Teknoloji ile ilgili İngilizce kelimeler
132 kelime. Her biri okunuşu, Türkçesi ve örnek cümlesiyle.
- camera/ˈkæmərə/
fotoğraf makinesi, kamera
- computer/kəmˈpjuːtər/
bilgisayar
- message/ˈmesɪdʒ/
mesaj, ileti
- mouse/maʊs/
fare (kemirgen)
- phone/foʊn/
telefon (özellikle cep telefonu)
- radio/ˈreɪdioʊ/
radyo
- television/ˈteləvɪʒən/
televizyon (yayın)
- video/ˈvɪdioʊ/
video, görüntü kaydı
- battery/ˈbætəri/
pil, batarya, şarj
- calculator/ˈkælkjəleɪtər/
hesap makinesi
- charger/ˈtʃɑːrdʒər/
şarj aleti, şarj cihazı
- code/koʊd/
kod, şifre (giriş ya da doğrulama için)
- delete/dɪˈliːt/
silmek (yazı, dosya, fotoğraf)
- download/ˈdaʊnloʊd/
indirmek (internetten)
- file/faɪl/
(bilgisayarda) dosya
- folder/ˈfoʊldər/
dosya, klasör (kâğıtlar için)
- hang up/hæŋ ˈʌp/
telefonu kapatmak
- link/lɪŋk/
bağlantı, link (internet)
- log in/lɔːɡ ˈɪn/
giriş yapmak, oturum açmak
- machine/məˈʃiːn/
makine
- password/ˈpæswɜːrd/
şifre, parola
- platform/ˈplætfɔːrm/
peron
- playlist/ˈpleɪlɪst/
çalma listesi
- press/prɛs/
basmak, bastırmak (düğme, tuş)
- print/prɪnt/
yazdırmak, çıktı almak
- printer/ˈprɪntər/
yazıcı
- record/rɪˈkɔːrd/
kaydetmek (ses, görüntü, bilgi)
- remote control/rɪˌmoʊt kənˈtroʊl/
kumanda, uzaktan kumanda
- screen/skriːn/
ekran
- search/sɜːrtʃ/
aramak, araştırmak
- smart/smɑːrt/
zeki, akıllı
- smartwatch/ˈsmɑːrtwɑːtʃ/
akıllı saat
- speaker/ˈspiːkər/
hoparlör
- switch/swɪtʃ/
(switch on / off) açmak, kapatmak (ışık, cihaz)
- switch off/swɪtʃ ˈɔːf/
kapatmak (elektrikli alet, ışık)
- tablet/ˈtæblət/
tablet (bilgisayar)
- technology/tɛkˈnɑːlədʒi/
teknoloji
- type/taɪp/
(klavyeyle) yazmak
- upload/ˈʌploʊd/
yüklemek (internete)
- access/ˈækses/
erişim, ulaşma imkânı
- account/əˈkaʊnt/
hesap (banka)
- addicted/əˈdɪktɪd/
bağımlı; bir şeye aşırı düşkün
- application/ˌæplɪˈkeɪʃən/
başvuru, müracaat
- attach/əˈtætʃ/
(e-postaya dosya) eklemek, iliştirmek
- attachment/əˈtætʃmənt/
ek dosya, ek (e-postada)
- avatar/ˈævətɑːr/
avatar, oyun karakteri
- browser/ˈbraʊzər/
tarayıcı, internet tarayıcısı
- charge/tʃɑːrdʒ/
şarj etmek
- connect/kəˈnɛkt/
bağlamak, bağlanmak (cihaz, internet)
- connection/kəˈnekʃən/
(internet, telefon) bağlantı
- data/ˈdeɪtə/
veri, bilgi
- device/dɪˈvaɪs/
cihaz, alet
- dial/ˈdaɪəl/
(numarayı) tuşlamak, çevirmek
- digital/ˈdɪdʒɪtəl/
dijital, sayısal
- driverless/ˈdraɪvərləs/
sürücüsüz
- drone/droʊn/
dron, insansız hava aracı
- edit/ˈɛdɪt/
düzenlemek, düzeltmek, kurgulamak
- fault/fɔːlt/
kabahat, suç (bir şeyin sorumluluğu)
- feature/ˈfiːtʃər/
özellik
- format/ˈfɔːrmæt/
biçimlendirmek, formatlamak (bilgisayar, disk)
- headset/ˈhɛdsɛt/
kulaklıklı başlık, mikrofonlu kulaklık
- high-tech/ˌhaɪˈtɛk/
ileri teknolojili, yüksek teknoloji ürünü
- homepage/ˈhoʊmpeɪdʒ/
ana sayfa (web sitesinin)
- image/ˈɪmɪdʒ/
görüntü, resim
- install/ɪnˈstɔːl/
(program) yüklemek, kurmak
- media/ˈmiːdiə/
medya (haberler ve bilgiyi aktaran kanalların tümü)
- memory/ˈmeməri/
hafıza, bellek
- network/ˈnetwɜːrk/
(bilgisayar, telefon) ağ, şebeke
- portable/ˈpɔːrtəbəl/
taşınabilir, portatif
- power/ˈpaʊər/
elektrik, enerji
- privacy/ˈpraɪvəsi/
gizlilik, mahremiyet, özel hayatın gizliliği
- process/ˈprɑːses/
süreç, işlem
- profile/ˈproʊfaɪl/
profil yazısı, tanıtım yazısı
- remote/rɪˈmoʊt/
uzaktan kumanda
- scan/skæn/
(belge, barkod) taramak, okutmak
- search engine/ˈsɜːrtʃ ˌɛndʒɪn/
arama motoru
- security/sɪˈkjʊrəti/
güvenlik, güvenlik önlemleri
- signal/ˈsɪɡnəl/
sinyal, çekim (telefon, radyo)
- site/saɪt/
internet sitesi
- software/ˈsɔːftwer/
yazılım
- stream/striːm/
dere, çay (küçük akarsu)
- system/ˈsɪstəm/
sistem, düzen
- technical/ˈteknɪkəl/
teknik (makine, teknoloji, uzmanlıkla ilgili)
- technician/tekˈnɪʃən/
teknisyen
- user-friendly/ˌjuːzər ˈfrɛndli/
kullanımı kolay, kullanıcı dostu
- version/ˈvɜːrʒən/
sürüm, versiyon, biçim
- virtual reality/ˌvɜːrtʃuəl riˈæləti/
sanal gerçeklik
- volume/ˈvɑːljuːm/
ses düzeyi, ses
- wind turbine/ˈwɪnd tɜːrbaɪn/
rüzgâr türbini
- wire/waɪər/
tel
- wireless/ˈwaɪərləs/
kablosuz
- accessible/əkˈsɛsəbəl/
erişilebilir, ulaşılabilir; engelliler dahil herkesin girip kullanabileceği
- carbon/ˈkɑːrbən/
karbon (kimyasal element; çevre bağlamında sera gazı salınımı)
- connector/kəˈnɛktər/
bağlantı parçası, konnektör, soket
- convenience/kənˈviːniəns/
kolaylık, rahatlık, pratiklik
- crane/kreɪn/
vinç
- developer/dɪˈvɛləpər/
(yazılım) geliştirici
- fossil/ˈfɑːsəl/
fosil (taşlaşmış canlı kalıntısı); fosil yakıt bağlamında: kömür, petrol, doğalgaz
- futuristic/ˌfjuːtʃəˈrɪstɪk/
fütüristik, geleceği andıran, çok modern görünüşlü
- launch/lɔːntʃ/
başlatmak; piyasaya sürmek
- manual/ˈmænjuəl/
elle yapılan, elle çalışan; (araba) manuel vitesli
- monitor/ˈmɑːnɪtər/
ekran, monitör
- operate/ˈɑːpəreɪt/
(makine) çalıştırmak, kullanmak; çalışmak
- operator/ˈɑːpəreɪtər/
operatör, (makine) kullanan kişi
- patch/pætʃ/
yama
- pump/pʌmp/
pompa
- release/rɪˈliːs/
piyasaya sürmek, yayımlamak, çıkarmak
- renewable/rɪˈnjuːəbəl/
yenilenebilir (doğal süreçlerle kendini yenileyebilen)
- sensor/ˈsɛnsər/
algılayıcı, sensör
- server/ˈsɜːrvər/
garson
- verify/ˈvɛrɪfaɪ/
doğrulamak, teyit etmek
- algorithm/ˈælɡərɪðəm/
algoritma (belirli bir problemi çözmek için izlenen adım adım işlem dizisi)
- artificial/ˌɑːrtɪˈfɪʃəl/
yapay (insan eli veya teknoloji tarafından üretilmiş, doğal olmayan)
- autonomous/ɔːˈtɑːnəməs/
otonom, özerk (insan müdahalesi olmaksızın bağımsız hareket eden veya karar veren)
- breach/briːtʃ/
ihlal, çiğneme (kural, sözleşme, yasa)
- cybersecurity/ˌsaɪbərsɪˈkjʊərɪti/
siber güvenlik (dijital sistem, ağ ve verilerin saldırılardan korunması)
- default/dɪˈfɔːlt/
varsayılan (ayar, seçenek)
- deploy/dɪˈplɔɪ/
devreye almak, kullanıma sunmak (yazılım, sistem)
- embed/ɪmˈbɛd/
yerleştirmek, gömmek, içine oturtmak
- encryption/ɪnˈkrɪpʃən/
şifreleme (verilerin yetkisiz erişime karşı kodlanması)
- exponential/ˌekspəˈnenʃəl/
üstel, katlanarak artan (her adımda bir öncekiyle çarpım yoluyla büyüyen)
- footage/ˈfʊtɪdʒ/
görüntü kaydı, (filme/kameraya alınmış) görüntüler
- innovation/ˌɪnəˈveɪʃən/
inovasyon, yenilik (yeni bir fikir, yöntem veya ürünün hayata geçirilmesi)
- neural/ˈnjʊərəl/
nöral, sinirsel (sinir sistemi veya sinir hücreleriyle ilgili)
- prototype/ˈproʊtətaɪp/
prototip (bir ürünün ilk deneme modeli, örnek sürüm)
- simulation/ˌsɪmjʊˈleɪʃən/
simülasyon (gerçek bir sistem veya sürecin bilgisayar ortamında ya da fiziksel olarak taklit edilmesi)
- simulator/ˈsɪmjəleɪtər/
simülatör, benzetim aleti
- synthetic/sɪnˈθetɪk/
sentetik, yapay (doğal olmayan, kimyasal yolla üretilen)
- trajectory/trəˈdʒektəri/
yörünge (fırlatılan bir cismin havadaki eğri yolu)
- workings/ˈwɜːrkɪŋz/
işleyiş, çalışma biçimi (bir sistemin, makinenin)
- algorithmic/ˌælɡəˈrɪðmɪk/
algoritmik, algoritmaya dayalı
- calibrate/ˈkæləbreɪt/
ayarlamak, kalibre etmek (ölçü aletini)
Öğretmen misin?
Kelime konularını öğrencilerine ödev olarak ver, kimin ne kadar bildiğini gör.