Ana içeriğe geç

Kazanç ve Müşteri ile ilgili İngilizce kelimeler

15 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

  • customer/ˈkʌstəmər/

    müşteri (mağaza, restoran, servis)

    The shop assistant greeted every customer at the door.

    Mağaza görevlisi her müşteriyi kapıda karşıladı.

  • earn/ɜːrn/

    kazanmak (para, çalışarak)

    How much do you earn a month?

    Ayda ne kadar kazanıyorsun?

  • pay/peɪ/

    ödemek

    I paid for the tickets online.

    Biletlerin ücretini online ödedim.

  • seller/ˈsɛlər/

    satıcı

    The fruit seller gave us a few extra apples.

    Meyve satıcısı bize birkaç fazladan elma verdi.

  • bonus/ˈboʊnəs/

    ikramiye, prim

    All the staff got a bonus at the end of the year.

    Bütün çalışanlar yıl sonunda ikramiye aldı.

  • client/ˈklaɪənt/

    müşteri (hizmet alan), danışan

    The lawyer has a meeting with a new client this afternoon.

    Avukatın bu öğleden sonra yeni bir müvekkiliyle toplantısı var.

  • complaint/kəmˈpleɪnt/

    şikâyet

    I made a complaint about the cold food.

    Soğuk yemek hakkında şikâyette bulundum.

  • deliver/dɪˈlɪvər/

    teslim etmek, (eve, adrese) getirmek, götürmek

    The shop will deliver the fridge on Friday.

    Mağaza buzdolabını cuma günü getirecek.

  • delivery/dɪˈlɪvəri/

    teslimat, dağıtım

    Delivery is free for orders over 500 lira.

    500 lira üstü siparişlerde teslimat ücretsiz.

  • labour/ˈleɪbər/

    emek, işçilik; iş gücü

    The repair costs two thousand lira, including labour.

    Tamir, işçilik dahil iki bin liraya mal oluyor.

  • merchant/ˈmɜːrtʃənt/

    tüccar, tacir

    Silk merchants travelled along the old trade routes.

    İpek tüccarları eski ticaret yolları boyunca seyahat ederdi.

  • profitable/ˈprɑːfɪtəbəl/

    kârlı, kazançlı

    The small café became profitable after its second year.

    Küçük kafe ikinci yılından sonra kâr etmeye başladı.

  • trader/ˈtreɪdər/

    tüccar, esnaf, satıcı

    Local traders sell fresh fish at the harbour every morning.

    Yerel esnaf her sabah limanda taze balık satar.

  • wage/weɪdʒ/

    ücret, maaş (saatlik, günlük ya da haftalık)

    The minimum wage went up again this year.

    Asgari ücret bu yıl yine arttı.

  • turnover/ˈtɜːrnoʊvər/

    ciro, toplam satış hasılatı

    The bakery has an annual turnover of about two million lira.

    Fırının yıllık cirosu yaklaşık iki milyon lira.

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler