Ana içeriğe geç

Evcil Hayvanlar ile ilgili İngilizce kelimeler

19 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

  • cat/kæt/

    kedi

    My cat purrs when I stroke her.

    Kediyi okşadığımda mırlar.

  • dog/dɔɡ/

    köpek

    I walk my dog every morning.

    Her sabah köpeğimi gezdiririm.

  • mouse/maʊs/

    fare (kemirgen)

    The cat caught a mouse.

    Kedi bir fare yakaladı.

  • pet/pɛt/

    evcil hayvan

    Do you have any pets?

    Evcil hayvanın var mı?

  • puppy/ˈpʌpi/

    köpek yavrusu

    Our dog had four puppies.

    Köpeğimizin dört yavrusu oldu.

  • rabbit/ˈræbɪt/

    tavşan

    My sister has a pet rabbit.

    Kız kardeşimin bir evcil tavşanı var.

  • cage/keɪdʒ/

    kafes

    Our bird lives in a small cage in the living room.

    Kuşumuz oturma odasındaki küçük bir kafeste yaşıyor.

  • feed/fiːd/

    beslemek, yemek vermek

    I feed the cat every morning.

    Her sabah kediyi beslerim.

  • kitten/ˈkɪtn/

    yavru kedi

    Our cat had four kittens last week.

    Kedimiz geçen hafta dört yavru doğurdu.

  • parrot/ˈpærət/

    papağan

    Our parrot can say 'hello'.

    Papağanımız 'merhaba' diyebiliyor.

  • vet/vɛt/

    veteriner

    We took our cat to the vet.

    Kedimizi veterinere götürdük.

  • adopt/əˈdɑːpt/

    sahiplenmek (hayvan); evlat edinmek

    We adopted a cat from the local animal shelter last month.

    Geçen ay yerel hayvan barınağından bir kedi sahiplendik.

  • chase/tʃeɪs/

    kovalamak, peşinden koşmak

    The dog chased the cat around the garden.

    Köpek kediyi bahçede kovaladı.

  • owner/ˈoʊnər/

    sahip, mal sahibi

    The owner of the café gave us free tea.

    Kafenin sahibi bize bedava çay verdi.

  • paw/pɔː/

    pati, (hayvanın) ayağı

    My cat cleans its face with its paw.

    Kedim yüzünü patisiyle temizliyor.

  • shelter/ˈʃɛltər/

    barınak (hayvan barınağı, evsizler yurdu)

    She volunteers at an animal shelter every Saturday.

    Her cumartesi bir hayvan barınağında gönüllü çalışıyor.

  • tank/tæŋk/

    depo, tank (sıvı ya da gaz için)

    The water tank on the roof is empty.

    Çatıdaki su deposu boş.

  • treat/triːt/

    davranmak

    She treats all her students fairly.

    Bütün öğrencilerine adil davranıyor.

  • stray/streɪ/

    sokak (hayvanı), sahipsiz, başıboş

    Many people in our street feed the stray cats.

    Sokağımızda pek çok kişi sokak kedilerini besliyor.

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler