Ana içeriğe geç

İş Kalitesi ile ilgili İngilizce kelimeler

17 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

  • detail/ˈdiːteɪl/

    ayrıntı, detay

    Can you give me more details about the trip?

    Bana gezi hakkında daha fazla ayrıntı verebilir misin?

  • exact/ɪɡˈzækt/

    tam, kesin, doğru

    What's the exact time?

    Saat tam olarak kaç?

  • perfectly/ˈpɜːrfɪktli/

    kusursuzca, mükemmel biçimde

    The dress fits you perfectly.

    Elbise sana tam oturuyor.

  • proper/ˈprɑːpər/

    doğru dürüst, gerçek, düzgün

    I haven't had a proper meal all day.

    Bütün gün doğru dürüst bir yemek yemedim.

  • quality/ˈkwɑːləti/

    kalite

    The quality of the food here is excellent.

    Buradaki yemeklerin kalitesi mükemmel.

  • technique/tɛkˈniːk/

    teknik, yöntem

    This breathing technique helps me relax before exams.

    Bu nefes tekniği sınavlardan önce rahatlamama yardım ediyor.

  • accurate/ˈækjərət/

    doğru, kesin, isabetli

    Make sure the numbers in your report are accurate.

    Raporundaki rakamların doğru olduğundan emin ol.

  • inspect/ɪnˈspɛkt/

    incelemek, denetlemek, teftiş etmek

    The mechanic inspected the brakes before the long trip.

    Tamirci uzun yolculuktan önce frenleri inceledi.

  • inspection/ɪnˈspɛkʃən/

    denetim, teftiş, inceleme

    The factory passed its safety inspection last month.

    Fabrika geçen ay güvenlik denetiminden geçti.

  • meticulous/məˈtɪkjələs/

    titiz, ayrıntılara çok dikkat eden

    He is meticulous about details.

    Detaylar konusunda çok titiz.

  • standard/ˈstændərd/

    standart, düzey, ölçüt

    The hotel's standards of service are very high.

    Otelin hizmet standartları çok yüksek.

  • thorough/ˈθɜːroʊ/

    kapsamlı, eksiksiz, ayrıntılı

    The doctor gave me a thorough check-up.

    Doktor bana kapsamlı bir muayene yaptı.

  • thoroughly/ˈθɜːroʊli/

    iyice, baştan sona, eksiksiz

    Wash the vegetables thoroughly before you cook them.

    Pişirmeden önce sebzeleri iyice yıka.

  • diligence/ˈdɪlɪdʒəns/

    çalışkanlık, titizlik, özen

    Her diligence paid off when she won the scholarship.

    Bursu kazandığında çalışkanlığının karşılığını aldı.

  • flaw/flɔː/

    kusur, zayıf nokta (fikirde, planda, sistemde)

    There is a serious flaw in your argument.

    Argümanında ciddi bir kusur var.

  • meticulously/məˈtɪkjələsli/

    titizlikle, en ince ayrıntısına kadar

    She meticulously checked every page before printing.

    Yazdırmadan önce her sayfayı titizlikle kontrol etti.

  • refine/rɪˈfaɪn/

    geliştirmek, iyileştirmek, ince ayar yapmak

    She spent the weekend refining her presentation.

    Hafta sonunu sunumunu geliştirmekle geçirdi.

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler