Ana içeriğe geç

Çiftlik ile ilgili İngilizce kelimeler

28 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

  • chicken/ˈtʃɪkɪn/

    tavuk (canlı hayvan)

    The chickens are in the yard.

    Tavuklar avluda.

  • cow/kaʊ/

    inek

    The farmer has twenty cows.

    Çiftçinin yirmi ineği var.

  • duck/dʌk/

    ördek

    Two ducks are swimming on the lake.

    Gölde iki ördek yüzüyor.

  • farm/fɑːrm/

    çiftlik

    My uncle lives on a farm near Bursa.

    Amcam Bursa yakınında bir çiftlikte yaşıyor.

  • farmer/ˈfɑːrmər/

    çiftçi

    My grandfather was a farmer.

    Dedem çiftçiydi.

  • horse/hɔːrs/

    at

    She rides her horse every weekend.

    Her hafta sonu atına biner.

  • pig/pɪɡ/

    domuz

    The farmer has three pigs and ten cows.

    Çiftçinin üç domuzu ve on ineği var.

  • rabbit/ˈræbɪt/

    tavşan

    My sister has a pet rabbit.

    Kız kardeşimin bir evcil tavşanı var.

  • sheep/ʃiːp/

    koyun

    There are a lot of sheep on the hill.

    Tepede bir sürü koyun var.

  • village/ˈvɪlɪdʒ/

    köy

    My grandmother lives in a village.

    Babaannem bir köyde yaşıyor.

  • corn/kɔːrn/

    mısır

    We bought boiled corn on the beach.

    Sahilde haşlanmış mısır aldık.

  • donkey/ˈdɑːŋki/

    eşek

    My grandfather's donkey carries water from the well.

    Dedemin eşeği kuyudan su taşıyor.

  • feed/fiːd/

    beslemek, yemek vermek

    I feed the cat every morning.

    Her sabah kediyi beslerim.

  • field/fiːld/

    saha (spor)

    The players are warming up on the field.

    Oyuncular sahada ısınıyor.

  • goat/ɡoʊt/

    keçi

    The goats are climbing on the rocks.

    Keçiler kayalara tırmanıyor.

  • lamb/læm/

    kuzu

    The lamb stays close to its mother.

    Kuzu annesinin yanından ayrılmıyor.

  • farmhouse/ˈfɑːrmhaʊs/

    çiftlik evi

    My cousins live in a big farmhouse with cows and chickens around it.

    Kuzenlerim etrafında inekler ve tavuklar olan büyük bir çiftlik evinde oturuyor.

  • fence/fɛns/

    çit, parmaklık

    The dog jumped over the garden fence and ran into the street.

    Köpek bahçe çitinin üstünden atladı ve sokağa koştu.

  • harvest/ˈhɑːrvɪst/

    hasat; hasat dönemi, rekolte

    The whole village helps during the olive harvest in autumn.

    Sonbaharda zeytin hasadı sırasında bütün köy yardım eder.

  • pond/pɑːnd/

    gölet, küçük göl, havuz

    There are ducks and frogs in the pond behind the farm.

    Çiftliğin arkasındaki gölette ördekler ve kurbağalar var.

  • produce/prəˈduːs/

    üretmek, yapmak

    This factory produces parts for washing machines.

    Bu fabrika çamaşır makineleri için parça üretiyor.

  • crop/krɑːp/

    (tarım) ürün, mahsul; ekin

    Wheat and cotton are the main crops in this part of the country.

    Ülkenin bu bölgesinde başlıca ürünler buğday ve pamuktur.

  • grain/ɡreɪn/

    tahıl

    Bread is made from grain.

    Ekmek tahıldan yapılır.

  • grower/ˈɡroʊər/

    yetiştirici, üretici (meyve, sebze, çiçek)

    Local fruit growers sell their apples at the Saturday market.

    Yerel meyve üreticileri elmalarını cumartesi pazarında satıyor.

  • mill/mɪl/

    değirmen

    The old water mill by the river is now a small museum.

    Nehrin kenarındaki eski su değirmeni artık küçük bir müze.

  • orchard/ˈɔːrtʃərd/

    meyve bahçesi

    My grandparents have a cherry orchard just outside the village.

    Büyükannemlerin köyün hemen dışında bir kiraz bahçesi var.

  • seedling/ˈsiːdlɪŋ/

    fide

    We planted tomato seedlings in the garden.

    Bahçeye domates fidesi diktik.

  • stable/ˈsteɪbəl/

    istikrarlı, sabit, dengeli

    She wants a stable job with a regular salary.

    Düzenli maaşı olan istikrarlı bir iş istiyor.

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler