Ana içeriğe geç

İngilizce aile üyeleri

32 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

Kendini dene: eşleştir

0 / 4

Önce İngilizcesine, sonra Türkçesine dokun.

Çekirdek aile

  • family/ˈfæməli/

    aile

    I love my family.

    Ailemi seviyorum.

  • mother/ˈmʌðər/

    anne

    My mother is a teacher.

    Annem öğretmen.

  • father/ˈfɑːðər/

    baba

    My father works in a bank.

    Babam bir bankada çalışıyor.

  • mum/mʌm/

    anne (günlük konuşmada)

    My mum works at a hospital.

    Annem bir hastanede çalışıyor.

  • dad/dæd/

    baba (günlük konuşmada)

    My dad takes me to school every morning.

    Babam beni her sabah okula götürüyor.

  • parent/ˈpɛrənt/

    ebeveyn (anne veya baba); çoğul: anne baba

    My parents are doctors.

    Annemle babam doktor.

  • brother/ˈbrʌðər/

    erkek kardeş (abi veya küçük kardeş)

    I have one brother.

    Bir erkek kardeşim var.

  • sister/ˈsɪstər/

    kız kardeş (abla veya küçük kız kardeş)

    I have two sisters.

    İki kız kardeşim var.

  • sibling/ˈsɪblɪŋ/

    kardeş (kız ya da erkek)

    Do you have any siblings?

    Kardeşin var mı?

  • son/sʌn/

    oğul

    Their son is at university.

    Oğulları üniversitede.

  • daughter/ˈdɔːtər/

    kız evlat

    Their daughter is a teacher.

    Kızları öğretmen.

  • child/tʃaɪld/

    çocuk (küçük yaştaki)

    The child is playing in the garden.

    Çocuk bahçede oynuyor.

  • baby/ˈbeɪbi/

    bebek

    The baby is sleeping.

    Bebek uyuyor.

  • husband/ˈhʌzbənd/

    koca, erkek eş

    Her husband is a doctor.

    Kocası doktor.

  • wife/waɪf/

    karı, kadın eş

    His wife is a lawyer.

    Eşi (karısı) avukat.

  • twin/twɪn/

    ikiz

    Ela and Ece are twins, but they don't look alike.

    Ela ile Ece ikiz ama birbirlerine benzemiyorlar.

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Geniş aile

  • grandmother/ˈɡrænˌmʌðər/

    büyükanne (anneanne veya babaanne)

    My grandmother makes the best cookies.

    Büyükannem en güzel kurabiyeyi yapar.

  • grandfather/ˈɡrænˌfɑːðər/

    büyükbaba, dede

    My grandfather was a soldier.

    Dedem askerdi.

  • grandma/ˈɡrænmɑː/

    büyükanne, nine, babaanne/anneanne

    Grandma makes the best soup in our family.

    Ailemizde en güzel çorbayı ninem yapar.

  • grandpa/ˈɡrænpɑː/

    dede, büyükbaba

    Grandpa tells us stories about his childhood.

    Dedem bize çocukluğuyla ilgili hikâyeler anlatır.

  • grandparent/ˈɡrænperənt/

    büyükanne ya da büyükbaba; (çoğul) büyükanne ve büyükbaba

    My grandparents live in Trabzon.

    Büyükannemle büyükbabam Trabzon'da yaşıyor.

  • grandchild/ˈɡræntʃaɪld/

    torun

    My grandmother has six grandchildren.

    Büyükannemin altı torunu var.

  • granddaughter/ˈɡrænˌdɔːtər/

    kız torun

    Her granddaughter is a student in Ankara.

    Kız torunu Ankara'da öğrenci.

  • grandson/ˈɡrænsʌn/

    erkek torun

    My grandmother calls her grandson every evening.

    Büyükannem her akşam erkek torununu arar.

  • great-grandfather/ˌɡreɪtˈɡrænfɑːðər/

    büyük dede (dedenin ya da büyükannenin babası)

    My great-grandfather built this house in 1950.

    Bu evi büyük dedem 1950'de yaptı.

  • aunt/ænt/

    teyze, hala, yenge

    My aunt lives in Antalya.

    Teyzem Antalya'da yaşıyor.

  • uncle/ˈʌŋkəl/

    amca, dayı, enişte

    My uncle has a farm.

    Amcamın bir çiftliği var.

  • cousin/ˈkʌzən/

    kuzen (amca/dayı/teyze/hala çocuğu)

    My cousin is the same age as me.

    Kuzenim benimle aynı yaşta.

  • nephew/ˈnefjuː/

    erkek yeğen

    My nephew is five and loves dinosaurs.

    Erkek yeğenim beş yaşında ve dinozorlara bayılıyor.

  • niece/niːs/

    kız yeğen

    My niece started school this year.

    Kız yeğenim bu yıl okula başladı.

  • half-sister/ˈhæfˌsɪstər/

    anne bir ya da baba bir kız kardeş

    My half-sister lives with her mom in Izmir, but she visits us every summer.

    Baba bir kız kardeşim annesiyle İzmir'de yaşıyor ama her yaz bizi ziyarete geliyor.

  • relative/ˈrelətɪv/

    akraba

    We visit our relatives in Konya every summer.

    Her yaz Konya'daki akrabalarımızı ziyaret ederiz.

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler