Ana içeriğe geç

İngilizce vücut bölümleri

37 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

Kendini dene: eşleştir

0 / 4

Önce İngilizcesine, sonra Türkçesine dokun.

Baş ve yüz

  • head/hɛd/

    baş, kafa

    My head hurts.

    Başım ağrıyor.

  • face/feɪs/

    yüz, surat

    Wash your face.

    Yüzünü yıka.

  • hair/hɛr/

    saç (bütün olarak)

    She has long black hair.

    Uzun siyah saçı var.

  • eye/aɪ/

    göz

    She has blue eyes.

    Mavi gözleri var.

  • eyebrow/ˈaɪbraʊ/

    kaş

    My dad has thick, dark eyebrows.

    Babamın kalın, koyu renk kaşları var.

  • ear/ɪr/

    kulak

    My ear hurts.

    Kulağım ağrıyor.

  • nose/noʊz/

    burun

    My nose is running.

    Burnum akıyor.

  • mouth/maʊθ/

    ağız

    Open your mouth, please.

    Ağzını aç, lütfen.

  • lip/lɪp/

    dudak

    My lips get dry in winter.

    Kışın dudaklarım kurur.

  • tooth/tuːθ/

    diş

    Brush your teeth before bed.

    Yatmadan önce dişlerini fırçala.

  • tongue/tʌŋ/

    dil (ağızdaki organ)

    The dog licked my hand with its long tongue.

    Köpek uzun diliyle elimi yaladı.

  • cheek/tʃiːk/

    yanak

    My grandmother kissed me on both cheeks.

    Büyükannem beni iki yanağımdan öptü.

  • chin/tʃɪn/

    çene (yüzün alt ucu)

    My little sister got ice cream all over her chin.

    Küçük kız kardeşimin bütün çenesi dondurma olmuş.

  • forehead/ˈfɔːrhed/

    alın

    Mom felt my forehead to see if I had a fever.

    Annem ateşim var mı diye alnıma elini koydu.

  • neck/nek/

    boyun

    A giraffe has a very long neck.

    Zürafanın çok uzun bir boynu vardır.

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Gövde ve uzuvlar

  • body/ˈbɑːdi/

    vücut, beden

    Swimming is good for your whole body.

    Yüzmek bütün vücudun için iyidir.

  • shoulder/ˈʃoʊldər/

    omuz

    My little brother sat on Dad's shoulders at the parade.

    Küçük kardeşim geçit töreninde babamın omuzlarına oturdu.

  • chest/tʃest/

    göğüs

    He crossed his arms over his chest.

    Kollarını göğsünde kavuşturdu.

  • stomach/ˈstʌmək/

    mide; karın

    I have a stomachache, I think I ate something bad.

    Mide/karın ağrım var, kötü bir şey yemiş olabilirim.

  • arm/ɑːrm/

    kol

    She broke her arm.

    Kolunu kırdı.

  • elbow/ˈelboʊ/

    dirsek

    Don't put your elbows on the table while you eat.

    Yemek yerken dirseklerini masaya koyma.

  • wrist/rɪst/

    el bileği

    She wears a watch on her left wrist.

    Sol bileğinde saat takıyor.

  • hand/hænd/

    el

    Wash your hands before dinner.

    Yemekten önce ellerini yıka.

  • finger/ˈfɪŋɡər/

    parmak (el)

    I cut my finger while I was cooking.

    Yemek yaparken parmağımı kestim.

  • thumb/θʌm/

    başparmak (elin)

    The baby is sucking his thumb.

    Bebek başparmağını emiyor.

  • nail/neɪl/

    tırnak

    Please cut your nails before the swimming lesson.

    Yüzme dersinden önce lütfen tırnaklarını kes.

  • leg/lɛɡ/

    bacak

    He broke his leg playing football.

    Futbol oynarken bacağını kırdı.

  • knee/niː/

    diz

    I fell off my bike and hurt my knee.

    Bisikletten düştüm ve dizimi incittim.

  • ankle/ˈæŋkəl/

    ayak bileği

    I twisted my ankle during the basketball game.

    Basketbol maçında ayak bileğimi burktum.

  • foot/fʊt/

    ayak

    My feet hurt after walking all day.

    Bütün gün yürüdükten sonra ayaklarım ağrıyor.

  • heel/hiːl/

    topuk (ayağın)

    My new shoes hurt my heels.

    Yeni ayakkabılarım topuklarımı acıtıyor.

  • toe/toʊ/

    ayak parmağı

    I can touch my toes without bending my knees.

    Dizlerimi bükmeden ayak parmaklarıma dokunabiliyorum.

İç organlar

  • heart/hɑːrt/

    kalp

    Your heart beats faster when you run.

    Koşarken kalbin daha hızlı atar.

  • brain/breɪn/

    beyin

    The brain needs sleep to work well.

    Beynin iyi çalışması için uyku gerekir.

  • bone/boʊn/

    kemik; kılçık

    Milk is good for your bones.

    Süt kemiklerin için iyidir.

  • blood/blʌd/

    kan

    I cut my finger, and some blood came out.

    Parmağımı kestim ve biraz kan geldi.

  • skin/skɪn/

    cilt, deri

    Use sunscreen to protect your skin in summer.

    Yazın cildini korumak için güneş kremi kullan.

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler