Ana içeriğe geç

Yaşam Tarzı ile ilgili İngilizce kelimeler

17 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

  • life/laɪf/

    hayat, yaşam (bir kişinin)

    My grandmother had a long and happy life.

    Büyükannem uzun ve mutlu bir hayat yaşadı.

  • active/ˈæktɪv/

    hareketli, aktif, enerjik

    My grandfather is still very active at 80.

    Dedem 80 yaşında hâlâ çok hareketli.

  • fashion/ˈfæʃən/

    moda

    Deniz is very interested in fashion.

    Deniz modaya çok ilgi duyuyor.

  • habit/ˈhæbɪt/

    alışkanlık

    Reading before bed is a good habit.

    Yatmadan önce kitap okumak iyi bir alışkanlıktır.

  • hobby/ˈhɑːbi/

    hobi, boş zamanlarda düzenli olarak yapılan uğraşı

    What are your hobbies?

    Hobiler neler?

  • traditional/trəˈdɪʃənl/

    geleneksel

    We eat traditional Turkish food at our grandmother's house.

    Büyükannemin evinde geleneksel Türk yemekleri yeriz.

  • chill out/ˌtʃɪl ˈaʊt/

    kafa dinlemek, dinlenmek

    On Sundays, I just chill out at home.

    Pazar günleri evde sadece kafa dinliyorum.

  • convenient/kənˈviːniənt/

    uygun, elverişli, pratik

    Is Tuesday afternoon convenient for you?

    Salı öğleden sonra senin için uygun mu?

  • fashionable/ˈfæʃənəbl/

    modaya uygun, moda olan

    These shoes were very fashionable last year.

    Bu ayakkabılar geçen yıl çok modaydı.

  • luxury/ˈlʌkʃəri/

    lüks, konfor ve bolluk

    They stayed in a luxury hotel on their honeymoon.

    Balayında lüks bir otelde kaldılar.

  • meditate/ˈmedəteɪt/

    meditasyon yapmak

    I meditate for five minutes before I go to bed.

    Yatmadan önce beş dakika meditasyon yapıyorum.

  • trendy/ˈtrendi/

    modaya uygun, moda olan, popüler

    My cousin always wears trendy clothes.

    Kuzenim hep modaya uygun kıyafetler giyer.

  • vegan/ˈviːɡən/

    vegan (hayvansal hiçbir ürün yemeyen kişi)

    My sister became a vegan two years ago.

    Ablam iki yıl önce vegan oldu.

  • convenience/kənˈviːniəns/

    kolaylık, rahatlık, pratiklik

    Many people choose online banking for its convenience.

    Pek çok kişi kolaylığı yüzünden internet bankacılığını seçiyor.

  • leisure/ˈliːʒər/

    boş zaman, serbest zaman

    In her leisure time, she paints and goes hiking.

    Boş zamanlarında resim yapıyor ve doğa yürüyüşüne çıkıyor.

  • stillness/ˈstɪlnəs/

    durgunluk, dinginlik, sükûnet

    In the stillness of the early morning, we could hear the river.

    Sabahın erken saatlerinin dinginliğinde nehri duyabiliyorduk.

  • unhurried/ʌnˈhɜːrid/

    acelesiz, telaşsız, ağırdan alan

    We had a long, unhurried breakfast on the terrace.

    Terasta uzun, telaşsız bir kahvaltı yaptık.

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler