Yılın Dönemleri ile ilgili İngilizce kelimeler
24 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.
- April/ˈeɪprəl/
nisan
My birthday is in April.
Doğum günüm nisanda.
- August/ˈɔːɡəst/
ağustos
We spend August at my grandparents' summer house.
Ağustosu dedemlerin yazlığında geçiririz.
- autumn/ˈɔːtəm/
sonbahar, güz
The leaves turn yellow in autumn.
Sonbaharda yapraklar sararır.
- December/dɪˈsembər/
aralık (ay)
The days are very short in December.
Aralıkta günler çok kısadır.
- fall/fɔːl/
sonbahar (mevsim, ABD)
Leaves fall from the trees in the fall.
Sonbaharda yapraklar ağaçlardan düşer.
- February/ˈfebruˌeri/
şubat
February is the shortest month of the year.
Şubat yılın en kısa ayıdır.
- holiday/ˈhɑːlədeɪ/
tatil
We are going on holiday to Antalya.
Antalya'ya tatile gidiyoruz.
- January/ˈdʒænjuˌeri/
ocak (ay)
We have a winter break in January.
Ocakta yarıyıl tatilimiz var.
- July/dʒuˈlaɪ/
temmuz
It is very hot here in July.
Burada temmuzda hava çok sıcak.
- June/dʒuːn/
haziran
School ends in June.
Okul haziranda biter.
- March/mɑːrtʃ/
mart
Spring starts in March.
İlkbahar martta başlar.
- May/meɪ/
mayıs
The weather gets warm in May.
Mayısta hava ısınır.
- November/noʊˈvembər/
kasım
It gets dark early in November.
Kasımda hava erken kararır.
- October/ɑːkˈtoʊbər/
ekim (ay)
The leaves turn yellow in October.
Ekimde yapraklar sararır.
- September/sepˈtembər/
eylül
School starts again in September.
Okul eylülde yeniden başlar.
- spring/sprɪŋ/
ilkbahar (mevsim)
Flowers bloom in spring.
İlkbaharda çiçekler açar.
- summer/ˈsʌmər/
yaz (mevsim)
I love summer.
Yazı seviyorum.
- winter/ˈwɪntər/
kış (mevsim)
It snows in winter here.
Burada kışın kar yağar.
- calendar/ˈkæləndər/
takvim
There is a calendar on the kitchen wall.
Mutfak duvarında bir takvim var.
- season/ˈsiːzən/
mevsim
Summer is the hottest season of the year.
Yaz, yılın en sıcak mevsimidir.
- anniversary/ˌænɪˈvɜːrsəri/
yıl dönümü
My parents are celebrating their twentieth wedding anniversary this weekend.
Annemle babam bu hafta sonu yirminci evlilik yıl dönümlerini kutluyor.
- annual/ˈænjuəl/
yıllık, her yıl olan
The school's annual sports day is in May.
Okulun yıllık spor günü mayısta.
- harvest/ˈhɑːrvɪst/
hasat; hasat dönemi, rekolte
The whole village helps during the olive harvest in autumn.
Sonbaharda zeytin hasadı sırasında bütün köy yardım eder.
- seasonal/ˈsiːzənəl/
mevsimlik, mevsimsel; mevsime göre değişen
Many hotels on the coast hire seasonal workers for the summer.
Kıyıdaki birçok otel yaz için mevsimlik işçi alıyor.
Öğretmen misin?
Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.