Ana içeriğe geç

Sosyal Hayat ile ilgili İngilizce kelimeler

51 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

  • best friend/ˌbest ˈfrend/

    en iyi arkadaş, en yakın arkadaş

    Zeynep is my best friend.

    Zeynep benim en iyi arkadaşım.

  • birthday/ˈbɜːrθdeɪ/

    doğum günü

    Happy birthday, Ayşe!

    Doğum günün kutlu olsun, Ayşe!

  • club/klʌb/

    kulüp

    I joined the school chess club this year.

    Bu yıl okulun satranç kulübüne katıldım.

  • group/ɡruːp/

    grup, topluluk

    A group of students is waiting outside.

    Bir grup öğrenci dışarıda bekliyor.

  • help/hɛlp/

    yardım etmek

    Can you help me with my homework?

    Ödevime yardım edebilir misin?

  • party/ˈpɑːrti/

    parti, eğlence

    We're having a party on Saturday. Can you come?

    Cumartesi parti veriyoruz. Gelebilir misin?

  • together/təˈɡeðər/

    birlikte, beraber

    We go to school together every morning.

    Her sabah okula birlikte gidiyoruz.

  • visit/ˈvɪzɪt/

    ziyaret etmek; (bir yeri) gezmek

    We visit my grandmother every Sunday.

    Her pazar büyükannemi ziyaret ediyoruz.

  • alone/əˈloʊn/

    yalnız, tek başına

    My grandmother lives alone in a small flat.

    Büyükannem küçük bir dairede yalnız yaşıyor.

  • balloon/bəˈluːn/

    balon

    We blew up fifty balloons for Ali's birthday party.

    Ali'nin doğum günü partisi için elli balon şişirdik.

  • buddy/ˈbʌdi/

    kanka, arkadaş

    Cem and I have been buddies since we were kids.

    Cem'le çocukluğumuzdan beri kankayız.

  • chat/tʃæt/

    sohbet, laflama

    We had a long chat over coffee.

    Kahve eşliğinde uzun uzun sohbet ettik.

  • come over/kʌm ˈoʊvər/

    (birinin evine) gelmek, uğramak

    Can you come over to my house on Saturday?

    Cumartesi bizim eve gelebilir misin?

  • event/ɪˈvent/

    etkinlik, organizasyon

    The city holds a lot of events in summer.

    Şehir yazın pek çok etkinlik düzenliyor.

  • friendship/ˈfrendʃɪp/

    arkadaşlık, dostluk

    Our friendship started in primary school.

    Arkadaşlığımız ilkokulda başladı.

  • get on well with/ˌɡet ɑːn ˈwel wɪð/

    iyi anlaşmak, iyi geçinmek (özellikle İngiliz kullanımı)

    I get on well with my cousins.

    Kuzenlerimle iyi anlaşırım.

  • gift/ɡɪft/

    hediye

    I bought a small gift for my teacher.

    Öğretmenim için küçük bir hediye aldım.

  • guest/ɡest/

    misafir, konuk

    We're having guests for dinner tonight.

    Bu akşam yemeğe misafirimiz var.

  • invitation/ˌɪnvɪˈteɪʃən/

    davet

    Thank you for the invitation to your party.

    Partine davet ettiğin için teşekkürler.

  • invite/ɪnˈvaɪt/

    davet etmek

    She invited me to her birthday party.

    Beni doğum günü partisine davet etti.

  • join/dʒɔɪn/

    (bir gruba, kulübe) katılmak, üye olmak

    I want to join the school football team.

    Okulun futbol takımına girmek istiyorum.

  • keep in touch/kiːp ɪn ˈtʌtʃ/

    iletişimi sürdürmek, haberleşmek

    We met at summer camp and still keep in touch.

    Yaz kampında tanıştık ve hâlâ haberleşiyoruz.

  • member/ˈmembər/

    üye; (aile) bireyi

    I'm a member of the school choir.

    Okul korosunun üyesiyim.

  • organize/ˈɔːrɡənaɪz/

    düzenlemek, organize etmek (etkinlik)

    Our class organized a picnic for the last day of school.

    Sınıfımız okulun son günü için bir piknik düzenledi.

  • popular/ˈpɑːpjələr/

    popüler, sevilen, rağbet gören

    Football is very popular in Turkey.

    Futbol Türkiye'de çok popüler.

  • share/ʃer/

    paylaşmak; bölüşmek

    I share a room with my brother.

    Odamı ağabeyimle paylaşıyorum.

  • social/ˈsoʊʃəl/

    sosyal, toplumsal

    She spends too much time on social media.

    Sosyal medyada çok fazla vakit geçiriyor.

  • visitor/ˈvɪzɪtər/

    ziyaretçi, misafir

    The museum has thousands of visitors every week.

    Müzenin her hafta binlerce ziyaretçisi oluyor.

  • wedding/ˈwedɪŋ/

    düğün, nikâh töreni

    My cousin's wedding is in June.

    Kuzenimin düğünü haziranda.

  • anniversary/ˌænɪˈvɜːrsəri/

    yıl dönümü

    My parents are celebrating their twentieth wedding anniversary this weekend.

    Annemle babam bu hafta sonu yirminci evlilik yıl dönümlerini kutluyor.

  • ceremony/ˈsɛrəmoʊni/

    tören

    The graduation ceremony starts at ten.

    Mezuniyet töreni saat onda başlıyor.

  • connection/kəˈnekʃən/

    (internet, telefon) bağlantı

    The internet connection is very slow today.

    İnternet bağlantısı bugün çok yavaş.

  • crowd/kraʊd/

    kalabalık

    A crowd gathered to watch the street musicians.

    Sokak müzisyenlerini izlemek için bir kalabalık toplandı.

  • custom/ˈkʌstəm/

    gelenek, âdet, örf

    In some regions, it is a custom to throw water behind a person who is leaving.

    Bazı yörelerde giden birinin arkasından su dökmek bir âdettir.

  • feast/fiːst/

    ziyafet, şölen

    My grandparents prepared a feast for the whole family.

    Büyükannemle büyükbabam bütün aile için bir ziyafet hazırladı.

  • gather/ˈɡæðər/

    toplanmak, bir araya gelmek; toplamak

    The whole family gathers at my grandmother's house for the holiday.

    Bütün aile bayram için babaannemin evinde toplanıyor.

  • get along with/ˌɡet əˈlɔːŋ wɪð/

    iyi geçinmek, anlaşmak (biriyle)

    I get along with my brother, but we sometimes argue about the TV.

    Kardeşimle iyi geçinirim ama bazen televizyon yüzünden tartışırız.

  • host/hoʊst/

    ev sahipliği yapmak; (etkinlik) düzenlemek

    My aunt is hosting a dinner for the whole family on Saturday.

    Teyzem cumartesi bütün aileye bir akşam yemeği veriyor.

  • make up for/meɪk ˈʌp fɔːr/

    telafi etmek, -in acısını çıkarmak

    I'll study extra this week to make up for the lessons I missed.

    Kaçırdığım dersleri telafi etmek için bu hafta fazladan çalışacağım.

  • manners/ˈmænərz/

    görgü, terbiye; görgü kuralları

    Good manners are important both at home and at school.

    Görgü kuralları hem evde hem okulda önemlidir.

  • reunion/riˈjuːnjən/

    yeniden buluşma, bir araya gelme toplantısı

    We have a big family reunion in my grandfather's village every summer.

    Her yaz dedemin köyünde büyük bir aile buluşması yapıyoruz.

  • stranger/ˈstreɪndʒər/

    yabancı, tanımadığın kişi

    Don't open the door to strangers.

    Kapıyı tanımadığın kişilere açma.

  • companion/kəmˈpænjən/

    yol arkadaşı, arkadaş, dost

    Our old cat has been my grandfather's loyal companion for twelve years.

    Yaşlı kedimiz on iki yıldır dedemin sadık dostu.

  • deed/diːd/

    iş, davranış, eylem (genelde iyi/kötü)

    Helping the old man with his bags was a good deed.

    Yaşlı adama çantalarını taşımakta yardım etmek iyi bir davranıştı.

  • encounter/ɪnˈkaʊntər/

    karşılaşmak (sorunla, zorlukla)

    We encountered a few problems on the first day.

    İlk gün birkaç sorunla karşılaştık.

  • flatter/ˈflætər/

    iltifat etmek, pohpohlamak

    He flattered the teacher to get a better grade.

    Daha iyi not almak için öğretmeni pohpohladı.

  • hospitality/ˌhɑːspəˈtæləti/

    misafirperverlik, konukseverlik

    We were amazed by the hospitality of the villagers.

    Köylülerin misafirperverliği bizi hayran bıraktı.

  • newcomer/ˈnuːkʌmər/

    yeni gelen, yeni katılan kişi; acemi

    The neighbours welcomed the newcomers with a cake.

    Komşular yeni gelenleri bir kekle karşıladı.

  • peer/pɪr/

    akran, yaşıt; (iş) dengi, meslektaş

    Teenagers often care more about their peers than their parents.

    Ergenler çoğu zaman ailelerinden çok akranlarını önemser.

  • presence/ˈprɛzəns/

    (bir yerde) bulunma, varlık

    Your presence at the meeting is important.

    Toplantıda bulunman önemli.

  • reputation/ˌrɛpjəˈteɪʃən/

    itibar, ün, nam

    The restaurant has a good reputation for fresh fish.

    Restoranın taze balık konusunda iyi bir ünü var.

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler