.
Bugün hava bulutlu.
- rain/reɪn/
yağmur
I love the sound of rain.
Yağmurun sesini seviyorum.
- rainy/ˈreɪni/
yağmurlu (hava)
It is rainy today.
Bugün hava yağmurlu.
- snow/snoʊ/
kar
The snow is white.
Kar beyaz.
- snowy/ˈsnoʊi/
karlı
It was a cold, snowy day, so we stayed at home.
Soğuk, karlı bir gündü, bu yüzden evde kaldık.
- wind/wɪnd/
rüzgar
The wind is strong today.
Bugün rüzgar güçlü.
- windy/ˈwɪndi/
rüzgârlı
It is very windy today.
Bugün hava çok rüzgârlı.
- storm/stɔːrm/
fırtına
A big storm hit the coast last night.
Dün gece kıyıyı büyük bir fırtına vurdu.
- stormy/ˈstɔːrmi/
fırtınalı
The weather will be stormy this weekend.
Bu hafta sonu hava fırtınalı olacak.
- fog/fɑːɡ/
sis
There was thick fog on the road this morning.
Bu sabah yolda yoğun sis vardı.
- foggy/ˈfɑːɡi/
sisli
It was a cold, foggy morning in November.
Kasımda soğuk, sisli bir sabahtı.
- thunder/ˈθʌndər/
gök gürültüsü
The thunder woke me up in the middle of the night.
Gök gürültüsü beni gecenin ortasında uyandırdı.
- lightning/ˈlaɪtnɪŋ/
şimşek, yıldırım
We saw lightning over the sea last night.
Dün gece denizin üzerinde şimşek gördük.
- rainbow/ˈreɪnboʊ/
gökkuşağı
Look, there's a rainbow over the hills!
Bak, tepelerin üzerinde bir gökkuşağı var!
Sıcaklık
- hot/hɑːt/
sıcak (yüksek sıcaklık)
It is very hot today.
Bugün hava çok sıcak.
- warm/wɔːrm/
ılık, ılıman (orta sıcaklık)
The water is warm. You can swim.
Su ılık. Yüzebilirsin.
- cool/kuːl/
serin (orta soğuk)
It's cool today. Take a jacket.
Bugün hava serin. Bir ceket al.
- cold/koʊld/
soğuk (düşük sıcaklık)
It is cold outside.
Dışarısı soğuk.
- freezing/ˈfriːzɪŋ/
dondurucu, buz gibi, çok soğuk
Close the window, please. It's freezing in here!
Pencereyi kapat lütfen. Burası buz gibi!
- ice/aɪs/
buz
Can I have some ice in my water?
Suyuma biraz buz alabilir miyim?
- frost/frɔːst/
don, kırağı
There was frost on the car this morning.
Bu sabah arabanın üstünde kırağı vardı.
- temperature/ˈtɛmprɪtʃər/
ateş, vücut ısısı
The nurse took my temperature, it was 38.5.
Hemşire ateşimi ölçtü, 38,5'ti.
- forecast/ˈfɔːrkæst/
tahmin, (hava) tahmini
The forecast says it will rain tomorrow afternoon.
Hava tahminine göre yarın öğleden sonra yağmur yağacak.
Doğa olayları
- flood/flʌd/
sel, su baskını
Heavy rain caused floods in several towns.
Şiddetli yağmur birkaç kasabada sele neden oldu.
- hurricane/ˈhɜːrəkeɪn/
kasırga
The hurricane destroyed many houses near the coast.
Kasırga kıyıya yakın birçok evi yıktı.
- tornado/tɔːrˈneɪdoʊ/
hortum (hava olayı)
A tornado damaged the roof of our school last spring.
Geçen bahar bir hortum okulumuzun çatısına zarar verdi.
- blizzard/ˈblɪzərd/
tipi, kar fırtınası
The school closed for a day because of the blizzard.
Okul tipi yüzünden bir gün kapalı kaldı.
- avalanche/ˈævəlæntʃ/
çığ
The road to the village was closed after an avalanche.
Köyün yolu bir çığdan sonra kapandı.
Öğretmen misin?
Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.