İletişim ile ilgili İngilizce kelimeler
192 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.
- address/ˈædrɛs/
adres
- ask/æsk/
sormak
- call/kɔːl/
aramak (telefon açmak)
- dear/dɪr/
sevgili, sayın (mektup ve e-posta başında)
- excuse me/ɪkˈskjuːz miː/
affedersiniz, pardon (dikkat çekme)
- hear/hɪr/
duymak, işitmek
- information/ˌɪnfərˈmeɪʃən/
bilgi
- letter/ˈletər/
mektup
- listen/ˈlɪsən/
dinlemek
- magazine/ˈmæɡəziːn/
dergi
- mean/miːn/
anlamına gelmek, demek
- message/ˈmesɪdʒ/
mesaj, ileti
- news/nuːz/
haber (yeni bir bilgi)
- newspaper/ˈnuːzpeɪpər/
gazete
- no/noʊ/
hayır
- OK/oʊˈkeɪ/
tamam, peki
- phone/foʊn/
telefon (özellikle cep telefonu)
- please/pliːz/
lütfen
- say/seɪ/
bir şey söylemek (sözlü veya yazılı ifade)
- send/send/
göndermek, yollamak
- show/ʃoʊ/
göstermek
- sorry/ˈsɑːri/
özür dilerim, üzgünüm
- speak/spiːk/
konuşmak (bir dili)
- talk/tɔːk/
konuşmak, sohbet etmek
- tell/tɛl/
birine bir şey anlatmak / söylemek (kişi + bilgi)
- text/tekst/
kısa mesaj, SMS
- thank/θæŋk/
teşekkür etmek
- thank you/ˈθæŋk juː/
teşekkür ederim, sağ ol
- understand/ˌʌndərˈstænd/
anlamak
- word/wɜːrd/
kelime, sözcük
- yes/jɛs/
evet
- ad/æd/
ilan, iş ilanı
- advice/ədˈvaɪs/
tavsiye, öğüt
- agree/əˈɡriː/
katılmak, hemfikir olmak
- aloud/əˈlaʊd/
sesli olarak, yüksek sesle
- apologize/əˈpɑːlədʒaɪz/
özür dilemek
- argue/ˈɑːrɡjuː/
tartışmak, kavga etmek
- chat/tʃæt/
sohbet, laflama
- code/koʊd/
kod, şifre (giriş ya da doğrulama için)
- complain/kəmˈpleɪn/
şikâyet etmek
- conversation/ˌkɑːnvərˈseɪʃən/
sohbet, konuşma
- describe/dɪˈskraɪb/
tanımlamak, tarif etmek
- dialogue/ˈdaɪəlɔːɡ/
diyalog, karşılıklı konuşma (yazılı)
- disagree/ˌdɪsəˈɡriː/
katılmamak, aynı fikirde olmamak
- discuss/dɪˈskʌs/
tartışmak, konuşmak, görüşmek
- envelope/ˈɛnvəloʊp/
zarf (mektup zarfı)
- explain/ɪkˈspleɪn/
açıklamak, izah etmek
- get back/ɡet ˈbæk/
(birine) dönüş yapmak, sonra cevap vermek
- hang up/hæŋ ˈʌp/
telefonu kapatmak
- introduce/ˌɪntrəˈduːs/
tanıştırmak; kendini tanıtmak
- invite/ɪnˈvaɪt/
davet etmek
- joke/dʒoʊk/
şaka; fıkra
- journalist/ˈdʒɜːrnəlɪst/
gazeteci
- keep in touch/kiːp ɪn ˈtʌtʃ/
iletişimi sürdürmek, haberleşmek
- loudly/ˈlaʊdli/
yüksek sesle, gürültüyle
- mention/ˈmɛnʃən/
bahsetmek, söz etmek
- noise/nɔɪz/
gürültü, ses
- offer/ˈɔːfər/
teklif etmek, ikram etmek
- opinion/əˈpɪnjən/
fikir, görüş
- pick up/pɪk ˈʌp/
telefonu açmak, cevap vermek
- point/pɔɪnt/
nokta, yer; an
- post/poʊst/
posta (mektup ve paketler)
- present/prɪˈzɛnt/
sunmak, sunum yapmak
- press/prɛs/
basmak, bastırmak (düğme, tuş)
- promise/ˈprɑːmɪs/
söz vermek, vaat etmek
- receive/rɪˈsiːv/
almak (gönderilen bir şeyi), eline geçmek
- recommend/ˌrɛkəˈmɛnd/
tavsiye etmek, önermek
- remind/rɪˈmaɪnd/
hatırlatmak
- reply/rɪˈplaɪ/
cevap vermek, yanıtlamak
- report/rɪˈpɔːrt/
rapor
- reporter/rɪˈpɔːrtər/
muhabir
- ring/rɪŋ/
çalmak (zil, telefon)
- secret/ˈsiːkrət/
sır
- share/ʃer/
paylaşmak; bölüşmek
- shout/ʃaʊt/
bağırmak, seslenmek
- sign/saɪn/
levha, tabela; işaret
- smile/smaɪl/
gülümsemek
- social/ˈsoʊʃəl/
sosyal, toplumsal
- sound/saʊnd/
ses
- speaker/ˈspiːkər/
hoparlör
- stamp/stæmp/
pul (posta)
- subject/ˈsʌbdʒɪkt/
ders konusu, okul dersi, çalışma alanı
- suggest/səˈdʒɛst/
önermek, teklif etmek
- topic/ˈtɑːpɪk/
konu (konuşma, yazı, ders içi)
- translate/trænsˈleɪt/
çevirmek, tercüme etmek
- type/taɪp/
(klavyeyle) yazmak
- voice/vɔɪs/
ses (insan sesi)
- warn/wɔːrn/
uyarmak
- accept/əkˈsɛpt/
kabul etmek (teklif, davet, hediye)
- admit/ədˈmɪt/
itiraf etmek, kabul etmek (genelde istemeden)
- advise/ədˈvaɪz/
tavsiye etmek, öğüt vermek
- announce/əˈnaʊns/
duyurmak, ilan etmek, anons etmek
- announcement/əˈnaʊnsmənt/
duyuru, anons, açıklama
- apology/əˈpɑːlədʒi/
özür
- argument/ˈɑːrɡjəmənt/
tartışma, ağız kavgası
- attachment/əˈtætʃmənt/
ek dosya, ek (e-postada)
- back up/ˌbæk ˈʌp/
arka çıkmak, desteklemek
- clearly/ˈklɪrli/
açıkça, net bir şekilde, anlaşılır biçimde
- comment/ˈkɑːment/
yorum, görüş, söz
- confess/kənˈfes/
itiraf etmek
- confirm/kənˈfɜːrm/
onaylamak, teyit etmek (rezervasyon, plan)
- connect/kəˈnɛkt/
bağlamak, bağlanmak (cihaz, internet)
- contact/ˈkɑːntækt/
iletişim, irtibat, temas
- dial/ˈdaɪəl/
(numarayı) tuşlamak, çevirmek
- direct/dəˈrekt/
doğrudan, direkt, aktarmasız
- discussion/dɪˈskʌʃən/
tartışma, görüşme, fikir alışverişi
- encourage/ɪnˈkɜːrɪdʒ/
cesaretlendirmek, yüreklendirmek, teşvik etmek
- engaged/ɪnˈɡeɪdʒd/
meşgul (telefon hattı; İngiliz kullanımı)
- exchange/ɪksˈtʃeɪndʒ/
değiş tokuş etmek, karşılıklı vermek; takas etmek
- excuse/ɪkˈskjuːs/
bahane, mazeret
- explanation/ˌekspləˈneɪʃən/
açıklama, izah; gerekçe
- express/ɪkˈspres/
ifade etmek, dile getirmek
- eyewitness/ˈaɪwɪtnəs/
görgü tanığı
- feedback/ˈfiːdbæk/
geri bildirim, görüş, yorum
- fluent/ˈfluːənt/
akıcı (dil)
- gesture/ˈdʒestʃər/
el kol hareketi, jest
- hang on/hæŋ ˈɑːn/
(kısa bir süre) beklemek
- headline/ˈhedlaɪn/
manşet, haber başlığı
- inform/ɪnˈfɔːrm/
bilgilendirmek, haber vermek
- instruction/ɪnˈstrʌkʃən/
talimat, yönerge
- interpreter/ɪnˈtɜːrprɪtər/
tercüman (sözlü çevirmen)
- interrupt/ˌɪntəˈrʌpt/
sözünü kesmek
- listener/ˈlɪsənər/
dinleyici
- make up for/meɪk ˈʌp fɔːr/
telafi etmek, -in acısını çıkarmak
- misunderstanding/ˌmɪsʌndərˈstændɪŋ/
yanlış anlaşılma, yanlış anlama
- native/ˈneɪtɪv/
ana (dil); (bir dili) doğuştan konuşan
- network/ˈnetwɜːrk/
(bilgisayar, telefon) ağ, şebeke
- nod/nɑːd/
başını sallamak (evet anlamında, aşağı yukarı)
- notice/ˈnoʊtɪs/
fark etmek, görmek
- pause/pɔːz/
duraklamak, kısa ara vermek; (video) durdurmak
- permission/pərˈmɪʃən/
izin
- publish/ˈpʌblɪʃ/
yayımlamak, basmak
- put through/pʊt ˈθruː/
(telefonda) bağlamak, aktarmak
- recommendation/ˌrekəmenˈdeɪʃən/
öneri, tavsiye
- refer/rɪˈfɜːr/
kastetmek, belirtmek, -den söz etmek
- refuse/rɪˈfjuːz/
reddetmek, kabul etmemek; (yapmayı) istememek
- reminder/rɪˈmaɪndər/
hatırlatma, hatırlatıcı
- request/rɪˈkwest/
istek, talep, rica
- respond/rɪˈspɑːnd/
yanıt vermek, cevaplamak
- response/rɪˈspɑːns/
yanıt, cevap; tepki
- role-play/ˈroʊl pleɪ/
canlandırma, rol yapma (derste bir durumu oynama)
- signal/ˈsɪɡnəl/
sinyal, çekim (telefon, radyo)
- silence/ˈsaɪləns/
sessizlik, suskunluk
- silent/ˈsaɪlənt/
sessiz, hiç ses olmayan
- slogan/ˈsloʊɡən/
slogan, akılda kalıcı kısa söz
- speech/spiːtʃ/
konuşma, nutuk, söylev (topluluğa)
- suggestion/səˈdʒestʃən/
öneri, teklif
- tip/tɪp/
ipucu, faydalı öneri
- translator/trænsˈleɪtər/
çevirmen (yazılı)
- truth/truːθ/
gerçek, doğru, hakikat
- urgent/ˈɜːrdʒənt/
acil, ivedi
- warning/ˈwɔːrnɪŋ/
uyarı, ikaz
- whisper/ˈwɪspər/
fısıldamak
- accuse/əˈkjuːz/
suçlamak, itham etmek
- appeal/əˈpiːl/
çağrı, yardım çağrısı
- command/kəˈmænd/
emir, komut
- consult/kənˈsʌlt/
danışmak, fikir almak
- correspondence/ˌkɔːrəˈspɑːndəns/
yazışma, mektuplaşma
- deny/dɪˈnaɪ/
inkâr etmek, yalanlamak
- dialect/ˈdaɪəlɛkt/
lehçe, ağız
- disagreement/ˌdɪsəˈɡriːmənt/
anlaşmazlık, görüş ayrılığı
- flatter/ˈflætər/
iltifat etmek, pohpohlamak
- formally/ˈfɔːrməli/
resmî olarak, resmen
- guidance/ˈɡaɪdəns/
rehberlik, yol gösterme, yönlendirme
- hum/hʌm/
mırıldanmak (ağzı kapalı şarkı söylemek)
- indicate/ˈɪndɪkeɪt/
göstermek, işaret etmek (bir şeyin varlığını)
- memo/ˈmɛmoʊ/
iç yazışma, kısa not (iş yerinde)
- newsroom/ˈnuːzruːm/
haber merkezi, haber odası
- openly/ˈoʊpənli/
açıkça, açık açık, saklamadan
- persuade/pərˈsweɪd/
ikna etmek, razı etmek
- praise/preɪz/
övmek, takdir etmek
- publication/ˌpʌblɪˈkeɪʃən/
yayımlanma, yayın (işlemi)
- refusal/rɪˈfjuːzəl/
ret, geri çevirme
- remark/rɪˈmɑːrk/
söz, yorum, laf
- reveal/rɪˈviːl/
ortaya çıkarmak, açığa vurmak, göstermek
- sincerely/sɪnˈsɪrli/
içtenlikle, gerçekten
- urge/ɜːrdʒ/
ısrarla tavsiye etmek, teşvik etmek, çağrıda bulunmak
- acknowledgement/əkˈnɑːlɪdʒmənt/
kabul, kabul etme
- circulate/ˈsɜːrkjəleɪt/
dağıtmak (belge); yayılmak (haber, söylenti)
- clarification/ˌklærəfɪˈkeɪʃən/
açıklama, netleştirme
- confront/kənˈfrʌnt/
yüzleşmek, (birinin) karşısına dikilip hesap sormak
- consent/kənˈsɛnt/
onay, izin, rıza
- counsel/ˈkaʊnsəl/
öğüt, tavsiye, danışmanlık
- disclose/dɪsˈkloʊz/
açıklamak, ifşa etmek (gizli bilgiyi)
- echo/ˈekoʊ/
yankı
- editorial/ˌedɪˈtɔːriəl/
başyazı, gazetenin görüş yazısı
- keynote/ˈkiːnoʊt/
açılış konuşması, ana konuşma
- mediator/ˈmiːdieɪtər/
arabulucu
- misread/ˌmɪsˈriːd/
yanlış yorumlamak, yanlış anlamak
- prompt/prɑːmpt/
hızlı, gecikmeden yapılan, zamanında
- query/ˈkwɪri/
soru, sorgu (bilgi ya da açıklama isteyen)
- reproach/rɪˈproʊtʃ/
sitem, kınama, ayıplama
Öğretmen misin?
Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.