Ana içeriğe geç

Düşünme ve Karar ile ilgili İngilizce kelimeler

129 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

  • forget/fərˈɡɛt/

    unutmak

  • idea/aɪˈdiːə/

    fikir, düşünce

  • mean/miːn/

    anlamına gelmek, demek

  • problem/ˈprɑːbləm/

    sorun, problem

  • remember/rɪˈmembər/

    hatırlamak

  • think/θɪŋk/

    düşünmek, sanmak (bir görüşte olmak)

  • understand/ˌʌndərˈstænd/

    anlamak

  • action/ˈækʃən/

    eylem, harekete geçme, davranış

  • advice/ədˈvaɪs/

    tavsiye, öğüt

  • believe/bɪˈliːv/

    inanmak

  • chance/tʃæns/

    fırsat

  • choose/tʃuːz/

    seçmek, seçim yapmak

  • concentrate/ˈkɑːnsəntreɪt/

    odaklanmak, konsantre olmak

  • decide/dɪˈsaɪd/

    karar vermek

  • difference/ˈdɪfərəns/

    fark, ayrım

  • discover/dɪˈskʌvər/

    keşfetmek, bulmak

  • find out/faɪnd ˈaʊt/

    öğrenmek, ortaya çıkarmak (bir bilgiyi)

  • guess/ɡes/

    tahmin etmek

  • mind/maɪnd/

    akıl, zihin, kafa

  • opinion/əˈpɪnjən/

    fikir, görüş

  • pick/pɪk/

    seçmek

  • possible/ˈpɑːsəbəl/

    mümkün, yapılabilir

  • prefer/prɪˈfɜːr/

    tercih etmek, yeğlemek

  • probably/ˈprɑːbəbli/

    muhtemelen, büyük olasılıkla

  • sure/ʃʊr/

    emin

  • trouble/ˈtrʌbəl/

    sorun, dert, zorluk

  • accept/əkˈsɛpt/

    kabul etmek (teklif, davet, hediye)

  • analyze/ˈænəlaɪz/

    analiz etmek, çözümlemek, incelemek

  • approach/əˈproʊtʃ/

    yaklaşım, ele alma biçimi

  • arrangement/əˈreɪndʒmənt/

    (önceden yapılmış) plan, ayarlama, hazırlık

  • assess/əˈsɛs/

    değerlendirmek, ölçmek, biçmek

  • attention/əˈtɛnʃən/

    dikkat, ilgi

  • avoid/əˈvɔɪd/

    kaçınmak, uzak durmak

  • case/keɪs/

    durum, olay; vaka

  • certain/ˈsɜːrtən/

    emin, kesin

  • choice/tʃɔɪs/

    seçim, tercih

  • clue/kluː/

    ipucu

  • compare/kəmˈper/

    karşılaştırmak, kıyaslamak

  • comparison/kəmˈpærɪsən/

    karşılaştırma

  • conclude/kənˈkluːd/

    sonuca varmak, çıkarım yapmak

  • confuse/kənˈfjuːz/

    kafasını karıştırmak

  • consider/kənˈsɪdər/

    düşünmek, göz önünde bulundurmak

  • decision/dɪˈsɪʒən/

    karar

  • define/dɪˈfaɪn/

    tanımlamak, anlamını açıklamak

  • doubt/daʊt/

    şüphe, kuşku

  • evaluate/ɪˈvæljueɪt/

    değerlendirmek, ölçüp biçmek

  • expect/ɪkˈspɛkt/

    beklemek, ummak (olacağını düşünmek)

  • familiar/fəˈmɪljər/

    tanıdık, bildik

  • focus/ˈfoʊkəs/

    odaklanmak, yoğunlaşmak

  • identify/aɪˈdɛntɪfaɪ/

    tanımlamak, belirlemek, tespit etmek

  • ignore/ɪɡˈnɔːr/

    görmezden gelmek, aldırmamak

  • imagine/ɪˈmædʒɪn/

    hayal etmek, gözünde canlandırmak

  • interpret/ɪnˈtɜːrprɪt/

    yorumlamak, anlamlandırmak

  • invent/ɪnˈvent/

    icat etmek

  • judge/dʒʌdʒ/

    yargılamak, değerlendirmek, karar vermek

  • knowledge/ˈnɑːlɪdʒ/

    bilgi, birikim

  • likely/ˈlaɪkli/

    muhtemel, olası

  • matter/ˈmætər/

    önemli olmak, fark etmek

  • method/ˈmɛθəd/

    yöntem, usul

  • notice/ˈnoʊtɪs/

    fark etmek, görmek

  • option/ˈɑːpʃən/

    seçenek, tercih imkânı

  • possibility/ˌpɑːsəˈbɪləti/

    olasılık, ihtimal

  • predict/prɪˈdɪkt/

    tahmin etmek, öngörmek

  • prediction/prɪˈdɪkʃən/

    tahmin, öngörü

  • purpose/ˈpɜːrpəs/

    amaç, maksat

  • rather/ˈræðər/

    (would rather) -mayı tercih etmek, -sa daha iyi

  • realistic/ˌriːəˈlɪstɪk/

    gerçekçi, yapılabilir

  • reason/ˈriːzən/

    neden, gerekçe, sebep

  • recognize/ˈrɛkəɡnaɪz/

    tanımak, fark etmek

  • reflect/rɪˈflɛkt/

    düşünmek, üzerine kafa yormak

  • refuse/rɪˈfjuːz/

    reddetmek, kabul etmemek; (yapmayı) istememek

  • risk/rɪsk/

    risk, tehlike ihtimali

  • sense/sɛns/

    anlam; mantık (make sense)

  • solution/səˈluːʃən/

    çözüm

  • solve/sɑːlv/

    çözmek, halletmek

  • value/ˈvæljuː/

    değer, kıymet (parasal)

  • whether/ˈweðər/

    -ip -mediği(ni), -ip -mayacağı(nı)

  • wonder/ˈwʌndər/

    merak etmek, düşünüp durmak

  • worth/wɜːrθ/

    değerinde, eden

  • alternative/ɔːlˈtɜːrnətɪv/

    başka, alternatif, yedek

  • analysis/əˈnæləsɪs/

    analiz, çözümleme, inceleme

  • anticipate/ænˈtɪsɪpeɪt/

    öngörmek, beklemek, tahmin etmek

  • articulate/ɑːrˈtɪkjəleɪt/

    (düşünce/duygu) açıkça ifade etmek

  • assume/əˈsuːm/

    varsaymak, (kanıtsız) sanmak

  • assumption/əˈsʌmpʃən/

    varsayım, kabul

  • brainstorming/ˈbreɪnstɔːrmɪŋ/

    beyin fırtınası

  • certainty/ˈsɜːrtənti/

    kesinlik, emin olma

  • conclusion/kənˈkluːʒən/

    sonuç, yargı (düşünerek varılan)

  • consideration/kənˌsɪdəˈreɪʃən/

    dikkate alma, değerlendirme, düşünme

  • deliberate/dɪˈlɪbərət/

    kasıtlı, bilerek yapılan

  • determine/dɪˈtɜːrmɪn/

    belirlemek, saptamak

  • differ/ˈdɪfər/

    farklı olmak, farklılık göstermek

  • differentiate/ˌdɪfəˈrenʃieɪt/

    ayırt etmek, ayırmak

  • estimate/ˈɛstɪmət/

    tahmin (sayı, miktar)

  • expectation/ˌɛkspɛkˈteɪʃən/

    beklenti

  • hesitation/ˌhezɪˈteɪʃən/

    tereddüt, duraksama

  • judgment/ˈdʒʌdʒmənt/

    muhakeme, sağduyu, karar verme yeteneği

  • logic/ˈlɑːdʒɪk/

    mantık, akıl yürütme biçimi

  • observe/əbˈzɜːrv/

    gözlemlemek, dikkatle izlemek

  • overlook/ˌoʊvərˈlʊk/

    gözden kaçırmak, atlamak

  • principle/ˈprɪnsəpəl/

    ilke, prensip (ahlaki)

  • recall/rɪˈkɔːl/

    hatırlamak, anımsamak

  • reflection/rɪˈflɛkʃən/

    yansıma, aksi (aynada, suda)

  • reflective/rɪˈflɛktɪv/

    düşünceli, düşünceye dalmış, derin düşünen

  • reject/rɪˈdʒɛkt/

    reddetmek, geri çevirmek

  • rely/rɪˈlaɪ/

    güvenmek, bel bağlamak; bağımlı olmak (rely on)

  • resolve/rɪˈzɑːlv/

    çözmek, halletmek (sorun, anlaşmazlık)

  • suspect/səˈspɛkt/

    şüphelenmek, (bir şeyin doğru olduğunu) sanmak

  • trace/treɪs/

    izini sürmek, kökenini bulmak

  • uncertain/ʌnˈsɜːrtən/

    emin olmayan, kararsız

  • uncertainty/ʌnˈsɜːrtənti/

    belirsizlik, emin olamama

  • underestimate/ˌʌndərˈɛstɪmeɪt/

    hafife almak, küçümsemek; olduğundan az tahmin etmek

  • visualize/ˈvɪʒuəlaɪz/

    gözünde canlandırmak, hayal etmek

  • wisdom/ˈwɪzdəm/

    bilgelik, sağduyu

  • analytical/ˌænəˈlɪtɪkəl/

    analitik, çözümleyici

  • deduce/dɪˈduːs/

    tümdengelimle sonuç çıkarmak, mantıksal çıkarım yapmak

  • default/dɪˈfɔːlt/

    varsayılan (ayar, seçenek)

  • deliberation/dɪˌlɪbəˈreɪʃən/

    müzakere, enine boyuna düşünme ve tartışma

  • dilemma/dɪˈlɛmə/

    ikilem, çıkmaz; iki zor seçenek arasında kalma durumu

  • grasp/ɡræsp/

    kavramak, anlamak

  • hindsight/ˈhaɪndsaɪt/

    sonradan anlama, geriye dönüp bakma

  • infer/ɪnˈfɜːr/

    çıkarım yapmak, sonuç çıkarmak (dolaylı bilgiden)

  • misread/ˌmɪsˈriːd/

    yanlış yorumlamak, yanlış anlamak

  • plausible/ˈplɔːzɪbəl/

    makul görünen, akla yatkın, inandırıcı

  • reframe/riːˈfreɪm/

    yeniden çerçevelemek, başka bir açıdan ele almak

  • remedy/ˈremədi/

    çare, çözüm

  • skeptical/ˈskɛptɪkəl/

    şüpheci, kuşkucu; kolay kolay inanmayan

  • suspicion/səˈspɪʃən/

    şüphe, kuşku (birinin kötü bir şey yaptığına dair)

  • dispense with/dɪˈspɛns wɪð/

    -den vazgeçmek, -i gereksiz saymak, -siz yapmak

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler