Ana içeriğe geç

Dilbilgisi ile ilgili İngilizce kelimeler

140 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.

  • about/əˈbaʊt/

    bir konu hakkında, bir konuyla ilgili

  • adjective/ˈædʒɪktɪv/

    sıfat

  • adverb/ˈædvɜːrb/

    zarf, belirteç

  • at/æt/

    belirli bir konum noktasında (yer)

  • base form/ˈbeɪs fɔːrm/

    fiilin yalın hâli

  • behind/bɪˈhaɪnd/

    arkasında, gerisinde

  • between/bɪˈtwiːn/

    iki şeyin veya kişinin arasında

  • everybody/ˈevribɑːdi/

    herkes

  • everything/ˈɛvriθɪŋ/

    her şey

  • for/fɔːr/

    amaç veya yarar için, birine/bir şeye yönelik

  • from/frʌm/

    nereli olduğunu veya kaynağı belirtmek için

  • how/haʊ/

    nasıl (yol, yöntem sormak için)

  • how long/haʊ lɔːŋ/

    ne kadar uzun süre, ne kadar zaman (süre sormak için)

  • how many/haʊ ˈmɛni/

    kaç tane (sayılabilir şeyler için)

  • how much/haʊ mʌtʃ/

    ne kadar (sayılamayan şeyler ve fiyat sormak için)

  • how often/haʊ ˈɔːfən/

    ne sıklıkla, ne kadar sıklıkla (sıklık sormak için)

  • in/ɪn/

    bir şeyin içinde (yer)

  • in front of/ɪn frʌnt əv/

    önünde, ön tarafında

  • next to/ˈnekst tuː/

    yanında, hemen bitişiğinde

  • nothing/ˈnʌθɪŋ/

    hiçbir şey

  • noun/naʊn/

    isim, ad

  • of/əv/

    aitlik veya bağlantı belirtmek için (şeylerin veya organizasyonların)

  • on/ɑːn/

    bir yüzeyin üzerinde, temas halinde

  • past/pæst/

    geçmiş

  • person/ˈpɜːrsən/

    kişi, insan

  • plural/ˈplʊrəl/

    çoğul (biçim)

  • pronoun/ˈproʊnaʊn/

    zamir, adıl

  • sentence/ˈsɛntəns/

    cümle

  • somebody/ˈsʌmbɑːdi/

    birisi, biri

  • something/ˈsʌmθɪŋ/

    bir şey

  • to/tuː/

    bir yere doğru, bir yöne hareket ederken

  • under/ˈʌndər/

    bir şeyin altında, altında ve yakınında

  • verb/vɜːrb/

    fiil, eylem

  • what/wʌt/

    ne, nedir (şeyler, bilgi, durum sormak için)

  • when/wɛn/

    ne zaman (zaman sormak için)

  • where/wɛr/

    nerede, nereye, nereden (yer sormak için)

  • which/wɪtʃ/

    hangisi (belirli seçenekler arasından biri sorulurken)

  • who/huː/

    kim (kişi sormak için, özne veya nesne)

  • whose/huːz/

    kimin (aitlik sormak için)

  • why/waɪ/

    neden, niçin (sebep sormak için)

  • with/wɪð/

    birlikte, eşliğinde (kişi veya şeyle)

  • word/wɜːrd/

    kelime, sözcük

  • anyone/ˈeniwʌn/

    kimse (olumsuz cümlede); biri (soruda)

  • anything/ˈɛniθɪŋ/

    (olumsuz ve soruda) hiçbir şey, bir şey

  • article/ˈɑːrtɪkəl/

    makale, yazı, haber yazısı

  • be able to/bi ˈeɪbəl tu/

    -ebilmek, yapabilmek

  • comparative/kəmˈpærətɪv/

    (sıfat ve zarfın) karşılaştırma biçimi (daha …)

  • else/ɛls/

    başka

  • form/fɔːrm/

    form, başvuru kâğıdı

  • future/ˈfjuːtʃər/

    gelecek

  • imperative/ɪmˈpɛrətɪv/

    emir kipi

  • infinitive/ɪnˈfɪnətɪv/

    mastar, fiilin 'to'lu ya da yalın hâli

  • modal/ˈmoʊdəl/

    kip fiili, modal (can, must, should…)

  • negative/ˈnɛɡətɪv/

    (dilbilgisi) olumsuz

  • object/ˈɑːbdʒɪkt/

    nesne, cisim, eşya

  • perfect/ˈpɜːrfɪkt/

    mükemmel, kusursuz

  • possessive/pəˈzɛsɪv/

    (dilbilgisi) iyelik bildiren

  • preposition/ˌprɛpəˈzɪʃən/

    edat, ilgeç

  • regular/ˈreɡjələr/

    düzenli

  • simple/ˈsɪmpəl/

    basit, kolay

  • since/sɪns/

    -den beri

  • superlative/suˈpɜːrlətɪv/

    (sıfatın) üstünlük derecesi, en …

  • used to/ˈjuːs tu/

    eskiden -erdi (artık değil)

  • while/waɪl/

    -iken, -dığı sırada

  • wish/wɪʃ/

    keşke demek, dilemek (olmayan bir şeyi)

  • although/ɔːlˈðoʊ/

    -e rağmen, -diği hâlde

  • arrangement/əˈreɪndʒmənt/

    (önceden yapılmış) plan, ayarlama, hazırlık

  • clause/klɔːz/

    cümlecik (özne + yüklem içeren öbek); yan cümle

  • collocation/ˌkɑːləˈkeɪʃən/

    eşdizim, birlikte kullanılan sözcük öbeği

  • comparison/kəmˈpærɪsən/

    karşılaştırma

  • condition/kənˈdɪʃən/

    koşul, şart

  • demonstrative/dɪˈmɑːnstrətɪv/

    işaret sözcüğü (this, that, these, those)

  • despite/dɪˈspaɪt/

    -e rağmen, -e karşın

  • function/ˈfʌŋkʃən/

    işlev, görev

  • gerund/ˈdʒerənd/

    isim-fiil, ulaç (-ing ile isim gibi kullanılan fiil)

  • none/nʌn/

    hiçbiri, hiç

  • ought to/ˈɔːt tuː/

    -meli, -malı; yapsa iyi olur

  • participle/ˈpɑːrtɪsɪpəl/

    ortaç, sıfat-fiil (fiilin -ing ya da V3 biçimi)

  • passive/ˈpæsɪv/

    edilgen (dil bilgisi)

  • pattern/ˈpætərn/

    örüntü, düzen, kalıp (tekrar eden biçim)

  • phrasal verb/ˈfreɪzəl vɜːrb/

    öbek fiil (fiil + edat/zarf ile yeni anlam kazanan fiil)

  • phrase/freɪz/

    ifade, deyiş, söz öbeği

  • possibility/ˌpɑːsəˈbɪləti/

    olasılık, ihtimal

  • refer/rɪˈfɜːr/

    kastetmek, belirtmek, -den söz etmek

  • relative/ˈrelətɪv/

    akraba

  • structure/ˈstrʌktʃər/

    yapı, düzen, kuruluş biçimi

  • tense/tens/

    (dilbilgisi) zaman, fiil zamanı

  • though/ðoʊ/

    -e rağmen, -diği hâlde

  • unit/ˈjuːnɪt/

    birim, ölçü birimi

  • unless/ənˈles/

    -mezse, -madıkça, olmadıkça

  • whatever/wʌtˈevər/

    her ne, ne olursa olsun; ne ... -se

  • whenever/wɛnˈɛvər/

    her ne zaman, ne zaman … -se

  • whether/ˈweðər/

    -ip -mediği(ni), -ip -mayacağı(nı)

  • absolute/ˈæbsəluːt/

    tam, kesin, mutlak

  • adverbial/ædˈvɜːrbiəl/

    zarf tümleci, zarf görevli öbek

  • bare/ber/

    çıplak, açık (örtüsüz)

  • causative/ˈkɔːzətɪv/

    ettirgen yapı (have/get sth done)

  • command/kəˈmænd/

    emir, komut

  • connector/kəˈnɛktər/

    bağlantı parçası, konnektör, soket

  • contrast/ˈkɑːntræst/

    karşıtlık, zıtlık, belirgin fark

  • deduction/dɪˈdʌkʃən/

    çıkarım, akıl yürütme (tümdengelim)

  • determiner/dɪˈtɜːrmɪnər/

    belirleyici (a, the, some, my, this vb.)

  • exception/ɪkˈsepʃən/

    istisna

  • modify/ˈmɑːdɪfaɪ/

    değiştirmek, düzenlemek (biraz)

  • nor/nɔːr/

    ne de; (neither ... nor) ne ... ne de

  • obligation/ˌɑːbləˈɡeɪʃən/

    zorunluluk, yükümlülük

  • opener/ˈoʊpənər/

    açacak

  • prepositional/ˌprɛpəˈzɪʃənəl/

    edatlı, edat içeren (dilbilgisi)

  • reduction/rɪˈdʌkʃən/

    azalma, azaltma; indirim

  • unreal/ʌnˈriːəl/

    gerçek dışı, hayalî (dilbilgisi: gerçek olmayan durum)

  • whereas/werˈæz/

    oysa, -iken, buna karşın

  • whoever/huːˈɛvər/

    her kim, kim ... ise

  • cleft sentence/ˌkleft ˈsentəns/

    vurgu cümlesi, yarık cümle (It is ... that / What ... is ile vurgu)

  • concessive/kənˈsesɪv/

    karşıtlık / ödün bildiren (although, even though vb.)

  • dangle/ˈdæŋɡəl/

    sarkmak, sallanmak; sarkıtmak

  • ellipsis/ɪˈlɪpsɪs/

    eksilti (tekrarlanan sözcüğü düşürme)

  • embed/ɪmˈbɛd/

    yerleştirmek, gömmek, içine oturtmak

  • emphatic/ɪmˈfætɪk/

    kesin, açık ve güçlü (ifade); vurgulu

  • equivalent/ɪˈkwɪvələnt/

    eşdeğer, karşılık

  • hypothetical/ˌhaɪpəˈθetɪkəl/

    varsayımsal, farazi

  • impersonal/ɪmˈpɜːrsənəl/

    soğuk, kişisel ilgiden yoksun

  • inversion/ɪnˈvɜːrʒən/

    devrik yapı (yardımcı fiilin özneden önce gelmesi)

  • inverted/ɪnˈvɜːrtɪd/

    devrik, ters çevrilmiş

  • mandative/ˈmændətɪv/

    emir, istek ya da gereklilik bildiren (dilbilgisi; 'mandative subjunctive')

  • nominal/ˈnɑːmɪnəl/

    isimle ilgili, ad niteliğinde (dilbilgisi)

  • restrictive/rɪˈstrɪktɪv/

    kısıtlayıcı, sınırlayıcı

  • scarcely/ˈskɛrsli/

    neredeyse hiç, ancak, zar zor

  • subjunctive/səbˈdʒʌŋktɪv/

    dilek kipi (istek, öneri, varsayım bildiren fiil biçimi)

  • anaphoric/ˌænəˈfɔːrɪk/

    geriye gönderimli, önceden geçen bir öğeye gönderme yapan

  • approximator/əˈprɑːksəˌmeɪtər/

    yaklaşıklık ifadesi (about, around, roughly gibi)

  • cataphoric/ˌkætəˈfɔːrɪk/

    ileriye gönderimli, sonra gelecek bir öğeye gönderme yapan

  • clausal/ˈklɔːzəl/

    yan cümleyle/cümlecikle ilgili

  • contrastive/kənˈtræstɪv/

    karşıtlık bildiren, karşıtlık kuran; karşılaştırmalı (dilbilim)

  • elide/ɪˈlaɪd/

    (ses, öğe) düşürmek, söylemeden geçmek

  • exclamative/ɪkˈsklæmətɪv/

    ünlem bildiren (cümle, yapı)

  • lest/lest/

    -mesin diye, -me korkusuyla

  • locative/ˈlɑːkətɪv/

    yer bildiren (dilbilgisi), bulunma durumuyla ilgili

  • parenthetical/ˌpærənˈθɛtɪkəl/

    ara söz niteliğinde, cümleye arada eklenen

  • quotative/ˈkwoʊtətɪv/

    aktarma belirteci (birinin sözünü aktaran ifade)

  • resumptive/rɪˈzʌmptɪv/

    yineleyici, önceki öğeyi yeniden anan (zamir)

Bu kelimeleri vodid'de eşleştirerek çalışKayıt olmadan bir eşleştirme seti çöz. Unuttuğun kelime, tekrar zamanı gelince yeniden karşına çıkar.Kayıt olmadan dene

Öğretmen misin?

Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.

Benzer listeler