Concessive clause (karşıt yan cümle), beklenen sonucun aksine gerçekleşen bir durumu anlatır. Türkçede 'rağmen', 'olsa da', 'her ne kadar ... olsa da' gibi ifadelere karşılık gelir. 'Although it was raining, we went out' (yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık). İki fikir arasında bir kontrast kurulur ve ikinci fikir birincinin beklenen sonucunu bozar. İngilizcede bu ilişkiyi kuran birçok yapı vardır: although / even though, despite / in spite of, however / whatever / no matter, much as, while, whereas, albeit. Her biri ton, resmilik ve yapısal uyum açısından farklıdır. C1 seviyesinde bu ayrımlara hâkim olursan akademik yazıda ve tartışma metninde argümanını çok daha net kurarsın. Although ⇄ despite yapı ayrımını B2'deki 'Linking & Cohesion' dersinde gördün; C1'de aynı ilişkinin ton ve resmilik incelikleri devreye giriyor.
1) Although / even though / though
Bu üç bağlaç aynı anlama gelir ama resmilik ve vurgu farkları vardır. 'Although' en nötr ve yaygın olanıdır, her bağlamda doğal: 'Although it was late, we kept working'. 'Even though' kontrastı güçlendirir; beklenmedik durumun altını çizer: 'Even though he was exhausted, he finished the marathon' (ne kadar bitkin olsa da). 'Though' hem cümle başında bağlaç olarak ('Though she lives in Paris, she rarely visits the Louvre') hem de konuşmada cümle sonunda ZARF olarak ('He was tired. He kept going, though') kullanılır. Cümle sonundaki 'though' yan cümle kurmaz, tek başına bir 'gerçi' vurgusudur ve bu konuma yalnızca 'though' gelebilir: 'He kept going, although.' yanlıştır. Bağlaç olarak kullanıldığında üçü de yan cümle kurar: bağlaç + özne + fiil. Ana cümleden önce veya sonra gelebilir; önce geldiğinde araya virgül konur. 'Even though' ile 'even if' karıştırılmamalı: 'even though' GERÇEKLEŞMİŞ bir durumu kabul eder ('Even though it was raining, we went out'; gerçekten yağıyordu), 'even if' ise VARSAYIMSAL bir durumu ('Even if it rains, we'll go out'; yağabilir de yağmayabilir de). Türkçede ikisi de 'yağsa da' ile karşılandığı için karışır; ölçüt, durumun gerçekleşmiş olup olmadığıdır.
Although / even though / though örnekleri
Although she was nervousgergin, her presentationsunum went well.
Gergin olmasına rağmen sunumu iyi geçti.
Nötr, resmi.
Even though we warneduyarmak him, he ignoredgörmezden gelmek the advice.
Onu uyarmamıza rağmen tavsiyeyi görmezden geldi.
Güçlü kontrast.
He passed the exam. He didn't study much, though.
Sınavı geçti. Gerçi çok çalışmadı.
Konuşmada, cümle sonunda.
Though she lives in Paris, she rarely visits the Louvre.
Paris'te yaşamasına rağmen Louvre'u nadiren ziyaret eder.
Kısaltılmış concessive
Yan cümlenin öznesi ana cümleyle aynıysa ve fiil 'be' ise, concessive yan cümle kısaltılabilir: 'Although she was exhausted, she kept going' → 'Although exhausted, she kept going'. Aynı kısaltma 'though' ile de olur ('Though tired, he continued'), 'while' ile -ing alır ('While admitting the risk, they proceeded'). Kısaltma yalnız iki cümlenin öznesi aynıyken yapılır: 'Although exhausted, the meeting continued' yanlıştır, çünkü bitkin olan toplantı değil. Akademik yazıda bu kısa biçim çok yaygındır.
Kısaltılmış concessive örnekleri
Although exhaustedbitkin, she kept going.
Bitkin olmasına rağmen devam etti.
'Although she was exhausted' kısaldı.
While admittingkabul etmek the riskrisk, they proceededdevam etmek.
Riski kabul etmekle birlikte devam ettiler.
'While' ile -ing.
Though tiredyorgun, he continueddevam etmek the interviewgörüşme.
Yorgun olmasına rağmen görüşmeye devam etti.
2) Despite / in spite of
'Despite' ve 'in spite of' aynı anlama gelir: 'rağmen'. Ama gramer olarak farklı davranırlar: ardından tam bir yan cümle değil, isim / gerund / 'the fact that' + cümle gelir. 'Despite the rain, we went out' (isim). 'Despite feeling tired, she kept working' (gerund). 'Despite the fact that it was late, we kept going' (the fact that + cümle). 'Although' ile 'despite'ın Türkçe karşılığı aynı görünse de yapıları ayrışır: 'Although' + özne + fiil, 'despite' + isim / gerund / the fact that. İkisinin karıştırılması C1 öncesi öğrencilerin sık hatasıdır.
Despite / in spite of
Despite / In spite of + isim / gerund / the fact that + cümle
- İsim
- Despite + isim, + ana cümle
- Gerund
- Despite + V-ing, + ana cümle
- The fact that
- Despite the fact that + özne + fiil, + ana cümle
Asla doğrudan özne + fiil almaz; yan cümle gerekiyorsa araya 'the fact that' eklenir.
Despite / in spite of örnekleri
Despite the difficultyzorluk, they succeededbaşarmak.
Zorluğa rağmen başardılar.
İsim.
In spite of beingolmak injuredsakatlanmak, he finishedbitirmek the race.
Sakatlanmış olmasına rağmen yarışı bitirdi.
Gerund.
Despite the fact that she had no experiencedeneyim, she got the job.
Deneyimi olmamasına rağmen işi aldı.
The fact that + cümle.
She bought the dress despite knowingbilmek it was overpricedaşırı pahalı.
Fiyatın fahiş olduğunu bilmesine rağmen elbiseyi aldı.
Although vs despite
Aynı anlam, farklı yapı. Karıştırmamak için yapısal ipucunu hatırla.
Although + cümle
Yan cümle: özne + fiil.
Although it was raining, we went out.
Yağmur yağmasına rağmen çıktık.
Although she had studied, she failed the test.
Çalışmış olmasına rağmen sınavda başarısız oldu.
Despite + isim / gerund
Özne + fiil alamaz; dönüştürme gerekir.
Despite the rain, we went out.
Yağmura rağmen çıktık.
Despite having studied, she failed the test.
Çalışmış olmasına rağmen sınavda başarısız oldu.
3) However / whatever / whenever / no matter
Bu yapılar 'ne kadar ... olsa da' veya 'ne olursa olsun' anlamı verir. 'However' + sıfat / zarf: 'However hard he tried, he couldn't win' (ne kadar uğraşırsa uğraşsın kazanamadı). 'Whatever' + isim / cümle: 'Whatever you decide, I'll support you' (ne karar verirsen ver, destekleyeceğim). 'Whenever' + cümle = 'no matter when': 'Whenever you decide to come, we'll be ready' (ne zaman gelmeye karar verirsen ver, hazır olacağız). Dikkat: 'Whenever you call, I answer' cümlesindeki 'whenever' concessive değil, sıklık bildiren zaman yan cümlesidir; ayrımı 'no matter when' ile deneyerek test et. 'No matter + wh-kelime + cümle' alternatif formdur: 'No matter how hard he tried' = 'However hard he tried'. 'No matter what', 'no matter who', 'no matter where' sıkça görülür. Bu yapılar kararlılık bildirir: koşul ne olursa olsun sonucun değişmeyeceğini söylersin.
However / whatever / no matter formları
| Yapı | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| However + adj/adv | ne kadar ... olsa da | However hard he tried... |
| Whatever + isim / cümle | ne olursa olsun | Whatever the cost, I'll finish it. |
| Wherever + cümle | nerede olursa olsun | Wherever you go, I'll follow. |
| Whenever + cümle | ne zaman olursa olsun | Whenever you arrive, we'll be waiting. |
| Whoever + cümle | kim olursa olsun | Whoever wins, I'll be happy. |
| No matter what / how / where | ne olursa olsun / nasıl olursa olsun / nerede olursa olsun | No matter what you say, I won't leave. |
Yapı
However + adj/adv
Anlam
ne kadar ... olsa da
Örnek
However hard he tried...
Yapı
Whatever + isim / cümle
Anlam
ne olursa olsun
Örnek
Whatever the cost, I'll finish it.
Yapı
Wherever + cümle
Anlam
nerede olursa olsun
Örnek
Wherever you go, I'll follow.
Yapı
Whenever + cümle
Anlam
ne zaman olursa olsun
Örnek
Whenever you arrive, we'll be waiting.
Yapı
Whoever + cümle
Anlam
kim olursa olsun
Örnek
Whoever wins, I'll be happy.
Yapı
No matter what / how / where
Anlam
ne olursa olsun / nasıl olursa olsun / nerede olursa olsun
Örnek
No matter what you say, I won't leave.
However / no matter örnekleri
However difficultzor it seems, we must continuedevam etmek.
Ne kadar zor görünse de devam etmeliyiz.
No matter how much I earnkazanmak, I can't save.
Ne kadar kazanırsam kazanayım biriktiremiyorum.
Whatever she decideskarar vermek, I'll respectsaygı duymak her choiceseçim.
Ne karar verirse versin seçimine saygı duyacağım.
No matter when you arrivevarmak, someone will be waiting.
Ne zaman varırsan var, biri seni bekliyor olacak.
Zaman değil taviz: 'no matter when'.
4) Much as / as (resmi ve edebi)
'Much as' resmi ve edebi bir yapıdır: 'Ne kadar ... olsa da' anlamı verir, genelde duygusal içerikli cümlelerde. 'Much as I love you, I must leave' (seni ne kadar sevsem de ayrılmalıyım). Benzer anlamda 'as' tek başına da kullanılabilir, özellikle sıfat cümlenin başına çekildiğinde: 'Tired as she was, she continued' (ne kadar yorgun olsa da devam etti). Bu iki yapı edebi metinlerde, siyasi söylevlerde ve akademik tartışmalarda yaygındır. Günlük konuşmada seyrektir.
Much as / as örnekleri
Much as I regretpişman olmak the decisionkarar, I cannot change it.
Karardan ne kadar pişman olsam da değiştiremem.
Edebi ton.
Tiredyorgun as he was, he stayeduyanık kalmak (stay up) up to finish the projectproje.
Ne kadar yorgun olsa da projeyi bitirmek için geç saate kadar uyanık kaldı.
Sıfat başa çekilir.
Young as she was, she impressedetkilemek the boardyönetim kurulu.
Yaşı küçük olsa da yönetim kurulunu etkiledi.
5) While / whereas: zıtlık
'While' ve 'whereas' iki şey arasında zıtlık kurar. Kullanımları benzer ama ton farklıdır. 'While' daha yumuşak, genel ve yaygındır: 'While I love summer, my sister prefers winter' (ben yazı severim, kız kardeşim kışı tercih eder). 'Whereas' daha resmi ve akademiktir: 'This theory focuses on individual action, whereas the other emphasises social structure' (bu teori bireysel eyleme odaklanır; diğeri ise toplumsal yapıyı vurgular). 'While' aynı zamanda zaman anlamı ('iken') taşır, bağlamdan ayırt edilir. 'Whereas' sadece zıtlık anlamı taşır. Her ikisi de iki tam cümleyi bağlar.
While / whereas örnekleri
While I agreekatılmak with you in principleprensip, I don't see the practicalpratik benefitfayda.
Prensipte sana katılsam da pratik faydayı görmüyorum.
Yumuşak zıtlık.
Whereas A favours quantitynicelik, B emphasises qualitynitelik.
A niceliği desteklerken B niteliği vurgular.
Akademik, biçimsel.
While Can enjoys classical music, Elif prefers rock.
Can klasik müziği severken Elif rock'ı tercih ediyor.
6) Albeit: kısa ve biçimsel
'Albeit' 'although' anlamı taşır ama biçimsel ve kısa bir yapı sunar: 'albeit + sıfat / ifade'. 'The project succeeded, albeit with some difficulties' (proje başarılı oldu, gerçi bazı zorluklarla). 'Albeit' tam bir yan cümle almaz; ardından kısaltılmış bir ifade gelir, özne + fiil gelmez. Genelde bir sonucun küçük bir çekincesini eklemek için kullanılır. Akademik yazı, rapor ve biçimsel metinde yaygın. Konuşmada nadirdir. Sık kombinasyonları: 'albeit briefly', 'albeit reluctantly', 'albeit somewhat reluctantly', 'albeit with reservations'.
Albeit örnekleri
She apologisedözür dilemek, albeit reluctantlyisteksizce.
Özür diledi, gerçi isteksizce.
The results are promisingumut verici, albeit preliminaryön, geçici.
Sonuçlar umut verici, gerçi başlangıç aşamasında.
Akademik.
He acceptedkabul etmek the offer, albeit with hesitationtereddüt.
Teklifi tereddütle de olsa kabul etti.
Hızlı pratik: Doğru concessive
1 / 3
___ his effortsçabalar, he failed to convince the committee.
Concessive + öne çekme (fronting): edebi üslup
Bazı concessive yapılar bir öğeyi cümle başına çekerek (fronting) edebi bir ton kazanır. 'As' kalıbında özne ile fiil yer değiştirmez, yalnız sıfat başa gelir — bu yüzden bu yapı inversion değil fronting sayılır (gerçek inversion 'Never have I seen such a thing' gibidir): 'Strange as it may seem, he agreed' (Tuhaf görünse de kabul etti). 'Try as he might, he couldn't solve it' (Ne kadar uğraşsa da çözemedi). 'Be that as it may' (her ne olursa olsun) kalıp bir ifadedir: 'Be that as it may, we must proceed'. Bu kalıplar C1 ve üzeri seviyede yazılı argümanı zenginleştirir.
Edebi concessive
Strangetuhaf as it may seem, the theoryteori works.
Tuhaf görünse de teori çalışıyor.
Try as he might, he couldn't remember her name.
Ne kadar uğraşsa da adını hatırlayamıyordu.
Be that as it may, the decisionkarar has been made.
Her ne olursa olsun karar verildi.
Kalıp ifade.
Sık yapılan hatalar
Even though ↔ even if
Yanlış kullanım: Even though it rains tomorrow, we will go.
Doğru kullanım: Even if it rains tomorrow, we will go.
'Even though' bilinen / gerçekleşmiş bir durumu kabul eder, bu yüzden gelecekteki belirsiz bir olayla kullanılmaz. Belirsiz durum için 'even if' gerekir.
Despite + özne + fiil
Yanlış kullanım: Despite it was raining, we went out.
Doğru kullanım: Despite the rain, we went out. / Although it was raining, we went out.
'Despite' doğrudan özne + fiil almaz. İsim ('the rain'), gerund ('raining') veya 'the fact that' + cümle gerekir. Tam cümle istiyorsan 'although' kullan.
However + cümle
Yanlış kullanım: However he tried hard, he couldn't succeed.
Doğru kullanım: However hard he tried, he couldn't succeed.
'However' derece bildiren concessive kullanımda sıfat ya da zarfı hemen yanına alır: 'However hard he tried'. Örnekteki cümlenin hatası, 'hard'ın 'however'ın yanından koparılıp cümle sonuna atılmasıdır. 'However hard' doğru yapı. ('However he tried' tek başına 'nasıl denediyse' anlamına gelir; derece, yani 'ne kadar çok denese de' anlatmaz.)
Although + despite karışıklığı
Yanlış kullanım: Although of his age, he still works.
Doğru kullanım: Despite his age, he still works. / Although he is old, he still works.
'Although' isim almaz; 'despite' alır. 'Although + of' yapısı yanlıştır. Ya yan cümle ('although he is old') ya da isim öbeği ('despite his age') kullanılır.
Ek pratik: Karma concessive
1 / 5
___ the weather was awfulberbat, we enjoyed the picnicpiknik.
Özet
- Although / even though / though + tam cümle: beklenti kırılımı. En yaygın concessive yapı.
- 'Even though' gerçek durumu, 'even if' varsayımsal durumu kabul eder: 'Even though it was raining' ↔ 'Even if it rains'.
- Despite / in spite of + isim / gerund / the fact that + cümle. Özne + fiil almaz.
- However / whatever / wherever / whenever / no matter: kabullenici, 'ne olursa olsun' anlamı.
- Much as / as (edebi): 'Much as I love you', 'Strange as it seems'.
- While / whereas: zıtlık. While yumuşak ve yaygın, whereas resmi ve akademik.
- Albeit: kısaltılmış çekince, biçimsel. 'Albeit reluctantly', 'albeit briefly'.
- Fronting ile birleşir: 'Strange as it may seem', 'Try as he might' — özne ile fiil yer değiştirmez.