İngilizce hayvanlar
53 hayvan. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.
Kendini dene: eşleştir
0 / 4Önce İngilizcesine, sonra Türkçesine dokun.
Evcil hayvanlar
- dog/dɔɡ/
köpek
I walk my dog every morning.
Her sabah köpeğimi gezdiririm.
- cat/kæt/
kedi
My cat purrs when I stroke her.
Kediyi okşadığımda mırlar.
- rabbit/ˈræbɪt/
tavşan
My sister has a pet rabbit.
Kız kardeşimin bir evcil tavşanı var.
- mouse/maʊs/
fare (kemirgen)
The cat caught a mouse.
Kedi bir fare yakaladı.
- parrot/ˈpærət/
papağan
Our parrot can say 'hello'.
Papağanımız 'merhaba' diyebiliyor.
- puppy/ˈpʌpi/
köpek yavrusu
Our dog had four puppies.
Köpeğimizin dört yavrusu oldu.
- kitten/ˈkɪtn/
yavru kedi
Our cat had four kittens last week.
Kedimiz geçen hafta dört yavru doğurdu.
- pet/pɛt/
evcil hayvan
Do you have any pets?
Evcil hayvanın var mı?
Çiftlik hayvanları
- horse/hɔːrs/
at
She rides her horse every weekend.
Her hafta sonu atına biner.
- cow/kaʊ/
inek
The farmer has twenty cows.
Çiftçinin yirmi ineği var.
- chicken/ˈtʃɪkɪn/
tavuk (canlı hayvan)
The chickens are in the yard.
Tavuklar avluda.
- duck/dʌk/
ördek
Two ducks are swimming on the lake.
Gölde iki ördek yüzüyor.
- pig/pɪɡ/
domuz
The farmer has three pigs and ten cows.
Çiftçinin üç domuzu ve on ineği var.
- sheep/ʃiːp/
koyun
There are a lot of sheep on the hill.
Tepede bir sürü koyun var.
- goat/ɡoʊt/
keçi
The goats are climbing on the rocks.
Keçiler kayalara tırmanıyor.
- donkey/ˈdɑːŋki/
eşek
My grandfather's donkey carries water from the well.
Dedemin eşeği kuyudan su taşıyor.
- lamb/læm/
kuzu
The lamb stays close to its mother.
Kuzu annesinin yanından ayrılmıyor.
Vahşi hayvanlar
- lion/ˈlaɪən/
aslan
The lion roared loudly.
Aslan yüksek sesle kükredi.
- tiger/ˈtaɪɡər/
kaplan
The tiger has orange fur and black stripes.
Kaplanın turuncu kürkü ve siyah çizgileri var.
- bear/bɛr/
ayı
We saw a bear in the forest.
Ormanda bir ayı gördük.
- elephant/ˈɛlɪfənt/
fil
The elephant used its trunk to drink water.
Fil, su içmek için hortumunu kullandı.
- giraffe/dʒəˈræf/
zürafa
The giraffe is eating leaves from the top of the tree.
Zürafa ağacın tepesindeki yaprakları yiyor.
- monkey/ˈmʌŋki/
maymun
The monkey is jumping from tree to tree.
Maymun ağaçtan ağaca atlıyor.
- zebra/ˈziːbrə/
zebra
A zebra has black and white stripes.
Zebranın siyah ve beyaz çizgileri var.
- camel/ˈkæməl/
deve
We rode a camel on our trip to the desert.
Çöl gezimizde deveye bindik.
- crocodile/ˈkrɑːkədaɪl/
timsah
Only the crocodile's eyes are above the water.
Timsahın yalnızca gözleri suyun üstünde.
- deer/dɪr/
geyik
We saw two deer in the forest this morning.
Bu sabah ormanda iki geyik gördük.
- fox/fɑːks/
tilki
A fox ran across the road in front of our car.
Arabamızın önünden bir tilki koşarak yolu geçti.
- hippo/ˈhɪpoʊ/
su aygırı
The hippo opened its huge mouth.
Su aygırı kocaman ağzını açtı.
- kangaroo/ˌkæŋɡəˈruː/
kanguru
Kangaroos live in Australia.
Kangurular Avustralya'da yaşar.
- panda/ˈpændə/
panda
The panda is eating bamboo.
Panda bambu yiyor.
- polar bear/ˈpoʊlər ber/
kutup ayısı
Polar bears have thick white fur.
Kutup ayılarının kalın beyaz kürkü var.
- wolf/wʊlf/
kurt
Wolves live in groups called packs.
Kurtlar sürü denen gruplar hâlinde yaşar.
- cheetah/ˈtʃiːtə/
çita
The cheetah is the fastest animal on land.
Çita karadaki en hızlı hayvandır.
- squirrel/ˈskwɜːrəl/
sincap
A squirrel is running up the tree.
Bir sincap koşarak ağaca tırmanıyor.
- snake/sneɪk/
yılan
A snake bit him in the leg.
Bir yılan bacağından ısırdı.
- frog/frɔːɡ/
kurbağa
A frog jumped into the pond.
Bir kurbağa gölete atladı.
- turtle/ˈtɜːrtl/
kaplumbağa (İngiliz İngilizcesinde yalnız su ve deniz kaplumbağası)
Sea turtles lay their eggs on beaches in the south of Türkiye.
Deniz kaplumbağaları Türkiye'nin güneyindeki kumsallara yumurta bırakır.
Kuşlar
- bird/bɜːrd/
kuş
A bird is singing outside my window.
Penceremden bir kuş ötüyor.
- eagle/ˈiːɡəl/
kartal
An eagle was flying high above the mountains.
Bir kartal dağların üstünde yüksekten uçuyordu.
- owl/aʊl/
baykuş
We heard an owl in the forest at night.
Gece ormanda bir baykuş duyduk.
- penguin/ˈpeŋɡwɪn/
penguen
Penguins can't fly, but they swim very well.
Penguenler uçamaz ama çok iyi yüzer.
Deniz hayvanları
- fish/fɪʃ/
balık (canlı hayvan)
There are three fish in the tank.
Akvaryumda üç balık var.
- dolphin/ˈdɑːlfɪn/
yunus
We saw dolphins from the boat.
Tekneden yunusları gördük.
- whale/weɪl/
balina
The blue whale is the largest animal on Earth.
Mavi balina dünyadaki en büyük hayvandır.
- shark/ʃɑːrk/
köpek balığı
We saw a small shark at the aquarium.
Akvaryumda küçük bir köpek balığı gördük.
- octopus/ˈɑːktəpəs/
ahtapot
An octopus has eight arms.
Ahtapotun sekiz kolu vardır.
- seal/siːl/
fok
We watched the seals lying on the rocks in the sun.
Güneşte kayaların üstünde yatan fokları izledik.
Böcekler
- insect/ˈɪnsɛkt/
böcek
Bees and ants are insects.
Arılar ve karıncalar böcektir.
- ant/ænt/
karınca
There are ants in the kitchen again!
Mutfakta yine karıncalar var!
- bee/biː/
arı
A bee is flying from flower to flower.
Bir arı çiçekten çiçeğe uçuyor.
- butterfly/ˈbʌtərflaɪ/
kelebek
A yellow butterfly landed on my hand.
Elime sarı bir kelebek kondu.
- spider/ˈspaɪdər/
örümcek
There's a big spider in the bathroom!
Banyoda kocaman bir örümcek var!
Öğretmen misin?
Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.