İngilizce mevsimler
5 mevsim ve 6 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.
Kendini dene: eşleştir
0 / 4Önce İngilizcesine, sonra Türkçesine dokun.
Mevsimler
- spring/sprɪŋ/
ilkbahar (mevsim)
Flowers bloom in spring.
İlkbaharda çiçekler açar.
- summer/ˈsʌmər/
yaz (mevsim)
I love summer.
Yazı seviyorum.
- autumn/ˈɔːtəm/
sonbahar, güz
The leaves turn yellow in autumn.
Sonbaharda yapraklar sararır.
- fall/fɔːl/
sonbahar (mevsim, ABD)
Leaves fall from the trees in the fall.
Sonbaharda yapraklar ağaçlardan düşer.
- winter/ˈwɪntər/
kış (mevsim)
It snows in winter here.
Burada kışın kar yağar.
Mevsim kelimeleri
- season/ˈsiːzən/
mevsim
Summer is the hottest season of the year.
Yaz, yılın en sıcak mevsimidir.
- seasonal/ˈsiːzənəl/
mevsimlik, mevsimsel; mevsime göre değişen
Many hotels on the coast hire seasonal workers for the summer.
Kıyıdaki birçok otel yaz için mevsimlik işçi alıyor.
- holiday/ˈhɑːlədeɪ/
tatil
We are going on holiday to Antalya.
Antalya'ya tatile gidiyoruz.
- harvest/ˈhɑːrvɪst/
hasat; hasat dönemi, rekolte
The whole village helps during the olive harvest in autumn.
Sonbaharda zeytin hasadı sırasında bütün köy yardım eder.
- warm/wɔːrm/
ılık, ılıman (orta sıcaklık)
The water is warm. You can swim.
Su ılık. Yüzebilirsin.
- cold/koʊld/
soğuk (düşük sıcaklık)
It is cold outside.
Dışarısı soğuk.
Öğretmen misin?
Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.