Hırs ve Azim ile ilgili İngilizce kelimeler
12 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.
- ambition/æmˈbɪʃən/
büyük hedef, hayal edilen amaç
Her ambition is to open her own restaurant in İzmir.
Hedefi İzmir'de kendi restoranını açmak.
- commit/kəˈmɪt/
kendini adamak, söz vermek
I've committed to studying English for an hour every day.
Her gün bir saat İngilizce çalışmaya söz verdim.
- dedication/ˌdɛdɪˈkeɪʃən/
özveri, adanmışlık
Her dedication to her students is amazing.
Öğrencilerine olan adanmışlığı inanılmaz.
- determination/dɪˌtɜːrmɪˈneɪʃən/
kararlılık, azim
With hard work and determination, she passed the exam.
Sıkı çalışma ve azimle sınavı geçti.
- discipline/ˈdɪsəplɪn/
öz disiplin, kendini denetleme
It takes discipline to study every evening after school.
Her akşam okuldan sonra ders çalışmak disiplin ister.
- endeavor/ɪnˈdevər/
çaba, girişim
She made every endeavor to succeed.
Başarmak için her çabayı gösterdi.
- sacrifice/ˈsækrɪfaɪs/
fedakârlık
My parents made many sacrifices so I could go to university.
Ailem üniversiteye gidebilmem için çok fedakârlık yaptı.
- bite the bullet/ˌbaɪt ðə ˈbʊlɪt/
dişini sıkıp katlanmak, (ertelenen zor işi) sonunda yapmak
I hate going to the dentist, but I'll have to bite the bullet.
Dişçiye gitmekten nefret ediyorum ama dişimi sıkıp gitmem gerekecek.
- endure/ɪnˈdʊr/
katlanmak, dayanmak
The climbers endured freezing winds for three days.
Dağcılar üç gün boyunca dondurucu rüzgârlara katlandı.
- persist/pərˈsɪst/
sürmek, devam etmek (istenmeyen durum)
If the pain persists, see a doctor.
Ağrı sürerse bir doktora görünün.
- persistence/pərˈsɪstəns/
azim, sebat
Her persistence finally paid off when she got the job.
İşi aldığında azminin karşılığını nihayet gördü.
- resilience/rɪˈzɪliəns/
(zorluktan sonra) toparlanma gücü, dayanıklılık
Children often show great resilience after a move to a new city.
Çocuklar yeni bir şehre taşındıktan sonra çoğu zaman büyük bir toparlanma gücü gösterir.
Öğretmen misin?
Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.