Standart İngilizce cümle sırası özne + fiil + nesne (SVO) şeklindedir. Ama C1 seviyesinde bu sıranın bozulduğu ve belirli bir öğenin vurgulanmak için cümle başına çekildiği özel yapılar devreye girer. Buna fronting (öne çekme) denir. Aynı mantıkta çalışan ikinci bir vurgu aracı emphatic 'do'dur: normal cümleye 'do / does / did' yardımcı fiili ekleyerek anlamı güçlendirmek. 'I like coffee' ile 'I do like coffee' anlam olarak aynı ama tonları farklıdır. Bu yapılar edebi metinde, güçlü retorikte, şiirsel anlatımda ve konuşmadaki duygusal vurguda yaygındır. Cleft sentences ile yakın akrabadır ama mekanizma farklıdır: cleft cümleyi ikiye böler, fronting sadece sırayı değiştirir. Öne çekme yalnız konuşma dilinin aracı da değil: akademik yazının imzası olan theme-rheme fronting ('Of particular note is the third clause') ağır ve yeni bilgiyi sona atar, karşılaştırmalı fronting ('Hardest of all was the interview') sıralamayı öne, cevabı sona koyar. Sıra değiştirmeden, yalnız sözcük seçimiyle odak kuran bir kalıbı da burada göreceksin: 'not so much X as Y'. C1 sınavlarında (CAE, CPE) bu yapıların tanınması ve üretilebilmesi beklenir.
Fronting nedir?
Fronting bir cümlenin herhangi bir öğesini cümle başına taşımaktır. Amaç vurgu yapmak, zıtlık kurmak veya akışı dramatikleştirmektir. 'I finished the report' standart sıra, 'The report I finished' fronting. Burada 'the report' öne çekilmiş, dinleyicinin dikkati önce ona yönelir. Fronting farklı öğelere uygulanabilir: nesne ('The book I wanted'), tümleç ('Happy he was not'), edat öbeği ('Into the room walked the stranger'), zaman veya yer zarfı ('Yesterday I saw him'). Bazı fronting türleri inversiyon (yer değiştirme) tetikler, bazıları tetiklemez. Konuşurken öne çekilen öğe daha yüksek vurguyla okunur. Fronting yalnız süs değildir: öne çekilen öğe çoğu zaman bir önceki cümlede geçen bilinen bilgidir, yeni bilgi de cümlenin sonuna kayar. 'We discussed two options. The first we rejected; the second we adopted.' Burada 'the first / the second' önceki cümleye bağlanır, karar (yeni bilgi) sona düşer.
Fronting kalıpları
öne çekilen öğe + (cümlenin kalanı)
- Nesne fronting
- nesne + özne + fiil (inversiyon yok)
- Tümleç fronting
- tümleç + fiil + isim özne / tümleç + zamir + fiil
- Yer / yön fronting
- edat öbeği + nesnesiz fiil + isim özne
- Theme-rheme / karşılaştırmalı fronting
- tümleç ya da edat öbeği + be + (yeni, ağır) özne
Tümleç ve yer / yön fronting'de isim özne inversiyonu tetikler, zamir özne tetiklemez.
1) Nesne fronting (topicalisation)
Nesneyi cümle başına almak bir zıtlık veya vurgu ifade eder. 'I like tea, but coffee I cannot drink' (çayı severim ama kahveyi içemem). Burada 'coffee' cümle başında; zıtlık vurgulanır. Nesne fronting çoğunlukla iki şey arasında ayrım yapılırken kullanılır: 'Chocolate I love, vanilla I tolerate'. İnversiyon genelde tetiklenmez; standart sıra korunur (özne + fiil sonradan). Bu yapı edebi ve retoriktir; akademik metinde argüman kurarken de çıkabilir: 'The hypothesis they could accept; the conclusion, however, they rejected'.
Aynı yapının ikinci bir adı daha var: topicalisation. Bir öğeyi başa alıp cümlenin geri kalanını olduğu gibi bırakırsan topicalisation yapmış olursun: 'Spaghetti, I love. Pizza, I can take or leave.' Yapılan iş vurgu değil konu belirlemek ve genellikle bir karşıtlık kurmak: iki şeyden söz ediyorsun ve her birine ayrı bir tavır bildiriyorsun.
İki kuralı var. Birincisi: devrik yoktur. Öne çekilen öğe virgülle ayrılır, ardından özne + fiil normal sırada gelir — 'That film, I have seen three times'. İkincisi: kayıt konuşma dilidir. Akademik ya da hukuki bir metinde bu biçimi neredeyse hiç görmezsin; oraya aşağıdaki theme-rheme fronting ya da cleft gider.
Türkçe konuşan biri için bu yapı kolaydır, çünkü Türkçe zaten konuyu başa alır ('Spagettiyi severim'). Zor olan, İngilizcede bunun sınırlı bir araç olduğunu hatırlamaktır.
Nesne fronting örnekleri
JazzCaz I love, but operaopera I can't standdayanmak, tahammül etmek.
Cazı severim ama operaya dayanamam.
Zıtlık vurgusu.
The proposalteklif we accepted; the termskoşullar we renegotiatedyeniden müzakere etmek.
Teklifi kabul ettik; koşulları yeniden müzakere ettik.
Argüman yapısı.
His name I never forgetunutmak.
Adını asla unutmam.
Edebi / vurgulu.
Spaghetti, I love. Pizza, I can take or leave.
Spagettiye bayılırım. Pizza olsa da olur, olmasa da.
Karşıtlık: iki şey, iki tavır.
That film, I have seen three times.
O filmi üç kez izledim.
Virgülden sonra normal sıra; devrik yok.
His first novel, I read in a weekend; the second, I never finishedbitirmek.
İlk romanını bir hafta sonu boyunca okudum; ikincisini hiç bitirmedim.
This findingbulgu, however, we cannot ignore.
Ne var ki bu bulguyu göz ardı edemeyiz.
Yazıda görülen seyrek biçim; yine devrik yok.
2) Tümleç fronting (sıfat veya isim)
Bir cümlenin tümleci (özneyi tanımlayan sıfat veya isim) başa alındığında güçlü bir edebi vurgu oluşur. 'He was very tired' → 'Very tired he was'. Veya 'She is a true leader' → 'A true leader she is'. Bu yapı özellikle İncil tercümeleri, Shakespeare ve eski edebi metinlerde yaygındı; modern resmi yazıda nadir ama etkilidir. Günümüzde kullanıldığında dramatik veya ironik ton verir. 'Happy she was not, despite her success' (Başarısına rağmen mutlu değildi). İnversiyon olup olmaması özneye bağlıdır. Özne bir zamir ise inversiyon olmaz, normal özne + fiil sırası korunur: 'A hero she was', 'Very tired he was', 'Happy she was not'. Ama özne bir isim öbeği ise tümleç fronting çoğu zaman özne–fiil inversiyonunu tetikler: 'Gone are the days...', 'Strange are the ways of the human mind', 'Such is life'. Yani fiil önce, isim özne sonra gelir.
Tümleç fronting örnekleri
Gonegitmiş are the days when we knew our neighbourskomşular.
Komşularımızı tanıdığımız günler geride kaldı.
Klasik vurgu kalıbı.
A herokahraman she was, in every sense of the word.
Kelimenin tam anlamıyla bir kahramandı.
Strangetuhaf are the ways of the humaninsan mind.
İnsan zihninin yolları tuhaftır.
Edebi kalıp.
3) Edat öbeği ve yer / yön fronting
Edat öbekleri ve yer / yön ifadeleri başa alındığında özellikle fiziksel hareket anlatılıyorsa inversiyon tetiklenir. 'The detective walked into the room' → 'Into the room walked the detective'. Cümle kısalmaz; değişen şey ritimdir — okur önce sahneyi, sonra sahneye gireni görür, anlatım böylece canlanır. 'The bus came down the hill' → 'Down the hill came the bus'. Bu yapı hikayelerde, gazetecilikte ve betimlemede yaygındır. Zamir öznesiyle kullanıldığında inversiyon olmaz: 'Here he comes' (inversiyon yok çünkü özne zamir), 'Here comes the bus' (inversiyon var çünkü özne isim). Aynı mantık 'there': 'There goes my last chance', 'There she goes'. Kuralı kısa tut: zamir özne → normal sıra, isim özne → inversiyon. İkinci koşul fiildir: inversiyon yalnız nesnesiz fiillerle olur (come, go, run, lie, live, stand). Nesne alan bir fiilde sıra bozulmaz: 'On the table the waiter put a plate' doğru, 'On the table put the waiter a plate' yanlıştır. Hareket ve ortaya çıkış fiilleriyle (come, go, run, appear) anlatısal bir zarf da öne çekilip inversiyon tetikleyebilir: 'Suddenly came a knock at the door'. Ama her zarf bunu yapmaz; zaman zarflarıyla normal sıra korunur: 'Yesterday I saw him', 'Yesterday the bus came'.
Edat öbeği / yön fronting
Under the bridgeköprü lived an old manadam.
Köprünün altında yaşlı bir adam yaşardı.
Betimsel hikaye.
Down the stairsmerdivenler ran the children.
Çocuklar merdivenlerden aşağı koştu.
On the table lay a mysteriousgizemli letter.
Masanın üstünde gizemli bir mektup duruyordu.
Here comes the bride!
İşte gelin geliyor!
İsim özne → inversiyon.
Here she comes!
İşte geliyor!
Zamir özne → inversiyon yok.
Zamir vs isim: inversiyon farkı
Yer / yön fronting'de inversiyonun tetiklenmesi özneye bağlıdır. Zamir normal sırayı korur, isim ters çevirir.
İsim özne (inversiyon)
Özne + fiil yer değiştirir.
Here comes the bus.
İşte otobüs geliyor.
There goes my last chance.
İşte son şansım da gitti.
Into the room walked the detective.
Odaya dedektif girdi.
Zamir özne (normal sıra)
Özne + fiil normal sıra.
Here it is.
İşte burada.
There she goes.
İşte gidiyor.
Away he ran.
Uzağa koştu.
4) Theme-rheme fronting: ağır bilgi sona
Akademik yazının imzası olan yapı budur ve amacı vurgu değil akış. İngilizce cümleyi bilinenden bilinmeyene doğru kurmayı sever: başta okuyucunun zaten bildiği çerçeve (theme), sonda yeni ve ağır bilgi (rheme). 'The third clause is of particular note' cümlesinde ağır ve yeni öğe ('the third clause') başta kalır; 'Of particular note is the third clause' onu sona taşır ve bilinen çerçeveyi ('of particular note') başa alır.
Yapı basittir: öne çekilen tümleç ya da edat öbeği + be + gerçek özne. Öne çıkan öbek genelde bir önceki cümleden gelir, yani metni birbirine bağlar.
Aynı ailenin yakın akrabası, yukarıdaki üçüncü bölümde gördüğün yer / yön fronting'idir: 'here', 'there' ya da bir yer öbeği başa gelince fiil 'be' olmasa bile özneden önce gelebilir — 'Here lies the heart of the argument', 'Here begins the passage the dissent relies on'. Kısıt orada anlatıldığı gibidir: özne zamirse devrik kurulmaz.
Burada dikkat edilecek tek nokta uyumdur: fiil öndeki öbekle değil, sondaki gerçek özneyle uyuşur. 'Of particular note is the third clause' ama 'Of particular note are the third and fourth clauses'. Bu, wh-cleft'teki 'What we need are volunteers' kuralıyla aynı mantığı taşır: iki yapıda da uyum, 'be'nin solundaki öbekten değil, sağındaki gerçek öğeden alınır.
Theme-rheme fronting
Öne çekilen tümleç / edat öbeği + be + (yeni, ağır) özne
- Edat öbeği
- Of particular note / Among the findings / In the appendix + is / was + özne
- Sıfat tümleci
- Central / Crucial / Also relevant + to X + is / are + özne
- Participle tümleci
- Attached / Enclosed / Included + is / are + özne
- Yer / yön fronting
- Here / There / yer öbeği + fiil (lies, stands, comes) + isim özne
Uyum sondaki gerçek özneden alınır: tekil özne → is/was, çoğul özne → are/were. Yer fronting'inde özne zamirse devrik kurulmaz: 'Here it is'.
Theme-rheme fronting örnekleri
Of particular note is the third clausemadde.
Özellikle dikkat çekici olan üçüncü maddedir.
Tekil özne → is.
Of particular note are the third and fourth clauses.
Özellikle dikkat çekici olan üçüncü ve dördüncü maddelerdir.
Çoğul özne → are. Uyum sondan alınır.
Central to the argument is the assumptionvarsayım that prices stay stable.
Argümanın merkezinde fiyatların sabit kalacağı varsayımı duruyor.
Ağır özne (that-cümlesi) sona atıldı.
Among the findingsbulgular was a sharp fall in retentionelde tutma.
Bulgular arasında elde tutmada keskin bir düşüş vardı.
Attached is the revised scheduleprogram.
Ekte güncellenmiş program var.
Kurumsal e-posta kalıbı; aynı yapı.
Here liesyatmak the heart of the argument.
Argümanın kalbi burada yatıyor.
Yer fronting: fiil 'be' olmasa da devrik kurulur. Özne zamir olsaydı kurulmazdı ('Here it is').
5) Karşılaştırmalı fronting: Hardest of all was ...
Theme-rheme fronting'in en çok işe yarayan alt türü budur: öne çekilen öbek bir karşılaştırma ya da üstünlük taşır. 'The interview was hardest of all' düz cümledir; 'Hardest of all was the interview' aynı şeyi söyler ama sıralamayı öne, cevabı sona koyar — okuyucu bir cümle boyunca bekler.
Kalıp üç biçimde çıkar: üstünlük ('Hardest of all was …', 'Most surprising of all were …'), karşılaştırma ('Far more interesting is …', 'More telling than the verdict was …') ve derece zarfıyla güçlendirilmiş sıfat ('Equally striking is …', 'No less important is …').
Uyum burada da sondaki gerçek özneden alınır: 'Most surprising of all were the auditor's own figures'.
Karşılaştırmalı fronting örnekleri
Hardest of all was the interviewmülakat.
Hepsinin en zoru mülakattı.
Far more interesting is the second data set.
Çok daha ilginç olan ikinci veri kümesidir.
More telling than the verdictkarar was the chair's tone.
Karardan daha çok şey ele veren, başkanın tonuydu.
Most surprising of all were the auditor's own figuresrakamlar.
Hepsinin en şaşırtıcısı denetçinin kendi rakamlarıydı.
Çoğul özne → were.
No less important is the timingzamanlama of the disclosure.
Açıklamanın zamanlaması da bir o kadar önemli.
Emphatic do: vurgulu yardımcı fiil
Emphatic 'do' normal bir bildirim cümlesine 'do / does / did' yardımcı fiili ekleyerek anlamı güçlendirir. 'I like coffee' nötr; 'I do like coffee' vurguludur (gerçekten severim). Bu yapı üç durumda doğal kullanılır. Birincisi: karşı argüman kurma, tersini kanıtlama. 'You say I don't listen, but I do listen' (dinlemiyorsun diyorsun ama gerçekten dinliyorum). İkincisi: sürpriz bir gerçeği öne sürme. 'She does work hard, doesn't she?' (gerçekten çok çalışıyor). Üçüncüsü: imperative güçlendirme. 'Do come in' (hadi, içeri gel). 'Do' normal zaman kurallarına uyar: üçüncü tekil şahısta 'does', Past Simple'da 'did' olur. Ana fiil yalın hâlde kalır: 'She does work' doğru, 'she does works' yanlış. Bu yapı konuşmada tonla birleşir; yazıda vurgu italik ile desteklenebilir.
Emphatic do
özne + do / does / did + yalın fiil + ...
- Present
- özne + do / does + V1
- Past
- özne + did + V1
- Imperative
- Do + V1 + (please)
Ana fiil yalın hâlde; 'does' üçüncü tekili işaretler. Vurgu genelde 'do / does / did' üzerindedir.
Emphatic do örnekleri
I do appreciatetakdir etmek your help.
Yardımını gerçekten takdir ediyorum.
Güçlendirme.
She does careönemsemek about you, even if she doesn't say it.
Söylemese de seni gerçekten önemsiyor.
We did trydenemek our best; we just failed.
Elimizden geleni gerçekten yaptık; sadece başaramadık.
Savunma / açıklama.
Do come and visit us!
Lütfen bize uğra!
İçten davet.
You do realise the consequencessonuçlar, don't you?
Sonuçların farkındasın, değil mi?
Şaşkınlık / onaylama.
Emphatic do vs normal do: bağlam farkı
Normal 'do / does / did' yardımcı fiili olumsuz ve soru cümlelerinde zorunludur: 'Do you like coffee?', 'I don't like tea'. Ama olumlu cümlede 'do' zorunlu değildir; kullanıldığında vurgu ekler (emphatic). 'She likes music' nötr, 'She does like music' vurgulu. Fark telaffuzda da hissedilir: emphatic 'do' vurgulu, normal 'do' hafif. Bu ayrım C1'de önemlidir çünkü emphatic do'yu gereksiz kullanmak yazıyı yapay yapar. Sadece gerçek zıtlık, savunma, güçlendirme veya davet bağlamında kullanılmalı. Aksi halde 'I do go to school every day' gibi cümleler doğal durmaz; 'I go to school every day' yeterlidir.
Nötr vs emphatic
Aynı cümle iki tonda. Emphatic versiyon karşı argümanı çürütür veya bir gerçeği vurgular.
Nötr
Standart bildirim.
She speaks French.
Fransızca konuşuyor.
I went to the party.
Partiye gittim.
They helped us.
Bize yardım ettiler.
Emphatic
Vurgu, savunma veya zıtlık.
She does speak French (even if she's shy about it).
Gerçekten Fransızca konuşur (utansa bile).
I did go to the party (contrary to what you heard).
Gerçekten partiye gittim (duyduğunun aksine).
They did help us, a lot actually.
Bize gerçekten yardım ettiler, hem de çok.
Sözcükle odak: not so much X as Y
Bu iki parçalı kalıp sırayı hiç bozmaz; odağı sözcük seçimiyle kurar. Karşı tarafın okumasını tamamen reddetmezsin, yerine daha doğru olanı koyarsın: 'It was not so much a defeat as a warning' (Bu bir yenilgi değildi demiyorsun; yenilgiden çok uyarıydı diyorsun). Cleft'in 'It is X that…, not Y' düzeltme kalıbının daha ince bir biçimidir.
Kalıbın ikinci parçası 'as'tır, 'than' değil. 'Than' yalnız kardeş kalıpta doğrudur: 'less X than Y' ('It was less a negotiation than an ultimatum'). Bir de paralellik şartı var: X ile Y aynı türden öbek olmalı — isim ↔ isim, sıfat ↔ sıfat, yan cümle ↔ yan cümle.
not so much X as Y
not so much + X + as + Y
- Kardeş kalıp
- less + X + than + Y
- Ters yön
- more (of) + X + than + Y
X ve Y aynı türden öbek olmalı. 'not so much … than' yoktur; 'than' yalnız 'less … than' içinde geçer.
not so much X as Y örnekleri
It was not so much a defeatyenilgi as a warninguyarı.
Bu bir yenilgiden çok bir uyarıydı.
İsim ↔ isim: paralel.
The problem is not so much the cost as the delaygecikme.
Sorun maliyetten çok gecikme.
It was less a negotiationmüzakere than an ultimatumültimatom.
Bu bir müzakereden çok ültimatomdu.
Kardeş kalıp: 'less … than'.
Hızlı pratik: Fronting ve emphatic do
1 / 3
Vurgu yapmak için: I enjoyed the concert. → ___ I enjoyed.
Üslup amaçlı fronting: karma kullanımlar
C1 ve üzeri seviyelerde fronting genelde diğer vurgu yapılarıyla birleşir. 'Never before have I seen such...' inversiyon + olumsuz fronting; 'Try he did, but succeed he did not.' fiil öbeği fronting + emphatic 'did'. Edebi yazıda farklı fronting türleri peş peşe kullanılabilir: 'Quickly and silently, into the room, walked the shadow', zarf fronting + edat öbeği fronting + isim özne ile inversiyon. Akademik yazıda ise fronting genelde bir argümanı öne çıkarmak için kısıtlı kullanılır: 'This objection we cannot dismiss; the wider implications, however, remain unclear'. Burada nesne ('this objection') öne çekilmiş ama inversiyon yok; özne + fiil sırası ('we cannot dismiss') korunuyor.
Karma fronting örnekleri
Quietly, slowlyyavaşça, into the darkness he walked.
Sessizce, yavaşça karanlığa doğru yürüdü.
Üçlü fronting + inversiyon yok (zamir).
This observationgözlem, crucial as it is, deserveshak etmek closerdaha yakın attentiondikkat.
Bu gözlem, ne kadar kritik olsa da daha yakından incelenmeyi hak ediyor.
Akademik fronting.
The truthgerçek she could not hidesaklamak, the lie, however, she could.
Gerçeği saklayamazdı, ama yalanı saklayabilirdi.
Nesne fronting ile zıtlık.
Sık yapılan hatalar
Emphatic do'da üçüncü tekil unutma
Yanlış kullanım: She do like music.
Doğru kullanım: She does like music.
'Do' yardımcı fiili Present Simple'da üçüncü tekilde 'does' olur. 'She does' doğru. Emphatic kullanımda da normal kuralları uygular.
Öne çekilen nesneyi zamirle tekrarlamak
Yanlış kullanım: Coffee I cannot drink it.
Doğru kullanım: Coffee I cannot drink.
Türkçede öne çekilen öğe cümlede zamirle tekrar edilebilir; İngilizce fronting'de öne çekilen nesne cümle içinde ikinci kez zamirle temsil edilmez. 'Coffee I cannot drink' doğru; 'drink it' eklenirse nesne iki kez söylenmiş olur.
Emphatic do'dan sonra çekilmiş fiil
Yanlış kullanım: He does plays the guitar.
Doğru kullanım: He does play the guitar.
'Does' zaten üçüncü tekili taşır; ana fiil yalın hâlde kalır. 'Does play' doğru, 'does plays' yanlış. Bu, normal do / does / did kullanımındaki kuralın aynısıdır.
Zamir özne ile inversiyon
Yanlış kullanım: Here comes she.
Doğru kullanım: Here she comes.
Yer zarfı (here, there) başa alındığında özne bir zamirse devrik yapılmaz: 'Here she comes' doğru yapı. Devrik yalnız özne bir isimken olur: 'Here comes the bus'.
Her öne çekmede devrik kurmak
Yanlış kullanım: That film, have I seen three times.
Doğru kullanım: That film, I have seen three times.
Topicalisation'da devrik YOKTUR: virgülden sonra cümle normal sırayla devam eder. Devriği tetikleyen şey öne çekmenin kendisi değil, öne çekilen öbeğin türüdür — olumsuz / kısıtlayıcı öbek ('Not until…', 'Only by…', 'Rarely…') ya da fiili 'be' olan öne çekilmiş tümleç ('Of particular note is…').
Öne çekilmiş öbekte fiili yanlış özneyle uyuşturmak
Yanlış kullanım: Of particular note is the third and fourth clauses.
Doğru kullanım: Of particular note are the third and fourth clauses.
Öne çekilmiş yapıda gerçek özne SONDADIR; fiil onunla uyuşur. 'The third and fourth clauses' çoğul olduğu için 'are' gerekir. Öndeki öbek ('Of particular note') özne değildir, uyum ondan alınmaz. Bu, wh-cleft'teki kuralın aynısıdır: 'What we need are volunteers'.
'not so much X than Y'
Yanlış kullanım: It was not so much a defeat than a warning.
Doğru kullanım: It was not so much a defeat as a warning. / It was less a defeat than a warning.
İki kalıp karışıyor. Korelatifin ikinci parçası 'as'tır: not so much X as Y. 'Than' yalnız kardeş kalıpta doğrudur: less X than Y. Ayrıca X ile Y aynı türden öbek olmalı — isim ↔ isim, sıfat ↔ sıfat.
Ek pratik: Karma vurgu
1 / 3
Edebi vurgu: 'The days of free parking are gone.' → ___ the days of free parking.
Ek pratik: Akademik öne çekme ve odak
1 / 3
Akademik akış: '___ the third and fourth clauses.'
Özet
- Fronting: belirli bir öğeyi cümle başına taşıyarak vurgu yapmak.
- Nesne fronting (topicalisation): zıtlık veya vurgu. 'Coffee I cannot drink', 'Spaghetti, I love'. Devrik istemez ve ağırlıklı olarak konuşma dilidir.
- Tümleç fronting: edebi / dramatik. 'Gone are the days...'.
- Edat öbeği / yön fronting: isim özne ile inversiyon tetikler. 'Into the room walked the detective'. Fiil 'be' olmasa da devrik kurulur: 'Here lies the heart of the argument'. Zamir ile normal sıra: 'Here she comes'.
- Theme-rheme fronting ağır ve yeni bilgiyi sona atar: 'Of particular note is the third clause'. Fiil sondaki gerçek özneyle uyuşur — çoğulda 'are/were'.
- Karşılaştırmalı fronting sıralamayı öne, cevabı sona koyar: 'Hardest of all was the interview', 'Far more interesting is the second data set'.
- Emphatic do: olumlu cümlede 'do / does / did' + yalın fiil ile vurgu / savunma. 'I do care'.
- Emphatic do ana fiili yalın bırakır; üçüncü tekilde 'does'.
- 'not so much X as Y' iki okuma arasında düzeltme yapar; ikinci parça 'as'tır. 'Than' yalnız 'less X than Y' kalıbında geçer.
- Fronting + inversiyon + emphatic do kombinasyonları C1 üstü edebi üslupta yaygın.