Sınava Hazırlık ile ilgili İngilizce kelimeler
17 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.
- mistake/mɪˈsteɪk/
hata, yanlış
I made three mistakes in my homework.
Ödevimde üç hata yaptım.
- note/noʊt/
not (kısa yazı)
I left a note for my mum on the fridge.
Buzdolabının üstüne annem için bir not bıraktım.
- practice/ˈpræktɪs/
alıştırma, pratik
Speaking English gets easier with practice.
İngilizce konuşmak pratikle kolaylaşır.
- repeat/rɪˈpiːt/
tekrarlamak, yinelemek
Could you repeat the question, please?
Soruyu tekrarlar mısınız lütfen?
- revision/rɪˈvɪʒən/
tekrar çalışma, sınav öncesi gözden geçirme
I spent the whole weekend doing revision for my exams.
Bütün hafta sonu sınav tekrarı yaptım.
- focus/ˈfoʊkəs/
odaklanmak, yoğunlaşmak
I can't focus on my homework with the TV on.
Televizyon açıkken ödevime odaklanamıyorum.
- keep up with/ˌkiːp ˈʌp wɪð/
yetişmek, ayak uydurmak, geri kalmamak
I walk fast, but my little sister can keep up with me.
Hızlı yürürüm ama küçük kız kardeşim bana yetişebiliyor.
- preparation/ˌprɛpəˈreɪʃən/
hazırlık
Good preparation is the key to a good exam.
İyi hazırlık iyi bir sınavın anahtarıdır.
- repetition/ˌrepəˈtɪʃən/
tekrar, tekrarlama
Repetition helps me remember new words.
Tekrar, yeni kelimeleri hatırlamama yardım ediyor.
- reread/riːˈriːd/
yeniden okumak
Reread your answers before you hand in the test.
Sınavı vermeden önce cevaplarını yeniden oku.
- review/rɪˈvjuː/
gözden geçirmek, (dersi) tekrar etmek
I review my notes every evening before bed.
Her akşam yatmadan önce notlarımı gözden geçiriyorum.
- revise/rɪˈvaɪz/
(sınava) çalışmak, ders tekrarı yapmak
I'm revising for my history exam this weekend.
Bu hafta sonu tarih sınavıma çalışıyorum.
- summarize/ˈsʌməraɪz/
özetlemek
Can you summarize the story in three sentences?
Hikâyeyi üç cümleyle özetleyebilir misin?
- summary/ˈsʌməri/
özet
Write a short summary of the story in five sentences.
Hikâyenin beş cümlelik kısa bir özetini yaz.
- examiner/ɪɡˈzæmɪnər/
sınav görevlisi, sınavı değerlendiren kişi
The examiner asked me to describe a photo.
Sınav görevlisi benden bir fotoğrafı anlatmamı istedi.
- mock/mɑːk/
deneme (sınav); taklit, sahte
We have a mock exam every month before the real one.
Asıl sınavdan önce her ay bir deneme sınavımız var.
- visualize/ˈvɪʒuəlaɪz/
gözünde canlandırmak, hayal etmek
When I read a story, I visualize the characters in my head.
Bir hikâye okurken karakterleri kafamda canlandırırım.
Öğretmen misin?
Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.