Havalimanı ile ilgili İngilizce kelimeler
21 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.
- arrive/əˈraɪv/
varmak, ulaşmak, gelmek
What time does your train arrive?
Trenin saat kaçta varıyor?
- pilot/ˈpaɪlət/
pilot
The pilot says we will land in ten minutes.
Pilot on dakika içinde ineceğimizi söylüyor.
- check in/tʃɛk ɪn/
giriş yapmak (otel veya havalimanı)
We checked in at the hotel and went straight to our room.
Otele giriş yaptık ve doğruca odamıza gittik.
- flight/flaɪt/
uçuş
Our flight to New York takes about ten hours.
New York uçuşumuz yaklaşık on saat sürüyor.
- gate/ɡeɪt/
bahçe kapısı; çitteki ya da duvardaki kapı
Please close the gate so the dog doesn't run out.
Köpek dışarı kaçmasın diye lütfen bahçe kapısını kapat.
- luggage/ˈlʌɡɪdʒ/
bagaj (toplu)
I only have one piece of luggage, a small backpack.
Tek bir parça bagajım var, küçük bir sırt çantası.
- pack/pæk/
bavul hazırlamak, eşyaları toplamak
Have you packed your bag for the trip?
Yolculuk için çantanı hazırladın mı?
- passenger/ˈpæsɪndʒər/
yolcu
The bus was full of passengers this morning.
Otobüs bu sabah yolcularla doluydu.
- suitcase/ˈsuːtkeɪs/
bavul, valiz
My suitcase is too heavy to carry.
Bavulum taşınamayacak kadar ağır.
- aisle/aɪl/
koridor (uçakta, otobüste, sinemada koltuk sıraları arası)
Would you like a window seat or an aisle seat?
Cam kenarı mı istersiniz, koridor tarafı mı?
- announcement/əˈnaʊnsmənt/
duyuru, anons, açıklama
Please listen to the announcement about the delay.
Lütfen rötarla ilgili anonsu dinleyin.
- arrival/əˈraɪvəl/
varış, geliş
What's the arrival time of the flight from Izmir?
İzmir'den gelen uçağın varış saati ne?
- cancel/ˈkænsəl/
iptal etmek (planlanan bir şeyi)
Our flight was cancelled because of heavy snow.
Uçuşumuz yoğun kar yüzünden iptal edildi.
- customs/ˈkʌstəmz/
gümrük
It took us almost an hour to get through customs.
Gümrükten geçmemiz neredeyse bir saat sürdü.
- delay/dɪˈleɪ/
gecikme, rötar
There is a two-hour delay on all flights to Izmir.
İzmir'e giden bütün uçuşlarda iki saatlik rötar var.
- depart/dɪˈpɑːrt/
kalkmak, hareket etmek, ayrılmak
The train to Ankara departs at 8:15 from platform 3.
Ankara treni 3. perondan 8.15'te kalkıyor.
- departure/dɪˈpɑːrtʃər/
kalkış (uçak, tren, otobüs)
Please check the departure board for your gate number.
Kapı numaranızı öğrenmek için lütfen kalkış ekranına bakın.
- land/lænd/
(uçak) inmek, iniş yapmak; (kuş) konmak
The plane landed safely in Istanbul at midnight.
Uçak gece yarısı İstanbul'a güvenle indi.
- terminal/ˈtɜːrmɪnəl/
terminal (havalimanı, otogar ya da liman binası)
Which terminal does your flight leave from?
Uçağın hangi terminalden kalkıyor?
- trolley/ˈtrɑːli/
alışveriş arabası, bagaj arabası
We filled the trolley with food for the week.
Arabayı haftalık yiyecekle doldurduk.
- declare/dɪˈklɛr/
ilan etmek, açıklamak
The judges declared her the winner.
Jüri onu kazanan ilan etti.
Öğretmen misin?
Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.