Okul ve Sınıf ile ilgili İngilizce kelimeler
74 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.
- answer/ˈænsər/
cevap, yanıt
What's the answer to question three?
Üçüncü sorunun cevabı ne?
- board/bɔːrd/
tahta, yazı tahtası; pano
The teacher wrote the new words on the board.
Öğretmen yeni kelimeleri tahtaya yazdı.
- book/bʊk/
kitap
I'm reading a good book.
İyi bir kitap okuyorum.
- chair/tʃɛr/
sandalye
Please sit on a chair.
Lütfen bir sandalyeye otur.
- class/klæs/
ders, ders saati
I have class at 9 a.m.
Sabah 9'da dersim var.
- classmate/ˈklæsmeɪt/
sınıf arkadaşı
Ayşe is my classmate and my best friend.
Ayşe benim sınıf arkadaşım ve en iyi arkadaşım.
- classroom/ˈklæsruːm/
sınıf, derslik
Our classroom is on the second floor.
Sınıfımız ikinci katta.
- computer/kəmˈpjuːtər/
bilgisayar
I use my computer for work and watching videos.
Bilgisayarımı hem iş hem de video izlemek için kullanıyorum.
- crayon/ˈkreɪɑːn/
pastel boya, mum boya
The children are drawing a house with crayons.
Çocuklar pastel boyalarla bir ev çiziyor.
- desk/desk/
çalışma masası, sıra (okulda)
My books are on my desk.
Kitaplarım masamın üstünde.
- dictionary/ˈdɪkʃəˌnɛri/
sözlük
Look up the word in the dictionary.
Kelimeye sözlükten bak.
- exam/ɛɡˈzæm/
sınav (büyük/resmi)
I'm studying for my final exam.
Final sınavım için çalışıyorum.
- example/ɪɡˈzæmpəl/
örnek
Can you give me an example?
Bana bir örnek verebilir misin?
- glue/ɡluː/
yapıştırıcı, tutkal
We need some glue for our art project.
Sanat projemiz için biraz yapıştırıcıya ihtiyacımız var.
- history/ˈhɪstəri/
tarih (ders ve geçmiş olaylar)
We have a history lesson on Wednesday.
Çarşamba günü tarih dersimiz var.
- homework/ˈhoʊmˌwɜːrk/
ev ödevi
I have a lot of homework tonight.
Bu akşam çok ödevim var.
- language/ˈlæŋɡwɪdʒ/
dil (konuşma sistemi)
How many languages do you speak?
Kaç dil konuşuyorsun?
- learn/lɜːrn/
öğrenmek (bilgi/beceri kazanmak)
I want to learn English.
İngilizce öğrenmek istiyorum.
- lesson/ˈlɛsən/
ders (tek bir öğretim oturumu)
I have an English lesson on Mondays.
Pazartesileri İngilizce dersim var.
- library/ˈlaɪbrɛri/
kütüphane
I study at the library after school.
Okuldan sonra kütüphanede ders çalışırım.
- math/mæθ/
matematik
Math is my favourite subject.
Matematik en sevdiğim ders.
- notebook/ˈnoʊtˌbʊk/
defter
I wrote the new words in my notebook.
Yeni kelimeleri defterime yazdım.
- page/peɪdʒ/
sayfa
Open your books to page 25.
Kitaplarınızın 25. sayfasını açın.
- paper/ˈpeɪpər/
kağıt (malzeme)
Can I have a piece of paper?
Bir parça kağıt alabilir miyim?
- pen/pɛn/
tükenmez kalem, dolma kalem
Can I borrow your pen?
Kalemini ödünç alabilir miyim?
- pencil/ˈpɛnsəl/
kurşun kalem
I need a pencil for the test.
Sınav için kurşun kaleme ihtiyacım var.
- pencil case/ˈpensəl keɪs/
kalem kutusu, kalemlik
My pencil case is in my bag.
Kalem kutum çantamda.
- question/ˈkwɛstʃən/
soru
Can I ask you a question?
Sana bir soru sorabilir miyim?
- read/riːd/
okumak
I read a book every night.
Her gece bir kitap okurum.
- rubber/ˈrʌbər/
silgi (İngiliz kullanımı)
Can I borrow your rubber, please?
Silgini ödünç alabilir miyim, lütfen?
- school/skuːl/
okul
I go to school every day.
Her gün okula giderim.
- schoolbag/ˈskuːlbæɡ/
okul çantası
My schoolbag is very heavy today.
Okul çantam bugün çok ağır.
- scissors/ˈsɪzərz/
makas
Cut the paper with your scissors.
Kâğıdı makasınla kes.
- sharpener/ˈʃɑːrpənər/
kalemtıraş; bileyici
The tip of my pencil broke. Do you have a sharpener?
Kalemimin ucu kırıldı. Kalemtıraşın var mı?
- student/ˈstuːdənt/
öğrenci
I am a university student.
Üniversite öğrencisiyim.
- study/ˈstʌdi/
ders çalışmak, öğrenim görmek
I'm studying for the exam tonight.
Bu akşam sınav için çalışıyorum.
- teach/tiːtʃ/
öğretmek, ders vermek
My mother teaches English at a high school.
Annem bir lisede İngilizce öğretiyor.
- teacher/ˈtiːtʃər/
öğretmen
My English teacher is very kind.
İngilizce öğretmenim çok kibar.
- test/tɛst/
sınav, test
We have a math test tomorrow.
Yarın matematik sınavımız var.
- write/raɪt/
yazmak
Please write your name on the paper.
Lütfen adını kağıda yaz.
- wrong/rɔːŋ/
yanlış, hatalı
Sorry, I think this is the wrong address.
Pardon, sanırım bu yanlış adres.
- backpack/ˈbækpæk/
sırt çantası
I carry my books in a blue backpack.
Kitaplarımı mavi bir sırt çantasında taşırım.
- bell/bel/
zil, çan
The bell rings at nine o'clock.
Zil saat dokuzda çalıyor.
- bookshelf/ˈbʊkʃelf/
kitaplık, kitap rafı
There is a tall bookshelf next to my bed.
Yatağımın yanında uzun bir kitaplık var.
- calculator/ˈkælkjəleɪtər/
hesap makinesi
You can't use a calculator in this math test.
Bu matematik sınavında hesap makinesi kullanamazsın.
- canteen/kænˈtiːn/
kantin, yemekhane (okulda ya da iş yerinde; İngiliz kullanımı)
We have lunch in the school canteen.
Öğle yemeğini okulun yemekhanesinde yiyoruz.
- copy/ˈkɑːpi/
kopyalamak, aynısını yazmak; kopya çekmek
Copy the sentences into your notebook.
Cümleleri defterine geçir.
- correct/kəˈrekt/
doğru
Your answer is correct.
Cevabın doğru.
- folder/ˈfoʊldər/
dosya, klasör (kâğıtlar için)
Put your worksheets in this folder.
Çalışma kâğıtlarını bu dosyaya koy.
- lab/læb/
laboratuvar
We do experiments in the science lab.
Fen laboratuvarında deney yaparız.
- librarian/laɪˈbrɛriən/
kütüphaneci
The librarian helped me find a book about space.
Kütüphaneci uzayla ilgili bir kitap bulmama yardım etti.
- mark/mɑːrk/
not (sınav, ödev)
I got a good mark in the maths test.
Matematik sınavından iyi not aldım.
- marker/ˈmɑːrkər/
keçeli kalem, kalın uçlu kalem
The teacher writes with a blue marker.
Öğretmen mavi bir keçeli kalemle yazıyor.
- mistake/mɪˈsteɪk/
hata, yanlış
I made three mistakes in my homework.
Ödevimde üç hata yaptım.
- notice board/ˈnoʊtɪs bɔːrd/
duyuru panosu, ilan tahtası (İngiliz kullanımı)
The exam dates are on the notice board.
Sınav tarihleri duyuru panosunda.
- paragraph/ˈpærəɡræf/
paragraf
Read the first paragraph and answer the question.
İlk paragrafı oku ve soruyu cevapla.
- passage/ˈpæsɪdʒ/
parça, metin parçası (kitap, yazı ya da konuşmadan)
Read the passage and answer the questions.
Parçayı oku ve soruları cevapla.
- presentation/ˌpriːzənˈteɪʃən/
sunum
I have to give a presentation on Friday.
Cuma günü sunum yapmam gerekiyor.
- pupil/ˈpjuːpəl/
öğrenci (özellikle ilk ve ortaokulda)
There are thirty pupils in my class.
Sınıfımda otuz öğrenci var.
- quiz/kwɪz/
kısa sınav, quiz
We have a vocabulary quiz every Monday.
Her pazartesi kelime sınavımız var.
- repeat/rɪˈpiːt/
tekrarlamak, yinelemek
Could you repeat the question, please?
Soruyu tekrarlar mısınız lütfen?
- row/roʊ/
sıra, dizi
I always sit in the front row.
Her zaman ön sırada oturuyorum.
- rule/ruːl/
kural
Please follow the rules of the swimming pool.
Lütfen havuzun kurallarına uyun.
- timetable/ˈtaɪmteɪbəl/
ders programı, çizelge
Look at the timetable to see our next lesson.
Bir sonraki dersimizi görmek için ders programına bak.
- assignment/əˈsaɪnmənt/
ödev, proje ödevi
I have to finish my history assignment tonight.
Tarih ödevimi bu gece bitirmem gerekiyor.
- attention/əˈtɛnʃən/
dikkat, ilgi
Please pay attention to the instructions.
Lütfen talimatlara dikkat edin.
- blank/blæŋk/
boş (yazısız), doldurulmamış
Write your answers on a blank sheet of paper.
Cevaplarını boş bir kâğıda yaz.
- chart/tʃɑːrt/
çizelge, grafik, tablo
The chart shows how prices changed last year.
Grafik geçen yıl fiyatların nasıl değiştiğini gösteriyor.
- handwriting/ˈhændraɪtɪŋ/
el yazısı
I can't read his handwriting at all.
Onun el yazısını hiç okuyamıyorum.
- instruction/ɪnˈstrʌkʃən/
talimat, yönerge
Read the instructions before you start the test.
Teste başlamadan önce yönergeleri oku.
- locker room/ˈlɑːkər ruːm/
soyunma odası (spor salonunda, okulda)
The players went back to the locker room at halftime.
Oyuncular devre arasında soyunma odasına döndü.
- reread/riːˈriːd/
yeniden okumak
Reread your answers before you hand in the test.
Sınavı vermeden önce cevaplarını yeniden oku.
- staffroom/ˈstæfruːm/
öğretmenler odası (İngiliz kullanımı)
Our English teacher is in the staffroom right now.
İngilizce öğretmenimiz şu anda öğretmenler odasında.
- assembly/əˈsɛmbli/
okulda toplu tören, toplanma
We have a school assembly every Monday morning.
Her pazartesi sabahı okulda tören yapıyoruz.
Öğretmen misin?
Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.