Ana içeriğe geç

mass ne demek?

mass, Türkçede kitle, yığın (doku, madde) demek. Ayrıca kütle (fizik, vücut) anlamına gelir.

/mæs/isimB2

Kelimelerini kaydetmek için hesabın olsun.

Eklediğin kelimeler vodid'de aralıklı tekrarla geri gelir.

Bu kelimeyi bir hafta sonra da hatırlayacak mısın?vodid kelimeleri tam unutmak üzereyken yeniden sorar. Neyi ne zaman tekrar edeceğini o planlar.vodid nasıl çalışır?

Anlamları

İsim

kitle, yığın (doku, madde)

a solid lump or amount of something without a clear shape

  • The scan showed a small mass in the patient's lung.

    Tarama hastanın akciğerinde küçük bir kitle gösterdi.

  • A sample was taken to find out whether the mass was harmless.

    Kitlenin zararsız olup olmadığını anlamak için örnek alındı.

  • Lymph nodes are small masses of tissue that help fight infection.

    Lenf düğümleri, enfeksiyonla savaşmaya yardım eden küçük doku kitleleridir.

Kalıplar

  • a mass of tissue
  • abdominal mass
  • solid mass
  • detect / find a mass
  • mass in the lung / breast

Eş anlamlısı: lump

Tıpta 'mass' tanı konmadan önce kullanılan yansız bir kelimedir: kötü huylu olduğunu söylemez. Kötü huylu olduğu bilinince 'tumor' ya da 'cancer' denir.

İsim

kütle (fizik, vücut)

the amount of matter in something, or the amount of a particular tissue in the body

  • Older adults slowly lose muscle mass if they are not active.

    Yaşlı yetişkinler hareketsiz kalırsa yavaş yavaş kas kütlesi kaybeder.

  • Bone mass usually reaches its peak in early adulthood.

    Kemik kütlesi genellikle erken yetişkinlikte en yüksek düzeye ulaşır.

Kalıplar

  • muscle mass
  • bone mass
  • body mass index

Sıfat

kitlesel, toplu, geniş çaplı

involving a very large number of people

  • The country started a mass vaccination program against measles.

    Ülke kızamığa karşı geniş çaplı bir aşılama programı başlattı.

  • Mass screening can find some diseases at an early stage.

    Toplu tarama bazı hastalıkları erken evrede bulabilir.

Kalıplar

  • mass vaccination
  • mass screening
  • mass media

Sıfat

kitle, kitlesel, toplu

involving or affecting a very large number of people

  • Researchers studied how the mass media shape public opinion.

    Araştırmacılar kitle iletişim araçlarının kamuoyunu nasıl şekillendirdiğini inceledi.

  • Mass schooling spread across Europe in the nineteenth century.

    Kitlesel okullaşma on dokuzuncu yüzyılda Avrupa'ya yayıldı.

  • Factories made mass production of cheap clothing possible.

    Fabrikalar ucuz giysilerin seri üretimini mümkün kıldı.

Kalıplar

  • mass media
  • mass production
  • mass communication
  • mass culture
  • mass migration
  • mass education

İsim

kitle, yığın, büyük miktar

a large amount or number of people or things

  • The archive holds a mass of letters from ordinary families.

    Arşiv sıradan ailelere ait çok sayıda mektup barındırıyor.

  • Writers of the period often wrote for the masses, not for scholars.

    Dönemin yazarları çoğu zaman akademisyenler için değil, halk kitleleri için yazardı.

Kalıplar

  • a mass of
  • the masses

İsim

kütle

the amount of matter in an object

  • An astronaut's mass stays the same on the Moon, but her weight decreases.

    Bir astronotun kütlesi Ay'da aynı kalır ama ağırlığı azalır.

  • The mass of a proton is far greater than that of an electron.

    Bir protonun kütlesi elektronunkinden çok daha büyüktür.

  • Mass is measured in kilograms.

    Kütle kilogramla ölçülür.

Kalıplar

  • atomic mass
  • body mass
  • total mass
  • center of mass
  • mass of

'Mass' kütle (kg), 'weight' ağırlıktır (kuvvet, newton); günlük Türkçede ikisine de 'ağırlık' dense de fizikte ayrıdır. Kütle her yerde aynı kalır, ağırlık yerçekimine göre değişir.

İsim

kütle, yığın (büyük miktar)

a large amount or body of something without a clear shape

  • A mass of cold air moved south across the region.

    Bir soğuk hava kütlesi bölge boyunca güneye ilerledi.

  • The glacier pushed a huge mass of rock down the valley.

    Buzul büyük bir kaya yığınını vadiden aşağı itti.

Kalıplar

  • air mass
  • a mass of

Kendini dene

Boşluğa hangisi gelir?

The scan showed a small   in the patient's lung.

Tarama hastanın akciğerinde küçük bir kitle gösterdi.

İlgili kelimeler

Bu kelimenin listeleri

Sözlüğü nasıl hazırlıyoruzHata bildir