Ana içeriğe geç

Concessive Clauses

Türkçede: karşıtlık cümleleri

Although, even though, despite, no matter, much as, however gibi yapılarla kurulan karşıt / kabullenici yan cümleler. İki fikir arasında beklenti kırılımı kurar: birinci fikrin doğal sonucu gerçekleşmez.

İçindekiler (12)
  1. 1) Although / even though / though
  2. Kısaltılmış concessive
  3. 2) Despite / in spite of
  4. Although vs despite
  5. 3) However / whatever / whenever / no matter
  6. However / whatever / no matter formları
  7. 4) Much as / as (resmi ve edebi)
  8. 5) While / whereas: zıtlık
  9. 6) Albeit: kısa ve biçimsel
  10. Concessive + öne çekme (fronting): edebi üslup
  11. Sık yapılan hatalar
  12. Özet

Concessive clause (karşıt yan cümle), beklenen sonucun aksine gerçekleşen bir durumu anlatır. Türkçede 'rağmen', 'olsa da', 'her ne kadar ... olsa da' gibi ifadelere karşılık gelir. 'Although it was raining, we went out' (yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık). İki fikir arasında bir kontrast kurulur ve ikinci fikir birincinin beklenen sonucunu bozar. İngilizcede bu ilişkiyi kuran birçok yapı vardır: although / even though, despite / in spite of, however / whatever / no matter, much as, while, whereas, albeit. Her biri ton, resmilik ve yapısal uyum açısından farklıdır. C1 seviyesinde bu ayrımlara hâkim olursan akademik yazıda ve tartışma metninde argümanını çok daha net kurarsın. Although ⇄ despite yapı ayrımını B2'deki 'Linking & Cohesion' dersinde gördün; C1'de aynı ilişkinin ton ve resmilik incelikleri devreye giriyor.

1) Although / even though / though

Bu üç bağlaç aynı anlama gelir ama resmilik ve vurgu farkları vardır. 'Although' en nötr ve yaygın olanıdır, her bağlamda doğal: 'Although it was late, we kept working'. 'Even though' kontrastı güçlendirir; beklenmedik durumun altını çizer: 'Even though he was exhausted, he finished the marathon' (ne kadar bitkin olsa da). 'Though' hem cümle başında bağlaç olarak ('Though she lives in Paris, she rarely visits the Louvre') hem de konuşmada cümle sonunda ZARF olarak ('He was tired. He kept going, though') kullanılır. Cümle sonundaki 'though' yan cümle kurmaz, tek başına bir 'gerçi' vurgusudur ve bu konuma yalnızca 'though' gelebilir: 'He kept going, although.' yanlıştır. Bağlaç olarak kullanıldığında üçü de yan cümle kurar: bağlaç + özne + fiil. Ana cümleden önce veya sonra gelebilir; önce geldiğinde araya virgül konur. 'Even though' ile 'even if' karıştırılmamalı: 'even though' GERÇEKLEŞMİŞ bir durumu kabul eder ('Even though it was raining, we went out'; gerçekten yağıyordu), 'even if' ise VARSAYIMSAL bir durumu ('Even if it rains, we'll go out'; yağabilir de yağmayabilir de). Türkçede ikisi de 'yağsa da' ile karşılandığı için karışır; ölçüt, durumun gerçekleşmiş olup olmadığıdır.

Although / even though / though örnekleri

  • Although she was , her went well.

    Gergin olmasına rağmen sunumu iyi geçti.

    Nötr, resmi.

  • Even though we him, he the advice.

    Onu uyarmamıza rağmen tavsiyeyi görmezden geldi.

    Güçlü kontrast.

  • He passed the exam. He didn't study much, though.

    Sınavı geçti. Gerçi çok çalışmadı.

    Konuşmada, cümle sonunda.

  • Though she lives in Paris, she rarely visits the Louvre.

    Paris'te yaşamasına rağmen Louvre'u nadiren ziyaret eder.

Kısaltılmış concessive

Yan cümlenin öznesi ana cümleyle aynıysa ve fiil 'be' ise, concessive yan cümle kısaltılabilir: 'Although she was exhausted, she kept going' → 'Although exhausted, she kept going'. Aynı kısaltma 'though' ile de olur ('Though tired, he continued'), 'while' ile -ing alır ('While admitting the risk, they proceeded'). Kısaltma yalnız iki cümlenin öznesi aynıyken yapılır: 'Although exhausted, the meeting continued' yanlıştır, çünkü bitkin olan toplantı değil. Akademik yazıda bu kısa biçim çok yaygındır.

Kısaltılmış concessive örnekleri

  • Although , she kept going.

    Bitkin olmasına rağmen devam etti.

    'Although she was exhausted' kısaldı.

  • While the , they .

    Riski kabul etmekle birlikte devam ettiler.

    'While' ile -ing.

  • Though , he the .

    Yorgun olmasına rağmen görüşmeye devam etti.

2) Despite / in spite of

'Despite' ve 'in spite of' aynı anlama gelir: 'rağmen'. Ama gramer olarak farklı davranırlar: ardından tam bir yan cümle değil, isim / gerund / 'the fact that' + cümle gelir. 'Despite the rain, we went out' (isim). 'Despite feeling tired, she kept working' (gerund). 'Despite the fact that it was late, we kept going' (the fact that + cümle). 'Although' ile 'despite'ın Türkçe karşılığı aynı görünse de yapıları ayrışır: 'Although' + özne + fiil, 'despite' + isim / gerund / the fact that. İkisinin karıştırılması C1 öncesi öğrencilerin sık hatasıdır.

Despite / in spite of

Despite / In spite of + isim / gerund / the fact that + cümle

İsim
Despite + isim, + ana cümle
Gerund
Despite + V-ing, + ana cümle
The fact that
Despite the fact that + özne + fiil, + ana cümle

Asla doğrudan özne + fiil almaz; yan cümle gerekiyorsa araya 'the fact that' eklenir.

Despite / in spite of örnekleri

  • Despite the , they .

    Zorluğa rağmen başardılar.

    İsim.

  • In spite of , he the race.

    Sakatlanmış olmasına rağmen yarışı bitirdi.

    Gerund.

  • Despite the fact that she had no , she got the job.

    Deneyimi olmamasına rağmen işi aldı.

    The fact that + cümle.

  • She bought the dress despite it was .

    Fiyatın fahiş olduğunu bilmesine rağmen elbiseyi aldı.

Although vs despite

Aynı anlam, farklı yapı. Karıştırmamak için yapısal ipucunu hatırla.

Although + cümle

Yan cümle: özne + fiil.

  • Although it was raining, we went out.

    Yağmur yağmasına rağmen çıktık.

  • Although she had studied, she failed the test.

    Çalışmış olmasına rağmen sınavda başarısız oldu.

Despite + isim / gerund

Özne + fiil alamaz; dönüştürme gerekir.

  • Despite the rain, we went out.

    Yağmura rağmen çıktık.

  • Despite having studied, she failed the test.

    Çalışmış olmasına rağmen sınavda başarısız oldu.

3) However / whatever / whenever / no matter

Bu yapılar 'ne kadar ... olsa da' veya 'ne olursa olsun' anlamı verir. 'However' + sıfat / zarf: 'However hard he tried, he couldn't win' (ne kadar uğraşırsa uğraşsın kazanamadı). 'Whatever' + isim / cümle: 'Whatever you decide, I'll support you' (ne karar verirsen ver, destekleyeceğim). 'Whenever' + cümle = 'no matter when': 'Whenever you decide to come, we'll be ready' (ne zaman gelmeye karar verirsen ver, hazır olacağız). Dikkat: 'Whenever you call, I answer' cümlesindeki 'whenever' concessive değil, sıklık bildiren zaman yan cümlesidir; ayrımı 'no matter when' ile deneyerek test et. 'No matter + wh-kelime + cümle' alternatif formdur: 'No matter how hard he tried' = 'However hard he tried'. 'No matter what', 'no matter who', 'no matter where' sıkça görülür. Bu yapılar kararlılık bildirir: koşul ne olursa olsun sonucun değişmeyeceğini söylersin.

However / whatever / no matter formları

Yapı

However + adj/adv

Anlam

ne kadar ... olsa da

Örnek

However hard he tried...

Yapı

Whatever + isim / cümle

Anlam

ne olursa olsun

Örnek

Whatever the cost, I'll finish it.

Yapı

Wherever + cümle

Anlam

nerede olursa olsun

Örnek

Wherever you go, I'll follow.

Yapı

Whenever + cümle

Anlam

ne zaman olursa olsun

Örnek

Whenever you arrive, we'll be waiting.

Yapı

Whoever + cümle

Anlam

kim olursa olsun

Örnek

Whoever wins, I'll be happy.

Yapı

No matter what / how / where

Anlam

ne olursa olsun / nasıl olursa olsun / nerede olursa olsun

Örnek

No matter what you say, I won't leave.

However / no matter örnekleri

  • However it seems, we must .

    Ne kadar zor görünse de devam etmeliyiz.

  • No matter how much I , I can't save.

    Ne kadar kazanırsam kazanayım biriktiremiyorum.

  • Whatever she , I'll her .

    Ne karar verirse versin seçimine saygı duyacağım.

  • No matter when you , someone will be waiting.

    Ne zaman varırsan var, biri seni bekliyor olacak.

    Zaman değil taviz: 'no matter when'.

4) Much as / as (resmi ve edebi)

'Much as' resmi ve edebi bir yapıdır: 'Ne kadar ... olsa da' anlamı verir, genelde duygusal içerikli cümlelerde. 'Much as I love you, I must leave' (seni ne kadar sevsem de ayrılmalıyım). Benzer anlamda 'as' tek başına da kullanılabilir, özellikle sıfat cümlenin başına çekildiğinde: 'Tired as she was, she continued' (ne kadar yorgun olsa da devam etti). Bu iki yapı edebi metinlerde, siyasi söylevlerde ve akademik tartışmalarda yaygındır. Günlük konuşmada seyrektir.

Much as / as örnekleri

  • Much as I the , I cannot change it.

    Karardan ne kadar pişman olsam da değiştiremem.

    Edebi ton.

  • as he was, he up to finish the .

    Ne kadar yorgun olsa da projeyi bitirmek için geç saate kadar uyanık kaldı.

    Sıfat başa çekilir.

  • Young as she was, she the .

    Yaşı küçük olsa da yönetim kurulunu etkiledi.

5) While / whereas: zıtlık

'While' ve 'whereas' iki şey arasında zıtlık kurar. Kullanımları benzer ama ton farklıdır. 'While' daha yumuşak, genel ve yaygındır: 'While I love summer, my sister prefers winter' (ben yazı severim, kız kardeşim kışı tercih eder). 'Whereas' daha resmi ve akademiktir: 'This theory focuses on individual action, whereas the other emphasises social structure' (bu teori bireysel eyleme odaklanır; diğeri ise toplumsal yapıyı vurgular). 'While' aynı zamanda zaman anlamı ('iken') taşır, bağlamdan ayırt edilir. 'Whereas' sadece zıtlık anlamı taşır. Her ikisi de iki tam cümleyi bağlar.

While / whereas örnekleri

  • While I with you in , I don't see the .

    Prensipte sana katılsam da pratik faydayı görmüyorum.

    Yumuşak zıtlık.

  • Whereas A favours , B emphasises .

    A niceliği desteklerken B niteliği vurgular.

    Akademik, biçimsel.

  • While Can enjoys classical music, Elif prefers rock.

    Can klasik müziği severken Elif rock'ı tercih ediyor.

6) Albeit: kısa ve biçimsel

'Albeit' 'although' anlamı taşır ama biçimsel ve kısa bir yapı sunar: 'albeit + sıfat / ifade'. 'The project succeeded, albeit with some difficulties' (proje başarılı oldu, gerçi bazı zorluklarla). 'Albeit' tam bir yan cümle almaz; ardından kısaltılmış bir ifade gelir, özne + fiil gelmez. Genelde bir sonucun küçük bir çekincesini eklemek için kullanılır. Akademik yazı, rapor ve biçimsel metinde yaygın. Konuşmada nadirdir. Sık kombinasyonları: 'albeit briefly', 'albeit reluctantly', 'albeit somewhat reluctantly', 'albeit with reservations'.

Albeit örnekleri

  • She , albeit .

    Özür diledi, gerçi isteksizce.

  • The results are , albeit .

    Sonuçlar umut verici, gerçi başlangıç aşamasında.

    Akademik.

  • He the offer, albeit with .

    Teklifi tereddütle de olsa kabul etti.

Hızlı pratik: Doğru concessive

1 / 3

___ his , he failed to convince the committee.

Concessive + öne çekme (fronting): edebi üslup

Bazı concessive yapılar bir öğeyi cümle başına çekerek (fronting) edebi bir ton kazanır. 'As' kalıbında özne ile fiil yer değiştirmez, yalnız sıfat başa gelir — bu yüzden bu yapı inversion değil fronting sayılır (gerçek inversion 'Never have I seen such a thing' gibidir): 'Strange as it may seem, he agreed' (Tuhaf görünse de kabul etti). 'Try as he might, he couldn't solve it' (Ne kadar uğraşsa da çözemedi). 'Be that as it may' (her ne olursa olsun) kalıp bir ifadedir: 'Be that as it may, we must proceed'. Bu kalıplar C1 ve üzeri seviyede yazılı argümanı zenginleştirir.

Edebi concessive

  • as it may seem, the works.

    Tuhaf görünse de teori çalışıyor.

  • Try as he might, he couldn't remember her name.

    Ne kadar uğraşsa da adını hatırlayamıyordu.

  • Be that as it may, the has been made.

    Her ne olursa olsun karar verildi.

    Kalıp ifade.

Sık yapılan hatalar

  • Even though ↔ even if

    Yanlış kullanım: Even though it rains tomorrow, we will go.

    Doğru kullanım: Even if it rains tomorrow, we will go.

    'Even though' bilinen / gerçekleşmiş bir durumu kabul eder, bu yüzden gelecekteki belirsiz bir olayla kullanılmaz. Belirsiz durum için 'even if' gerekir.

  • Despite + özne + fiil

    Yanlış kullanım: Despite it was raining, we went out.

    Doğru kullanım: Despite the rain, we went out. / Although it was raining, we went out.

    'Despite' doğrudan özne + fiil almaz. İsim ('the rain'), gerund ('raining') veya 'the fact that' + cümle gerekir. Tam cümle istiyorsan 'although' kullan.

  • However + cümle

    Yanlış kullanım: However he tried hard, he couldn't succeed.

    Doğru kullanım: However hard he tried, he couldn't succeed.

    'However' derece bildiren concessive kullanımda sıfat ya da zarfı hemen yanına alır: 'However hard he tried'. Örnekteki cümlenin hatası, 'hard'ın 'however'ın yanından koparılıp cümle sonuna atılmasıdır. 'However hard' doğru yapı. ('However he tried' tek başına 'nasıl denediyse' anlamına gelir; derece, yani 'ne kadar çok denese de' anlatmaz.)

  • Although + despite karışıklığı

    Yanlış kullanım: Although of his age, he still works.

    Doğru kullanım: Despite his age, he still works. / Although he is old, he still works.

    'Although' isim almaz; 'despite' alır. 'Although + of' yapısı yanlıştır. Ya yan cümle ('although he is old') ya da isim öbeği ('despite his age') kullanılır.

Ek pratik: Karma concessive

1 / 5

___ the weather was , we enjoyed the .

Özet

  • Although / even though / though + tam cümle: beklenti kırılımı. En yaygın concessive yapı.
  • 'Even though' gerçek durumu, 'even if' varsayımsal durumu kabul eder: 'Even though it was raining' ↔ 'Even if it rains'.
  • Despite / in spite of + isim / gerund / the fact that + cümle. Özne + fiil almaz.
  • However / whatever / wherever / whenever / no matter: kabullenici, 'ne olursa olsun' anlamı.
  • Much as / as (edebi): 'Much as I love you', 'Strange as it seems'.
  • While / whereas: zıtlık. While yumuşak ve yaygın, whereas resmi ve akademik.
  • Albeit: kısaltılmış çekince, biçimsel. 'Albeit reluctantly', 'albeit briefly'.
  • Fronting ile birleşir: 'Strange as it may seem', 'Try as he might' — özne ile fiil yer değiştirmez.

İlgili konular

Okuduğun konuyu çöz.

Bu konunun 109 alıştırma seti uygulamada, kolaydan zora.